Sibel Hürtaş

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial

Gazeteci Sibel Hürtaş, 22 Ocak 2018 gecesi Ankara’daki evine yapılan polis baskınında gözaltına alındı. Gazeteci Hayri Demir ve gazeteci olmayan 10 kişi daha, Hürtaş ile birlikte emniyete götürüldü.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması; Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin’e yönelik askeri harekatı ile ilgili sosyal medya paylaşımlarına dayandırıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki gözaltı işlemleri üç gün sürdü. 25 Ocak 2018’de Adliye’ye çıkarıldı. Savcılıktaki ifadesinin ardından adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Hürtaş ile birlikte Demir ve 10 kişi hakkındaki iddianame, 9 Nisan 2018’de tamamlandı.

Gazeteci Sibel Hürtaş ile birlikte Hayri Demir ve 10 kişi hakkındaki iddianame; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 9 Nisan 2018’de tamamlandı.

İddianame toplamda 46 sayfadan oluştu. Ancak iddianamenin 30 sayfası “PKK’nin tarih ve yapılanmasına dair değerlendirmelerden” oluştu. Bu değerlendirmeler benzer suçlamalarla hazırlanan iddianamelerinde kullanılan ortak metnin parçasıydı.

Fırat Haber Ajansı’nın, Afrin operasyonu ile ilgili 19 farklı haberi de iddianameye kondu. Soruşturmanın bu haberlerin yayınlanması üzerine başlatıldığı belirtildi. Söz konusu haberler; “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa sevk edici paylaşımlarda bulunmak” kapsamında değerlendirildi.

Hürtaş’ın Ankara Temsilcisi olduğu Artı TV’nin Twitter hesabından yapılan “Afrin operasyonuna” ilişkin paylaşımlar da iddianamede delil olarak sıralandı. Bu paylaşımlar, Hürtaş’ın hazırlayıp sunduğu programla ilgiliydi ve Hürtaş, yeniden paylaşmıştı.

Hürtaş’ın; suikast sonucu öldürülen gazeteci Hrant Dink için Ankara’daki anma töreninde çekip paylaştığı fotoğraf da deliller arasına girdi. Bu paylaşımda, Hürtaş’ın bir yaşındaki oğlu “Hepimiz Hrantız hepimiz Ermeniyiz” dövizini taşıyordu.

İddianamede, Hürtaş; Türk Ceza Yasası’nın 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istendi. Hürtaş, ayrıca; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesinde düzenlenen “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Bu suçu işlediği iddiasıyla da hakkında bir yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istendi. Böylece; Hürtaş hakkında, toplamda 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Hürtaş’ın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında, “belirli haklardan yoksun bırakılması” da istendi.

İddianame, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Sibel Hürtaş ve Hayri Demir ile 10 kişi hakkındaki yargılama, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 6 Eylül 2018’de görülen ilk duruşma ile başladı.

Hürtaş, duruşmada şu savunmayı yaptı:

“İddianamede suçlamayı anlayamadım. Suçlandığım iki tweet var; ancak Afrin operasyonuna ilişkin başka tweet’ler de var. Yasa gereği hem lehte hem de aleyhte delil toplanır. Gazeteci olarak bu iddianame önüme gelseydi, ‘haber değeri yok’ diye yapmazdım. Neyle suçlandığımı bilmiyorum.”

Mahkeme, gazeteci olmayan tutuklu üç sanığın tahliyesine karar verdi.

Yargılamanın ikinci duruşması 22 Kasım 2018’de görüldü. Duruşmada, mahkeme heyetinden bir üyenin değiştiği görüldü. Duruşmada, gazeteciler Hürtaş ile birlikte Hayri Demir’in de duruşmalardan vareste tutulmasına, yani duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasına karar verildi.

Yargılamanın üçüncü duruşması 22 Ocak 2019’da görüldü. Avukat Nilay Nayman; suçlanan paylaşımlarda suç unsuru bulunmadığını belirtti. Mahkeme; dosyanın, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 27 Mart 2019’da görüldü. Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı.

Bunun yerine gazeteci Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu. Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 3 Temmuz 2019’da görüldü. Gazeteci Hayri Demir ile birlikte yedi sanık hakkında soruşturma açılabilmesi için gereken Adalet Bakanlığı izninin gelmediği görüldü.

Yargılamanın altıncı duruşması 3 Aralık 2019’da görüldü. Hürtaş, Meclis’in kabul ettiği 1. Yargı Reformu’nun yürürlüğe girdiğini anımsattı. Düzenlemenin, kendilerinin yargılandığı “terör örgütü propagandası” suçlamasında da değişiklikler yaptığını belirtti. Hürtaş, şöyle konuştu:

“Haber verme sınırını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Biz de bu davada haber ve paylaşımlar nedeniyle yargılanıyoruz. Yargı paketi, haber verme sınırları içinde ise yargılama yapamazsınız, diyor. Biz gazetecilik yaptık. Bu nedenle davada durma kararı verilmesini istiyoruz.”

Öte yandan, duruşmada; Demir için Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izninin gelmediği görüldü. Yurtdışına çıkış yasaklarının kaldırılması yönündeki talepler reddedildi.

Yargılama, 26 Mart 2020 tarihli yedinci duruşma ile devam edecekti. Ancak, duruşma; “koronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında, görülmeden ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması, 25 Haziran 2020 tarihinde görüldü.

Hayri Demir hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan izin istenmişti. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın, henüz görüş bildirmediği görüldü.

Demir; hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan, yaklaşık bir yıl önce izin istendiğini, bu talebe dayanak gösterilen sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek daha önce zaten yargılandığını söyledi. Adalet Bakanlığı’ndan istenen izin için daha fazla beklenmemesini talep etti.

Bursa’da yaşayan bir kişinin, Demir aleyhine verdiği ifadenin bu yargılama dosyasına eklendiği görüldü. Mahkeme başkanı, beyanı okudu. Buna göre, beyanda bulunan kişi; “Demir’i, 2015 Aralık ayında Suriye’nin Kamışlı bölgesinde gördüğünü, o dönem Dicle Haber Ajansı (DİHA) bünyesinde faaliyet gösterdiğini, DİHA için bu bölgede haber yaptığını” iddia etmişti.

Demir, 2015 yılı Aralık ayında, Suriye’de gazeteci olarak çalıştığını, hakkında ifade veren kişiyi de gazeteci olarak tanıdığını söyledi. Demir, söz konusu ifadelerin, hakkındaki bu yargılamanın dosyası ile ilgili olmadığını; aynı ifadelerin hakkındaki açılan diğer dosyada da yer aldığını dile getirdi.

Gazeteci Sibel Hürtaş ise savunmasında; kendisine Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının yöneltildiğini, ancak kamuoyunda “Yargıda Reform Paketi” olarak bilinen yasal düzenleme ile bu madde üzerinde düzenleme yapıldığını anımsattı. Hürtaş; “Biz, hala, 1. Yargı Paketi’ni pratiğe sokabilmiş değiliz” diyerek, yasanın uygulanması gerektiğini belirtti.

Hürtaş, ayrıca; Hayri Demir hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca istenen soruşturma izninin kendisini kapsamadığını, ancak Adalet Bakanlığı’ndan beklenen yazının gelmemesi nedeniyle, hakkındaki yargılamanın da uzatıldığını belirtti. Bu yüzden, hakkındaki dosyanın, ana dosyadan ayrılmasını talep etti.

Demir ve Hürtaş’ın avukatı Nuray Özdoğan ise Demir hakkında beyanda bulunan kişinin, “Demir’in haberci olduğunu” söylediğini anımsattı. Beyanların hiçbirinin Demir’in aleyhine olmadığını söyledi. Ancak, beyanların devam eden bir yargılama dosyasına eklenmesinin hukuksuz olduğuna dikkat çekti. Bunun, “kanaat yaratmaya yönelik olduğunu” söyledi. Özdoğan, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Mahkeme, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı uygulamasının sürdürülmesine karar verildi. Hayri Demir hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’ndan istenen görüşün beklenmesine karar verdi.
Yargılamanın, 25 Kasım 2020 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.

8. Standing - June 25, 2020


Gazeteciler Hayri Demir ile Sibel Hürtaş hakkındaki yargılamanın, saat 09.00’da başlaması gereken sekizinci duruşması, yarım saat gecikme ile saat 09.30’da başladı.

Demir ve Hürtaş, duruşmaya; avukatları Nuray Özdoğan ile birlikte katıldı.

Hayri Demir hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan izin istenmişti. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın, henüz görüş bildirmediği görüldü.

Bursa’da yaşayan bir kişinin, Demir aleyhine verdiği ifadenin bu yargılama dosyasına eklendiği görüldü. Mahkeme başkanı, beyanı okudu. Buna göre, beyanda bulunan kişi; “Demir’i, 2015 Aralık ayında Suriye’nin Kamışlı bölgesinde gördüğünü, o dönem Dicle Haber Ajansı (DİHA) bünyesinde faaliyet gösterdiğini, DİHA için bu bölgede haber yaptığını” iddia etmişti.

Hakim, Demir’e; aleyhinde beyanda bulunan kişiyi tanıyıp, tanımadığını sordu. 2015 yılı Aralık ayında, Suriye’de gazeteci olarak çalıştığını, hakkında ifade veren kişiyi de gazeteci olarak tanıdığını söyledi. Demir, söz konusu ifadelerin, hakkındaki bu yargılamanın dosyası ile ilgili olmadığını; aynı ifadelerin hakkındaki açılan diğer dosyada da yer aldığını dile getirdi.

Demir; hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’ndan, yaklaşık bir yıl önce izin istendiğini, bu talebe dayanak gösterilen sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek daha önce zaten yargılandığını söyledi. Adalet Bakanlığı’ndan istenen izin için daha fazla beklenmemesini talep etti.

Gazeteci Sibel Hürtaş ise savunmasında; kendisine Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasının yöneltildiğini, ancak kamuoyunda “Yargıda Reform Paketi” olarak bilinen yasal düzenleme ile bu madde üzerinde düzenleme yapıldığını anımsattı.

Hakimin, Hürtaş’a, yapılan düzenlemenin ne olduğunu sorması dikkat çekti. Hürtaş, yapılan düzenleme ile haber ve eleştirilerin “terör örgütü propagandası” suçlamasını oluşturmayacağı yönünde düzenleme yapıldığını anımsattı.

Hürtaş; “Biz, hala, 1. Yargı Paketi’ni pratiğe sokabilmiş değiliz” diyerek, yasanın uygulanması gerektiğini belirtti.

Hürtaş, ayrıca; Hayri Demir hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca istenen soruşturma izninin kendisini kapsamadığını, ancak Adalet Bakanlığı’ndan beklenen yazının gelmemesi nedeniyle, hakkındaki yargılamanın da uzatıldığını belirtti. Bu yüzden, hakkındaki dosyanın, ana dosyadan ayrılmasını talep etti.

Demir ve Hürtaş’ın avukatı Nuray Özdoğan ise Demir hakkında beyanda bulunan kişinin, “Demir’in haberci olduğunu” söylediğini anımsattı. Beyanların hiçbirinin Demir’in aleyhine olmadığını söyledi. Ancak, beyanların devam eden bir yargılama dosyasına eklenmesinin hukuksuz olduğuna dikkat çekti. Bunun, “kanaat yaratmaya yönelik olduğunu” söyledi.

Yargılamanın, Ocak 2018’den beri sürdüğünü, bunun masumiyet karinesini de ihlal ettiğini dile getirdi.

Avukat Nuray Özdoğan, ayrıca; gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının da kaldırılmasını talep etti. Bu tedbirin, bir cezalandırmaya dönüştüğünü söyledi.

Özdoğan, “Yargı paketi” ile, Meclis’in; bu tip soruşturma ve yargılamaların önüne geçmeyi amaçladığını belirterek, gazeteciler hakkında, yasanın düzenleme yapılmış haliyle uygulanmasını da talep etti.

Duruşma savcısı, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının uygulanmasına devam edilmesini talep etti. Demir’in, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturulması için Adalet Bakanlığı’ndan istenen görüşün beklenmesini istedi.

Mahkeme heyeti, karar için duruşmaya ara vermedi.


Heyet, ara kararını açıkladı.

Mahkeme, Sibel Hürtaş’ın dosyasının, ana dosyadan ayrılması yönündeki talebini reddetti.

Avukat Nuray Özdoğan’ın, gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağına son verilmesi yönündeki talebi de kabul edilmedi. Mahkemenin, yurtdışına çıkış yasağının; “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ölçülülük ilkesine uygun olduğunu” belirtmesi dikkat çekti. Gazeteciler hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı uygulamasının sürdürülmesine karar verildi.

Mahkeme; Hayri Demir hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’ndan istenen görüşün beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın, 25 Kasım 2020 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Yargılamanın sekizinci duruşması Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Ankara Adliyesi girişinde, bu duruşmanın başlama saatinden önce “koronavirüs” pandemisi karşısında önlem alınmamış olması dikkat çekti. Adliye girişinde, gerekli olduğu halde ateş ölçümü yapılmadı. Bu yüzden kapı önlerinde sıra da oluşmadı. Ancak duruşmanın bitmesinin ardından girişlerde ateş ölçümlerinin yapılmaya başlandığı görüldü.

Duruşmanın saat 09.00’da başlaması gerekiyordu. Ancak, başlama saati geldiğinde, mahkeme salonunun açılmadığı, mahkemenin o gün göreceği duruşmalara dair listenin de hazırlanıp, salon kapısına asılmadığı görüldü.

Listenin asılması ile birlikte, mahkemenin o gün 14 duruşma göreceği anlaşıldı. 14 duruşmadan Hayri Demir ve Sibel Hürtaş’ın yargılandığı dava dışındaki tüm dosyaların “silahlı terör örgütüne üyelik” iddiasıyla açıldığı görüldü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi salonu; havalandırılmış, aydınlık ve temizdi. Sanıklar ve izleyiciler için yeterince yer ayrılmıştı. Mahkeme salonunda, diğer yargılamalara ilişkin dosyaların açılmamış çuvallar içinde sıralandığı görüldü.

Duruşmaya Katılım

Gazeteciler Hayri Demir ve Sibel Hürtaş, duruşmaya; avukatları Nuray Özdoğan ile birlikte katıldı. Yargılamanın gazeteci olmayan diğer 10 sanığı duruşmaya katılmadı.

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcisi de takip etti.

Mahkeme heyetini korumakla görevli koruma polisinin, duruşma boyunca mahkeme salonunun izleyici sıralarında oturması dikkat çekti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı, mahkeme heyet üyeleri, savcı ve duruşma katibi, koronavirüs pandemisi karşısında tedbir için maskeliydi.

Başkanın, savunmalarının tamamlanmasının ardından gazetecilere “otur bakalım yerine” demesi dikkat çekti.

Başkan, avukat Nuray Özdoğan’ı bir kere maskesini düzeltmesi için uyardığı görüldü.

Mahkeme heyeti başkanı, alınan ara kararı tutanağa geçirirken, bir heyet üyesinin yargılamanın bir sonraki duruşmasının görüleceği tarihi açıkladığı görüldü.

7. Standing - March 26, 2020


Duruşma; “koronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 25 Haziran 2020 tarihine ertelendi.

6. Standing - Dec. 3, 2019


Duruşma için 09:15 saatinin belirlenmesine rağmen, duruşma 45 dakika gecikmeli başladı.

Mahkeme başkanı, Demir ve bazı sanıkların, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. maddesi kapsamında yargılanması için gereken kovuşturma izni talebine yanıt verilmediğini aktardı.

Hayri Demir’in avukatı Ebru Akkal, mahkemenin; savcının TCK’nın 301. maddesi kapsamında sanıkların ek savunmasının alınması talebine ilişkin avukat beyanlarının alınmadan, kovuşturma izni istediğine dikkat çekti.

“Mahkeme aynı zamanda bize bu konuda ek süre verdi. Ancak savunmayı beklemeden izin için bakanlığa yazı yazdı. Bu durum savunma hakkının ihlalidir. Tez, antitez ve sentez ilkesi ihlal edildi.”

Ek savunma konusunda süre isteyen Akkal, Hayri Demir’in yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmamış olmasının da mağduriyete neden olduğunu belirterek, yasağın kaldırılması talebinde bulundu.

Daha sonra Sibel Hürtaş, söz aldı. Hürtaş, Meclis’e sunulan birinci yargı paketinin Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anımsattı:

“Bu paketle Terörle Mücadele Kanunu’nun terör propagandasını düzenleyen 7/2 maddesine ‘Haber verme sınırını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz’ hükmü eklendi. Biz de bu davada haber ve paylaşımlar nedeniyle yargılanıyoruz. Yargı paketi, haber verme sınırları içinde ise yargılama yapamazsınız diyor. Biz gazetecilik yaptık. Bu nedenle davada durma kararı verilmesini istiyoruz.”

Mahkeme başkanının Hürtaş’ın sözlerini tutanağa geçirirken yargı paketinin adını ‘Bu ne olarak geçiyor?’ şeklinde sordu. Mahkeme başkanı, 7/2. maddeye eklenen cümleyi tam olarak yazdırmadı.

Hayri Demir ise şu beyanda bulundu:

“1 yıldır duruşmalara geliyoruz ama bir adım dahi atılmış değil. Yargılamanın sürmesi bizi zor duruma sokuyor, davada hâlâ karar verilmediği için hakkımızdaki adli kontrol hükümleri de devam ediyor. Bu davanın uzaması ve adli kontrol hükümlerinin sürmesi nedeniyle mağduriyetimiz var. Yargı Paketi yürürlüğe girdiği için davanın temeli ortadan kalkmıştır. Ayrıca Türk Ceza Kanunun 301. maddesi için yargılama talep etmenizin hukuki alt yapısı yoktur.”

Demir, beraat talebinde bulundu.


Mahkeme heyeti, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Avukatlara, ek savunma konusunda süre verilmesine karar verildi. Hayri Demir’in yurtdışına çıkış yasağı ise kaldırılmadı.

Adalet Bakanlığı’ndan 301. madde konusunda istenen kovuşturma izni talebinin beklenmesine karar verilerek, 7. duruşmayın 26 Mart 2020 tarihinde görülmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye X-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı. Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi. Duruşma için 09:15 saati belirlenmişti, ancak 45 dakika gecikmeli başladı.
Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmada Hayri Demir ile avukatı Ebru Akkal ve Sibel Hürtaş hazır bulundu.

Avrupa Birliği Delegasyonu temsilcileri, Uluslararası Af Örgütü temsilcileri, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Can Güleryüzlü, Haber Sen Genel Sekreteri Burak Ustaoğlu, DİSK Basın İş’ten Osman Köse ile Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şubesi yöneticileri Alican Uludağ ve Tamer Arda Erşin de duruşmayı izledi.

Genel Gözlemler

Önceki celselerde görev alan heyet başkanının bu duruşmada değiştiği görüldü. Dosyaya yeni bakmaya başlayan mahkeme başkanının dosyaya hakim olmadığı gözlendi. Beyanlarda bulunanların sözlerini, tutanağa, özet olarak geçirtti.

5. Standing - July 3, 2019


Duruşmaya, tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir, avukatları ile birlikte katıldı.

Mahkeme heyeti başkanı; Demir’in de aralarında olduğu yedi sanık hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) 301. maddeden soruşturma izni için daha önce Adalet Bakanlığı’na yazılan yazıya cevap gelmediğini kaydetti.

Demir ve Hürtaş’ın avukatı Nuray Özdoğan; “Müvekkillerim yönünden yurt dışına çıkış yasakları halen devam etmektedir. Adli kontrol devamının dosyaya bir yarar sağlamayacağı kanaatindeyiz. Müvekkilim Sibel Hürtaş basın mensubudur. Bu nedenle yurt dışına çıkışının yasaklanması cezalandırmaya dönüşmüştür” diyerek tüm müvekkillerin adli kontrollerinin kaldırılmasını istedi.

Diğer sanık avukatlarından Alişan Şahin ise 301. maddenin anayasanın eşitlik ile düşünce ve ifade hürriyeti ilkelerine aykırı olduğunu, maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını istedi.


Mahkeme heyeti, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Yurtdışı yasaklarının kaldırılması yönündeki talepler reddedildi.

Adalet Bakanlığı’ndan beklenen soruşturma izni gelmediği için duruşma 3 Aralık 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma bir saat geç başladı.

Duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sistemi için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya gazeteci sanıkların yanı sıra iki avukat katıldı.

Genel Gözlemler

Olağanüstü bir durum yaşanmadı.

4. Standing - March 27, 2019


Duruşma belirlenen saatte başladı.

Duruşmaya, tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir, avukatları ile birlikte katıldı.

Duruşma savcısı, bu duruşmada; esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı.

Hayri Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamındaki “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma açılmasını istedi.

Yasalara göre; bir kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma açılabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekiyordu.

Hayri Demir; savcının soruşturulması için Adalet Bakanlığı’ndan izin istediği paylaşımın, “İşte devletin faili belli cinayetleri, önce fişlediler, sonra bir bir katlettiler” ifadelerini içerdiğini belirtti. Paylaşımın, 2014 yılında hazırladığı bir haberle ilgili olduğunu dile getirdi. Haberle ilgili hakkında, o dönemde de dava açıldığını belirten Demir, şunları söyledi:

“Haber, 1990’lı yıllarda dönemin Jandarma komutanlarına ilişkin resmi bir belge idi. O dönem bu listedeki insanların gözaltına alınıp sonra kaybedilmesini yazdım. Tamamen belgeli bir haberdi. Ailelerle görüşüp haberleştirmiştim. Devletin organlarını aşağılama kastı ile hareket etmedim.”

Demir, savcının yeni soruşturma talebinin reddedilmesini istedi.

Demir ve Hürtaş savcının bu mütalaasına karşı beyanda bulunmak için mahkemeden süre talep etti.

Avukat Alişan Şahin; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin 1. Meclis’te oluştuğunu, bu meclisin tutanaklarında Lazistan, Kürdistan gibi kayıtların geçtiğine işaret etti. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinin Ceza Yasası içinde yer almasının doğru olmadığını ifade eden Şahin, savcının halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu yönünden beyanda bulunmayıp TCK’nın 301. maddesi yönündeki talebinin yasal olmadığını vurguladı.

Avukat Nuray Özdoğan ise mahkemenin; TCK’nın 301. maddesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği “Taner Akçam” kararını dikkate almasını istedi.


Mahkeme heyeti, kararını; duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Kararda, savcılığın; Demir’in de aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesindeki suçlama üzerinden soruşturma açılması talebinin Adalet Bakanlığı’nın iznine tabi olduğu belirtildi.

Mahkeme, soruşturma için Adalet Bakanlığı’na başvurulmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma, 3 Temmuz 2019 saat 11:30’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı.

Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece iki avukat katıldı.

Genel Gözlemler

Heyet başkanı, avukatların savunmalarına iki kez müdahale etti. Savunmaların kısa tutulmasını istedi.

3. Standing - Jan. 22, 2019


Duruşma belirlenen saatte başladı.

Tutuksuz yargılanan gazeteciler Sibel Hürtaş ve Hayri Demir, duruşmaya katılmadı. Duruşmaya sadece avukatlar katıldı.

Avukat Nilay Yayman, suçlamalara konu olan paylaşımlarda suç unsuru olmadığını belirtti.

Duruşma savcısı; eksik hususların giderilmesi, yoksa mütalaanın hazırlanması amacıyla dosyanın tarafına gönderilmesini talep etti.


Mahkeme heyeti, kararını ara vermeden kararını açıkladı.

Heyet, esas hakkında mütalaanın hazırlanması için dosyanın savcılığa gönderilmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından, kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere, yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saatinde başladı.

Ancak duruşma salonu için farklı bir mahkemenin küçük duruşma salonlarından biri tercih edildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin gördüğü davalara ait klasörlerin izleyici sıralarının arkasına yığıldığı görüldü. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sadece iki avukat katıldı.

2. Standing - Nov. 22, 2018


İlk duruşmada; Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden istenen ve iddianameye delil olarak konulan sosyal medya paylaşımlarının hangi tarih ve saatte paylaşıldığına ilişkin araştırma tutanağına karşı sanıkların beyanları alındı.

Gazeteci Hayri Demir, “Dosyaya sunulan Emniyet araştırma tutanağına da bakıldığı zaman söz konusu beş paylaşımım 19 Ocak 2018 tarihlidir. Burada Afrin’e dönük operasyonu karalama ve örgüt propagandası yapmaktan dolayı yargılanıyorum. Ancak soruşturma ve yargılama henüz başlamamış bir operasyonla ilgilidir. Bu nasıl oluyor? Başlamamış bir operasyona dair nasıl bir propaganda ya da halkı kin ve öfkeye tahrik suçu işleyebilirim. Ancak önceki duruşmada da belirttiğim üzere tamamen evrensel gazetecilik kuralları kapsamındadır. Bu paylaşımların yer aldığı 19 haber çıktısını önceki celse sunmuştum. Dolayısıyla yaptığım bir gazetecilik faaliyetidir, beraatımı talep ediyorum” dedi.

Demir, dosyaya yeni eklenen Emniyet araştırması tutanağını kendisine tebliğ edilmediği için inceleyemediğini belirterek, ek süre talep etti.

Demir ayrıca; yargılama sonundaki olası mahkumiyet kararının açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) talep etti.

Gazeteci Sibel Hürtaş, “Ben ilk ifademde her şeyi söyledim. Emniyet’ten hangi tweet’ler geldi bilmiyorum. İddia makamı lehe ve aleyhe delilleri toplamakla yükümlüdür. Diğer paylaşımlarımın da dosya içerisine alınmasını talep ediyorum” dedi.

Hürtaş, yargılama sonundaki olası mahkumiyet kararının açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) reddetti.

Ardından tüm sanık avukatları adına ortak savunma yapacağını beyan eden avukat Nuray Özdoğan, ek beyanda bulunmak için süre talep etti. Özdoğan ayrıca sanıkların duruşmalardan vareste (duruşmada hazır edilme zorunluluğunun bulunmaması) tutulmasını istedi.

Duruşma savcısı, sanıklara ek beyanda bulunmak üzere ek süre verilmesini ve sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.

Bu arada gazeteci Hürtaş’ın avukatı Arkın Hürtaş, tüm sanık avukatları adına ortak beyana itiraz etti. Avukat Hürtaş, mahkeme heyeti başkanının duruşmayı katı bir biçimde yönettiğini belirterek “İyi de yapıyorsunuz. Ancak duruşma salonunda biz polis telsizi sesini duyuyoruz. Bu adil yargılama hakkının ihlalidir. Bunun tutanaklara geçirilmesini istiyoruz” dedi.


Mahkeme heyeti, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.

Heyet, ara karar için gereken müzakereyi ise oturdukları yerden yaptı.

Sanıkların tüm duruşmalardan vareste tutulması talebi kabul edildi.

Yine sanıkların savunma için ek süre talepleri de kabul gördü. Üçüncü duruşma 22 Ocak 2019 saat 13.30’da görülecek.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye’ye x-ray cihazından kemerler ve çantalar ayrı ayrı olmak üzere yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Duruşma saati 10:40 olarak belirlenmişti, ancak duruşma saat 11:40 sularında başladı. Duruşmanın görüleceği Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi için belirlenen salonun önünde özel güvenlik görevlilerinin yanısıra resmi polislerin de görevlendirildiği görüldü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma günü, aynı salonda 11 farklı duruşmanın görülmesi planlanmıştı. Duruşma salonu büyüktü. Ancak mahkemenin gördüğü davalara ait klasörler izleyici sıralarının arkasına yığılmıştı. Mahkeme salonu havalandırılmış ve temizdi. İzleyiciler için yeteri kadar oturma yeri vardı. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sistemi için iki büyük ekran salonda hazırdı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya; gazeteci sanıkların avukatı Ebru Akkal ve diğer sanık avukatları katıldı. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği yöneticilerinin yanısıra sanık yakınları izledi. Salonda dört resmi polis vardı.

Genel Gözlemler

Sanıklar, sanık avukatları ve izleyiciler “telefonlar kapalı olsun” uyarısıyla salona alındı. Sanıkların ve avukatların duruşmaya katılıp katılmadıklarının tespiti yapıldı.

1. Standing - Sept. 6, 2018


Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma, kimlik tespiti ile başladı. Gazeteci Sibel Hürtaş ve Hayri Demir’in savunması, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı. Gazeteci Demir’in savunmasının satır başları şöyle:

“Bu yargılama konusu olan soruşturmanın tamamı gazetecilik faaliyetimdir. Attığım tweetler haber niteliğinde olup, tamamen gazetecilik faaliyetinin bir parçasıdır. Soruşturmaya konu olan paylaşımlarım henüz operasyon başlamamışken yapılan ve birçok yerde yayımlanan haberlerdir. Soruşturma dosyasındaki tutanaklarda operasyonunu karaladığım iddia ediliyor, bununla suçlanıyorum. Operasyon 20 Ocak’ta, benim paylaşımlarım ise 19 Ocak’ta yapılmış. Başlamayan operasyonu nasıl karalamış olabilirim?”

Demir, suçlama konusu yapılan beş paylaşımın aynı içerikte olduğunu beyan edip, mahkemeye; çeşitli medya organlarında yayınlanan 19 haberi sundu. Demir savunmasına şöyle devam etti:

“Soruşturma konusu olan tweet’ler toplamda 111 kelime, 700 karakterden oluşuyor. 700 karaktere yani 700 harfe karşılık hakkımda 3 bin 780 gün hapis cezası isteniyor. Her bir harf için 6 gün hapsim isteniyor. Gazetecilik faaliyeti bu kadar ağır bir ‘suç’ mu? Bunlar tamamıyla bir gazeteciliktir. Habercilik 5N1K kuralıyla yapılır. Bu unsular ne zaman, ne, nasıl, neden, nerede ve kim sorularına yanıt arar? Bir bilgi, olay haberleştirilecekse bu unsurları taşımak, içermek zorundadır. Mesleğini bu kuralla icra eden bir gazeteci, bunu yaptığı için yargılanamaz ve sorumlu tutulamaz. Tüm bu faaliyetlerim gazeteciliktir, yazdıklarımın tamamı gazetecilik faaliyetidir. Bu faaliyet suç olarak görülemez, cezalandırılamaz. Bunun adı gazeteciliktir, gazetecilik suç değildir.”

Gazeteci Sibel Hürtaş ise şu savunmayı yaptı:

“Hesabımdan hem muhaliflerin hem de iktidarın fikirlerini gösteren haber tweetlerini paylaştım. Ben her iki tarafı da yayınlarıma taşıdım. Ama şimdi propagandadan yargılanıyorum Birinin haberlerini twitter’da RT etmek o görüşe katılmak anlamına gelmiyor. Ben haber vermek adına onları paylaştım. Tarafsız bir gazetecilik olarak faaliyette bulundum. Tarafsızlık gazeteciliğin birinci ilkesi. Sizin elinizde cımbızlanmış kısmı var. Benim yaptığım iş gazeteciliktir. Tek sesli yayın yapsaydım propaganda yapmış olacaktım. Ama ben tek düşünce değil, herkesin fikrini kamuoyuna taşıyorum. Mantıksal açıdan bu iddianameye yaklaşmam mümkün değil. Dosyadaki suç unsurları arasına bir yaşındaki oğlumun fotoğrafının konulması da trajikomiktir. Ben 20 yıllık gazeteciyim. Bunun uzun yılları bu koridorlarda geçti. Bu adliyede adliye muhabirliği yaptım. Ama kendi iddianamemi anlamıyorum. Okuyorum, neyle suçlandığını bilmiyorum. Gazeteci olarak bu iddianame gelseydi haber değeri yok diye yapmazdım. Savunmam 3 kelime olacak. Gazetecilik suç değildir.”

Hayri Demir’in avukatı Ebru Akkal ise “Demir, tamamen gazetecilik faaliyetleri nedeniyle burada yargılanmaktadır. Ev araması sırasında müvekkilimin yaptığı röportaja bile suç unsuru olarak el konulmuştur. Bu faaliyetlerin tamamı gazetecilik kapsamında olup, yargılama konusu yapılamaz” dedi.

Savcı tutuklu üç sanığın, tutuklulukta geçirdiği sürenin dikkate alınarak tahliye edilmelerini istedi.


Mahkeme, sanıkların; ev aramalarında el konulan dijital materyallerinin iadesine karar verdi.

Ayrıca, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak; suçlamalara delil olarak iddianameye konulan sosyal medya paylaşımlarının hangi tarihte gerçekleştirildiğine yönelik rapor istenmesini kararlaştırdı.

Sanıkların yurtdışı yasaklarının devam etmesine karar verdi.

Heyet, üç tutuklu sanığın tahliyesine karar vererek, duruşma 22 Kasım 2018 saat 10.40’a erteledi.


Duruşma Öncesi

Ankara Sıhhiye’deki Adliye binasına x-ray cihazıyla yoğun bir güvenlik aramasından geçilerek girildi. Kemerlerin, cüzdanların çıkarılması istendi.

09.30’da başlayacağı belirlenen duruşma, 10.00 sularında başladı. Duruşma salonu, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonu değildi. Salonun kapısında, hangi mahkemenin çalışacağına dair bir tabela de yerleştirilmemişti.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma salonu küçüktü. İzleyiciler için altı sıra ayrılmıştı. 11 sanık için altı sandalye ayrılmıştı. Tutuklu sanıklar da jandarma eşliğinde oturdukları için bazı sanıklar izleyici sırasında oturmak zorunda kaldı.

Mahkeme heyeti başkanı, sadece dört izleyicinin salona girmesine izin verdi. Ayrıca izleyicilerin ayakta durmasına da izin vermedi. Duruşma salonunun kapısı açık bırakıldı. Salona alınmayan gazeteciler ve diğer izleyiciler duruşmayı kapı eşiğinden izlemek zorunda kaldı.

Duruşma Katılım

Duruşmaya; Demir’in avukatı Ebru Akkal ve diğer sanık avukatları katıldı.

Tutuklu sanıklar ise jandarma eşliğinde getirildi ve kendilerini bu şekilde savundu.

Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Ankara Şube Başkanı Çınar Livane Özer, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi.

Genel Gözlemler

Jandarma, tutuklu sanıkların yanı başında kelepçelerini birbirine vurarak ses çıkardı.

Öte yandan tutuklu sanıklara su verilmemesi dikkat çekti.

Mahkeme heyeti sıklıkla sanıkların beyanlarını bölerek araya girdi.

Mahkeme heyeti başkanı, duruşma boyunca sert bir tutum sergiledi.

Avukatların duruşma salonunun küçüklüğüne dair itirazları ve yer değişikliği talepleri reddedildi. Hakim, söz almak isteyen avukatlara sık sık “düzeni bozacak yorumda bulunmayın” uyarısında bulundu. Hakim, ayrıca; “Mahkeme düzeninden ben sorumluyum” uyarısında bulundu.

İzleyici sırasında oturmak zorunda kalan sanıklar, sıraları geldiğinde, savunma yapmak için sanık bölümüne geçmek zorunda kaldı.

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial (Indictment)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 1. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 2. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 6. Standing (Minutes of the Hearing)

Hayri Demir, Sibel Hürtaş - “Provoking the Public to Hatred, Hostility or Degrading” and “Propaganda of Terrorist Organization” Trial 8. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.