Sinan Balık

Özgür Gündem Raid - "Resisting and Insulting the Police" Trial

Özgür Gündem Gazetesi hakkında İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 16 Ağustos 2016’da “örgüt propagandası” suçlamasıyla kapatma kararı verildi.

Kapatma kararının ardından polisler gazete binasına gitti. Binada arama yapmaya ve binadakilerin kimliklerini kontrol etmeye başladılar. Bu sırada canlı yayında olan İMC TV kamerasına müdahale ettikleri anlar canlı yayına yansıdı.

Gazetenin editörü Sinan Balık’ın aralarında olduğu 22 kişi darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı. Binaya çıkan sokağın iki yanı da polis barikatları ile kapatılmıştı, gözaltına alınanların görüntülerinin çekilmesi engellenmeye çalışıldı. Gözaltına alınanlar 28 Ağustos 2016’da savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Balık, savcılık ifadesinde polise mukavemet etmediğini, polislerden gazete avukatları gelene kadar beklemelerini istediklerini belirtti. Balık, elleri arkadan kelepçeli olarak otobüse bindirildiklerini ve polisler tarafından darp edildiklerini söyledi. Darp edildikten sonra fotoğraflarının çekildiğini ifade eden Balık, polislerden şikayetçi olduğunu bildirdi.

Özgür Gündem Gazetesi hakkında İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 16 Ağustos 2016’da “örgüt propagandası” suçlamasıyla kapatma kararı verildi. Kapatma kararı ardından gazete binasına yapılan baskında 22 kişi gazeteci ve medya çalışanı gözaltına alına alındı.

Gözaltına alınanlar hakkındaki iddianame 27 Eylül 2017’de tamamlandı. Baskında yer alan Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli üç polis memuru iddianamede şikayetçi olarak yer aldı. İddianameyi İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fazıl Arslanalp tarafından beş sayfa olarak hazırlandı.

İddianamede tüm şüphelilere “Görevi yaptırmamak için direnme” ve “hakaret” (TCK 125/1, 125/3a, 53/1, 265/1, 265/3, 265/4, 53/1) suçlamaları yöneltiliyor.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125/1 maddesinde öngörülen ceza “üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası”, TCK 125/3a’da ise bu suç, kamu görevlisine yönelikse cezası “1 yıldan az olamaz” diyor.

TCK 265 ise kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemeyi düzenliyor. Bu maddenin ilk fıkrasında ceza altı aydan 3 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş. Bu maddenin 3. fıkrası engelleme eylemini toplu halde yapmayı düzenliyor ve cezayı üçte bir oranında artırıyor. Böylece istenen ceza 8 aydan 4 yıla çıkıyor.

TCK 265’in 4. fıkrası ise engelleme eyleminin silahla ya da suç örgütlerinin yarattığı korkutucu güçten yararlanılarak yapılması durumunda bir artırım daha getiriyor. Yarı oranında artırım getiren bu fıkra ile istenen ceza 16 aydan 8 yıl hapse ulaşıyor.

Böylece iki maddeden toplam istenen hapis cezası 2 yıl 4 aydan 10 yıla ulaşıyor.

Gazetecilere yönelik kişisel bir suçlama ya da beyana iddianamede yer almadı.

İddianamede gazeteye yönelik polis baskını özetleniyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı görevlilerin gazete binasının açık kapısından girdiğini ve İstanbul 8. Sulh ceza hakimliğinin kararı okunarak arama yapılacağının bildirildiği ifade ediliyor.

Yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ve genel yayın yönetmeni Bilir Kaya’ya yapılacak işlemin anlatıldığı ve ikisinin gözaltına alınmak istendiğinde şüphelilerin “görevli polis memurlarına sözlü ve fiziksel mukavemette bulunduğu” öne sürülüyor.

İddianamede kimin söylediği belirtilmeden polis memurlarına tehdit içerir sözler söylendiği, canlı yayının durdurulması istendiğinde de polis memurlarına fiziksel saldırıların gerçekleştiği iddia ediliyor.

Polislere söylendiği iddia edilen sözler ise “Buradan kimseyi çıkartamazsınız, siz kimsiniz, sizi tanımıyoruz, aşağılık herifler”, “Şerefsizler, Fethullahçılar bile sizden daha iyiydi, siz AKP’nin polislerisiniz”, “Mahkeme kararını tanımıyoruz, arama yaptırmayacağız, ölmek var dönmek yok”, “Yaptığınız hukuksuzluğu canlı yayında herkese göstereceğiz” şeklinde sıralanıyor.

Gözaltına alınanların emniyette susma hakkını kullandığı, savcılıkta ise suçlamayı kabul etmedikleri aktarılıyor. Şüpheli olarak tanımlanan gazetecilerin beyanları iddianamede yer almıyor.

Bir sayfalık özetin ardından savcı “İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bağlı görevlilere işyerinde arama yaptırmamak ve gazetenin sorumlu yazı işleri müdür ile genel yayın yönetmeninin gözaltına alınmasını engellemek amaçlı mukavemet ettikleri, hakaret ve tehdit içerir sözler söyledikleri anlaşılmıştır” kanaatinde bulunuyor. Tüm şüphelilerin atılı suçlamadan cezalandırılmasını talep ediyor.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fazıl Arslanalp’ın hazırladığı iddianame İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, 17’si gazeteci 22 kişi hakkında dava açıldı.

Davanın ilk duruşması için 9 Şubat 2018 günü belirlendi. Duruşmaya Sinan Balık ve avukatı Özcan Kılıç ile birlikte dava kapsamında yargılanan gazetecilerin bir kısmı katıldı.

Duruşmada birçok sanık gazetecinin ve aynı zamanda gazetenin de avukatı Özcan Kılıç kapsamlı bir şekilde beyanlarda bulundu: “Olay tarihinde bazı gazeteci arkadaşlar arayarak gazete hakkında kapatma kararı olduğunu ilettiler. Biz de bunun üzerine kapatma yönünde tebligat olmadığını, çalışmalara devam ettiğimizi söyledik. Ben bunun üzerine önce savcılık ile görüşme yaptım. Savcılık tarafından bize bilgi verilmedi. Ben de bunun üzerine gazeteye geçtim” dedi.

Amir olduğunu söyleyen polis memuru ile konuştuğunu ifade eden Kılıç, polisin ellerinde arama kararı olduğunu ancak gözaltına alınacak kişilerin isimlerini göstermediğini söyledi.

Kendilerine tebliğ yapılmadan işlem yapamayacaklarını söylediğini belirten Kılıç, şöyle devam etti: “Sonrasında olay yerine ikinci ekip geldi. Bu ekipteki kişiler polis gibi durmuyorlardı. Araçtan iner inmez provakatif şekilde hareket ettiler. Bu polisler de gazetenin ikinci katına geldiler. Herkesin bir yere toplanmasını istediler. Küçük bir alana orada bulunanları topladılar. Bu işlemler yapılırken bir taraftan da polislerden bir kaç tanesi ‘devletin gücünü size göstereceğiz, vatan hainleri’ şeklinde hakaret içeren sözler söylediler. İlk gelen ekip o sırada bilgisayarların fişlerini çekiyordu. İkinci ekip ise bir araya topladıkları kişilerin kimliklerini alıp hakaret içeren sözler söylemeye devam ediyorlardı. Bir ara özellikle orada bulunan kadınların çığlıklarını duydum hatta bazı polis memurları tarafından cinsel hakaret içeren sözler söylendiğini duydum. Ben bu şekilde yapılacak aramaya muvafakat edemeyeceğimi söyledim ve oradan ayrıldım. Bana karşı da darp ve hakaret içeren eylemler yapıldı. Ben gözaltına alınan sanıkları ziyarete gittiğimde yüz bölgelerinde ve vücutlarında darba ilişkin izler olduğunu bizzat gözümle gördüm.”

Yapılan savunmaların ardından mahkeme heyeti, olay yerine ilişkin kamera kayıtları ve belgelerin getirilmesini isteyerek duruşmayı 29 Haziran 2018 bıraktı.

Davanın üçüncü duruşması 30 Ocak 2019’da görüldü. Duruşmada hakim Arzu Dur görev aldı. Baskında yer alan terörle mücadele polislerinden beşi müşteki olarak katıldı ve tanık olarak dinlendi.

Polis Gökalp Ertaş ifadesinde, kapatma kararı tebliğ edilirken, gazetedekilerin “Arama sırasında canlı yayının devam ettiğini, bu konuda kendilerini uyardıklarını ancak yapılan işlemin usulsüz olduğunu söyleyerek önce sözlü mukavemette bulunduklarını, sonra yavaş yavaş fiziki mukavemete dönmeye başladığını” söyledi. Hakimin fiziki mukavemeti anlatmasını istemesi üzerine, “ufak ufak bizi ittirdiler. Gözaltına almak istediğimizde direnç başladı. Grup birlikte hareket ediyordu. ‘Siz AKP’nin polislerisiniz, FETÖ’cüler bile sizden iyiydi’ diyorlardı” şeklinde konuştu.

Polis Muhammet Aygün de zemin katta görevli olduğunu, gelen bağırış sesi üzerine sesin geldiği yere gittiklerini söylerken, “Gittiğimizde görevli polis arkadaşlarımıza zorluk çıkarıyorlardı. Direniyorlardı, bunu sözlü slogan atarak, polise karşı tahrik edici sözler söyleyerek, fiziki direnerek yapıyorlardı” dedi. “Fiziki direnme”yle ilgili hakimin sorusunu “Memur arkadaşlara engel olmak için önlerinde durup direniyorlardı” dedi. “Fiziki olarak vurma oldu mu” sorusunu ise “Evet, kesinlikle bir hücum oldu” diyerek yanıtladı.

Polis Veysel Dursun, en üst katta görevli olduğunu, canlı yayın yapıldığını arkadaşlarından duyduklarını ve aşağı indiklerini söylerken “Binayı boşaltmalarını istedik, çıkmadılar. Saldıran da oldu, benim tişörtüm yırtıldı, güneş gözlüğüm kırıldı. Yapan kişiyi bilmiyorum, kargaşa vardı” dedi.

Polis Kürşad Türkyılmaz, canlı yayını görünce müdahalede bulunduklarını, kademeli gözaltı yaptıklarını, koridor yapıp araca götürdüklerini; sanıkların cam masayı “üzerlerine attıklarını, daha doğrusu iteklediklerini, polislerin de müdahale etmek durumunda kaldıklarını” söylerken, “En az iki kişi hakaret etti, alay ettiler, gülmeye başladılar” dedi.

Polis Mehmet Tanrıkulu da “Biz onları dışarı çıkarmaya çalışırken üzerimize saldırdılar” dedi. Sözlü ve fiziki dirençle karşılaştıklarını ifade etti.

Hakim tüm tanıklara tek tek sanıklar özelinde suçlama olup olmadığını ve bahsettikleri fiziki mukavemetin nasıl gerçekleştiğini sordu. Sanıklar “ittirdiler”, “hücum ettiler”, “cam masayı bize attıklarını hatırlıyorum, yani iteklediler” gibi cevaplar verdi. Polisler, sanık gazetecilerin iddianamede yer alan hakaretleri de ettiğini, ancak kimin hangi sözü söylediğini hatırlayamadıklarını söylediler.

Avukat Özcan Kılıç, bahsettikleri gün kendisinin de Özgür Gündem binasında olduğunu, bir müvekkil ile polis arasında gerilim yaşandığının doğru olduğunu ancak mukavemetin söz konusu olmadığını, gözaltı sırasında ters kelepçe yapıldığını söyledi.

Avukat Hazal Pekşen de müvekkillerin baskın sırasında el konulan telefonlarının halen iade edilmediğini söyledi. Emniyet’in kendilerini Özgür Gündem ana davasının görüldüğü İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yönlendirdiğini ancak bu davanın sanıkları ile o davanın sanıklarının ayrı olduğunu, bu karışıklığın çözülmesini istedi.

Davanın bir sonraki duruşması 19 Haziran 2019’a bırakıldı. Bu duruşmada da Arzu Dur görev aldı.

Duruşmada Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, el konulan telefonlar hakkında işlem yapılıp yapılmadığının, ayrıca el konulan malzemelerin nerede olduğunun sorulmasına karar verildi.

Davanın bir sonraki duruşması 5 Kasım 2019’da görüldü. Duruşma hakkında yakalama kararı bulunan gazetecilerle ilgili kararın infazının beklenmesi için 25 Şubat 2020’ye bırakıldı.

5. Standing - Nov. 5, 2019


Özgür Gündem gazetesi hakkında 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından “örgüt propagandası” suçlamasıyla kapatma kararı verildi.

Gazetenin kapatılması kararının alındığı gün gazete binasına da polislerce baskın yapıldı. Polisler, binada arama yaparken, o sırada canlı yayında olan IMC Tv ekibine müdahale etti. Gazete editörleri, genel yayın yönetmeni ve gazeteye röportaj için gitmiş olan İMC Tv muhabirlerinin de aralarında bulunduğu 22 kişi darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına aldı. Gözaltındaki isimler 28 Ağustos 2016’daki savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

İddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fazıl Arslanalp tarafından hazırlandı. İddianame İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tarafından kabul edildi; 17’si gazeteci, diğerleri gazete çalışanı toplan 22 kişi hakkında dava açıldı. Baskında yer alan Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli üç polis memuru iddianamede şikayetçi olarak yer aldı.

Baskına katılan polisler, şikayetçi ve tanık sıfatıyla mahkemede dinlendi. Gözaltına alınan gazetecilerin el konulan malzemeleri halen geri verilmedi.

Bir sonraki duruşma 25 Şubat 2020’de görülecek.



Next Trial: Feb. 25, 2020, 9:40 a.m.


Yeni gelen evrakların dosyaya eklenmesiyle duruşma başladı.

Hakim Arzu Dur, gözaltına alınan gazetecilerin el konulan malzemelerinin nerede olduğu ve iadesiyle ilgili Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye cevap geldiğini söyledi. Cevapta bu hususun Taksim Haşim Usta polis merkezine sorulması gerektiği belirtildi.

Hakim Dur, Emniyet’in soruşturma sırasında tutulan tüm tutanakları göndermiş olması gerektiğini ifade etti.

Avukat Özcan Kılıç söz alarak, davaya konu baskının polis tarafından kameraya çekildiğini hatırlattı. Mahkemenin bu görüntüleri izlemesinin, davayı sonuçlandırmaya yeteceğini ifade etti.

Hakim Dur, Emniyet’in bu görüntüleri göndermediğini böyle bir görüntü olmadığı yönünde cevap verdiğini belirtti.

Ardından hakim ifadeleri alınmayan dört gazeteci hakkındaki yakalama kararının halen infaz edilmediğini söyledi. Avukat Kılıç, gazeteciler Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu’nun yurtdışında olduğunu söyledi.


Hakim, Taksim Haşim Usta polis merkezine gözaltı sırasında el konulan eşyalarla ilgili yazı yazılmasına karar verdi. Müzekkere eline soruşturma aşamasında tutulan tüm tutanakların eklenmesinin de isteneceği kararda belirtildi.

Mahkeme sanıklar Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine de hükmetti.

Bir sonraki duruşma 25 Şubat 2020’de saat 9.40’ta görülecek.


Duruşma Öncesi:

  1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin o günkü ikinci duruşmasıydı. İlk duruşma saati 9:30, ikinci duruşma saati 9:32, üçüncü duruşma saati ise 9:33 olarak görünüyordu. Salonun önünde bekleyen birkaç kişi vardı.

Duruşma:

Duruşma 9.35’de başladı. 9.43’te sona erdi.

Mahkeme Salonu Koşulları:

Salonda izleyiciler için sekiz kişilik oturma alanı bulunuyordu. Salon küçük olduğu için mikrofon kullanımına gerek kalmadı.

Duruşmaya Katılım:

Duruşmaya avukatlar ile Mezopotamya Ajansı, MLSA katıldı.

4. Standing - June 19, 2019


Özgür Gündem gazetesi hakkında 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından “örgüt propagandası” suçlamasıyla kapatma kararı verildi.

Gazetenin kapatılması kararının alındığı gün gazete binasına da polislerce baskın yapıldı. Polisler, binada arama yapmaya ve binadakilerin kimliklerini kontrol etmeye başladı. Bu sırada binada yayın yapan IMC TV’nin canlı yayına da müdahale edildi. Müdahalenin ardından Sinan Balık ile birlikte 22 kişi darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar çeşitli karakollara götürüldü. Gözaltındaki isimler 28 Ağustos 2016’daki savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

İddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fazıl Arslanalp tarafından hazırlandı. İddianame İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tarafından kabul edilerek dava açıldı. İddianamede baskında yer alan Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli üç polis memuru iddianamede şikayetçi olarak yer aldı. Balık’a “Görevi yaptırmamak için direnme” ve “hakaret” suçlamaları yöneltiliyor.

Baskına katılan polisler, şikayetçi ve tanık sıfatıyla mahkemede dinlendi. Gözaltına alınan gazetecilerin el konulan malzemeleri halen geri verilmedi.

Davanın bir sonraki duruşması 5 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Nov. 5, 2019, 9:30 a.m.


Yeni gelen evrakların dosyaya eklenmesiyle duruşma başladı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem davasının iddianamesinin mahkemeye gönderildiğini belirten hakim Arzu Dur, 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan müzekkerenin aslen gözaltına alınan gazetecilerin el konulan malzemelerinin iadesiyle ilgili olduğunu ancak mahkemenin bunun yerine iddianameyi gönderdiğini belirtti. Avukatlar, el konulan malzemelerin akıbetini ne Emniyet’ten ne de Savcılıktan öğrenemediklerini belirtti.

Avukat Özcan Kılıç, Özgür Gündem gazetesinin beş katlı binasına yapılan baskında el konulan malzemeleri bile geri aldıklarını, ancak bu davada sanık olan 22 gazetecinin malzemelerine hala ulaşamadıklarını belirtti.

Avukat Hazal Pekşen de el konulan telefonların her birinin kime ait olduğuna dair tutanak bulunduğun hatırlattı. Emniyet’e yazı yazılarak, bu telefonlar hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının sorulmasını istedi.

Başka bir davadan tutuklu bulunan Özgürlükçü Demokrasi editörü Reyhan Hacıoğlu’nun SEGBİS ile mahkemeye bağlanması bekleniyordu ancak Hacıoğlu diğer davalarda olduğu gibi mahkemeye katılmayacağını beyan etti. Avukatı Korkmaz da Hacıoğlu’nun duruşmalardan vareste tutulmasını istedi. Hacıoğlu’nun karar aşamasında mahkemede hazır bulunacağını belirtti.

Hakim Dur, davada dört sanık hakkındaki yakalama kararının hala infaz edilmediğini söyledi ve “Bu kişilere ulaşsak da davayı bitirsek” dedi. Avukat Kılıç, bu dört kişinin yurtdışında bulunduğunu, müdafileri olarak kendisinin beyanda bulunabileceğini belirtti.

Kılıç son olarak baskın sırasında İMC TV kamerasının canlı yayında olduğunu, ayrıca Emniyet’in de kendi kamerasıyla baskını kayıt altına aldığını belirtti. Hakimden, karar vermeden önce bu görüntülerin izlenmesini istedi.


Hakim, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, el konulan telefonlar hakkında işlem yapılıp yapılmadığının, ayrıca el konulan malzemelerin nerede olduğunun sorulmasına karar verdi.

Sanıklar A.D., G.A., B.B. ve E.Ç. hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine de hükmetti.


Duruşma öncesi

  1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin o günkü ilk duruşmasıydı. Duruşma öncesi kimse yoktu.

Mahkeme salonu koşulları

Salonda izleyiciler için 8 kişilik oturma alanı bulunuyordu. Salon küçük olduğu için mikrofon kullanımına gerek kalmadı.

Duruşmaya katılım

Duruşmaya sadece avukatlar ile Mezopotamya Ajansı, P24, MLSA ve Tutuklu Basın muhabir katıldı.

3. Standing - Jan. 30, 2019


Özgür Gündem gazetesi hakkında 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından “örgüt propagandası” suçlamasıyla kapatma kararı verildi.

Gazetenin kapatılması kararının alındığı gün gazete binasına da polislerce baskın yapıldı. Polisler, binada arama yapmaya ve binadakilerin kimliklerini kontrol etmeye başladı. Bu sırada binada yayın yapan IMC TV’nin canlı yayına da müdahale edildi. Müdahalenin ardından Sinan Balık ile birlikte 22 kişi darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar çeşitli karakollara götürüldü. Gözaltındaki isimler 28 Ağustos 2016’daki savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

İddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Fazıl Arslanalp tarafından hazırlandı. İddianame İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tarafından kabul edilerek dava açıldı. İddianamede baskında yer alan Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli üç polis memuru iddianamede şikayetçi olarak yer aldı. Balık’a “Görevi yaptırmamak için direnme” ve “hakaret” suçlamaları yöneltiliyor.



Next Trial: June 19, 2019, 9:30 a.m.


Yeni gelen evrakların dosyaya eklenmesiyle duruşma başladı. Duruşmada Özgür Gündem Gazetesi’ne baskın yapan Terörle Mücadele polislerinden beşi müşteki olarak katıldı ve tanık olarak dinlendi.

Polis Gökalp Ertaş ifadesinde, kapatma kararı tebliğ edilirken, gazetedekilerin “Arama sırasında canlı yayının devam ettiğini, bu konuda kendilerini uyardıklarını ancak yapılan işlemin usulsüz olduğunu söyleyerek önce sözlü mukavemette bulunduklarını, sonra yavaş yavaş fiziki mukavemete dönmeye başladığını” söyledi. Hakimin fiziki mukavemeti anlatmasını istemesi üzerine, “ufak ufak bizi ittirdiler. Gözaltına almak istediğimizde direnç başladı. Grup birlikte hareket ediyordu. ‘Siz AKP’nin polislerisiniz, FETÖ’cüler bile sizden iyiydi’ diyorlardı” şeklinde konuştu.

Polis Muhammet Aygün de zemin katta görevli olduğunu, gelen bağırış sesi üzerine sesin geldiği yere gittiklerini söylerken, “Gittiğimizde görevli polis arkadaşlarımıza zorluk çıkarıyorlardı. Direniyorlardı, bunu sözlü slogan atarak, polise karşı tahrik edici sözler söyleyerek, fiziki direnerek yapıyorlardı” dedi. “Fiziki direnme”yle ilgili hakimin sorusunu “Memur arkadaşlara engel olmak için önlerinde durup direniyorlardı” dedi. “Fiziki olarak vurma oldu mu” sorusunu ise “Evet, kesinlikle bir hücum oldu” diyerek yanıtladı.

Polis Veysel Dursun, en üst katta görevli olduğunu, canlı yayın yapıldığını arkadaşlarından duyduklarını ve aşağı indiklerini söylerken “Binayı boşaltmalarını istedik, çıkmadılar. Saldıran da oldu, benim tişörtüm yırtıldı, güneş gözlüğüm kırıldı. Yapan kişiyi bilmiyorum, kargaşa vardı” dedi.

Polis Kürşad Türkyılmaz, canlı yayını görünce müdahalede bulunduklarını, kademeli gözaltı yaptıklarını, koridor yapıp araca götürdüklerini; sanıkların cam masayı “üzerlerine attıklarını, daha doğrusu iteklediklerini, polislerin de müdahale etmek durumunda kaldıklarını” söylerken, “En az iki kişi hakaret etti, alay ettiler, gülmeye başladılar” dedi.

Polis Mehmet Tanrıkulu da “Biz onları dışarı çıkarmaya çalışırken üzerimize saldırdılar” dedi. Sözlü ve fiziki dirençle karşılaştıklarını ifade etti.

Hakim tüm tanıklara tek tek sanıklar özelinde suçlama olup olmadığını ve bahsettikleri fiziki mukavemetin nasıl gerçekleştiğini sordu. Sanıklar “ittirdiler”, “hücum ettiler”, “cam masayı bize attıklarını hatırlıyorum, yani iteklediler” gibi cevaplar verdi. Polisler, sanık gazetecilerin iddianamede yer alan hakaretleri de ettiğini, ancak kimin hangi sözü söylediğini hatırlayamadıklarını söylediler.

Avukat Özcan Kılıç, bahsettikleri gün kendisinin de Özgür Gündem binasında olduğunu, bir müvekkil ile polis arasında gerilim yaşandığının doğru olduğunu ancak mukavemetin söz konusu olmadığını, gözaltı sırasında ters kelepçe yapıldığını söyledi.

Avukat Cemal Polat, tanık beyanlarını kabul etmediklerini, gazetede çalışanlarının birçoğunun kadın olduğunu, mukavemetin söz konusu olmadığını söyledi.

Avukat Hazal Pekşen de müvekkillerin baskın sırasında el konulan telefonlarının halen iade edilmediğini söyledi. Emniyet’in kendilerini Özgür Gündem ana davasının görüldüğü İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yönlendirdiğini ancak bu davanın sanıkları ile o davanın sanıklarının ayrı olduğunu, bu karışıklığın çözülmesini istedi.

Duruşmaya 5 dakika ara verildikten sonra ara karar okundu. Duruşma bir saat sürdü.


1- Sanık Reyhan Hacıoğlu’nun gelecek celse SEGBİS sistemiyle hazır edılmesi için Bakırköy Ceza İnfaz Kurumu’na müzekkere yazılmasına,

2- İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/25 esas sayılı dosyasının iddianamesinin ve emanet eşya makbuzlarının suretlerinin gönderilmesinin istenilmesine,

3- Sanıklar Amine Demirkıran, Günay Aksoy hakkında çıkartılan yakalama emirlerinin infazlarının beklenmesine,

4-Sanıklar Bayram Balcı, Ersin Çaksu hakkında CMK’nın 199/1 maddesi uyarınca savunmasının alınıp serbest bırakılmak üzere yakalama müzekkeresi çıkartılmasına,

5- Müşteki Mehmet Gıynaş’ın yeni görev yerinin öğrenilmesi için ilgili emniyet müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, cevap geldiğinde duruşma günü beklenmeksizin talimat yazılmasına,

6- Müşteki Gökalp Ertaş’ın suçtan zarar görme ihtimaline binanen CMK’nın 237 ve devam eden maddeleri gereğince davaya katılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

  1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin o günkü ilk duruşmasıydı. Duruşma öncesi kimse yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Salonda izleyiciler için sekiz kişilik oturma alanı bulunuyordu. Salon küçük olduğu için mikrofon kullanımına gerek kalmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya üç avukat ve duruşmayı raporlamak için gelen P24, MLSA ve Tutuklu Basın’dan üç muhabir katıldı.

Genel Gözlemler

Hakim, tanık polisleri dikkatle dinlerken, avukatlara çok kısa söz hakkı verdi. Avukatlar konuştuğu süre boyunca gözlerini elindeki dosyalardan ayırmadı ve tanığa soru sormak isteyen bir avukata “Bugün sadece sizin dosyanız yok” dedi.

Bununla birlikte yönelttikleri fiziki mukavemet suçlamasının nasıl gerçekleştiğine değinmeyen tanık polislere de üst üste ayrıntılı sorular yöneltti. Hakaret suçlamasını hangi sanığa yönelttiklerini sordu.

Özgür Gündem Raid - "Resisting and Insulting the Police" Trial (Indictment)

Özgür Gündem Raid - "Resisting and Insulting the Police" Trial 3. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Raid - "Resisting and Insulting the Police" Trial 4. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Raid - "Resisting and Insulting the Police" Trial 5. Standing (Minutes of the Hearing)