Tunca İlker Öğreten

Tunca İlker Öğreten is an editor for diken.com.tr. He also prepared news, columns and interviews for Taraf, Diken, Journo, Taz, Deutsche Welle, Vocatic and Al-Monitor.

He reported the news about President Recep Tayyip Erdoğan’s son-in-law and then-Minister of Energy and Natural Sources Berat Albayrak’s emails, which were published by a ‘hacker’ group called ‘RedHack.’ At the end of 2016, he was taken into custody for 24 days. Within the scope of the trial known as the ‘Redhack lawsuit,’ he has been pending trial under the charges of “committing a crime in the name of an armed terrorist organization though not being a member of it” and “preventing and disrupting the information system along with destroying or changing the data.” Prosecutors have recommended he receive 19.5 years of jail time.

Öğreten was also tried in court with Perihan Mağden for giving an interview to diken.com.tr after the recalling of Nokta magazine for its “Erdoğan’s Selfie” cover. He was fined 7000 Turkish Liras on the accusation of “defaming the President.”

Perihan Mağden, Tunca Öğreten vd. - “Publicy Insulting the President” Trial

Nokta Dergisi, 14 Eylül 2015 günü gece yarısı polis tarafından basıldı. Derginin 18. sayısı da savcılık kararı ile toplatıldı. Dergi hakkındaki soruşturma “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “terör örgütü propagandası” gerekçelerine dayandırıldı. Derginin 18. sayısının kapağında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan; asker tabutuyla birlikte “selfie” çekerken tasvir ediliyordu. Derginin sorumlu yazı işleri müdürü Murat Çapan, aynı gün gözaltına alındı ve ifadesinin ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Cevheri Güven ve sorumlu yazı işleri müdürü Murat Çapan, 2 Kasım 2015 tarihli kapak gerekçe gösterilerek, tutuklandı. Gazeteciler, yargılama sürecinin ilk duruşmasında tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Güven ve Çapan, 22 Mayıs 2017 tarihli karar duruşmasında, derginin iki sayısındaki kapak gerekçe gösterilerek 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteciler, “Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silahlı isyana tahrik etmek” ve “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı.

Dergi, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminin ardından 27 Temmuz 2016’da yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı. Hükümet, askeri darbe girişiminin ardından başlattığı Olağanüstü Hal döneminde, Meclis’in onayına sunmadan yürürlüğe koyduğu KHK’lerle çok sayıda basın yayın kuruluşunu kapatmıştı.

Derginin yazarlarından Perihan Mağden, dergi merkezinin polis tarafından basıldığı gün; Diken internet haber sitesinden Tunca Öğreten’e röportaj verdi. Mağden, röportajında; “Erdoğan köşeye sıkışmış vahşi bir kaplan, vahşi bir havyan gibi davranıyor” dedi. Mağden’in Öğreten’e verdiği röportaj, Diken internet haber sitesi ile birlikte 15 Eylül 2015 tarihinde Yurt Gazetesi’nde de yayımlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı; Perihan Mağden ve Tunca Öğreten ile birlikte Yurt Gazetesi’nde dönemin sorumlu yazı işleri müdürü olan Orhan Şahin ve yetkilisi Mehmet Çağlar Tekin hakkında soruşturma başlattı. Mağden ile birlikte diğer gazeteciler, “Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekle” suçlandı.

Tunca Öğreten, savcılıkta verdiği ifadede; Perihan Mağden ile röportajı telefonla yaptığı, açıklamalarının noktasına, virgülüne dokunmadığını söyledi. Mağden’in fikrini açıklarken bir hakaret edasıyla değil bir edebiyatçı olarak benzetme yaptığını; Mağden’in açıklamalarını hakaret olarak algılamadığını, kendisinin de hakaret kastı bulunmadığını anlattı.

Tunca Öğreten ile birlikte gazeteciler hakkındaki iddianame 13 Ocak 2016’da tamamlandı.

Diken internet haber sitesinin muhabiri Tunca Öğreten, kapatılan Nokta Dergisi yazarı Perihan Mağden ile Yurt Gazetesi’nin yayın sorumluları Mehmet Çağlar Tekin ile Orhan Şahin hakkındaki iddianame; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu tarafından 13 Ocak 2016 tarihinde tamamlandı.

İddianamedeki bilgilere göre, gazeteciler hakkındaki soruşturmanın, Yurt Gazetesi’nde 15 Eylül 2015 günü “Selfie ‘Nokta’landı” başlığı ile çıkan haber üzerine başlatıldığı belirtildi.

Nokta Dergisi’nin 14 Eylül 2015 tarihli sayısı toplatılmış ve dergi merkezi polis tarafından basılmıştı. Bunun üzerine derginin yazarlarından Perihan Mağden, Diken internet haber sitesinin sorularını yanıtlamıştı. Yurt Gazetesi ise, derginin toplatılması ile ilgili haberinde, Mağden’in Diken’de yayımlanan röportajından bazı bölümleri aktarmıştı.

İddianamede, Yurt Gazetesi’nde, Mağden’in; “Erdoğan köşeye sıkışmış vahşi bir kaplan, vahşi bir hayvan gibi davranıyor” sözlerine yer verildiği belirtildi.

Söyleşinin aslının Diken internet haber sitesinde yayımlandığına ilişkin bilgiye, iddianamede; “Perihan Mağden’in konu ile ilgili yorumu Yurt Gazetesi’nden önce 14 Eylül 2015 tarihinde ‘diken’ isimli internet haber sitesinde Tunca Öğreten imzasıyla yayımlanmış…” ifadeleri ile yer verildi.

İddianamede; “Cumhurbaşkanı için ‘vahşi bir hayvan gibi davranıyor’ sözünün başlı başına hakaret suçunu oluşturduğu” iddia edildi. Bu ifadenin “eleştiriyi aşan ve açıkça hakaret kabul edilebilecek sözler olduğu” öne sürüldü.

Mağden’in bu sözlerinin Yurt Gazetesi’nde de yayımlanması ile ilgili olarak, iddianamede; “Bu sözlerin yansıtılmasının da aynı nitelikteki suçu aleni biçimde işleme anlamına geldiği” ileri sürüldü.

İddianamede Diken internet haberi sitesi muhabiri Tunca Öğreten ile Yurt Gazetesi’nden Orhan Şahin ve Mehmet Çağlar Tekin ise, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmekle” suçlandı. Haklarında bir yıl iki aydan dört yıl sekiz aya kadar hapis cezası istendi.

Perihan Mağden ise, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekle” suçlandı. Hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası istendi.

İddianamede, tüm gazetecilerin; Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesindeki “belirli haklardan yoksun bırakılmaları” talep edildi.

İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Diken internet haber sitesinin muhabiri Tunca Öğreten, kapatılan Nokta Dergisi yazarı Perihan Mağden ile Yurt Gazetesi’nin yayın sorumluları Mehmet Çağlar Tekin ile Orhan Şahin’in yargılanmasına, 12 Mayıs 2016’da İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başlandı.

Tunca Öğreten, savunmasını bu duruşmada yaptı. Öğreten, Perihan Mağden ile yaptığı görüşmeyi, habere, olduğu gibi aktardığını söyledi. Bu söylemlerde hakaret içeriği olmadığını belirtti.

Tunca Öğreten’in avukatı ali Deniz Ceylan da Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesinin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını talep etti. Hakim, talebi reddetti. Ceylan, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurularının yapıldığını, yargılamanın sürmesi için bu başvurulara ilişkin kararın verilmesinin beklenmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hatice Özay, şikayetlerinin devam ettiğini belirterek, davaya katılma talebini iletti. Özay, Mağden’in sözlerinin “ağır hakaret niteliğinde, eleştiri kapsamı dışında olduğunu” savundu.

Mağden’in avukatı Veysel Ok, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katılma talebini “ifade özgürlüğü gerekçesiyle kabul etmediklerini” söyledi. “Katılma talebinin Cumhurbaşkanı adına mı, Tayyip Erdoğan adına mı iletildiğinin açıklanmasını” istedi. Ancak, mahkeme; Erdoğan’ın katılma talebini kabul etti.

Mahkeme ayrıca, tüm gazetecilerin; duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi, yani duruşmalara katılma zorunluluklarını kaldırdı.

Yargılamanın ikinci duruşması 20 Ekim 2016’da görüldü. İki duruşma arasında; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminin ardından hakaret davalarındaki tüm şikayetlerini geri çektiğini açıkladı. Bu nedenle Erdoğan’ın “katılan” sıfatı, “şikayetçi” sıfatına dönüştürüldü.

Yargılamanın üçüncü duruşması 31 Ocak 2017’de görüldü. Tunca Öğreten, bu celseden önce, 17 Ocak 2017’de, kamuoyunda “RedHack davası” olarak bilinen yargılama kapsamında tutuklandı. Avukatı Sevgi Kalan’ın talebi üzerine mahkeme, Öğreten’in; savunmasını sunmak üzere bir sonraki duruşmaya getirilmesine karar verdi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 13 Nisan 2017’de görüldü. Gazeteci Tunca Öğreten’in savunma dilekçesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin örnek kararlarını mahkemeye sunduğu belirtildi. Hakim, tutuklu Tunca Öğreten’in savunmasının, bir sonraki duruşmada Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden alınmasına karar verdi.

Yargılamanın beşinci duruşması 23 Mayıs 2017’de görüldü. Tunca Öğreten’in savunmasının alınması için SEGBİS sisteminin hazır edilmediği görüldü. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın altıncı duruşması 4 Temmuz 2017’de görüldü. Öğreten, savunmasını bu duruşmada tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla yaptı.

Öğreten; kendisinin gazeteci, Mağden’in ise edebiyatçı olduğunu söyledi. “Mağden’in suç teşkil edecek bir şey söylediği, kendisinin de bunu yayımladığı suçlamasını kabul etmediğini” dile getirdi.

“Suç işlemediğim için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmiyorum” diyen Öğreten, “Gazetecilere dava açmak milli bir hobi haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Perihan Mağden ise beraatini talep etti. Mahkeme, aksi bir kanaatte ise hakkındaki olası hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) talep etti.

Hakim, dosyanın karar verilmek üzere incelenmeye alınmasına karar verdi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın yedinci duruşması 19 Ekim 2017’de görüldü. Veysel Ok, Mağden’in avukatlığından çekildi. Yerine gelen avukat Melike Polat ise dosyayı incelemek için süre talep etti. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın sekizinci duruşması 11 Ocak 2018’de görüldü. Öğreten, bu celseden önce, 6 Aralık 2017’de, tutuklu olarak yargılandığı diğer davada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Öğreten, tutuksuz olarak yargılandığı bu davanın, bu duruşmasında şu savunmayı yaptı:

“Perihan Mağden bir edebiyatçıdır, kendisi ile yaptığım röportajda edebi bir benzetme kastı ile sarf ettiği cümleyi yayınladım. Hakaret kastı olduğunu anlasaydım ya da hissetseydim bunu asla yayınlamazdım. Bu edebi bir benzetmedir. Ben de röportajı yayınlayan kişi olarak suçu işlemediğimi düşünüyorum, beraatimi talep ediyorum.”

Hakim, tüm gazetecilere; haklarında Türk Ceza Kanunu’nun 299/2 maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasının işletilmesi halinde ek savunma yapmaları için süre verdi. Duruşma ertelendi.

Yargılamanın dokuzuncu duruşması 17 Mayıs 2018’de görüldü. Tunca Öğreten, esasa ilişkin savunma yapmak için ek süre talep etti.

Hakim, suçlama konusu haberin yayımlandığı tarihte Yurt Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürü ve bağlı olduğu yetkilinin belirlenmesi için savcılığa yazı yazılmasına karar verdi.

Yargılamanın 10. duruşması 18 Ekim 2018’de görüldü. Öğreten, esas hakkındaki savunmasını, bu duruşmada yaptı. Öğreten şunları söyledi:

“Perihan Mağden ile 2016 yılında bir söyleşi yaptım. Kendisi edebiyatçı kimliğiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında edebi bir benzetme yaptı ve ‘Köşeye sıkışmış bir kaplan gibi’ dedi. Bu benzetmesinin Türkiye’de hakaret olarak kullanıldığını ben hiç duymadım. Türkçede kaplan, aslan gibi kelimeler hakaret olarak algılanmaz. Eşek, ayı gibi ifadeler hakaret olur. Bu edebi benzetmeden ötürü sözlerini kendi nazarımda hakaret algısı oluşmadığı için yazdım. Biz gazeteciler mütemadiyen yargılanıyoruz. Ben zaten profesyonel sanığım. Bile bile bir hakareti yazmam. Hakaret içeriği ya da kastı olduğunu düşünsem yazmazdım. Elçiye zeval olmaz denilir. Perihan Mağden’in sözünü yazdım. Ayrıca 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisine edilen hakaretlerle ilgili açtığı davaları geri çekti.”

Öğreten’in bu sözleri üzerine, hakim, Öğreten’in sözlerini keserek; bu davanın şikayete bağlı bir dava olmadığını, kamu davası olduğunu dile getirdi. Hakim, “Sanki hepsi düştü, bu dava devam ediyor gibi bir algı yaratılmasın” dedi. Öğreten ise böyle bir algı yaratmak istemediğini söyledi ve beraatini talep ederek savunmasını bitirdi.

Öğreten’in avukatı Sevgi Kalan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihadını anımsatarak; röportaj yapan gazetecinin cezalandırılamayacağını, aktarım yapan gazetecinin cezalandırılmasının gazeteci üzerinde baskı oluşturacağını ve kamuyu ilgilendiren konularda rahatça haber yapamayacağını ifade etti.

Kalan, röportajın içeriğinde hakaret oluşturan bir durumun söz konusu olmadığını, sanık Perihan Mağden’in edebi bir benzetme yaptığını, Recep Tayyip Erdoğan’ın başka devlet başkanları ile olan ilişkisinin değerlendirildiğini ve dolayısıyla hakaret oluşturan bir durumun söz konusu olmadığını anlattı.

Avukat Kalan, Anayasa Mahkemesi içtihadına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi kişiliği nedeniyle eleştirilere tahammül etme sınırının diğer insanlardan fazla olması gerektiğini söyleyerek, beraat talebinde bulundu.

Yargılamanın 11. duruşması 27 Aralık 2018’de görüldü. Avukatların savunma için ek süre talepleri kabul edildi, duruşma ertelendi.

Yargılamanın 12. duruşması 10 Ocak 2019’da görüldü. Tunca Öğreten, son savunmasında şunları söyledi:

“Sayın yargıç, bu bir söyleşiydi. Bana ne söylendiyse cevapları alıp yazıya döktüm. Perihan Hanım da edebiyatçı olduğu için teşbih yapmıştır. Ben de bunda bir hakaret görmediğim için metne döktüm. Adliye koridorlarında kimse bile isteye bu kadar çok mesai yapmak istemez diye düşünüyorum. ‘Elçiye zeval olmaz’ sözünün geçerliliğini koruyup korumadığını bugün göreceğiz. Beraatimi talep ediyorum.”

Öğreten’in avukatı Sevgi Kalan ise röportajın; tamamına bakılmadan yargılama konusu yapıldığını dile getirdi. Kalan, şunları söyledi:

“Müvekkilim gazetecidir. Dava konusu sözler röportajın bağlamından koparılmıştır. Röportajda Cumhurbaşkanı’nın yönetim politikası eleştiriliyor. Söz konusu röportaj bir gazetecilik faaliyetidir. Bununla ilgili Anayasa Mahkemesi kararları da vardır. Siyasilerin eleştirilere anlayışlı olmasıyla ilgili de Yargıtay içtihatları vardır” dedi.

Hâkimin son sözünü sorduğu Öğreten, “Bir suçum yok. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

Perihan Mağden’in avukatı Melike Polat ise Mağden’in ifade özgürlüğünü kullandığını söyledi. Mağden’in yayınlanmış 21 kitabı olduğunu belirten avukat Polat, “teşbihte hata olmaz” sözü ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Yeri geldiği zaman çirkin, kabaca bir benzetme yapılırken kullanılır. Bundan alınılmamasını dilemek için söz arasında söylenir. Sevimsiz bulunabilir ama bunu es geçmemeliyiz. Nihai olarak müvekkilimin sözleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetçi olduğu için daha hoşgörülü olmak zorunda.”

Mahkeme, Tunca Öğreten hakkında; “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmek” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Ceza, 7 bin TL adli para cezasına çevrildi.

Perihan Mağden ise iddianamede; Türk Ceza Kanunu’nun 299/1 maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına hakaret etmekle” suçlandı. Ancak mahkeme, Mağden’in; Türk Ceza Kanunu’nun 299/2 maddesindeki “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Ceza, 7 bin TL adli para cezasına çevrildi.

Hakim, Mağden ve Öğreten’in; “yeniden suç işlemekten çekineceklerine dair olumlu kanaat oluşmadığı” gerekçesiyle haklarındaki hükmün açıklanmasını geri bırakmadı.

Yurt Gazetesi’nin çalışanları Orhan Şahin ve Mehmet Çağlar Tekin’in ise beraatına karar verildi.

12. Standing - Jan. 10, 2019


10:00’da başlayacağı duyurulan duruşma 10:20’de başladı.

Hâkim, Tunca Öğreten’e esas hakkındaki son savunmasını sordu. Öğreten, şunları söyledi:

“Sayın yargıç, bu bir söyleşiydi. Bana ne söylendiyse cevapları alıp yazıya döktüm. Perihan Hanım da edebiyatçı olduğu için teşbih yapmıştır. Ben de bunda bir hakaret görmediğim için metne döktüm. Adliye koridorlarında kimse bile isteye bu kadar çok mesai yapmak istemez diye düşünüyorum. ‘Elçiye zeval olmaz’ sözünün geçerliliğini koruyup korumadığını bugün göreceğiz. Beraatimi talep ediyorum.”

Öğreten’in savunmasının ardından avukatı Sevgi Kalan söz aldı ve röportajın tamamına bakılmadan yargılama konusu edildiğine dikkat çekti.

Kalan şunları söyledi:

“Müvekkilim gazetecidir. Dava konusu sözler röportajın bağlamından koparılmıştır. Röportajda Cumhurbaşkanı’nın yönetim politikası eleştiriliyor. Söz konusu röportaj bir gazetecilik faaliyetidir. Bununla ilgili Anayasa Mahkemesi kararları da vardır. Siyasilerin eleştirilere anlayışlı olmasıyla ilgili de Yargıtay içtihatları vardır.”“

Kalan’dan sonra Perihan Mağden’in avukatı Melike Polat söz aldı. İlk olarak müvekkili Perihan Mağden’in ifade özgürlüğünü kullandığını söyledi.

Polat, Mağden’in bugüne kadar yayınlanmış 21 kitabı olan bir edebiyatçı olduğunu hatırlattı. TDK’da da “Teşbihte hata olmaz” yazdığını ifade etti:

“Yeri geldiği zaman çirkin, kabaca bir benzetme yapılırken kullanılır. Bundan alınılmamasını dilemek için söz arasında söylenir. Sevimsiz bulunabilir ama bunu es geçmemeliyiz. Nihai olarak müvekkilimin sözleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetçi olduğu için daha hoşgörülü olmak zorunda.”

Hâkim, Öğreten’e son sözünü sordu. Öğreten, “Bir suçum yok. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

Duruşma 20 dakika kadar sürdü, 5 dakika ara verildikten sonra karar açıklandı.


Perihan Mağden, iddianamede; Türk Ceza Kanunu’nun 299/1 maddesi uyarınca “Cumhurbaşkanına hakaret etmekle” suçlandı. Ancak mahkeme, Mağden’in; Türk Ceza Kanunu’nun 299/2 maddesindeki “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla 11 ay 20 gün hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Ceza, 7 bin TL adli para cezasına çevrildi.

Tunca Öğreten de “Cumhurbaşkanına alenen hakaret etmek” suçlamayla 7 bin TL adli para cezasına çarptırıldı.

Hakim, Mağden ve Öğreten’in; “yeniden suç işlemekten çekineceklerine dair olumlu kanaat oluşmadığı” gerekçesiyle haklarındaki hükmün açıklanmasını geri bırakmadı.

Yurt Gazetesi’nin çalışanları Orhan Şahin ve Mehmet Çağlar Tekin’in ise beraatına karar verildi.

Kararın istinaf mahkemesine taşınacağı öğrenildi.


Duruşma Öncesi

Salon önünde Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, tutuksuz yargılanan gazeteci Tunca Öğreten ve avukatı Sevgi Kalan ile Perihan Mağden’in avukatı Melike Polat ve gazeteciler bulunuyordu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma görüleceği salon küçüktü fakat katılan kişi sayısına göre yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, Tunca Öğreten; avukatı Sevgi Kalan ile Perihan Mağden ise avukatı Melike Polat ile birlikte katıldı. Duruşmayı gazeteciler de izledi.

11. Standing - Dec. 27, 2018


11:55’te başlayacağı duyurulan duruşma 12:15’te başladı.

Hakim ile avukatlar arasında evlilik sonrası değişen soyadları ile ilgili şakalaşmalar oldu.
Avukat Tolgay Güvencin, Tunca Öğreten’in rahatsızlandığını, son savunmasını yapmak üzere hazırlandığını, savunma için süre talep ettiğini söyledi.

Bir önceki duruşmada; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak, Yurt Gazetesi’nin suçlama konusu yapılan haberin basıldığı sırada sorumlu yazı işleri müdürü ile bağlı bulunduğu yetkilinin kim olduğunun sorulmasına karar verilmişti. Yanıtın geldiği görüldü.

Ancak avukat Melike Polat, UYAP sistemine düşen yanıtı görmediğini, cevabı incelemek istediğini, hazırlıksız olduğunu bu yüzden savunma yapmak için ek süre istediğini söyledi.


Avukatların savunma için ek süre talepleri kabul edildi,

Bir sonraki duruşma için 10 Ocak 2019 tarihi belirlendi.


Duruşma Öncesi

6 Nisan 2017 tarihinde avukatlar tarafından pek çok yargılama sürecini protesto için başlatılan, 85 hafta süren ve son kez buluşulacak “Adalet Nöbeti” eyleminin aynı güne denk gelmesi nedeniyle Çağlayan Adliyesi kalabalıktı.

Duruşma saatinin, protesto için belirlenen saate denk gelmesi nedeniyle; duruşma öncesinde salon önünde bekleyen kimse yoktu.

Aynı gün birçok gazetecinin duruşması vardı.

Gazeteci Pelin Ünker hakkında, “Paradise Papers” belgelerine ilişkin haberleri nedeniyle eski Başbakan Binali Yıldırım ve oğulları tarafından açılan davanın duruşması da aynı mahkemede, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu küçüktü. Duruşma salonunda avukatlar, bir stajyer avukat ve bir izleyici dışında katılım gösteren olmadığı için salonun küçük olması sorun oluşturmadı.

Duruşmaya Katılım

Duraşmaya, Tunca Öğreten; avukatı Tolgay Güvencin ile Perihan Mağden ise avukatı Melike Polat ile katıdı. Duruşmayı hiçbir gazeteci izlemedi.

Genel Gözlemler

Hakim bir önceki duruşmaya göre neşeliydi. Duruşma, avukatlarla diyalog halinde sürdü. Bir sonraki duruşma için uygun olan tarih de hakim ile avukatlar arasındaki diyalog sonucunda belirlendi.

Duruşma 5 dakika kadar sürdü.

10. Standing - Oct. 18, 2018


Tunca İlker Öğreten savunmasında şunları söyledi:

“Daha önce anlatmıştım. Perihan Mağden ile 2016 yılında bir söyleşi yaptım. Kendisi edebiyatçı kimliğiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında edebi bir benzetme yaptı ve ‘Köşeye sıkışmış bir kaplan gibi’ dedi. Bu benzetmesinin Türkiye’de hakaret olarak kullanıldığını ben hiç duymadım. Türkçede kaplan, aslan gibi kelimeler hakaret olarak algılanmaz. Eşek, ayı gibi ifadeler hakaret olur. Bu edebi benzetmeden ötürü sözlerini kendi nazarımda hakaret algısı oluşmadığı için yazdım. Biz gazeteciler mütemadiyen yargılanıyoruz. Ben zaten profesyonel sanığım. Bile bile bir hakareti yazmam. Hakaret içeriği ya da kastı olduğunu düşünsem yazmazdım. Elçiye zeval olmaz denilir. Perihan Mağden’in sözünü yazdım. Ayrıca 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisine edilen hakaretlerle ilgili açtığı davaları geri çekti.”

Öğreten’in bu sözleri üzerine, hakim, Öğreten’in sözlerini keserek; bu davanın şikayete bağlı bir dava olmadığını, kamu davası olduğunu dile getirdi. Hakim, “Sanki hepsi düştü, bu dava devam ediyor gibi bir algı yaratılmasın” dedi. Öğreten ise böyle bir algı yaratmak istemediğini söyledi ve beraatini talep ederek savunmasını bitirdi.

Öğreten’in avukatı Sevgi Kalan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihadını anımsatarak; röportaj yapan gazetecinin cezalandırılamayacağını, aktarım yapan gazetecinin cezalandırılmasının gazeteci üzerinde baskı oluşturacağını ve kamuyu ilgilendiren konularda rahatça haber yapamayacağını ifade etti.

Kalan, röportajın içeriğinde hakaret oluşturan bir durumun söz konusu olmadığını, sanık Perihan Mağden’in edebi bir benzetme yaptığını, Recep Tayyip Erdoğan’ın başka devlet başkanları ile olan ilişkisinin değerlendirildiğini ve dolayısıyla hakaret oluşturan bir durumun söz konusu olmadığını anlattı.

Avukat Kalan, Anayasa Mahkemesi içtihadına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi kişiliği nedeniyle eleştirilere tahammül etme sınırının diğer insanlardan fazla olması gerektiğini söyleyerek, beraat talebinde bulundu.

Hakim duruşmada, ara karar aşamasına geçtiğinde, bir sonraki duruşma için uygun olan tarihi, gazetecilerin avukatlarına sordu.


Hakim, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak, Yurt Gazetesi’nin suçlama konusu yapılan haberin basıldığı sırada sorumlu yazı işleri müdürü ile bağlı bulunduğu yetkilinin kim olduğunun sorulmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma için 27 Aralık 2018 tarihi belirlendi.


Duruşma Öncesi

İstanbul Adliyesi’ndeki vatandaş girişinde uzun bir kuyruk vardı.

Gazeteciler, sarı basın kartları ile avukat ve personel için ayrılan girişi kullandı.

10:35’te başlaması gereken duruşma 11:15’te başladı.

Salon önünde avukatlar, izleyiciler ve gazetecilerin bulunduğu görüldü. Duruşma, Asliye Ceza Mahkeme’sinde görüleceği için güvenlik bariyeri yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu küçüktü. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantıları için ekipman kurulu değildi.

Duruşmaya Katılım

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, gazeteci Tuğba Tekerek ve Evrensel Gazetesi muhabiri Cansu Pişkin duruşmayı izlemek için salondaydılar. Tutuksuz yargılanan Tunca İlker Öğreten ile avukatlar Sevgi Kalan ve Melike Polat duruşma salonundaydı.

Genel Gözlemler

Hakimin gergin olduğu gözlemlendi. Duruşma 20 dakika kadar sürdü.

Perihan Mağden, Tunca Öğreten vd. - “Publicy Insulting the President” Trial (Indictment)

"RedHack" Trial

In September 2016, the ‘hacker’ group called ‘RedHack’ announced that they had hacked the email account of Berat Albayrak, the then-minister of Energy and Natural Resources. The content of the emails, which were claimed to belong to Albayrak, was shared through social media and journalists made news reports about the content.

An investigation was opened by the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office about the journalists Derya Okatan, Eray Sargın, Metin Yoksu, Ömer Çelik and Tunca Öğreten, who reported on the e-mails’ content. The file of Deniz Yücel (a reporter for the German-based Die Welt newspaper), who was also investigated under the same scope, was separated from that of the other journalists.

A former correspondent of the Diken news webs site, Tunca Öğreten was taken into custody on December 25th, 2016 at a raid on his home. The court issued a confidentiality order for the file. Yet, a news report headlined, “Operation against the perception team of RedHack” was published on the same day on the Sabah Newspaper’s website, stating that, “The suspects spread propaganda for some of the illegal activities of a hacker group called RedHack through social media with the aim of managing perceptions.” Tunca Öğreten was under custody for 24 days. He was referred to the court on January 17th, 2017 with a request for his arrest.

In the writ of referral, the prosecutor accused Öğreten and the other journalists of manipulating the information in Minister Albayrak’s leaked e-mails. In this way, it was claimed that “news reports were designed to denigrate the Energy Minister and the democratically elected government, and to create the perception that the national energy policies were a failure”. Journalists were also accused of “spreading propaganda for the terrorist organizations FETÖ, PKK, DHKP-C and MLKP”.

Öğreten was arrested upon the order of the Istanbul 8th Criminal Court of Peace. The court claimed that Öğreten was “a member of DHKP-C”. He was taken to Istanbul Silivri High Security Closed Prison.

Öğreten got married on March 1st, 2017 in prison. The indictment against Öğreten and the other journalists was completed on June 23rd, 2017. Öğreten and Ömer Çelik, arrested together, had to spend five months in prison before the indictment against them was drafted.

The indictment against five journalists including the former correspondent of the Diken news webs site, Tunca Öğreten, was drafted by Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office on June 23rd, 2017.

The indictment stated that the investigation was based on a tip-off e-mail, and secret witness statements. The indictment also listed the social media posts by the journalists, claiming that “they had ties to terror organizations.”

It was stated in the indictment that the hacker group called RedHack got hold of the e-mails belonging to Berat Albayrak, Recep Tayyip Erdoğan’s son-in-law and the then-Minister of Energy and Natural Resources. It was also claimed that the hackers’ objective was to denigrate the democratically elected government and to create the perception that the national energy policies were a failure, by manipulating information about the ministry.

In addition, it was claimed that the suspects tried to create the perception that “Albayrak was associated with ISIS.”

According to the indictment, the secret witness nicknamed “Çakı” also affirmed these claims. “Çakı” asserted that the e-mails claimed to belong to Albayrak were sent to the journalists via their Twitter accounts.

In the indictment, the following allegations were made against Öğreten:

“In the examination on the seized computer data, we detected a zip file complete with Albayrak’s e-mail conversations. During the examination on the seized digital materials, we confirmed that Öğreten held conversations with different individuals about the hacking of the e-mails in question, and stated to these individuals that he had obtained these e-mails from the hacker group named RedHack.”
The indictment also included the summary of the defense presented by Öğreten during his interrogation. Öğreten had stated that he had been added without his approval to a group created on Twitter. He had indicated that, “By following a link in this group, he had downloaded Albayrak’s e-mails, and then penned a news report on the issue”.

In the indictment, it was claimed that “Öğreten illegally obtained information that was clearly of a private nature, and could even be a state secret, and he could not explain how he had obtained this information”.

For his connection to RedHack, Öğreten was accused of ties to DHKP-C, and for having worked previously for Taraf newspaper, he was accused of “complicity in crime, without being a member of FETÖ / PDY terror organization”.

Öğreten was also accused of being in touch with the Turkey representative of German-based Die Welt newspaper, Deniz Yücel. This claim was based on HTS records which allow the determination of time and location via mobile phone data.

In the indictment, Öğreten was charged with “committing a crime on behalf of an armed organization without being its member” as per Articles 220/6 and 314/2 of the Turkish Penal Code, facing a prison sentence of one to five years.

The prosecutor also accused Öğreten of “blocking or disrupting an information system, destroying or altering its data” as per Article 244 of the Turkish Penal Code, requesting an additional prison sentence of two to six years.

Thus, Öğreten faces a prison sentence of three to 11 years in total.

The prosecutor also demanded that Öğreten be deprived of certain rights as stipulated in Article 53 of the Turkish Penal Code.

The indictment was accepted by Istanbul 29th High Criminal Court on July 3rd, 2017.

The trial of five journalists including with Tunca Öğreten, a former correspondent with news web site Diken, started with the first hearing held at Istanbul 29th High Criminal Court on October 24th, 2017. Tunca Öğreten had been in jail for about 10 months at this first hearing.

Öğreten presented his defense at the hearing: “They said I was a member of MLKP during the raid on my house, I turned out to be a member of DHKP-C at the police station, a member of RedHack before the prosecutor, and a member of FETÖ in the trial. I was arrested for being a ‘cyber hacker’ due to an email sent by an informer to the police department. Any information or document that concerns the public can be reported by journalists anywhere in the world. Journalists should not get arrested for either penning news stories or for the way they follow up those stories. I was arrested because of my method of journalism.”

In response to being accused in the indictment for following various Twitter accounts, he stated, “I follow leftist groups as well as ISIS-linked accounts on Twitter. Does that make me a jihadist Marxist?”
At the end of the hearing, the court ruled for the continuation of the detention of Öğreten. Dicle News Agency News news manager Ömer Çelik, who had been arrested with Öğreten, was released.
The second hearing of the trial was held on December 6th, 2017. Öğreten said the following at this hearing:

“I worked in all kinds of challenging and dangerous fields in my profession, including war zones, but I have never felt myself in so much danger. I have been deprived of my freedom and my spouse for a year, due to the slanders of an anonymous individual, who does not refrain from presenting himself as a hacker.

I have no kind of relationship with any terrorist organization, nor will I have any such relationships in the future. I cannot understand why we have been imprisoned for a year, when I think about the basic principles of law, freedom of expression and freedom of press. Apparently, even you don’t have an answer to this question.”

At the end of the hearing, the panel of judges ordered the release of Öğreten. He was banned from traveling abroad, and was ordered to sign a document at the police station twice a week.

The third hearing of the trial was held on March 20th, 2018. The court rejected the lawyers’ request for the exemption of journalists from the hearings, that is, their obligation to attend the hearings.

The court also ruled to continue the journalists’ overseas travel bans. However, the court lifted Öğreten’s obligation to sign a document at the police station twice a week. The court ruled to await the expert witness report on the digital materials seized from the journalists. The hearing was adjourned.

The fourth hearing of the trial was held on September 13th, 2018. Lawyers demanded the removal of the judicial control requirement, along with the obligation for journalists to attend the hearings. Lawyers also demanded the return of the digital materials seized from the journalists. The court rejected all of these requests. The court ruled that Metin Yoksu and Ömer Çelik be brought to the next hearing by force.

The sixth hearing of the trial was held on January 8th, 2019. During the hearing, it was seen that the panel of judges had changed. It was stated that the expert witness report on the digital materials seized from the journalists had not yet reached the court.

Tunca Öğreten demanded the return of his confiscated computer and phone. He also demanded that the ban on his travelling abroad be lifted. He said that the seizure of his digital materials and his inability to go abroad prevented him from performing his profession as a journalist. The court ruled for the continuation of the overseas travel bans of Tunca Öğreten, Eray Sargın, Ömer Çelik and Metin Yoksu. The court requested that the expert witness report on the digital materials be submitted to the court as soon as possible, and if it could not be submitted, the expert witness had to present an explanation for that. The hearing was adjourned.

The seventh hearing of the trial was held on April 16th, 2019. Öğreten said that they were tried for their journalism activities only, and that they had been unfairly imprisoned for a year. He explained that he had reported on already leaked documents, to uphold the interests of the general public. He said that while similar news stories received awards across the world, he had served a one-year prison sentence. He stated that he had no ties with any terror organization. He added that he regularly came to the hearings and would continue to do so until being acquitted.

At the end of the hearing, the court ruled to exempt Öğreten, as well as Derya Okatan and Metin Yoksu from attending the hearings.

The eighth hearing took place on September 24th, 2019. In this hearing, Öğreten said “I have been victimized for three years. In this process, it was as if they looked for a terror organization which would suit me. I am victimized in this situation which may resemble a funny joke. My news story did not reveal any state secrets”. He demanded that the ban on his going abroad be lifted. The court rejected that request, but ordered the return of digital material seized from the journalists.

The ninth hearing of the trial took place on February 6th, 2020. Öğreten stated that the accusation of “aiding the terror organizations FETÖ and DHKP-C without being a member thereof” had not been proven until date. He stated that Minister Albayrak, mentioned in the file as a “complainant”, had not denied the news story in question even once over these three years. Öğreten continued his defense as follows:

“Then why do I stand trial? It is clear who obtained this data. An organization called RedHack hacked this data and openly admitted it. They explained how they deceived the distinguished minister, in chronological fashion. I want the panel of judges to ask me relevant questions. How am I going to defend myself if you don’t ask them to me? I do not understand how I aided that organization,” he said.
Öğreten’s lawyer Tuğba Torun said, “There is no evidence in the file proving the accusations against my client as regards aiding a terror organization. It is written that private data was revealed. Which private data are we talking about? It is not stated. There is no evidence confirming these connections. We want such evidence to be gathered and the investigation to be expanded. A judicial control requirement is applied only in cases of strong suspicion. We demand that the overseas travel ban be lifted.”

The court did not lift the travel bans of Öğreten, Ömer Çelik and Metin Yoksu, however, it did lift the travel bans of Derya Okatan and Eray Sargın.

The 10th hearing of the trial was held on June 25th, 2020. Tunca Öğreten stated that he had been working as a journalist for 17 years and that these travel restrictions had a negative impact on his profession, and demanded that the judicial control requirement be lifted.

The court did not lift Öğreten’s overseas travel ban.

At this hearing, it was seen that the panel of judges had changed. The court ruled that it was necessary to examine the file in order to decide whether to combine another file brought against the non-journalist defendant in this case with this file.

The 11th hearing has been scheduled for December 15th, 2020.

Proceedings at the Constitutional Court

While Tunca Öğreten was waiting in prison for the drafting of the indictment against him, he filed an application with the Constitutional Court on March 6th, 2017, claiming that his rights were violated.

He stated that the arrest warrant against him was unlawful and that he could not access the investigation file. For this reason, he alleged that, “his individual freedoms and security had been violated”. Öğreten also stated that the charges against him violated the “freedoms of expression and press”.

In the defense sent to the Constitutional Court, the Ministry of Justice stated that the accusations against Öğreten were based on concrete evidence. The Ministry argued that “the defendant’s arrest was not unfounded nor arbitrary, considering the extraordinary conditions following the failed coup attempt of 2016”.

The Constitutional Court issued its verdict on Öğreten’s application on November 20th, 2019. The Constitutional Court rejected his application, stating that, as indicated in the defense of the Ministry of Justice, the extraordinary conditions at the time of the arrest warrant could not be ignored.

However, the verdict was reached by the majority of votes. Engin Yıldırım, a former vice president of the Constitutional Court, and another member, opposed the verdict. Engin Yıldırım, in his annotation against the verdict, stated the following:

“One of the primary guarantees to ensure that individuals’ right to liberty and security are not violated arbitrarily with arrest warrants is the requirement to present strong evidence that a crime has indeed been committed. In the application we have examined, it is seen that the investigation authorities have resorted to an arrest warrant against the applicant without putting forth strong evidence that he had committed a crime. In this respect, it is seen that Article 15 of the Turkish Constitution, which regulates the suspension and restriction of the exercise of fundamental rights and freedoms during a state of emergency, does not legitimize such an intervention against the applicant’s right to freedom and security, which goes against the guarantees stipulated in the third paragraph of Article 19.”

13. Standing - July 9, 2021


Mahkeme heyetinin yerini alması ile birlikte duruşma saatinde başladı. Duruşmada gazeteci Tunca Öğreten ile bazı avukatlar hazır bulundu. Mahkeme heyetinin değiştiği görüldü. Duruşma savcısı, dosyanın genişletilmesi talebi olduğunu söyledi.

Duruşma savcısı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Redhack” grubuna yönelik “gizlilik” konularak yürütmüş olduğu dosyanın istenilmesini talep etti.

Ardından söz alan avukatlar, müvekkilleri hakkındaki adli kontrol kararlarının kaldırılmasını talep etti. Avukatlar, savcının dosyanın genişletilmesi talebinin de reddedilmesini istedi.


Mahkeme heyeti, gazeteciler hakkındaki adli kontrol kararlarının devamına karar verdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Redhack” grubuna yönelik “gizlilik” konularak yürütmüş olduğu dosyanın istenilmesine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 9 Aralık 2021 tarihine erteledi.


Duruşma Öncesi

Adliyeye girişler Covid-19 salgını nedeniyle tek sıra halinde yapıldı. Kapıların girişleri bariyer ve uyarı yazıları ile birbirinden ayrıldı. HES kodu okutularak adliyeye giriş yapıldı. Yurttaşlar, gazeteciler ve avukatlar X-Ray cihazından geçirildi. Yurttaşlar, ateş ölçümü yapılarak adliyeye alındı. Duruşmanın yapıldığı salonunun önü oldukça kalabalıktı. Gazetecilerin duruşma salonu önüne geçmesine engel çıkarılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu, adliyedeki standart salonlardan bir tanesiydi. SEGBİS için iki ayrı ekran kurulmuştu. Gazeteci ve izleyiciler için ayrı bir yer, avukat ve sanıklar için ayrı yer ayrılmıştı. İzleyici sıralarına pandemi dolayısıyla uyarı yazıları asıldığı görüldü.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı MLSA, P24, DİSK Basın İş ve Mezopotamya Ajansı izledi.

12. Standing - May 5, 2021


Covid-19 önlemleri kapsamında Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından alınan karar doğrultusunda duruşma görülmedi.


Dosya üzerinden inceleme yapan mahkeme heyeti, sonraki duruşmayı 9 Temmuz 2021 tarihine, saat 10:00’a erteledi.

11. Standing - Dec. 15, 2020


Saat 10.00’da başlaması gereken duruşma, bir saat 17 dakika gecikmeyle, saat 11.17’de başladı. Mahkeme heyetinin, heyet başkanı dahil tüm üyelerinin değiştiği gözlendi.

Yargılanan gazeteci Tunca İlker Öğreten, duruşmaya; avukatı Tuba Torun ile birlikte katıldı. Gazetecilerden şikayetçi olan eski bakan Berat Albayrak’ın avukatı Ela Ezgi Yelmen de duruşma salonundaydı. Duruşmaya katılmayan gazeteciler ise avukatları tarafından temsil edildi.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için yargılama dosyasının savcılığa iletilmesini talep etti.

Sanık ve avukatların sözleri, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Avukatlar, gazeteciler hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti. Avukatlar, ayrıca; gazetecilerin duruşmalara katılma zorunluluklarının da kaldırılmasını istedi.

Gazeteci Öğreten ise yargılamanın üç yıldır sürdüğünü belirtti. Öğreten, “Mahkeme heyeti bugüne kadar bir soru dahi sormadı. Hangi gerekçe ile cezalandırılmak istendiğimizi bile bilmiyoruz. Örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım ettiğimiz söyleniyor. Eşime mi örgüt propagandası yapacağım, örgüt üyesi yapmak için örgütleyeceğim” dedi. Öğreten, hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, duruşmaya kısa bir ara verdi.


Mahkeme; Tunca Öğreten, Metin Yoksu ve Ömer Çelik hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırmadı. Gazetecilerin duruşmalara katılma zorunlulukları da kaldırılmadı.

Yargılama dosyasının, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa iletilmesine karar verildi.

Yargılamanın, 5 Mayıs 2021 tarihinde görülecek 12. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüldüğü İstanbul Adliyesi girişinde, koronavirüs pandemisi nedeniyle ateş ölçümü yapıldı. İçeri girmek isteyenler, maskelerini takmaları ve sosyal mesafe kuralına özen göstermeleri yönünde uyarıldı.

Adliyeye girmek isteyenlerin Hayat Eve Sığar kodları kontrol edildi.

Sağlık Bakanlığı, koronavirüs pandemisi karşısında alınan önlemler kapsamında geliştirdiği Hayat Eve Sığar uygulaması ile kişisel kod üretilebiliyordu. Kod, kişinin; koronavirüs ile temasını, hastalık durumunu arşivliyor ve saklıyordu. Adalet Bakanlığı da kod uygulamasını yürürlüğe sokarak, pandemi ile teması olan kişilerin adliyelere girmesinin önüne geçmeyi planladı.

Son olarak x-ray taramasının ardından adliyeye girildi.

Gazetecilerin ve gözlemcilerin, duruşma salonunun önüne geçmeleri engellenmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

İzleyiciler için ayrılan her iki oturma yerinden biri, koronavirüs karşısında alınan sosyal mesafe önleminin sağlanması için bantla kapatılmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı; Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gözlemcileri ile Diken internet haber sitesi, Mezopotamya Ajansı ve Evrensel Gazetesi muhabirleri takip etti.

Mahkeme heyeti, sanık yakınlarının duruşma salonuna girmesine koronavirüs önlemleri kapsamında izin vermedi.

Genel Gözlemler

Gazeteci Tunca Öğreten’in savunmasının uzaması üzerine mahkeme başkanı “Şimdilik detaylara girmeyelim. Mütalaadan sonra bunları anlatırsın” dedi. Ancak, heyet başkanı; üslubunda kibardı. Mahkeme heyeti, avukat ve sanıklara karşı kibar bir tutum sergiledi.

10. Standing - June 25, 2020


Saat 10.30’da başlaması gereken duruşma saat 11.504de başladı.

“Koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, duruşmaya; izleyici, gazeteci ve sanık yakınları alınmadı.

Gazeteciler Tunca İlker Öğreten ve Eray Sargın, duruşmaya avukatları ile birlikte katıldı. Ancak diğer gazetecileri, duruşmada; avukatları temsil etti.

Duruşma savcısı, gazeteclier hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının uygulanmasına devam edilmesini talep etti.

Gazeteci Tunca Öğreten, 17 yıldır gazetecilik yaptığını ve seyahat kısıtlamalarının kendisini olumsuz etkilediğini belirterek, hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.
Gazeteci Eray Sargın; cep telefonunun, annesinin telefonunun, bilgisayarının, çalıştığı kurumun bilgisayarının, fotoğraf makinesinin incelendiğini, iddia edilen suçu işlemediğinin ortaya çıktığını söyledi. Sargın, “Ortada iddia var, delil yok. Gazetecilik var, üç yıldır adalet yok” dedi. Beraatını talep etti.

Önceki duruşmalarda, gazeteci Metin Yoksu hakkında açılan başka bir dava hakkında bilgi istenmişti. İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bu yargılama dosyasının, bu dosyaya eklendiği açıklandı.

Yoksu’nun avukatı Özcan Kılıç, iki dosyadaki suçlamaların aynı olduğunu vurguladı. Özcan Kılıç, ayrıca; Yoksu hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını istedi. Kılıç, “Bu adli kontrol nedeniyle müvekkilim sürekli taciz edilmektedir” dedi.

Gazetecilerin avukatları da yurtdışına çıkış yasaklarının kaldırılmasını ve müvekkillerinin suç işlemediklerini belirterek beraatlerini talep etti.


Mahkeme heyeti, kararını, duruşmaya ara vermeden açıkladı.

Yargılanan gazeteciler hakkındaki yurt dışı çıkış yasağının uygulanmasının devam edilmesine karar verildi.

Mahkeme heyetinin değiştiği görüldü. Bu yüzden, davanın gazeteci olmayan sanığı hakkında açılan başka bir davanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmesi için dosyanın incelenmesine karar verildi.
Yargılamanın, 15 Aralık 2020 tarihinde görülecek 11. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

“Koronavirüs” pandemisi karşısında duruşmalara uzun bir süre duruşmalara ara verilmesi, alınan tedbirler nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin personel, avukat ve vatandaş girişlerinde yığılmaların olduğu gözlemlendi.

Saat 10:30’da başlaması gereken duruşma saat 11:50’de başladı.

“Koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirler kapsamında, duruşmaya; izleyici, gazeteci ve sanık yakınları alınmadı.

Her duruşma için böyle bir karar alınmadığı, bu kararın mahkeme başkanlarının inisiyatifinde olduğu belirtildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Gözlemciler de duruşmaya alınmadı. Avukatlar, duruşma salonunun yeterince büyük olduğunu ve teknik imkanının yeterli olduğunu aktardı.

Duruşmaya Katılım

Gazeteciler Tunca İlker Öğreten ve Eray Sargın, duruşmaya avukatları ile birlikte katıldı. Ancak diğer gazetecileri, duruşmada; avukatları temsil etti.

Genel Gözlemler

Yargılanan gazeteciler ve avukatları, mahkeme başkanının kendilerine yeterince söz hakkı tanıdığını ve duruşmada olağanüstü bir gelişme yaşanmadığını aktardı.

9. Standing - Feb. 6, 2020


Mahkeme heyeti, belirlenen saatten yaklaşık bir saat sonra, saat 10.30’da duruşmayı başlattı.

Duruşmaya, Tunca Öğreten ve Eray Sargın katıldı.

Mahkemede ilk olarak gazeteci Eray Sargın söz aldı. Sargın, “Üç yıldır yargılanıyoruz. Bu kadar duruşmada daha fazla ilerleme kaydetmemiz gerekirken bizden alınan dijital materyalleri yeni alabildik. Ne kaldı? Karar verilmesini istiyorum” dedi.

Sargın’dan sonra gazeteci Tunca Öğreten, şu beyanda bulundu:

“İddianamede bir takım suçlamalar var. Üye olmamakla birlikte FETÖ ve DHKP-C örgütlerine yar-dımla suçlanıyorum. Bugün 9. duruşma fakat mahkeme bugüne kadar bu iki örgüte nasıl ve hangi metayla yardım ettiğime dair somut suçlamalarda bulunmadı. Müşteki olan sayın bakan suçlamaya konu olan haberimi üç yıl boyunca bir kez yalanlamadı. O zaman niye yargılanıyorum? Bu veriyi kimin elde ettiği belli. RedHack diye bir örgüt bu veriyi hacklemiş ve bunu itiraf etmiş. Sayın bakanı nasıl kandırdıklarını kronolojiyle anlattılar. Heyetin bana soru sormasını istiyorum. Siz bana sormazsanız ben kendimi nasıl savunacağım? Ben örgüte nasıl yardım ettiğimi bilmiyorum. Umarım mahkeme elimdeki kayıtlara dair bana soru sorar. Gazeteciyim ve 9 duruşma olmuş hala yurtdışına çı-kamıyorum. Sonuna kadar duruşmalara geleceğim. Ben bu davadan beraat edeceğim.”

Tunca Öğreten’in avukatı Tuğba Torun, “Müvekkilin örgüte yardım bakımından nelerle suçlandığı şeklindeki bağlantıları ortaya koyan bir veri yok dosyada. Kişisel verilerin kullanıldığı yazıyor. Hangi kişisel veriler yazılmıyor. Bu bağlantıları ortaya koyan veri yok dosyada. Bunların toplanmasını, soruşturmanın genişletilmesini istiyoruz. Kuvvetli şüphe olduğu takdirde adli kontrol talebi uygulanır. Yurt dışı yasağının da kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Ömer Çelik ve Metin Yoksu’nun avukatı Özcan Kılıç şunları söyledi:

“İddianame çalakalem yazılmış. Ana teması es geçilmiş. Bu dosya Çakı kod adlı RedHack elemanı ile Deniz Yücel isimli gazetecinin üzerine kurulu aslında. Ama iddianame bu iki isimden bahsetmiyor. Mağdurlar burada ama asıl kahramanlar yok dosyada. Çakı kod adlı kişi ele geçiriyor bu mailleri. Müvekkilerimiz ‘Çakı’ mahlaslı gizli tanığın söyledikleriyle yargılanıyor. Bu ‘Çakı’ var mı, yok mu bilmiyoruz. Bu kişinin bilgileri nasıl elde ettiğini bilmiyoruz. Bu kişi nerede? Bu kişiye soru sormak istiyorum. Müvekkilleri manipüle etti mi, etmedi mi bilmek istiyorum. Ayrıca Deniz Yücel dosyasının buraya getirilip incelenmesini istiyorum. Bu dosyanın ana teması orda geçiyordu.”

10:30’da başlayan duruşmaya 10:50’de ara verildi. Mahkeme heyeti, ara kararını sanıkların yüzüne okumadı. Duruşma tutanağı gazetecilere, avukatlara ve gazetecilere saat 11.15’de dağıtıldı.

11:15’te ise salon önünde bekleyen avukat ve sanıklara duruşma tutanağı verildi.


Mahkeme heyeti yazılı olarak verdiği ara kararında Ömer Çelik, Metin Yoksu ve Tunca İlker Öğreten hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının uygulanmasınan aynen devamına karar verdi.

Derya Okatan ve Eray Sargın hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı ise kaldırıldı.

Mahkeme ayrıca, Almanya’da yayımlanan Die Welt Gazetesi’nin Türkiye temsilcisi Deniz Yücel hakkında yürütülen yargılama dosyasının incelenmek üzere istenmesine karar verdi. Avukat Özcan Kılıç, önceki duruşmalarda; “Bu dosyanın ana teması orada” demişti.

Yargılamanın, 25 Haziran 2020 günü görülecek 10. duruşma ile sürmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Adliye girişi diğer günlere göre yoğun değildi.

Bu duruşma, mahkemenin o günkü iş takviminin ilk sırasındaydı. Buna rağmen duruşma, belirlenen saatten yaklaşık bir saat gecikmeli başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu büyüktü. Salonda 40’a yakın izleyici vardı. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantıları için iki ekran bulunuyordu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders RSF), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Bağımsız Gazetecilik Platformu temsilcileri ve çok sayıda gazeteci izledi.

Genel Gözlemler:

Mahkeme başkanı, sanıkları ve avukatları gülümseyerek dinledi. Duruşmada herhangi olağaüstü bir durum yaşanmadı.

8. Standing - Sept. 24, 2019


Yargılamanın sekizinci duruşmasına, gazeteciler Tunca Öğreten ve Eray Sargın katıldı.

Duruşma savcısı, gazetecilere uygulanan adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının devamını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı, dijital materyallere dair hazırlanan bilirkişi raporunun mahkemeye geldiğini söyledi.

Gazeteci Tunca Öğreten, “Üç yıldır bir mağduriyet yaşıyorum. Bu süreçte adeta bana örgüt arandı. Bu fıkra gibi durum beni mağdur ediyor. Yaptığım haber bir devlet sırrı değildir. Bir yıl tutuklu kaldım ve yurt dışına çıkamıyorum. Bir gazeteci olarak seyahat hakkım engelleniyor. Mahkeme heyeti bizim mağduriyetlerimizi gidersin. Ben mağdur edildiğim gibi eşim de mağdur edilmiş durumda. Yurt dışına çıkmak istesem zaten bir yolunu bulurdum ama ben bu davadan beraat edeceğimi biliyorum” dedi.

Gazeteci Eray Sargın, hakkındaki adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasını ve el konulan dijital materyallerinin iadesini istedi.

Avukat Özcan Kılıç, müvekkili Ömer Çelik’in babasının yaşamını yitirmesi nedeniyle duruşmaya katılamadığını belirtti. Kılıç, gazeteciler hakkındaki adli kontrol kararlarının kaldırılmasını ve duruşmalara katılma zorunluluklarının kaldırılmasını istedi. Kılıç, “Müvekkilimin evinden dijital materyaller alınmıştı. O materyallerin iadesini istiyorum. Ömer Çelik’in babası yaşamını yitirdi ama üç yıl önce el konulan telefonu adli emanette bekletiliyor” dedi.

Avukat Ali Deniz Ceylan da adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasını, müvekkillerinin duruşmalara katılma zorunluluklarının kaldırılmasını ve el konulan dijital materyallerinin talep etti. Avukat Tuba Torun ve Avukat Ali Koç da aynı taleplerde bulundu.

Avukat savunmalarının ardından mahkeme heyeti, duruşmaya karar için kısa bir ara verdi.


Mahkeme, gazeteci ve avukatların adli kontrol ve duruşmalara katılma zorunluluğuna ilişkin taleplerini reddetti.

Ancak mahkeme, gazetecilerin el konulan dijital materyallerinin iadesine karar verdi.

Yargılamanın, 6 Şubat 2020 tarihinde görülecek dokuzuncu duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

İzleyiciler uzun süre bariyerlerin önünde bekletildi. Yarım saat kadar geç başlayan duruşmanın görüldüğü salona giren avukat, sanık ve izleyiclerin karşısında her herhangi bir heyet yer almıyordu.

Bunun üzerine avukatlar ile mahkeme katibi arasında tartışma yaşandı. Yaşanan tartışmanın ardından heyetin üye hakimleri duruşma salonuna geldi ve yerlerine oturmadan bir daha geri çıktı. 10 dakika sonra ise heyet ve savcı duruşma salonuna geldi.

Mahkeme başkanı, gecikmenin nedenini; “İki ayrı heyet olarak çalışıyorduk ama birleştirildi heyetler. Ondan kaynaklı üye hakim yoktu. Üye hakimlerin atamasının yapılmasını bekliyorduk. Ancak oldu” sözleri ile açıkladı.

Mahkeme başkanı, adli kontrolün kaldırılması yönündeki taleplere “Özel bir mazeretinz varsa adli kontrol süreli olarak kaldırılabilir” karşılığını verdi.

Heyet, yeni atandığı ve dosyayı bilmediği için taleplerin bile kısa tutulmasını istedi ve duruşmayı bitirdi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun yanı sıra Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve P24 İnternet Sitesi’nden birer temsilci katıldı.

7. Standing - April 16, 2019


Yargılamanın yedinci duruşmasında mahkeme heyetinde değişiklik oldu. Gazetecilerin, el konulan dijital materyallerine ilişkin bilirkişi raporunun mahkemeye ulaştığı belirtildi.

Yargılanan gazetecilerden Ömer Çelik hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla hazırlanan iddianamenin bu dosya ile birleştirildiği belirtildi. Bir önceki duruşmada, savcılık, Çelik hakkında; yine “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla açılan soruşturmada verilen takipsizlik karanının kaldırılmasını, ek iddianame hazırlanmasını, hazırlanacak iddianamenin ise bu dosya ile birleştirilmesini talep etmişti.

Savcılık, bu duruşmada; gazetecilerin el konulan dijital materyallerine ilişkin bilirkişi raporunun incelenmesi için sanıklara ve avukatlara ek süre verilmesini talep etti.

Gazeteci Tunca Öğreten, gazetecilik faaliyeti nedeniyle yargılandıklarını, bir yıl haksız yere cezaevinde kaldığını söyledi. Aleniyet kazanmış belgeleri kamu adına haberleştirdiğini anlattı. Bu haberlerin dünyada ödül aldığını, kendisinin ise bir yıl hapis cezası ile karşılaştığını söyledi. Hiçbir örgüt ile ilişkisi olmadığını belirtti. Her duruşmaya geldiğini ve beraat alana dek gelmeye devam edeceğini aktardı. Beraat talebini iletti.

Gazeteci Derya Okatan, haklarındaki adli kontrol kararlarının hukuksuz olduğunu düşündüğünü anlattı. Gazetecilik faaliyeti ile yargılandıklarını, tedbir kararının mesleklerini yapmalarına engel olduğunu söyledi. Yurtdışına çıkış yasağının kalkmasını ve duruşmalardan vareste tutulmasını, yani duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti. El konulan dijital materyallerin iadesini isterken, bu talebinin yerine getirilmesinde hayatını kaybeden kuzenine ait olan bilgisayara öncelik verilmesini istedi.

Eray Sargın, dijital materyallerin iadesini, yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını istedi.

Metin Yoksu, mesleklerinin gazetecilik olduğunu söyleyerek, “İki yıldır işimizi yapmaktan vazgeçmedik” dedi. Bu tip yargılamaların diğer gazetecilerin korkmasına neden olduğunu ve kamuoyunun haber alma hakkına zarar verdiğini söyledi. Beraatini, dijital materyallerinin iadesi, hakkınndaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını ve duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti.

Ömer Çelik’in avukatı Özcan Kılıç, hakkında hazırlanan yeni iddianamedeki suçlamaların da 2015 tarihli olduğunu, iddianamenin Çelik’in DİHA’daki editör konumu nedeniyle hazırlandığını, hakkında buna benzer başka bir soruşturmanın da sürdüğünü dile getirdi.

“Kolluğun davaya yeni bir bilgi gibi bilgi göndermesi yargılamayı olumsuz etkilemeye teşebbüstür” dedi. Ömer Çelik’in duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasını ve dijital materyallerin, özellikle sanıkların ailelerine ait olan cihazların iadesini talep etti.

Tunca İlker Öğreten’in avukatı Tuba Torun, müvekkiline yöneltilen suçlamanın işlenmediğinin açık olduğunu söyledi. Aleni hale gelmiş belgelerin haber yapıldığını aktardı. Kişisel olan bilgilere dokunulmadan kamu yararı olduğunu düşündüğü konuları derleme haber haline getirdiğini söyledi.

Hakim “Esas hakkına savunma yapıyorsun, toparla” uyarısında bulundu. Tuba Torun, kuvvetli suç şüphesi olmadığını, müvekkilinin sadece gazetecilik merakı ile haber yaptığının kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını ve dijital materyallerin iadesini istedi.

Duruşmaya saat 11.00’de ara verildi. Ara karar, 11.22’de açıklandı.


Mahkeme heyeti gazeteciler hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verdi.

Duruşmalara, Ses ve Görüntümü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılan Ömer Çelik, bu duruşmada savunmasını yapamadı. Diyarbakır Adliyesi’nde boş salon bulunmadığı belirtildi.

Mahkeme, Çelik’in savunmasının bir sonraki duruşmada alınmasına karar verdi.

Derya Okatan ve Metin Yoksu’nun duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Ömer Çelik’in bu yöndeki talebi ise hakkında hazırlanan yeni iddianameye ilişkin savunmasının alınamaması gerekçesiyle reddedildi.

Yargılama, 24 Eylül 2018’de görülecek sekizinci duruşma ile sürmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

9.45’te başlaması beklenen duruşma için sanıklar ve izleyiciler 10.17’de salona alındı. Sanık gazetecilerden Metin Yoksu Diyarbakır’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBIS) ile bağlanacaktı. SEGBİS bağlantısının sağlanamaması nedeniyle duruşma hemen başlayamadı. Heyet salondan ayrıldı. Heyet, salonua 10.41’de döndü. Metin Yoksu’nun SEGBİS bağlantısı yapıldı. Ancak bu kez de Ömer Çelik ile bağlantı sağlanamadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 sandalye ayrılmıştı. Salon penceresizdi ancak havalandırması yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, tutuksuz sanık gazeteciler Derya Okatan, Eray Sargın ve Tunca Öğreten katıldı.

Tutuksuz gazetecilerden Metin Yoksu, duruşmaya; Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nden bağlandı. Ömer Çelik için Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nden yapılması gereken SEGBİS bağlantısı ise kurulamadı. Duruşmada dört avukat vardı. Duruşmayı altısı gazeteci 10 kişi takip etti. Duruşma SEGBİS ile kayıt altına alındı.

Genel Gözlemler

Ağır Ceza Mahkemesi’nden duruşmaya bağlanması beklenen Ömer Çelik’in bağlanamamasındaki sorunun ne olduğuna ilişkin bilgi paylaşılmadı. Gerekçe, tutanağa; “Diyarbakır adliyesinde SEGBİS bağlantısı yapılabilecek boş salon bulunmaması” olarak kaydedildi.

6. Standing - Jan. 8, 2019


Duruşma, mahkeme heyetinin yerini alması ile yaklaşık 15 dakika gecikme ile saat 10.15’te başladı.

Duruşmaya; gazeteciler Derya Okatan ve Tunca Öğreten katıldı. DİHA Haber Müdürü Ömer Çelik ise duruşmaya Diyarbakır’dan, DİHA muhabiri Metin Yoksu ise Batman’dan Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile katıldı. Yargılananlardan Eray Sargın’ın ise çalıştığı iş yerinden izin alamadığı için duruşmaya katılmadığı belirtildi.

Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ı, duruşmada, avukatı Ferah Yıldız temsil etti. Tunca Öğreten’in avukatı Sevgi Kalan Güvercin, Derya Okatan’ın avukatı Ali Koç, Ömer Çelik ve Metin Yoksu’nun avukatı Özcan Karakoç da duruşmaya katıldı.

Duruşmada, mahkeme heyetinin değiştiği görüldü. Duruşmada, gazetecilerin dijital materyallerine ilişkin bilirkişi raporunun mahkemeye ulaştırılmadığı belirtildi. Ancak, Ömer Çelik hakkında, “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla açılan başka bir soruşturmada verilen takipsizlik kararının dosyaya eklendiği açıklandı. Duruşma savcısı, söz konusu takipsizlik kararının kaldırılmasını ve ek iddianame hazırlanarak bu dosyayla birleştirilmesinin değerlendirilmesi için dosyanın savcılığa gönderilmesini talep etti.

Duruşmada ilk savunmayı Tunca Öğreten yaptı. Öğreten, gözaltına alındıklarında konutunda el konulan bilgisayar ve telefonunun iadesini istedi. Hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağının da kaldırılmasını talep etti.

Öğreten; bilgisayarının iade edilmemesinin ve hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının gazetecilik mesleğine engel olduğunu dile getirdi.

Etkin Haber Ajansı (ETHA) Derya Okatan ise iki yıldır yargılandıklarını, bir haksızlığa uğradıklarını, bu davanın gazetecilik mesleğinin yargılanması olduğunu kaydetti. Beraat kararı verilse bile mesleki faaliyet açısından açılan yaranın kapanmayacağını ifade eden Okatan da bilgisayar ve telefonlarının iadesi ile yurt dışı yasağının kaldırılmasını istedi.

Kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) haber müdürü, SEGBİS üzerinden yaptığı savunmada, bulunduğu yerden duruşmaya katılmasının bile mesleki faaliyeti açısından engelleyici bir durum oluşturduğuna dikkat çekti. Çelik, bu yüzden; duruşmalardan vareste tutulmasını, yani duruşmalara katılma zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti.

Savunmasın Batman’dan SEGBİS ile alınan DİHA mahibiri Metin Yoksu da duruşmalara katılma zorunluluğu ve hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını, el konulan eşyalarının ise iadesini istedi.

Tunca Öğreten’in avukatı Sevgi Kalan Güvercin, yargılamanın 1 yılı aşkın süredir devam ettiğini, müvekkili hakkındaki yurt dışı yasağının kaldırılması ve el konulan bilgisayar ve telefonunun iadesine yönelik taleplerin standart gerekçelerle reddedildiğini belirtti. Avukat Kalan Güvercin, Anayasa Mahkemesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benzer konularda yapılan başvurularda verdiği kararları hatırlattı. Yüksek mahkemelerin, adli kontrol tedbirine ilişkin kararlarda aynen tutuklulukta olduğu gibi gerekçe belirtilmesine hükmettiğini hatırlatan Kalan Güvercin, yargılamaya konu dosya kapsamında da somut hiçbir delil bulunmadığına işaret ederek, taleplerinin reddinin gerekçesi olmadığını vurguladı. Avukat daha sonra, gazetecilik mesleğini yürütmesi engellenen müvekkili hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılarak, el konulan eşyalarının iadesini istedi.

Bu beyanın ardından saat 10.25’te SEGBİS bağlantısında sorun yaşandı. Bunun üzerine mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. Bu esnada katip ve mübaşir SEGBİS’in yeniden çalıştırılması, Diyarbakır ve Batman ile yeniden bağlantı kurulması için çaba gösterdi. SEGBİS’i yeniden çalıştırmaya uğraşan katip, Diyarbakır ve Batman’dan bağlanan Ömer Çelik ve Metin Yoksu’nun avukatı Özcan Karakoç’a, “Hatlar meşgul, müvekkilinizin beyanları alındı, bağlanmadan devam etsek olur mu?” diye sordu. Avukat Karakoç da müvekkillerinin beyanlarının alındığını doğrulayarak, daha fazla gecikme olmaması için SEGBİS bağlantısı yapılmadan devam edebileceklerini söyledi. Buna rağmen Diyarbakır ve Batman ağır ceza mahkemelerinin duruşma salonları ile yeniden bağlantı kuruldu. Saat 10.40’ta SEBGİS bağlantısının yeniden kurulması üzerine heyet ve duruşma savcısı salona geri döndü. Avukatların beyan ve taleplerinin alınmasına devam edildi.

Ömer Çelik ve Metin Yoksu’nun avukatları Özcan Karakoç da savcının mütalaasına itiraz etti. Ömer Çelik hakkındaki takipsizlik kararının kaldırılması talebiyle ilgili, ek bir iddianame hazırlanmasına gerek olmadığını kaydeden avukat Karakoç, söz konusu takipsizlik kararına konu suçlamaların, halihazırda yargılaması yapılan dosyadaki suçlamalara konu tarihlerdeki fiiller ile aynı olduğunu bildirdi.

Bakan Berat Albayrak’ın vekili Ferah Yıldız ise bir diyecekleri bulunmadığını söyledi.


Verilen yaklaşık 15 dakikalık aranın ardından tarafları ve izleyenleri yeniden salona alan mahkeme heyeti başkanı ara kararlarını açıkladı.

Mahkeme heyeti, yargılanan Derya Okatan, Eray Sargın, Ömer Çelik, Metin Yoksu ve Tunca Öğreten hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının uygulanmasının devam ettirilmesine karar verdi.

Mahkeme heyeti, gazetecilerin dijtila materyallerine ilişkin bilirkişi raporunun bir an önce mahkemeye sunulmasına, aksi halde nedeninin açıklanmasının istenmesine karar verdi.

Mahkeme, savcılığın; Ömer Çelik hakkında takipsizlik kararı verilen dosyaya dair talebini kabul ederek, dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verdi.

Dijital materyallerin iadesine yönelik, bilirkişi raporunun ardından değerlendireceğini bildiren mahkeme, yargılananlardan Eray Sargın ile avukatının mazeretlerini kabul ederek, yargılamayı 16 Nisan 2019’a erteledi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir açıklama, destek ya da protesto gösterisi gerçekleştirilmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Davanın görüldüğü duruşma salonundaki fiziksel koşullar, görülen dava açısından yeterliydi. Sanıklara ve avukatlarına, katılan avukatına ve izleyenlere ayrılan bölümler herhangi bir sıkışıklığa yol açmayacak durumdaydı. Duruşmayı izleyenlerin elektronik aygıtlar kullanmalarına yönelik herhangi bir sınırlama konmadı. Duruşma salonuna erişim ve davayı takip etmek açısından, yargılamanın aleniyeti ilkesini ihlal eder hiçbir sınırlama gözlemlenmedi.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya; yargılanan gazetecilere destek vermek, gözlem ve haber yapmak amacıyla gelen gazeteciler ile birlikte izleyici sıralarında oturan bir avukatın bulunduğu 10 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma salonunda takip edenler açısından zorluk yaratacak bir durum yoktu. Duruşmalarda sıklıkla başvurulan ve çoğunlukla tutuklu sanıklar açısından ceza yargılamasının olması gerektiği gibi yürütülmesine engel oluşturduğu eleştirilerine neden olan SEGBİS teknolojisinin, mahkeme heyeti ve adliye görevlilerine adeta bir TV kanalının rejisi işlevi de yüklediği görüldü.

Mahkeme heyetinin, avukatlar tarafından yüksek mahkeme kararlarına atıf yapılmasına karşın; adli kontrol kararlarının kaldırılmasına ilişkin kararlarında “aynen devamına” ifadesini kullanması dikkat çekti.

"RedHack" Trial (The Constitutional Court's Judgement)

"RedHack" Trial (Indictment)

"RedHack" Trial 6. Standing (Minutes of the Hearing)

"RedHack" Trial 7. Standing (Minutes of the Hearing)

"RedHack" Trial 8. Standing (Minutes of the Hearing)

"RedHack" Trial 9. Standing (Minutes of the Hearing)

"RedHack" Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

"RedHack" Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

"RedHack" Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Contact: pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License

Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.