Ünal Tanık

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Soruşturma kapsamında ilk gözaltı operasyonu 26 Temmuz 2016’da oldu. Farklı zamanlarda kimi kentlerde gözaltı operasyonları yapıldı.

Tanık, 17 Ocak 2017’de gözaltına alındı. İstanbul’a getirildi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından adliye sevk edildi. Aynı gün İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimi Selami Yılmaz tarafından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla hakkında tutuklama kararı verildi. Silivri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Gazeteci Ünal Tanık’ın aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame savcı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda (FETÖ Ana Medya Davası gibi) böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

Tanık hakkındaki değerlendirmeler ise iddianamenin 190’ıncı sayfasında başlıyor. Ünal ile ilgili tespitler sadece genel yayın yönetmeni olduğu rotahaber.com isimli internet sitesindeki kimi yazılar ve sosyal medya paylaşımlarından oluştu.

Söz konusu yazı ve paylaşımlar ise sadece “FuatAvni” isimli twitter hesabına ait paylaşım ve yazılardı.

Savcı Çağlak, Ünal Tanık’ı sadece bir dönem Türkiye’de çokça tartışılan ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) dair bilgileri sızdırmakla gündeme gelen “FuatAvni” isimli twitter hesabına dair yapılan paylaşım ve sitede yer alan haberleri ile ilişkilendirdi.

Ünal hakkındaki değerlendirme ve tespitler bir sayfayı geçmeyecek uzunlukta idi.

Savcı Çağlak, Tanık’ın 20 Mart 2014’te sosyal medya hesabından yapmış olduğu “Yazıklarıyla Türkiye gündemini sarsan isim @fuatavni yazılarıyla Rotahaber’de” paylaşımıyla sitede yer alan konuya dair haberi paylaşmış olmasına yer veriyor. Ayrıca “@fuatavni” mahlaslı twitter hesabından da “20 Mart 2014 Güzel insanlar, yakın zamanda 'http://rotahaber.com‘da’ köşe yazılarımla sizlerle birlikteliğim olacak. İlginize...'http://haber.rotahaber.com/turkiyeyi-sarsan- fuatavni-artik-yazilariyla- rotahaberde_446111.html’ şeklindeki paylaşıma iddianamede yer verdi. Savcı Çağlak, bu paylaşımla Tanık’ın “@fuatavni” mahlaslı hesabının “popülerliğini arttırdığı ve örgüt adına karapropagandayı sahibi olduğu sitede yaptırdığı” değerlendirmesinde bulunuyor. Ardından söz konusu hesap mahlasıyla 29 Mart 2014 tarihinde “Giderayak Tüm Projeler Devrede” başlığı ile Milli İstihabarat Teşkilatı’nı (MİT) ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan’ı konu alan bir yazının sitede yayımlandığına yer veriliyor. Bu yazının yayımlanmasının ardından konuyla ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı Hukuk Müşavirliği tarafından suç duyurusunda bulunuld̆u ve suç duyurusuna istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.

İddianamede, bu soruşturma kapsamında Rotahaber isimli web sitesinde “@fuatavni” rumuzunu kullanan şahıs/şahısların ‘Bağlantı yaptığı sırada log kayıtlarına düşen ıp adresinin bilgileri istendiği” ancak Tanık’ın “kimlik bilgisi yoktur” ifadesinin yer aldığı yazının savcılığa ulaştırıldığı kaydedildi. Savcı Çağlak, bu durumu “halbuki sahibi olduğu haber sitesinde bu bilgiler olmaksızın yazarlık yapılamasının doğal olmadığı anlaşılmıştır” şeklinde değerlendirdi.

Aynı soruşturma kapsamında sanık olan Ünal Tanık’ın eşi M.T. ile yaşadıkları evde yapılan aramada Fetullah Gülen tarafından yazılan kitaplara el konulduğu bilgisine yer veriliyor. Ancak hangi kitaplar olduğu bilgisi iddianamede yer almıyor.

Bir başka delil ise Tanık’ın banka hesaplarının bulunduğu Bank Asya ile ilgili. Acar’ın söz konusu bankaya soruşturma açılması sonrası “Fetullah Gülen’in Bank Asya’ya para yatırın” talimatı ile para yatırdığı savunuluyor.

Savcı Çağlak, bu tespitlerden hareketle Tanık’ın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ediyor. Değerlendirmesinde Tanık’ın “örgüt adına algı faaliyetinde bulunarak, örgütün kara propaganda hesabı kullancısının bilgilerini resmi kurumlardan gizleyerek”, üzerine atılı “örgüt üyesi olmak” suçunu işlediği kanaatini dile getiriyor.

Tanık ve diğer sanıklar hakkındaki iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, hakkındaki yargılama başladı.

Gazeteci Ünal Tanık ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame 13 Şubat 2017’de kabul edildi. Ardından İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce duruşma günü belirlendi. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya Tanık’ın da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan hakkında yakalama kararı bulunan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’nın, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu.

Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı. Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü aralarında Tanık ve dört gazeteci dışında 21 tutuklu gazeteci sanık hakkında tahliye kararı verildi. Ancak sekiz sanık, savcının itirazının İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından hapishaneden çıkmadan tutuklandı. Hakkında tahliye kararı verilen 13 kişi ise “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Hapishaneden tahliye olmadan gözaltına alınan 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinden sonra yeniden tutuklandı. İlk duruşma sonunda serbest kalan tek gazeteci Ali Akkuş oldu.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017’de görüldü. Bu duruşmada gazeteciler önceki heyetin açığa alınması nedeniyle yeni bir mahkeme heyeti tarafından yargılandı. Duruşma sonunda 20 sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek, bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2017 tarihine bırakıldı. Bu duruşmada da sanıkların tutukluluklarına devam kararı verildi.

Bu yargılama devam ederken aynı davada yargılanan 13 gazetecinin hakkında hazırlanan iddianamenin de ilk duruşması 16 Ağustos’ta görüldü. Bu duruşmada iki gazeteci tahliye olurken, davanın Tanık’ın da yargılandığı “örgüt üyesi olmak” suçlamasının yöneltildiği davayla birleştirilmesine karar verildi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü. 24 Ekim 2017’de duruşmada savcının talebi doğrultusunda verilen ara kararla Atilla Taş, Murat Aksoy ve D. A. tahliye edilirken, aralarında Ünal’ın da bulunduğu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Bu duruşmada Bank Asya ve Bylock kullanımına dair raporlar okundu. Sanık gazeteciler ve avukatları raporlara dair kısaca söz aldı. Bank Asya raporuna göre altı kişinin Bank Asya’da hesabının bulunmadığı, tutuklu dört sanığın Bank Asya’daki hesaplarının şüpheli olduğu, diğer sanıkların ise bankada hesabının bulunduğu ancak hayatın olağan akışına aykırı bir hareketin söz konusu olmadığı kaydedildi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2018’de görüldü. Duruşma sonunda mahkeme heyeti Tanık ile birlikte tutuklu yargılanan 20 gazetecinin tümünün tutukluluklarının devamına karar verdi. Duruşmada dört gazeteciye ifade veren tanıklar dinlendi.

Davanın 6 Şubat 2018’de görülen duruşmasında sanıkların, bilirkişi tarafından sanıklara ait dijital materyallere ilişkin hazırladığı rapora dair beyanları alındı. Savcı, bu duruşmada esas hakkındaki mütalaasını da sundu.

Savcı birleştirme kararıyla 13 sanık hakkında açılan “anayasal düzeni bozma” suçlamasının düşürülmesini talep etti. Savcı davada yargılanan Murat Aksoy ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile M.T. dışında kalan Tanık ile birlikte diğer tüm sanıkların “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Davanın 22 Şubat 2018’de görülen duruşmasında tutuklu sanıklar Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Bayram Kaya ve Muhammed Sait Kuloğlu ile tutuksuz yargılanan sanıklar Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bünyamin Köseli savunma yaptı. Duruşmanın ikinci günkü oturumunda ise tutuklu yargılanan sanıklardan Cemal Azmi Kalyoncu, Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Habib Güler ile tutuksuz yargılanan sanıklar Cihan Acar ve Halil İbrahim Balta’nın savunmaları alındı. Duruşma Aksoy ve geri kalan gazetecilerin savunmalarının alınması için 7-8 Mart 2018 tarihine bırakıldı.

Ünal Tanık, 7-8 Mart’taki duruşmada esas hakkındaki savunmasını yaptı: “İddianamede şüpheli olarak gösterilen fotoğraflarda AKP Sözcüsü Yasin Aktay var. Davet edildiğim bir toplantıda neden davet eden suçlu değil?” diye sordu.

Tanık’ın savunmasının satır başları şöyleydi:

“Bilirkişi sosyal medyada Taha Ün ile bir yazışmamı delil olarak almış. Bilgi yanlışlığını kontrol ettiğim bir yazışma. Bu sanki bir ast-üst ilişkisi olarak ele alınmış.

“Taha Ün’ün nikahı Cumhurbaşkanı tarafından kıyılmıştı. Eşi de Emine Erdoğan ile çalışıyordu.

“Rotahaber’de Fuat Avni’yi haberleştirmemizin iki nedeni vardı: Haberlerde çok tartışılıyordu ve siteye çok tıklama getiriyordu. Fuat Avni tarafından DM [Twitter’daki iki kişi arasındaki özel mesajlaşma alanı] ile yapılan yazma teklifini, sitenin popülerliğini artıracağı düşüncesiyle kabul ettim. 6-7 yazı sonra yolları ayırdık.

“Haber 7’de Ersoy Dede, Hüseyin Yayman, Cem Küçük gibi isimlerin yazı yazmalarını ilk ben teşvik ettim. Rotahaber’de ilk kez yazanlar arasında Halime Kökçe, Meryem Gayberi, Yaşar Taşkın Koç gibi isimler vardı. Bugün hepsi başka mecralarda bulunan bu isimlerle aramda örgütsel bağ kurulmuyor, kavgalı ayrılan Ahmet Memiş ile kuruluyor.

“Hukuk devletinin öngörülebilir olması gerekir. Bir dönem bazı haberlere yasaklama kararları gelirdi. Biz de uygulardık. Fuat Avni hakkında haber yapmak suçtuysa neden mahkeme yasak koymadı? Bugün suç olmayan, yarın suç sayılırsa, devlet vatandaşlarına tuzak kuruyor gibi algılanmaz mı? Ben gazetecilikten başka bir şey yapmadım. Geçmişte bu yapıya yardım ettikten sonra ‘Allah’ım ben ne yaptım’ diyenlerin hukuktan yararlandığı gibi ben de yararlanmak istiyorum.”

Tanık’ın avukatı Yusuf Taş da “Ünal Tanık AKP-cemaat kavgasında zor olanı seçip mesleğini yapmaya karar vermiştir” dedi. Taş “Hukukun ölçülebilirlik ve bilinebilirlik ilkelerinin tekrar yürürlüğe girmesi için Ünal Tanık’ın tahliyesine ve beraatine karar verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

Savunmaların tamamlanmasının ardından avukatlar söz aldı. Mahkeme heyeti sanık gazetecilere son sözlerini sordu.

Tanık, “Bütün hayatım bütün şeffalığıyla önünüzde. Ben gazetecilik yaptım. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” dedi.

Ardından mahkeme karar için bir süre ara verdi. Daha sonra kararını açıklayan mahkemeye heyeti Tanık’ın da aralarında bulunduğu 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına karar verdi.

Tanık ile birlikte 12 sanığın “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi. Bu grupta yer alanlar şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Mahkeme “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla ceza verdiği 11 gazetecinin suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmetti. Bu sanıklar şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Hanım Büşra Erdal, Halil İbrahim Balta, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Gazeteci Murat Aksoy ise “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti.

Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nin de beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca Tanık ile birlikte tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etti. Hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine temyiz başvurusunu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında temyiz talebini reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Tanık ile birlikte 22 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)