Yakup Çetin

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PYD) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Çetin soruşturma kapsamında 26 Temmuz 2017’da İstanbul’da gözaltına alındı. Kendisiyle birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınanlarla birlikte Vatan Emniyet Müdürlüğü yerine Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından 30 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne getirildi. Savcılık sorgusunun ardından 19 kişiyle birlikte tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Çetin ve beraber tutuklamaya sevk edilen 17 kişi hakkında hakimlik tarafından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklama kararı verildi.

Tutuklama kararı sonrası Silivri Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Çetin ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Cuma Ulus, Cezmi Kalyoncu, Bünyamin Köseli, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Habip Güler, Mehmet Gündem, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Haşim Söylemez, Ali Akkuş ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Gazeteci Yakup Çetin’in de aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından hazırlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu. Çetin ile ilgili bölüm ise iddianamenin 192’inci sayfasında başlıyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PDY)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da (FETÖ Medya Ana Davası gibi) böylesi değerlendirmeler kullanılıyor.

Çetin ile ilgili tespit ve değerlendirmelerin bulunduğu bölüm önce kayyum atanan ardından da Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Zaman Gazetesi’nde yargı muhabirliği yaptığı bilgisiyle başlıyor. Ardından Çetin hakkında yapılan açık kaynak araştırmaları ile sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımlara yer veriliyor. Bu paylaşımlardan bazıları şunlar:

  • “Hırsızların öncü kuvveti haline getirilen Polis Zaman okurlarına gazla, Torna ile saldırıyor”
  • “Zaman’a çökülmesini aç köpekler gibi izleyenler, alçaklığınızı unutmayacağız!”
  • “Zaman 1000’den fazla polisin ablukasında. Ellerinde hiçbir karar olmadığı halde heryere girip çıkıyorlar. Kayıt cihazlarını gasp ediyorlar.”
  • “Başkanı, yardımcısı, sözcüsü ve soruşturulanların AKP’li olduğu yolsuzluk komisyonundan adalet çıkar mı?”
  • “Melek İpek’in evine girmesine izin vermeyen bu şahıs AKP Bakırköy teşkilatı yöneticisi. kayyum görünümlü AKP gaspı..”
  • “Koza’ya atanan kayyımlar, havuz yöneticisi, akp’nin milletvekili adayları, meclis üyeleri, bakan danışmanları Amaç muhalif medyayı havuzlaştırma”
  • “Böyle muhalefet oldukça AKP istediği gibi at koşturur. Meydan boş nasılsa. Bugün hakim savcı tutuklayan, gözü dönmüşler yarın siyasetçi tutuklr”
  • “AKP’nin istediği de bu; nefreti HDP’ye yöneltip baraj altına itmek. Ona istediğini altın tepsi de sunmayın.”
  • “Kayyımlar ‘yuh hırsızlar’protestosuyla giriş yaptı” şeklinde tweet atmıştır.
  • “Gazetemiz işgal altında.”
  • “Gezi darbeydi’ saçmalığı AKP’nin atadığı hakimler tarafından çöpe atıldı. Çarşı’ya açılan darbe davasında da savcı beraat istemişti. Hepsi boş”
  • “Hırsızların öncü kuvveti haline getirilen Polis Zaman okurlarına gazla, Torna ile saldırıyor”
  • “Kayyum atama eşittir çökme, el koyma. Savcılık eliyle hırsızlık, haramilik yapıyorlar.”

Bu tespitlerin ardından 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrasında dönemin İstanbul Mali Şube Müdürü Y.S. ile yapmış olduğu bir röportaja yer veriliyor. Röportaj yaptığı Y.S. daha sonra “FETÖ üyesi olduğu” gerekçesiyle müeebet hapis cezası aldı. Söz konusu röportajda Y.S., kimi bakan ve çocuklarının yolsuzluk iddiasıyla haklarında soruşturma açılması ile ilgili değerlendirmelerde bulunuyor. Savcı Çağlak, röportaja ilişkin “haber yaparak örgüt üyeliği suçlaması ile hakkında soruşturma yapılan eski emniyet mensubu ile röportaj yapmış gibi örgütün söylemlerini topluma duyurmuştur” değerlendirmesi yaptı.

Ardından Çetin’in emniyet ve savcılık aşamasında vermiş olduğu ifadeye kısaca yer veriliyor.

Savcı Çağlak ise “şüphelinin örgüt üyeliği nedeni ile hakkında soruşturma yapılan eski emniyet görevlisinin ifadesini röportaj gibi yayımlamasından anlaşılacağı üzere şüphelinin örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları itibarsızlaştırdığı, böylece örgütün amacı doğrultusunda algı faaliyetlerinde bulunduğu” değerlendirmesinde bulunuyor. Bu kapsamda Çetin’in “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep ediyor.

Çağlak’ın hazırladığı iddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Yargılamanın ilk duruşmasında Çetin hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Yeniden tutuklandığı bu soruşturmayla ilgili de kendisiyle birlikte aynı dosyada yargılanan 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianame

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianamede Çetin ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı. İddianamenin ilk bölümünde “FETÖ/PYD” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Savcı Fidan, Çetin ve diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişmin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen Bylock programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğunu belirtti.

Çetin’in çalıştığı Zaman Gazetesi’nin bağlı bulunduğu şirkette sigorta kaydının olduğu bilgisine yer verildi. Zaman ve Yeni Hayat gazeteleri “terör örgütünün basın-yayın yapılanmasında yer aldığı” şeklinde değerlendirirken, daha gazeteye kayyum atandığı ve ardından da kararname ile kapatıldığı belirtildi.

İddianamede sanık olan diğer 12 gazeteciyle ilgili yapıldığı gibi Çetin’in de Bank Asya’da hesabının olmuş olması iddianameye konuldu. Savcı Fidan, söz konusu hesaba 2013 yılında soruşturma açılması sonrasında Fetullah Gülen’in “Bank Asya’ya para yatırın” talimatı sonrası yatırıldığı savundu. Benzer davalarda da Bank Asya’da hesap bulunması ya da belirli tarihler arasında para yatırılmış olması delil olarak dosyalara konuluyor.

Ardından Çetin’in kullanmış olduğu telefona ait iletişim tespitlerine yer veriliyor. 36 ayrı görüşme tespitine yer verilirken, Çetin’in görüştüğü bu kişilerin “FETÖ” gerekçesiyle hakkında soruşturma ya da kovuşturma bulunan kişiler olduğu yine bazılarının da telefonlarında Bylock isimli uygulamanın olduğu belirtiliyor. Görüşme tespitine dair isimleri verilenler arasından başka davalardan dolayı tutuklu bulunan gazeteci Mehmet Baransu’nun babası ve avukatıyla yapmış olduğu görüşmeler de yer alıyor.
Çetin’in Bugün TV, Kanaltürk Televizyonu’nun kapatıldığı günlerde protesto amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde telefonundan sinyal alındığına da yer verilen iddianamede bu toplanmanın “örgüt mensuplarınca organize edildiği” savunuluyor.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Akkuş’un da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Çetin ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkmede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

(Not: İmla hataları paylaşımlara aittir. Paylaşımlar iddianameye konulduğu şekliyle alınmıştır.)

Gazeteci Yakup Çetin ile 26’sı gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame 13 Şubat 2017’de kabul edildi. Ardından İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce duruşma günü belirlendi. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi olarak belirlendi.

İlk duruşmaya Çetin’in de aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti. Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı; tahliye ve beraat talep etti.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü aralarında Çetin’in de aralarında bulunduğu 21 tutuklu gazeteci sanık hakkında tahliye kararı verildi. Hakkında tahliye kararı verilen Çetin’in de bulunduğu 13 kişi ise “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında gözaltna alındı. Cezaevinden tahliye olmadan gözaltına alınan 13 gazeteciden 12’si iki haftalık gözaltı sürecinden sonra yeniden tutuklandı. Tahliye edilen diğer sekiz sanık ise savcının karararına yaptığı itirazın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmesinin ardından cezaevinden çıkmadan yeniden tutuklanmış oldu.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın bir sonraki duruşması 27 Nisan 2017’de görüldü. Bu duruşmada gazeteciler önceki heyetin açığa alınması nedeniyle yeni bir mahkeme heyeti tarafından yargılandı. Duruşma sonunda 20 sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek, bir sonraki duruşma 6 Temmuz 2017 tarihine bırakıldı. Davanın üçüncü duruşmasında bir kez daha mahkeme heyeti değişti. Duruşma mahkeme başkanının mahkemeye ulaşan evrakları okumasıyla başladı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gelen yazıda sanıklardan Bülent Ceyhan, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyit Kılıç, Ufuk Şanlı ile D.A.’nın cep telefonlarında 2014 yılına ait Bylock programı kaydının bulunduğu öne sürüldü. Ancak daha sonra söz alan sanıklar bu programı yükledikleri yükledikleri iddiasını reddetti.

Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları “terör örgütü üyeliği” suçlamasını reddederek tahliyelerini talep ettiler. Mahkeme kararında sanıkların tutukluluklarına devam kararı verildi.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan Aksoy’la birlikte 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Aksoy’un da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması da 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı. Duruşmada Cihan Acar, Abdullah Kılıç, Bünyamin Köseli  ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu savunma yaptı.

Duruşmada mahkeme “örgüt üyesi olmak” ve 13 sanıklık “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla açılan bu davanın birleştirilmesine karar verdi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma ise 24 Ekim 2017’de görüldü. 24 Ekim 2017’de duruşmada savcının talebi doğrultusunda verilen ara kararla, Atilla Taş, Murat Aksoy ve D. A. tahliye edilirken, aralarında Çetin’in de bulunduğu diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Duruşmada tanıklar dinlendi.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2018’de görüldü. Duruşma sonunda mahkeme heyeti tutuklu yargılanan 20 gazetecinin tümünün tutukluluklarının devamına karar verdi.

Davanın 6 Şubat 2018’de görülen duruşmasında sanıkların, bilirkişi tarafından sanıklara ait dijital materyallere ilişkin hazırlamış olduğu rapora dair beyanları alındı.

6 Şubat’taki duruşmada savcılık da mütalaasını sundu. Savcı birleştirme kararıyla 13 sanık hakkında açılan “anayasal düzeni bozma” suçlamasının düşürülmesini talep etti. Savcı davada yargılanan Murat Aksoy ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile M.T. dışında kalan Çetin ile birlikte tüm sanıkların “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi.

Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi. Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi.

Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti. Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi. Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasına kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

İki gün süren 22 Şubat 2018’deki duruşmanın ilk gününde Çetin’in de aralarında bulunduğu bir grup sanık savunma yaptı. Çetin’in savunmasının satır başları şöyleydi:

“Meslek amaçlı kullandığım hatta yaptığım görüşmeler terör örgütü üyeliği delili gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ben mesaim gereği Zaman’daydım ve bu suçlamaya konu olamaz.

“Mütalaada hakkımda iki suçlama var: biri Zaman’da çalışmış olmam diğer sosyal medya paylaşımları. Ben Zaman’da muhabir olarak 5 yıl çalıştım, sigortam SGK üzerinden yatırıldı, gazetenin her nüshası Savcılığın kontrolünden geçiyordu. Ben devlet denetiminde bir yerde çalıştığımı sanıyordum, bir gün terör örgütü üyeliği ile yargılanacağımı bilemezdim, yoksa çalışmazdım.

“25-30 gün çalıştığım Yeni Hayat gazetesinde de 15 Temmuz günü istifa ettim, 16 Temmuz’da çıkışım yapıldı.

“İddianamede Zaman’a kayyum atandığı gün attığım 6 tweet var. O zaman işsiz kalacağımı düşünmüştüm. Şimdi bakınca önemsiz geliyor. Ben cımbızlanıp önünüze bırakılan 12 tweetin dışında da hesabımda hayatın her alanından paylaşımlar bulundum. Herkesin kullandığı gibi kullandım sosyal medyayı yani örgütsel ilişki içinde değil.

“Başkası için örgüt üyeliği suçu oluşturmayan bir olgunun eşitlik ilkesi açısından benim için de suç oluşturmamalı. Bir gazetede çalışmak sonucunda başıma gelen bu olay nedeniyle artık hayattan tek beklentim küçük bir şehirde ailemle birlikte yaşamak.”

Yakup Çetin’in avukatı Şeyhmus Tekik de “Konumu itibariyle Yakup Çetin’in algı yaratacak bir pozisyonu yok. Zaman gazetesinin başka adliye muhabirleri de var ama hiçbiri burada yargılanmıyor. Zaman gazetesinin tüm algı yönetimi adeta Yakup Çetin’e yıkıldı. Oysa en alt seviyede çalışan bir muhabirdi. Yakup Çetin habercilik yapmak isteyen bir gençti, örgütle ilgili tek bir haberi yok” dedi.

Davada tutuklu sanıkların tutukluluk haline devam kararı verildi. Savunmalarını yapmayan gazetecilerin savunmalarının alınması ve karar için duruşma 7-8 Mart 2018 tarihine bırakıldı.

Davanın son duruşma 7-8 Mart 2018’de görüldü. İki gün boyunca süren oturumlarda savcı mütalaasına karşı savunmalarını daha önce yapamayan sanıklar savunma yaptı. Daha sonra sanıkların son sözleri soruldu.

Çetin son sözünde kamuoyu tarafından unutulmuş olmaktan yakınarak “Son 20 ayda beni en çok üzen şeylerden biri bana bir sayı muamelesi yapılması oldu. Benim bir insan olduğumu görmenizi istiyorum” dedi.

Son sözlerin alınmasının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Kararda Çetin ile birlikte 13 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasına karar verildi. Çetin ile birlikte “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası verilen 11 gazetecinin suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Bu sanıklar şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, hanım Büşra Erdal Hüseyin Aydın ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Mahkeme, diğer 12 sanığın ise “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Bu grupta yer alanlar şunlar: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yetkin Yıldız, Cuma Ulus ve D. A..

Ayrıca davada yargılanan gazeteci Murat Aksoy “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verirdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Önceden tahliye olan diğer sanıkların ise temyiz süresince tutuksuz hâlleri devam etti. Kararda hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılmasını kararlaştırdı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine temyiz başvurusunu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında temyiz talebini reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

Çetin ve 22 gazetecinin cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle bu kez Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya Yargıtay’da henüz karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)