Yasemin Çongar

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial

Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Çongar, soruşturma kapsamında, 25 Mart 2015’te, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nda ifade verdi. Çongar’a 29 soru yöneltildi. Çongar, haberlerde; Balyoz Darbe Planı’na bağlı eylem planları ve ses kayıtları üzerinde yoğunlaştıklarını, devletin güvenliği ve savaş hazırlığını ilgilendiren herhangi bir askeri planı incelemediğini, haberleştirmediklerini dile getirdi.

Çongar, haberde Yıldıray Oğur ile birlikte imzasının bulunmasını ise “haberin ağırlığına kurumsal olarak sahip çıkmak” ifadeleri ile açıkladı.

Çongar’a dosyanın diğer sanıklarından farklı olarak, Mehmet Baransu’nun hangi tarihte Taraf Gazetesi’nde çalışmaya başladığı da soruldu.

Çongar, soruşturma kapsamında gözaltına alınmadı. İfadesini vermesinin ardından serbest bırakıldı.

Yasemin Çongar ile birlikte Ahmet Altan, Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame 7 Haziran 2916’da tamamlandı. İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Yasemin Çongar ile birlikte Ahmet Altan, Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamenin 45 sayfası, “Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) medya yapılanması” iddiasını içeren pek çok iddianamede görülen anlatımlarla aynıydı. Bu bölümde, “FETÖ’nün yapılanmasına” ilişkin ayrıntılar aktarıldı. Terörizm kavramı ve terör örgütlerinin tanımlarına yer verildi.

İddianamede; devlet sırrı, gizli ve çok gizli gizlilik derecelerine sahip belgelerin nitelikleri, bu belgelerin açıklanması, yayınlanması gibi suçların nitelikleri; uluslararası alanda bu suçlara örneklerle birlikte sıralandı. Bu bölümde; Julian Assange, Edward Snowden, Marcus Beckdahl ve Andre Meister gibi örneklere yer verilmesi de dikkat çekti.

İddianamede; Yasemin Çongar ile birlikte Ahmet Altan, Mehmet Baransu ve Yıldıray Oğur; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla” suçlandı.

Çongar için, iddianamede; “devletin güvenliği veya iç ve dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken belgelerin temin edilmesi, bulundurulması, taşınması, incelenmesi” suçuna katıldığı, bu belgeleri açıklamak suçunu işlediği iddiasına yer verildi.

Çongar’ın “FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmamakla birlikte işlediği suçlar yönünden FETÖ/PDY terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği” iddia edildi.

İddianame ile Çongar; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandı.

Çongar hakkında 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

Çongar’ın ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında “belirli haklardan yoksun bırakılması” da talep edildi.

Gazeteci Yasemin Çongar ile birlikte Ahmet Altan, Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki yargılama; 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı.

İlk duruşmaya tutuksuz sanıklar Yasemin Çongar, Ahmet Altan ve Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

Kitap çevirmeye, yazı yazmaya, haber yapmaya on yedi yaşında başladığını, on dokuz yaşından itibaren de çeviri, haber ve yazıları nedeniyle yargılandığını belirtti. Bu davaların tamamından beraat ettiğini ifade eden Çongar, “Otuz yıldır ilk kez bugün yazdığım, yayınladığım bir metinden dolayı değil, hiçbir şekilde yapmadığım işleri yaptığım iddiası ile yargılanıyorum” ifadelerini kullandı. Çongar, şunları söyledi:

“Bir askeri darbe planı yapıldığını düşündüren bu metinlerin devlet sırrı niteliği taşımayacağı bilinciyle, kamuoyunun bilgilenme hakkı kapsamında yayımlanmasına karar verdik. Balyoz haberlerinde mağdur olmuşlar varsa özür dilerim; haklarını helal etsinler. Kötü gazetecilik 52 yılla yargılanmamalı. Hakkımdaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyor, davanın düşürülmesini talep ediyorum.”

İlk duruşmada Çongar, Altan ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında Çongar’ı, katılma zorunluluğu olmadığı için avukatı temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın 12 Temmuz 2019’da görülen 18. celsesinde, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu açıklamalar yaptı. Yargılamadaki suçlama konusunda kafa karışıklığı olduğunu belirten Çalıkuşu şunları söyledi:

“Bu dava Taraf’ta yayımlanan Balyoz haberleri ile ilgili değil. Bu davanın konusu Balyoz ile ilgili CD’ler değil. Zaten TSK de kabul etmiyor, sahte diyor. Bu dava 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz davasına konu edilmeyen belgelerle ilgili.”

Yargılamanın 25. celsesi 12 Aralık 2019’da görüldü. Çongar, duruşmada avukatı Figen Albuga Çalıkuşu tarafından temsil edildi. Mahkeme, dosyanın; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Yargılama, 8 Nisan 2020’de başlayacak 26. celseyle devam edecek ve duruşma üç gün sürecekti. Ancak, duruşma; pandemi ilan edilen “coronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 3 Haziran 2020 tarihine ertelendi. Ancak, bu duruşma da “coronavirüs” pandemisi nedeniyle görülmeden ertelendi. Duruşma, 11-12-13 Ağustos 2020 tarihine bırakıldı.

27. Standing - June 3, 2020


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.
Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 18. celsesi 12 Temmuz 2019 tarihinde görüldü. Baransu duruşmada şu savunmayı yaptı:

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Allah soktu, Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden.”

Celsede ayrıca, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu açıklamalar yaptı. Yargılamadaki suçlama konusunda kafa karışıklığı olduğunu belirten Çalıkuşu şunları söyledi:

“Bu dava Taraf’ta yayımlanan Balyoz haberleri ile ilgili değil. Bu davanın konusu Balyoz ile ilgili CD’ler değil. Zaten TSK de kabul etmiyor, sahte diyor. Bu dava 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz davasına konu edilmeyen belgelerle ilgili.”

Yargılamanın 21. celsesi 29 Temmuz 2019’da görüldü.

Baransu, “En üst sınırdan ceza verseniz bile fazlasını yatırdınız, suç işliyorsunuz” dedi. Bunun üzerine, mahkeme başkanının; “Mahkeme heyetini tehdit ediyorsun. Biz yarınımızı düşünmüyoruz. Bugünü yaşıyoruz” demesi dikkat çekti.

Baransu ise şöyle konuştu:

“Suçlanmadığım, iddianamede olmayan üç maddeden dolayı 2.5 yıl tutukluluğuma devam karar verildi. Karşımda leblebi yiyen başkanla oturdum, karşımda sakız çiğneyen savcı vardı. Onlara ‘Siz benim için şunlardan dolayı tutukluluk devam kararı verdiniz ama iddianamede onlarla ilgili suçlama var mı?’ dedim, şok olup gerekçeyi değiştirdiler. Bu adil yargılanmadığımı da gösterir.”

Yargılamanın 25. celsesi 12 Aralık 2019’da görüldü.

Yargılamanın 26. celsesi için ise 8 Nisan 2020 tarihi belirlendi. Ancak, duruşma; pandemi ilan edilen “coronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 3 Haziran 2020 tarihine ertelendi.



Next Trial: Aug. 11, 2020, 10 a.m.


Duruşma, “coronavirüs” pandemisi karşısında Türkiye’de alınan tedbirler kapsamında görülmeden ertelendi.

Bir sonraki duruşma için 11-12-13 Ağustos tarihleri belirlendi.

26. Standing - April 8, 2020


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.
Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 18. celsesi 12 Temmuz 2019 tarihinde görüldü. Baransu duruşmada şu savunmayı yaptı:

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Allah soktu, Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden.”

Celsede ayrıca, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu açıklamalar yaptı. Yargılamadaki suçlama konusunda kafa karışıklığı olduğunu belirten Çalıkuşu şunları söyledi:

“Bu dava Taraf’ta yayımlanan Balyoz haberleri ile ilgili değil. Bu davanın konusu Balyoz ile ilgili CD’ler değil. Zaten TSK de kabul etmiyor, sahte diyor. Bu dava 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz davasına konu edilmeyen belgelerle ilgili.”

Yargılamanın 21. celsesi 29 Temmuz 2019’da görüldü.

Baransu, “En üst sınırdan ceza verseniz bile fazlasını yatırdınız, suç işliyorsunuz” dedi. Bunun üzerine, mahkeme başkanının; “Mahkeme heyetini tehdit ediyorsun. Biz yarınımızı düşünmüyoruz. Bugünü yaşıyoruz” demesi dikkat çekti.

Baransu ise şöyle konuştu:

“Suçlanmadığım, iddianamede olmayan üç maddeden dolayı 2.5 yıl tutukluluğuma devam karar verildi. Karşımda leblebi yiyen başkanla oturdum, karşımda sakız çiğneyen savcı vardı. Onlara ‘Siz benim için şunlardan dolayı tutukluluk devam kararı verdiniz ama iddianamede onlarla ilgili suçlama var mı?’ dedim, şok olup gerekçeyi değiştirdiler. Bu adil yargılanmadığımı da gösterir.”

Yargılamanın 25. celsesi 12 Aralık 2019’da görüldü.

Yargılamanın 26. celsesi için ise 8 Nisan 2020 tarihi belirlendi. Ancak, duruşma; pandemi ilan edilen “coronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 3 Haziran 2020 tarihine ertelendi..



Next Trial: June 3, 2020, 2 p.m.


Duruşma; pandemi ilan edilen “coronavirüs” salgını karşısında Türkiye’de alınan tedbirler nedeniyle 3 Haziran 2020 tarihine ertelendi.

25. Standing - Dec. 12, 2019


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.

Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 18. celsesi 12 Temmuz 2019 tarihinde görüldü. Baransu duruşmada şu savunmayı yaptı:

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Allah soktu, Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden.”

Celsede ayrıca, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu açıklamalar yaptı. Yargılamadaki suçlama konusunda kafa karışıklığı olduğunu belirten Çalıkuşu şunları söyledi:

“Bu dava Taraf’ta yayımlanan Balyoz haberleri ile ilgili değil. Bu davanın konusu Balyoz ile ilgili CD’ler değil. Zaten TSK de kabul etmiyor, sahte diyor. Bu dava 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz davasına konu edilmeyen belgelerle ilgili.”

Yargılamanın 21. celsesi 29 Temmuz 2019’da görüldü.

Baransu, “En üst sınırdan ceza verseniz bile fazlasını yatırdınız, suç işliyorsunuz” dedi. Bunun üzerine, mahkeme başkanının; “Mahkeme heyetini tehdit ediyorsun. Biz yarınımızı düşünmüyoruz. Bugünü yaşıyoruz” demesi dikkat çekti.

Baransu ise şöyle konuştu:

“Suçlanmadığım, iddianamede olmayan üç maddeden dolayı 2.5 yıl tutukluluğuma devam karar verildi. Karşımda leblebi yiyen başkanla oturdum, karşımda sakız çiğneyen savcı vardı. Onlara ‘Siz benim için şunlardan dolayı tutukluluk devam kararı verdiniz ama iddianamede onlarla ilgili suçlama var mı?’ dedim, şok olup gerekçeyi değiştirdiler. Bu adil yargılanmadığımı da gösterir.”

Yargılamanın 25. celsesi 12 Aralık 2019’da görüldü.



Next Trial: April 8, 2020, 10 a.m.


Birinci Gün

Üç gün sürecek olan duruşmanın ilki 10 Aralık 2019’da görüldü. Duruşmanın başlaması için 09.30 saati belirlenmişti. Ancak duruşmanın başlama saati 14:50’de oldu. Duruşmanın geç başlaması; duruşmanın asıl savcısının yerine başka bir savcının aranmasına bağlandı.

Davanın tek tutuklu sanığı Mahmet Baransu, duruşmada hazır bulundu. Baransu, duruşmaya elleri kelepçeli olarak getirildi. Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’u, avukatları temsil etti.

Davaya katılma talebinde bulunan bazı “Balyoz Davası” sanıkları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma öncesi Ahmet Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu, davaya dair hazırlamış olduğu bilgi notunu gazeteciler ve mahkeme heyeti ile paylaştı.

Baransu, savunmasına başlamadan önce duruşmanın geç başlamasına tepki gösterdi. Bu duruşma savunmasını tamamlamak istediğini ancak duruşmanın geç başlaması nedeniyle zorlandığını söyledi.

Duruşma, Baransu’nun savunmasıyla başladı. Baransu, dosyasındaki HTS kayıtlarına (telefon görüşmelerine ait bilgiler) dair savunma yaptı. Davanın yokluğunda yargılanan sanığı T.O ile aralarında HTS kayıtlarının olmamasına rağmen, varmış gibi gösterildiğini söyledi. “HTS kayıtları olmamasına rağmen, varmış gibi iki polis rapor hazırlamış. İki ayrı rapor. Biri 10 sayfadan, biri 6 sayfadan oluşuyor” dedi.

HTS kayıtları ile oynandığını dile getiren Baransu, “Benim HTS kayıtlarım ile kim oynadı? Bunu bu mahkeme ortaya çıkarmalıdır. Hangi merci yaptı. Savcı, polisler, istihbarat bu işin neresinde” dedi.

Baransu, T.O. ile aralarında bir bağ kurulamadığı için HTS kayıtları ile oynandığını söyledi.

Baransu ile mahkeme başkanı arasında savunmanın uzun sürmesine dair diyaloglar yaşandı. Baransu’nun “Uzun sürdü başkanım. Benimle ilgili yeni bir iddianame çıktı da ona mı baktınız diye düşündüm” dedi. Mahkeme başkanı, “Ne iddianamesi? İnşallah bununla birleşmez” diye yanıt verince Baransu, “Üç yıldır bekletiyorlardı başkanım, hakaret makaret” dedi.

Duruşmanın ilk celsesi, saat 17.00’de sona erdi ve sonraki celsenin ertesi gün, 11 Aralık 2019 saat 10.00’da başlamasına karar verildi. Mahkeme Başkanı, jandarma görevlilerini Baransu’nun celseye saatinde getirilmesi uyardı.

İkinci Gün

İkinci celse de belirlenen saatte değil, bir buçuk saat gecikme ile saat 11:30’da başladı. Duruşma başladıktan kısa bir süre sonra bir buçuk saatlik öğle arası verildi. Öğle arası öncesi duruşma ancak yarım saat görülebildi. 12.00’de ara verilen duruşma için 13.30’da başlaması talimatı verildi.

İkinci celsede Baransu; savunmasına, “Yargının haline üzülüyorum. Bazen umutlanıyorum” diyerek, cezaevindeki koşullarını anlattı. Bunun üzerine mahkeme başkanı “tek başına mı kalıyorsun” dedi. Baransu “evet” deyince; mahkeme başkanı “Cezaevine hiç gitmedim” deyip, kayınbiraderinin Metris Cezaevi’nde gardiyan olduğunu söyledi.

Baransu, savunmasında; “Beni MİT, Ergenekon, Jandarma, FETÖ’cüler yasadışı bir şekilde dinledi. Benim telefonlarım 2008, 2009 ve 2010 yasadışı bir şekilde dinlenildi” dedi.

1995 yılında Akşam Gazetesi’nde işe başladığını söyleyen Baransu, “1996’da Aksiyon dergisinde çalışmaya başladım. O zaman en iyi haber dergisiydi. Ben T.O. ile orada tanıştım. Kısa bir dönem aynı dergide çalıştık ve o ayrıldı. Aktüel Dergisi’nde uzun yıllar çalıştı. Benim herkesle ilişkim var. Nihal Bengisu ile de var, Sabah’tan da var, Abdurrahman ile de görüşürüm, Veli ile de görüşürüm. T.O.’dan fazla görüşüyorum” diye konuştu.

Baransu, “Hamza Celepoğlu beni dinledi. Kim bu Celepoğlu? MİT TIR’larına operasyon yapan kişi. İşlem yapsaydılar, bu adam general olmayacaktı. Gidip Adana’da MİT TIR’larına operasyon yapamayacaktı. Ben bu insanlarla ilgili suç duyurusunda bulunuyorum. FETÖ’cü olsam bu mümkün mü? Hamza Celepoğlu ile ilgili haberlerden kaynaklı beni ziyarete gelenler FETÖ’cüler değil, AK Parti milletvekilleriydi” dedi.

Baransu, HTS kayıtlarına dair verileri anlattığı sırada, Tophane’ye kitap evine gittiğini söyledi.

Mahkeme başkanı “Tophane neresi? Gazeteciler hep orada mı görüşüyor?” sorusunu yöneltti. Baransu, “Kitabım orada basılıyordu. Rasih’in (Rasih Yılmaz) yanına gidiyordum, kitap için” dedi. Mahkeme başkanı, “Bizim Rasih mi? O’nu da ben yargıladım beraat etti?” dedi. Baransu bunun üzerine, “Rasih’i siz beraat ettirdiyseniz bana FETÖ’cü diyorsanız ben bir şey demiyorum. O Rasih’i görürseniz, benim 60 bin TL’mi vermesini söyleyin” dedi. Mahkeme Başkanı da “Önceden söyleseydin, söylerdim” demesi üzerine Baransu, “Ben çıkınca söylerim” dedi.

Savunmasına devam eden Baransu, gazeteden sürekli sinyal verdiğini ifade ederek, “Ben hep gazeteden baz veriyorum. Bizim gazete öyle bir yerde ki içerde olunca bir yerde, bir sokak ileri gidince başka bir baz istasyondan alıyor” dedi.

Ergenekon Davası ile ilgili en az haber yapan gazetecilerden olduğunu söyleyen Baransu, “Ben Ergenekon’la ilgili en az haber yapan gazeteciyim. Ya 9-10 haberdir. Bunlar da savcının açmış olduğu soruşturmalardır. Aktütün baskının görüntülerini ilk ben yayımladım” dedi.

Baransu, iddianamenin kendi kendisini yalandığını ve savcının kafasının karışık olduğunu söyleyerek, “Savcı açık hat kullanmadığımı söylüyor iddianamede, ancak ilerleyen sayfalarda ‘kullanılan açık hat’ ile görüştüler şeklinde ifade kullanılıyor. Savcının kafası karışmış” dedi. Baransu bu sözlerden sonra savunmasının sonlandığını söyledi.

Duruşmaya üçüncü günde devam edilmesi kararı alındı ve üçüncü celsenin saat 10.00’da başlamasına karar verildi. Mahkeme başkanı, tanıkları dinleyeceğini ve avukatlara söz hakkı vereceğini ifade etti.

Üçüncü Gün

Duruşma ikinci günde de 1 saat 20 dakika geç başladı. Bu celsede Baransu, bazı manşetler göstermek istediğini söyledi. Mahkeme başkanı, talebi kabul etti. Baransu, Taraf Gazetesi’nde çıkan bazı haberlerin manşetlerini mahkeme heyetine gösterdi.

Balyoz Davası’nda sanık olarak yargılanan emekli askerler Süha Tanyeli, Cemal Temiöz ve Ahmet Yavuz katılma talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, talebi reddetti ve daha önce katılma talebi kabul edilenlerin sadece katılan sıfatıyla duruşmalara katılabileceğini söyledi.

Karar sonrası mahkeme başkanı, taraflara söz verdi. Baransu’nun avukatı Yahya Engin, söz alarak katılan taleplerinin reddini istedi.

Ahmet Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu da, “Suçtan zarar gören vasfını kişilere yükleyemeyiz. Zarar gören devlettir. Balyoz davasını mağduriyetinin giderileceği yer burası değil. Taleplerin reddini istiyoruz” dedi.

Daha önce “şikayeçi” sıfatıyla katılma talebinde bulunan emekli asker Dursun Çiçek, “Bu davada maddi gerçeğe ulaşmak gerçek değildir. Hepimiz bu süreçte mağdur olduk. Bu gizli belge nasıl Taraf Gazetesi’ne ulaştı. Bunları nasıl ortaya çıkaracaksınız. Maddi gerçeğe ulaşmada asli unsurlarız” dedi.

Eski asker Süha Tanyeli de “Burada Balyoz Harekat Planı konuşuluyor. Balyoz Planı konu değilse neden iki gündür burada konuşuluyor. Tüm ailem mağdur edildi” dedi.

Eski asker Ahmet Yavuz da “Bazı bilgileri aktarım yapabilirim. Yardımcı olabilirim diye geldim. Bir tazminat talebim yok” dedi. Baransu da söz konusu davanın “İrtica Eylem Planı’nın bu yargılama ile alakası yok” dedi.

Bunun üzerine mahkeme heyeti, müzakere için ara verdi ve yeni karar oluşturdu.

Müzakere arasında eski asker Ahmet Yavuz, Baransu’ya dönerek; “Balyoz diye bir şey yok de, bir tek bunu de, çıkıp gidelim” diye bağırması dikkat çekti.

Karar ile katılma taleplerinin reddine, daha önce katılma talepleri kabul edilenlerin ‘katılan’ sıfatlarının devamına karar verildi.

Mahkeme Başkanı, kararının gerekçesinde “Burada bir iftira suçu yok. Öyle bir şey düşünüyorsanız suç duyurusunda bulunun” dedi.

Ardından duruşmaya öğle arası verildi. Bir saatlik aranın ardından duruşma, 13.45’te başladı.

Baransu’nun eski eşi E.K. tanık olarak dinlendi.

Baransu ile 1998 yılında, İngilizce kursunda tanıştığını söyleyen K., 2001 yılında evlendiklerini belirtti. K., emniyet ve savcılık beyanlarının aksine Baransu’nun FETÖ ile bir ilişkisine dair izlenimi ya da tanıklığının olmadığını söyledi.

K., “FETÖ’cü izlenimi yoktu. Evlendikten bir hafta sonra ABD’ye gittik. Öğrenci vizesi ile gittik. Üç yıl orada kaldık. Hiçbir bağlantısı olduğuna tanık olmadım. Savcılık ifadesini okumadım, öyle bir şey demedim. Mehmet’in tanıdığı arkadaşları vardı, cemaatte aktif olduğunu görmedim. Yapılanmanın içinde yer aldığını görmedim. Maddi bir desteği olsaydı, ağır işler yaptı, yapamazdı” dedi.

K., ifadesine şöyle devam etti:

“T.O. ile görüştüğünü biliyorum. Oğlumuz doğduğunda yoğun bakıma geldi, onun dışında görmedim. Akşamları geç geliyordu, dışarıdaydı. Çok o süreci bilmiyorum. Çocuğumla ilgileniyorum. Gözümle bir şey görmedim. Anlaşmalı boşandık. Beş dakika sürdü.

Nafaka konusunda özellikle sorunlarımız oldu. Tanıdık savcılar var, ‘bir telefonuma bakar’ şeklinde söylemleri oldu. Bunu birkaç defa söyledi.

Cihan’da, Aksiyon’da çalıştı. Bugün Gazetesi’ne birkaç defa araba ile bıraktığımı biliyorum.

Annem ihbar etmiş. Sığınakta Baransu’nun belgeleri var diye. O arama sırasında baştan sona kadar yoktuk. Aramayı takip etmemiz gerektiği ya da avukatların olması gerektiği bilgisi verilmedi. Uzun bir arama oldu. Aramadan sonra sayfalarca evrak imzalatıldı. Tek tek kontrol etme imkanım yoktu. Ne ifadeyi, ne tutanağı okudum. Sadece imzaladım.

T.O.’den para aldığını görmedim. 2010’da hastanede gördüm. Bir şey verdiğini gördüm ama ne olduğunu bilmiyorum.”

E.K.’nın celsedeki ifadelerinin, emniyet ve savcılık beyanları ile çelişmesi üzerine Mahkeme Başkanı, “Hafıza kaybı falan yaşamadın değil mi” demesi üzerine K., “Yok” diye yanıt verdi.

Baransu, eski eşi K.’ya soru yöneltmek için söz istedi. Baransu, eşinin yanında oturmamak için önce avukatın yanına geçti. Mahkeme Başkanı’nın uyarması üzerine Baransu, ayrı bir sandalye alarak, sanık kürsüsünün yanında oturdu.

Baransu, K.’ya evlilik ve boşanma süreçleri ile ABD’ye gidişleri üzerine sorular yöneltti. K.’nın, Baransu’nun soruları karşısında sürekli gülmesi dikkat çekti.

Ardından, Baransu’nun kayınpederi Ö.K. tanık olarak dinlendi.

Ö.K., “Ben gazeteci olarak biliyorum. Başından sonuna kadar gazetecidir Mehmet Baransu. Beni işten aradılar, eve geldim. Polisler vardı. Bize bir şey söylemediler. 6-7 kişiydi, sonra 15 kişi kadar oldu polisler. Bana dediler bekleme, bitince biz seni ararız. Sonra aradılar, gittim ve bana tutanak imzalattılar. Arama yapınca beni eve çıkardılar. Anahtar olmadığı için kapıyı kırdılar” dedi.

Son olarak Baransu’nun eski eşi ile birlikte yaşadığı evin apartman görevlisi B.Ç. de tanık olarak dinlenildi. Baransu’nun gözaltına alındıktan sonra evine yapılan baskın ve elde edildiği ileri sürülen belgelere ilişkin bilgi veren Ç., “Polis kilidi kırıp arama yaptı. Kilidi bulamadık. CD bulunup, bulunmadığını hatırlamıyorum. Arama yapıldığı gün değil, sabah imza atıldı. Sadece ifadeye imza attım. Ama ifade vermedim” dedi. Ç., beyanlarına şöyle devam etti:

“Arama yapıldıktan sonra, belgeler üst kattaki toplantı salonuna götürüldü. Orada incelendi. Ardiyenin üstü açıktı. Bir insan rahatlıkla girebilirdi. Binada daha önce hırsızlık olmuştu zaten. İsteyen girebilirdi binaya çok rahatlıkla. Üç ayrı girişi vardı binanın. Arama tanık tutanağını, polis bana olay yerinde değil, başka bir yerde imzalattı. Kasımpaşa Döküm Sahası’nın orada bana imzalattılar.”

Baransu, tanık beyanlarının ardından söz alarak, “Tutuklulukla ilgili bir talebim yok. Bütün polislerin HTS kayıtlarını istiyorum. Tanıkların da aynı şekilde” dedi.

Duruşma savcısı, Baransu’nun tutukluluğunun devamını istedi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin, kovuşturmanın genişletilmesi talebine ilişkin mahkemeye dilekçe sunacağını belirtti.


Mahkeme heyeti, karar için duruşmaya ara vermedi.

Kararda, Baransu’nun tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Mahkeme heyeti, dosyanın; esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderilmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 8-9-10 Nisan 2020 tarihine ertelendi.


Duruşma Öncesi

Davanın ilk ve son celsesinde, adliyede yaşanan yoğunluk nedeniyle girişte uzun kuyruklar oluştu. Adliye girişinde gazeteciler ve izleyiciler X-ray cihazından geçirildi. Duruşmanın görüleceği koridorda güvenlik bariyerleri bulunuyordu. Ancak, duruşma öncesi gazeteci ve izleyecilerin bariyer önünde beklemesi yönünde bir zorunluluk getirilmedi. Gazetecilerin duruşma salonu önüne geçmesine izin verildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) için iki ayrı ekran kuruluydu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), P24 ve bazı medya kuruluşları izledi.

Gözlemler

Duruşma üç celsede de geç başladı. Mehmet Baransu duruşma salonuna kelepçeli olarak getirildi. Duruşmanın geç başlaması ve sürenin kısıtlı olmasından kaynaklı Baransu savunmasının bazı kısımlarını atlamak zorunda kaldı.

Mahkeme başkanının, sık sık espiriler yapması dikkat çekti. Heyette görevli olan asıl savcının olmamayışından kaynaklı genç bir savcı görevlendirildi. Savcının bakışlarından ve davranışlarından dosyaya hakim olmadığı gözlemlenebiliyordu.

Baransu, her ne kadar tahliye talebinde bulunmasa da, kararda tahliye çıkmamasına tepki gösterdi. Baransu, savunması boyunca yol tarifleri yaptı ve HTS kayıtlarını yanlış olduğunu kanıtlamaya çalıştı.

21. Standing - Aug. 29, 2019


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.

Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 18. celsesi 12 Temmuz 2019 tarihinde görüldü. Baransu duruşmada şu savunmayı yaptı:

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Allah soktu, Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden.”

Celsede ayrıca, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu açıklamalar yaptı. Yargılamadaki suçlama konusunda kafa karışıklığı olduğunu belirten Çalıkuşu şunları söyledi:

“Bu dava Taraf’ta yayımlanan Balyoz haberleri ile ilgili değil. Bu davanın konusu Balyoz ile ilgili CD’ler değil. Zaten TSK de kabul etmiyor, sahte diyor. Bu dava 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz davasına konu edilmeyen belgelerle ilgili.”

Yargılamanın 21. celsesi 29 Temmuz 2019’da görüldü.



Next Trial: Dec. 12, 2019, 9:30 a.m.


Yargılamanın bu duruşması üç gün sürmüştür. Yargılamanın 19. celsesi 27 Temmuz 2019 tarihinde, 20. celsesi 28 Temmuz tarihinde, 21. celsesi ise 29 Temmuz 2019 tarihinde görülmüştür. Celseler, ayrı ayrı raporlanmıştır.

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu ve izleyiciler saat 11.25’te duruşma salonuna alındı.

Duruşma başlamadan önce Mehmet Baransu’nun önceki günkü celseye cezaevinden getirilmemesi ile ilgili diyalog yaşandı. Heyet salona girdiğinde, mahkeme başkanı, bugün tanıkların dinleneceğini söyledi. Bunun üzerine Baransu söz aldı:

“Dün beni getirmediniz, savunmamı bitirmeden tanıkları dinleyemeyiz. Heyetiniz dosyayı tam bilmediği için çok tartışmalar çıkıyor. Savunmamda heyetinize yardımcı olmaya çalışıyorum. Savunmamı bitirmeden tanıkları dinleyemezsiniz.”

Önceki gün duruşmaya getirilmemesi ile ilgili cezaevinde kendisine, celsesinin olduğuna ilişkin yazısının Ulusal Yargı Ağı Projesi’ne (UYAP) “düşmediği” ifadeleri ile açıklandığını belirtti. Baransu, bu yüzden, mahkemeye; “Eğer yokluğumda tanık dinleme girişimiyse bunu kabul etmiyorum’ şeklinde dilekçe yazdığını” söyledi.

Mahkeme başkanı; yaşanan aksaklığı, “Duruşmanın yalnızca ilk günü bildirildiği için cezaevi hazır etmemiş. Dün sabah erkenden cezaevine söyledik ancak adliyeye geliş saatinin 15:00’i bulacağı söylendi, o saat de duruşma için geç olacaktı” sözleri ile açıkladı.

Mahkeme önceki duruşmada Baransu’nun eski eşi, kayınpederi ve eski eşinin apartman görevlisinin tanık olarak dinlenmesine karar vermişti. Baransu’nun avukatı Yahya Engin, salondaki tanıkların çıkarılmasını, salon önündekilerin de koridora çıkarılmasını istedi. Tanığın amcası olduğu belirtilen bir kişi salondaydı. Baransu, “Onunla ilgili bir şey anlatmayacağım, kalabilir” dedi. Mahkeme başkanı, salon önündeki tanıkların koridor başına alınmasını söyledi.

Baransu, savunmasının bugün bitmeyeceğini belirtti.

Celse, 11:33’te Baransu’nun savunması ile başladı. Celse, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Baransu; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1 maddesi uyarınca “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etmek, belgeler üzerinde sahtecilik yapmak” ve 327/1 maddesi uyarınca “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek” suçlamalarıyla tutuklandığını, en üst sınırdan ceza verilse dahi tutuklu kaldığı sürenin bu cezayı karşıladığını söyledi. Baransu, şöyle konuştu:

“Ben ‘devletin gizli belgesini tahrip ya da çalmaktan’ tutuklu değilim, ‘yok etmekten’ tutukluyum. Savcı soruşturma yaparken, ifademde olmayan, ‘orijinal belgeleri imha’ yalanından dolayı evimde arama kararı alıyor. 1. Sulh Ceza Hakimliği savcının kararını, 27 Şubat 2015’te onaylıyor. ‘TCK’nın 326/1 maddesinde öngörülen devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etme’ diyor. Orijinal belgeleri yok etme yalanından tutukladılar beni. Cezası fazla olduğu için beni o maddeden ve 327/1’den tutukladılar. Bunun (orijinal belgeleri yok etme) yalan olduğu ortaya çıktı. 327/1’den için ise fazladan sekiz ay yatırdılar beni. En üst sınırdan ceza verseniz bile fazlasını yatırdınız, suç işliyorsunuz.”

Mahkeme başkanı, “Mahkeme heyetini tehdit ediyorsun. Biz yarınımızı düşünmüyoruz. Bugünü yaşıyoruz” diye tepki gösterdi. Baransu ortada bir tehdit olmadığını söyledi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin, suçlama konusu maddede verilebilecek ceza miktarına dikkat çekerek “Hukuki, mesleki sorumluluk durumu var” dedi.

Mahkeme başkanı ise, “Kendimizce değerlendiririz” karşılığını verdi.

Baransu, soruşturma aşamasında evinde yapılan polis aramasının görüntülerini izlettirmek istedi. Mahkeme Başkanı, “Geçen sefer anlattınız” dediğinde, Baransu; “Belki yalan söylüyorum, izlettirmek için. Her konuştuğumun doğru olduğunu ispatlamak için söyledim” dedi. Mahkeme Başkanı, savunmanın devam etmesini istedi.

Baransu, “ev aramasında polislerin kaset yerleştirdiğini, bunun görüntülerde olduğunu” söyledi. Savunmasına şöyle devam etti:

“Evimde bulunduğu söylenen Fethullah Gülen ses kaseti var. İmajını almaları gerekiyordu, almadılar. Polis kasetin sonradan üzerine kayıt yapılarak hazırlandığına dair tutanak tutmuş. Bakınca anlaşılacak bir şey değil, nasıl anladılar?”

“[İddianamedeki suçlamaya göre] Gülen, ‘yerel ve ulusal medyada mevki ve güç sahibi olmak gerektiğini’ söylemiş. Ben de bu kişilerden biriymişim. [Fethullah Gülen’in konuşmasının olduğu kasetin çözüm raporunda] Adam bir ajans kurulması gerektiğini söylüyor. Belli ki kaset 93’lerden önceki bir kaset. 94’te Akşam Gazetesi’nde mesleğe başladım, o zaman Cihan Haber Ajansı kurulmuştu. Tek tek okudum. ‘Mevki makam güç sahibi olmak’ nerede diye okudum. Hiçbir yerde, Fethullah Gülen ‘yerel ve ulusal medyada mevki ve güç sahibi olmak’ diye bir şeyden bahsetmiyor.

İddianamede olan şeyler yok kasette. Gazeteci olduğum için bulup ses kaseti yüklemişler. Nasıl bulunduğunu anlattım. Delil hükmü yok. İmajı alınmamış, kaseti kendilerinin koyduğu net, mührü açılmış. Bunun delillikten çıkarılmasını istiyorum.”

Baransu, savunmasının bitirdiği kısımları mahkeme başkanına yazılı olarak verdi, daha sonra savunmasına devam etti.

“İddianame ve gerekçeli kararlardan tek tek baktım. [Delil olan CD’lerden] Tek çıktı alınmamış, orijinal olduğu belli, peki ben neyi yok etmişim? CD’de bir şey çıkartma imkanınız yok. Savcı iddianamede, imkansızı iddia ediyor.”

Mahkeme başkanı; “Balyoz Davası” iddianamesi hazırlanmadan önce yapılan aramalarda belgelerin nasıl ele geçirildiğine, bu belgelerin ne olduğuna dair sorular sordu.

“Balyoz Davası” kapsamında yargılanan emekli albay Suat Aytın, emekli Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, emekli Albay Cemal Temizöz söz aldı. Bu sırada Baransu ile aralarında atışmalar yaşandı. Karşılıklı konuşma sırasında Dursun Çiçek’in, Mehmet Baransu’ya hitaben “Allah belasını versin diyeceğim ama…” dediği duyuldu.

Baransu, “Keşke şu anki bilgi birikimimle 10 sene öncesine gitmiş olsam. Hukuki olarak iddianameleri [kendi iddianamelerimi incelediğim gibi] aynı şekilde incelerdim. O zaman bu kadar hukuki bilgim yoktu. 114 tane davadan yargılandım” dedi.

Baransu, belgelere dair yaptığı haberlerle ilgili savunmaya yapmaya devam etti.

Dursun Çiçek “Sahte planda Dursun Çiçek’in parmak izinin olmadığı manşet oldu. Kendisi haber yaptı mı?” demesi üzerine Baransu, Dursun Çiçek’i aradığını söyledi.

Mahkeme başkanı 12:30’da duruşmaya ara verdiği söylerken, Çiçek; sözlerine devam etti. Baransu’ya hitaben, “Suç işlemeye devam ediyorsun. Yargılamaya yardımcı ol” dediği duyuldu. Mahkeme başkanı ise “Yapmayın. Olayı anlayarak ilerlemek istiyoruz” dedi.

Celseye 13:45’e dek ara verildi. Celse, 14.00’da tekrar başladı. Şikayetçi Dursun Çiçek, bu kez salonda değildi.

Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin, Dursun Çiçek’in ilk bölümdeki; “Allah belanı versin…” şeklinde başlayan sözlerinin rahatsız edici olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı, “Duruşma sonunda talebini iletirsin. Onlar anlaşıyorlar” dedi. Avukat Engin, şöyle devam etti:

“İlk ifade kısmında, baskı altına alma gibi durum var. Söylemden dolayı söylüyorum bunu. Müdahale edilmemesi gerekiyor. Müştekilik talepleri başta reddedildi. Ara celsede itirazlarımıza rağmen kabul edildi. Her celse itiraz ediyoruz, bu davanın ‘Balyoz Davası’ ile alakası yok. Mümkünse müdahale etmeyelim. Müştekilik sıfatlarının yeniden değerlendirilmeleri gerekecek. Buradaki müşteki temel anlamda kamu hukukudur, bireysel olarak müştekisi olmaz.”

Baransu, daha sonra savunmasına şöyle devam etti:

“Beni anladığınızı düşünüyorum. Suçlanmadığım, iddianamede olmayan üç maddeden dolayı 2.5 yıl tutukluluğuma devam karar verildi. Bir an için koltuklarınızdan kalkın ve gelin. Karşınızda bir heyet var, 2.5 yıl suçlanmadığım, iddianamede olmayan maddeden dolayı hakkımda tutukluluk devam kararı veriyorlar. Ne düşünürsünüz?

Karşımda leblebi yiyen başkanla oturdum, karşımda sakız çiğneyen savcı vardı. Onlara ‘Siz benim için şunlardan dolayı tutukluluk devam kararı verdiniz ama iddianamede onlarla ilgili suçlama var mı?’ dedim, şok olup gerekçeyi değiştirdiler.

Birinci celsede heyet iddianameyi özetleyip okudu. Heyetler çok değişti. İddianame önümde. [İddianameden okudu] ‘Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri yok etme, temin etme, açıklama, silahlı terör örgütüne üye olma’dan yargılanıyorum. Ancak Türk Ceza Kanunu (TCK) 326/1 ve TCK 327/1’den tutukluyum.
Birinci celsedeki tutukluluğa devam kararımda ‘suç işleme amacıyla örgüt kurmak (bundan suçlanmıyorum)… , gizli kalması gelen bilgileri açıklama (Bundan tutukluluğum reddedildi), silahlı terör örgütü kurma ve yönetme (haklımda böyle bir suçlama yok)… yazıyor.

İddianamede olmayan bir şeyden tutukluyum. Hakaretten suçlanıyorum adam öldürmekte tutukluluğa devam kararı veriliyor gibi.”

[Madde 326- (1) Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok eden, tahrip eden veya bunlar üzerinde sahtecilik yapan veya geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hileyle alan veya çalan kimseye sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis cezası verilir.

[Madde 327- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.]

30 Eylül 2016’daki tutukluluk incelemede kopyala yapıştır şekilde, harf hataları da duruyor, aynı gerekçelerle tutukluluğa devam kararı verildi. Bu işleri Balyoz hakimlerinin yaptığını düşünün, bütün medyada manşetlerdi.”“

Baransu, “İkinci celsede de…” derken Mahkeme Başkanı, “Bunlarla ilgili şikayetiniz varsa, şikayet yapacağın yer HSYK. Bunlar mahkemenin yaptığı hatalar, bunun değerlendirmesini yapacak olan da…” dedi. Baransu’nun avukatı şikayette bulunduklarını söyledi.

Mahkeme başkanı “Savunmanın iddianame kısmına gelirsek, buradaki hataları gördük” dedi.

Baransu, “Bu [anlattığı tutukluluğa devam kararları], adil yargılanmadığımı da gösterir. Sizin bağımsız karar verebileceğinize inanmam gerekiyor” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“İddianamede Yıldıray Oğur aleyhime tanıklık yapmış. Hem savcılık ifadesinde hem de ilk celsedeki savunmasında ‘Baransu’nun yönlendirmesiyle Tuncay Opçin’le görüştüm’ dedi. Bülent bey (Mahkeme başkanı) ‘Oturabilirsiniz’ dedi. ‘Benim sorum var’ dedim. ‘Gözlerimin içine bakıp söyle. Ben sana hangi tarihte ne zaman, nerede, ‘ben askerdeyken Tuncay Opçin’le görüşebilirsin?’ dedim. ‘Sen söylemedin’ dedi. ‘Az önce Baransu’nun yönlendirmesiyle demişsin, neden yalan söylüyorsun Yıldıray’ diye sorulmaz mı? Çapraz sorgu bu değil mi? Ben gerçek çıksın diye soru soruyordum.

Ben sıkıştırıyorum hakikati bulmak için. Yalan söylediğini söyledi. Soru soruyorum ama mahkeme başkanı ‘hatırlamıyor’ diye geçiştiriyor. Belki sizin mahkeme heyetiniz tarafsız ama bu insanlar bu kararları verdiği için sizlere karşı olan güvenimi de yıkıyorlar.”

Baransu, diğer celselerde de tutukluluk devam kararının aynı olduğunu anlattı:

“3 Ocak 2018’den sonra heyete ‘Şu maddelerden ne zaman tutukladınız, iddianamede nerede bu gerekçe var?’ deyince tutuklama gerekçesi değişti. ‘Savunmasının alınmamış olması, tespit ve arama tutanakları’ eklediler. Siz de ‘tanıklar’ eklediniz.”

Baransu savunmasına iddianame ve diğer belgelerdeki suç tarihine dikkat çekerek devam etti:

“İddianamede suç tarihi 24 Aralık 2013 ve sonrası. Tüm tutuklama kararları ve itirazlarda da bu tarih böyle. İddianamede bu tarihle ilgili hiçbir şey yok. Mahkemeler iddianamelerle sınırlı değiller mi? İddianame 2010 tarihini anlatmış, suçlamalar 2010 ile ilgili.

24 Aralık 2013 ve sonrasında devletin hangi gizli maddesini açıkladık? Bana 24 Aralık 2013 ve sonrasıyla ilgili hiçbir suçlama yöneltilmedi.

İddianame, tensip zaptı, kovuşturmaya başlama, aylık tutukluluk devam kararlarında 24 Aralık 2013 tarihi var. Bunlar benim evime CD’yi niçin koymaya çalıştılar, benim evimde başaramayıp E.K. [eski eşi] evinde kumpası bunun için mi kurdular? E.K. tiyatrosu bunun için mi organize edildi diye düşünüyorum. Çünkü ben gözaltındaydım, o aramaya götürmediler.”

Baransu savunmasına devam ederken 1997 tarihini örnek verince, mahkeme başkanı gülerek, “Ben o zaman 7 yaşımdaydım” dedi.

Baransu HTS [arayan, aranan; arama zamanı, süresi, yeri; sinyal alınan baz istasyonları bilgileri] kayıtları ilgili bölüme dair savunmasının 90 sayfa olduğunu söyledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı ne kadar süreceğini sordu ve savunmasının bu bölümünü yazılı alabileceklerini belirtti.

Baransu, HTS kayıtlarına dair detaylı savunma yapmak istediğini söyledi. Dosyada T. O.’nun HTS kaydı olmadığını söyledi. Mahkeme başkanının yanına giderek HTS kayıtlarını gösterdi.

Baransu’nun savunmasına sözlü devam etmek istemesi üzerine mahkeme başkanı, “bugün tanıkları dinleyemediklerini, Pazartesi günü dinlemek istediklerini” söyledi. Bunun üzerine Baransu’nun avukatı, 2 Eylül Pazartesi günü, Baransu’nun 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir duruşmasının olduğunu, bu celse için uygun olmadıklarını söyledi. Mahkeme Başkanı, Baransu’ya; savunmasına gelecek celse devam etmesini söyledi. Sanık avukatlarına söz verdi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin söz aldı:

“Bu davanın Balyoz davası olmadığı ortada. Balyoz Darbe Planı gerçekse, bu bir suç, bildirmek gerekir. Müvekkil de haberlerle bildirmiş, suç işlememiş oluyor. Balyoz Darbe Planı sahteyse devletin gizli belgesinden bahsedilemez. Bu davada Egemen Harekat Planı geçiyor, bu planlara dair gizli belgeler gazete tarafından basılmamış. Müvekkil ‘Bana CD’ler geldi, aldığım gibi savcılığa teslim ettim’ diyor. Israrla orijinal belgeleri neden yok ettiği soruluyor. Böyle bir suç yok ortada.

Burada kalan suç, Türk Ceza Kanunu 327. Madde. [Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme] Basın Kanunu’ndan değerlendirirsek suç yok, değerlendirmezseniz üst sınırdan ceza verseniz bile bu cezadan fazla süredir tutuklu. Savunmasını bitirmemiş ve tanıkların dinlenmemiş olması [tutukluluğa devam gerekçesi] kabul edilebilir ama, TCK 327’den hüküm verince hüküm bitmiş olacak. Terör örgütü boyutu da Mersin’e gönderildi. Bu davada TCK 327’den bugün ceza verin çıksın, tahliye vermesine gerek yok. İnfaz hukuku rejimine göre beş ay fazladır tutuklu.”

Gazeteciler Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, Ahmet Altan’ın “Dursun Çiçek ve Ümit” başlıklı yazısından bir bölümü şöyle okudu:

“Bu yapılan haberciliktir. Bu davanın konusu Balyoz davası değil. Anayasa Mahkemesi bunu söylüyor. Bu davadaki atılı suçlar devlete karşı işlenen cürümler bölümünde, şahısların bu davada taraf olmakta hukuki menfaatleri yok.

Gerçeğin aranmasını istiyorsak, Egemen Harekat Planı’nı temin etmişler mi, yayımlanmışlar mı? Egemen Harekat Planı’nı o savcılar ortaya çıkarana dek bilmiyorduk. Genelkurmay 2008’de Egemen Harekat Planı’nın imha edildiğini söyledi. 2008’de imha edilmiş 2010’da çalınmış, kim çalmış, yok.”

Avukat Yahya Engin, “Davanın konusu Egemen Harekat Planı, Balyoz Davası’ndan tutuklanan tarafların kabul edilen müştekilik sıfatlarının sonlanmasını istiyoruz” dedi.

Baransu, “Bir ankesörlü telefondan arandı diye bir iddia var. O ankesörlü telefonun kayıtlarını almışlar, böyle bir arama yapılmamış. Benim HTS kayıtlarımla kim oynadı?” dedi ve ekledi:

“Yalanlarla dolu önünüze bir şey koymuşlar. İşin içinden çıkmaya çalışıyoruz. Aynı gerekçelerle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyorum. O dava ben tutuklanmadan önce açılmıştı, kaçmadım. Orada tutuksuz yargılanıyorum aynı maddelerden. Sizin önünüzde tutuklu yargılanıyorum. Çelişkiyi anlayamıyorum. Bunu da takdirinize bırakıyorum. Mahkemenin kararlarının eşit olması gerektiğini düşünüyorum.”

Mahkeme başkanının söz verdiği şikayetçi Suat Aytın, “Baştan beri Baransu seminerle, Balyoz ile başladı, savunmasını buna dayandırdı. Madem gizli belge ifşası ile yargılanıyor, onun üzerinden konuşmalıydı” dedi. Baransu “İlk gün hata yapıldığı, müştekiler kabul edildiği için anlatmak zorunda kalım” dedi.

Aytın, “Balyoz’dan aklandık, sıkıntımız yok. Doğru karara gidilmesi için yardımcı olmak istiyoruz. Egemen Harekat Planı’nın öne çıkmasının nedeni, yapılan seminerde görüşüldü. Ellerinde o dosyalar vardı. Mahkemede harekat planımızın ifşa olduğunu söyledik” dedi.

“Egemen Harekat Planı afişe oldu, Taraf Gazetesi’nin de misyonu vardı” sözlerine sanık avukatları tepki gösterdi.

Söz verilen Cemal Temizöz, “Mahkemenin maddi gerçeği ortaya çıkarmasını istiyoruz, kişilerle sorunumuz yok. 21 Ocak 2010’daki tutanakta, 4 DVD getirdiği tutanak. Baransu’nun ifadelerini yazmışlar. Diyor ki; ‘Bunlar orijinal belgeler taranarak oluşturulmuştur, yaklaşık 5 bin sayfa tutmakta, içinde ses kayıtları da var…’” dedi. Baransu’nun avukatı “Kaç yerde açıkladı, ‘Gözle tarama işlemi’ bahsettiği” diyerek itiraz etti. Baransu da “Ben ne deyim yani daha” diye tepki gösterdi.

Temizöz, Baransu’nun askeri savcılıktaki ifadesinden bir cümle okuyarak; “İçinde çok gizli belgeler olduğu için bunları imha ettik, bunların sorumluluk doğurduğunu bildiğimiz için savcılığa teslim ettikten sonra imha ettik’ diyor” dedi.

Mahkeme başkanı Baransu’nun bu durumu açıkladığını söyledi. Savcı “atılı suçun ve mahiyeti ile mevcut delil durumu“ gerekçesiyle tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti, saat 16:20’de ara karar için salondan ayrıldı.


Heyet, 16:26’da karar için duruşma salonuna geri döndü.

Mahkeme heyeti, ‘atılı suçun ve mahiyeti ile mevcut delil durumu, savunmasının tamamlanmamış olması’ gerekçesiyle Baransu’nun tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Tanıkların zorla getirilmesi için müzekkere yazılmasını istedi. Baransu’ya, cezaevinde savunmasına hazırlanmak için verilen sürenin arttırılması için cezaevine yazı yazılmasına karar verdi.

Ayrıca Baransu’nun evinde aramada ele geçirildiği belirtilen Fetullah Gülen’e ait olduğu söylenen kasete sonradan ses kaydının eklenip eklenmediğine dair bilirkişi raporunun beklenmesine karar verildi.

Gelecek duruşma için 10-11-12 Aralık 2019 tarihleri belirlendi.

Celse 16:32’de sona erdi


Duruşma öncesi:

Adli tatil sona ermediği için adliye binasına girişte uzun kuyruklar yoktu. Bina girişinde x-ray cihazları vardı. Celsenin görüldüğü salona çıkan koridor başında bariyerler vardı. Seyirciler duruşmanın başlamasına yakın salon önüne alındı. Mehmet Baransu salona kelepçe ile getirildi, kelepçesi salonda açıldı.

Celse 11:34’te başladı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Salon penceresizdi. Klima çalışıyordu, solan serindi.

Duruşmaya katılım:

Tutuklu sanık Mehmet Baransu beş jandarma ile salona getirildi. Avukatı Yahya Engin, tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu sanık avukatları bölümündeydi. Müşteki kısmında ise Balyoz davasında yargılanan isimlerden katılan Suat Aytın, katılan Dursun Çiçek, müşteki ve müdahil talebinde bulunan Cemal Temizöz yer aldı.

Celseyi beş gazeteci, Baransu’nun eski eşi ve iki stajyer avukat takip etti. Bir tanık yakını bir süre salonda kaldı.

Genel gözlemler:

Celsede sadece Mehmet Baransu’nun dinlendi. Baransu, savunmasını hazırladığı dosyalar üzerinden yaptı. Mahkeme başkanı, Baransu’nun savunmasını dinledi, sorular sordu. Mahkeme başkanı dışında heyetten soru soran olmadı. Savcının da bir beyanı olmadı. Mahkeme başkanı bazı konuları anlatması için müşteki kısmındaki isimlere söz verirken kimi zaman bu isimlerin savunmaya müdahale etmesi üzerine Baransu ile aralarında atışma oldu.

20. Standing - Aug. 28, 2019


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.

Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 18. celsesi 12 Temmuz 2019 tarihinde görüldü. Baransu duruşmada şu savunmayı yaptı:

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Allah soktu, Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden.”

Celsede ayrıca, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu açıklamalar yaptı. Yargılamadaki suçlama konusunda kafa karışıklığı olduğunu belirten Çalıkuşu şunları söyledi:

“Bu dava Taraf’ta yayımlanan Balyoz haberleri ile ilgili değil. Bu davanın konusu Balyoz ile ilgili CD’ler değil. Zaten TSK de kabul etmiyor, sahte diyor. Bu dava 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz davasına konu edilmeyen belgelerle ilgili.”

Yargılamanın 20. celsesi 28 Ağustos 2019 tarihinde görüldü.



Next Trial: Aug. 29, 2019, 10 a.m.


Yargılamanın bu duruşması üç gün sürmüştür. Yargılamanın 19. celsesi 27 Temmuz 2019 tarihinde, 20. celsesi 28 Temmuz tarihinde, 21. celsesi ise 29 Temmuz 2019 tarihinde görülmüştür. Celseler, ayrı ayrı raporlanmıştır.

Gazeteci Mehmet Baransu’nun getirilmemesi üzerine sanık avukatları, duruşmanın görülmeyeceğini belirtti. Bu yüzden duruşmaya katılmadılar.

Ancak, tutanağa göre celse açıldı.

Celseye şikayetçi ve müdahil olarak katılan Cemal Temizöz de katıldı.


Yargılamanın, ertesi gün 29 Ağustos 2019’da devam etmesine karar verildi.

19. Standing - Aug. 27, 2019


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.

Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 18. celsesi 12 Temmuz 2019 tarihinde görüldü. Baransu duruşmada şu savunmayı yaptı:

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Allah soktu, Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden.”

Celsede ayrıca, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu açıklamalar yaptı. Yargılamadaki suçlama konusunda kafa karışıklığı olduğunu belirten Çalıkuşu şunları söyledi:

“Bu dava Taraf’ta yayımlanan Balyoz haberleri ile ilgili değil. Bu davanın konusu Balyoz ile ilgili CD’ler değil. Zaten TSK de kabul etmiyor, sahte diyor. Bu dava 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz davasına konu edilmeyen belgelerle ilgili.”

Yargılamanın 19. celsesi 27 Ağustos 2019 tarihinde görüldü.



Next Trial: Aug. 28, 2019, 10 a.m.


Yargılamanın bu duruşması üç gün sürmüştür. Yargılamanın 19. celsesi 27 Temmuz 2019 tarihinde, 20. celsesi 28 Temmuz tarihinde, 21. celsesi ise 29 Temmuz 2019 tarihinde görülmüştür. Celseler, ayrı ayrı raporlanmıştır.

Mehmet Baransu, önceki celselerde olduğu gibi, duruşma salonuna; savunması için hazırladığı dosyalar ile geldi. Duruşma Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGİS) ile kayıt altına alınmaya başlandı.

Bir önceki celsede, Baransu’nun eski eşi ve kayınpederinin tanık olarak dinlenmesine karar verilmişti. Heyet, tanıkların; bu duruşmanın 29 Ağustos perşembe günü görülecek üçüncü celsesinde getirilmesine karar verilmişti. Mahkeme başkanı, tanıkların, bu celsede dinlenmesi gerektiğini belirtti. Ancak tanıkların gelmediği görüldü. Avukatlar, tanıkların perşembe günü görülecek üçüncü celse için davetiye gönderildiğini ifade etti.

Baransu yazılı savunması ve dosyaları ile birlikte sanık kürsüsüne çıktı.

Mahkemeye yazılı dilekçe sunarak eski eşinin evinde yapılan arama kaydının görüntülerini, 155 polis ihbar hattına yapılan ihbarın ses kaydını; ev aramasında çıkan 49 numaralı “Balyoz ekler DVD” yazan DVD’nin örneğini ve dosyadaki eksik olduğunu belirttiği kimi belgelerin kendisine verilmesini talep etti.

Eski eşinin evine kendi aleyhine CD konulduğunu, kendisine yönelik ihbara dair ses kaydının eski kayınvalidesine ait olduğunu iddia etti. Sunduğu dilekçe üzerine ek savunma için süre istediğini belirtti.

Baransu, savunmasına; önceki savunmalarını tekrarlayarak başladı.

Ev aramasında alınan DVD’yi polisin koyduğunu, bir polisin kendisini uyardığını öne sürerek “Planı ben bozdum” dedi.

Bir CD’yi poşete koyarak canlandırma yaptı. Polisin ev aramasında delil olarak el konulan “Balyoz ekler 2” yazılı DVD’nin imajının alınmadığını, delil torbasında iken yazılan tutanakta içinde ne olduğunun belirtildiğini ancak torbanın daha sonra açıldığını söyledi.

Askeri savcılıkta verdiği ifadesinde, “Orijinal belgeleri imha ettiğine” yönelik sözü olmadığını ancak, iddianamede ifadesinin bunları söylemiş gibi aktarıldığını dile getirdi.

“Anayasa Mahkemesi’nin devletin gizli belgesi Taraf Gazetesi’nde yayımlanmadı diye kararı var. Dosyada bu var” dedi.

Mahkeme başkanı, Baransu’nun askeri savcılığa verdiği ifadeyi okuyarak “İçinde çok gizli belgeler olduğu için bunları imha ettik” ifadesinin geçtiğini belirtti.

Baransu, belgeleri savcılığa teslim ettikten sonra kendi aldıkları çıktılarını imha ettiklerini, ifadenin sonuna da bunu eklettiğini söyledi. İddianameye cümlesinin tamamının alınmadığını söyledi.

Baransu, mahkeme başkanının soruları üzerine süreci şöyle özetledi:

“Haberler çıktıktan sonra, suç duyurusunda bulunulmuş, savcı DVD’leri istedi, haberin çıktığı gün öğleden sonra DVD’leri savcılığa götürdüm. 29 Ocak’ta bavul geldi. Fotoğraflarını çektik, dokunmadık.”

Şikayetçi Cemal Temizöz, Baransu’nun sözlerini kesti.

Emekli albay Temizöz Eylül 2012’de sona eren Balyoz Davası’nda yargılanmış ve 18 yıl hapis cezası almıştı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama, Baransu’nun Taraf Gazetesi’nde yaptığı haberler sonrası başlamıştı. Temizöz 21 Mart 2015’te Balyoz Davası’nın tüm sanıklarıyla birlikte beraat etti.

Baransu ile Temizöz arasında karşılıklı diyalog şöyle geçti:

Temizöz: Kendisinin ifadesini hatırlatayım. 29 Ocak’ta Beşiktaş Cumhuriyet Savcılığı’na belgeleri götürüyorsunuz. Bunların içinde 4 tane DVD var…

Baransu: Yanlış. 4 DVD 21’inde, 29 Ocak’ta bavulu teslim ettim.

Temizöz: Teslim alma tutanağında…

Baransu: Doğru değil.

Avukat Yahya Engin: Müdahale edilmesin. Balyoz Darbe Planı’yla alakası yok davanın. Kabul edilen müştekiler, Balyoz Davası’ndan zarar gördük diyorlar. Müştekiliklerinin kabul edilmemesi gerekiyordu.

Mahkeme başkanı; Temizöz’e Baransu’nun devam etmesi gerektiğini söyledi. Baransu, savunmasına devam etti.

Celse devam ederken, 12:05’te SEGBİS’te ses kaydı durdu, katip teknik bir sorun olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi.

Salon boşaltılırken avukat Yahya Engin, davaya “şikayetçi” sıfatıyla katılanların “şikayetçi” sıfatlarının tekrar değerlendirilmesini istedi. Mahkeme Başkanı, “Yarın değerlendirelim” yanıtını verdi.

Celseye verilen ara 13:40’ta sona erdi. Bir üye hakim ve Baransu’nun avukatı salonda değildi. Balyoz Davası’nda yargılananlardan Ahmet Yavuz da duruşmaya katıldı. Üye hakim, üç dakika sonra yerini aldı.

Bir jandarmanın savunması sırasında Baransu’nun arkasında ayakta durduğu görüldü.

Baransu; arama kararı, tutuklama talebi, iddianame gibi belgelerde “belgelerin orijinallerini yok ettiği, kopyalarını teslim ettiği” ifadelerinin yer aldığını, bunun “yalan olduğunu” söyledi.

Belgeleri imha etme iddiasının doğru olmadığını, ancak tutukluluğunun bu iddia üzerinden sürdürüldüğünü belirtti. Oda TV’de çıkan bir yazıda, askeri savcılığa ifade verdiği ve belgeleri savcıya teslim ettiği tarihlerin karıştırıldığını, bu nedenle “belgeleri imha ettikten sonra savcıya nasıl teslim etti” denildiğini söyledi.

“Beni tutuklayan hakimin gerekçesinde şöyle yazıyor; ‘Belgelerin kopyası olsa da ilgili mercilere teslim etmek yerine kendisi tarafından imha edildiğini ifade ettiği’ … Nerede böyle bir ifade var? Oda TV’deki yalanı alıp tutuklanmama gerekçe yaptılar.”

Mahkeme başkanı, “Tutuklanma sebebi tahrip etme değil sadece, diğer suçlamalarla da ilgili var” dedi. Baransu, tutukluluk süresinin diğer suçlara öngörülen cezayı aştığını söyledi.

Baransu, polisin ev araması sırasındaki görüntüleri mahkemede izletmek istediğini belirtti:

“Ev araması sırasında polislerden biri kitapları sayfa sayfa arıyordu. Sonra çömeliyor, bir şey çıkartıyor bacağından, kitaplar görüntüden çıkıyor, kitaplar tekrar görüntüye girdiğinde polis içine bakıp ‘a CD’ diyor.”

Baransu, savunmasının 32 sayfasını ve devam edeceği bölümün eklerini mahkeme başkanına teslim etti.

Savunmasına “Polisin evime cd koyması, mühürlü torbadaki CD’nin içeriğini bilmesi” diyerek devam etti. “Balyoz ekler 2’ yazan CD’yi benim evimde bulmaya çalışacaklardı, ben oyunu bozunca, bir gün sonra E.K’de (eski eşi) ‘Balyoz ekler 1 ve 2’ CD’si çıkıyor. Benim evdeki CD’de ‘Egemen harekat planı’ çıkmıyor, oradakinde çıkıyor.

27 Şubat 2015’te evimle ilgili arama, el koyma kararı çıkıyor. 1. Sulh Ceza Hakimi onay veriyor. 1 Mart 2015’te evimde arama yapılıyor. Öğlene doğru iki polis geldi, imaj almak üzere geldiklerini söylediler. İmaj alma tutanağında evimde imaj alındığı söyleniyor. 18:50’de imaj alma işlemi bitiyor. Evimdeki ne kasetlerin ne CD’lerin imajının alınmadığının resmi belgesi. İki bilgisayarın imajının alındığını söylüyorlar sadece. Ev aramasında evimdeki hiçbir CD ve DVD’nin imajı alınmadı. Tüm dijital materyaller mühürlü torbaya kondu.”

Arama tutanağının son sayfasında TEM Şube müdür yardımcısı Ö.T.’nin imzası var. Aramanın ilk bir buçuk saatinde vardı, sonrasında yoktu. Bir polis ‘müdür aramada yoktu, başında vardı ama imza attı’ dedi. İçimden ‘mesaj alınmıştır’ dedim.”

CD’lerin imajlarını bana vermeniz gerekiyor dedim, ‘vermeyiz’ dediler. Arama tutanağının sonuna avukatım dijital örneklerin tarafımıza verilmediğini yazdı.

(CD’yi) Evimden aldılar, mühürlü torbaya koydular, emniyete gidecek. 1 Mart’ta gözaltına alındım, 20:30’da evimden ayrıldılar, hastaneye ve Vatan Emniyet’e götürüldüm. 2 Mart 2013’te gece yarısı fezleke düzenliyorlar. Fezlekede 49 no’lu DVD içinde ne olduğu yazıyor.

Savcı, mühürlü torbayı 31 Mart 2015’te açıyor ancak dijital materyallere bakmıyor. Torba içindeki ‘Balyoz ekler 2’ incelenmemiş daha. Savcı, tutanakta dijital materyale bakamadığını, mühürlü torbaya koyup tekrar mühürlediğini belirtiyor. Mühürlü torbanın avukat ile açılması gerektiğine dair tutanak tutuyor.

Mayıs ayında avukatımı çağırmadan imajlar alınıyor. Çünkü katakulli yapacaklar. 4 Mayıs 2015’ten 18 Mayıs 2015’e dek imaj alma işlemi sürmüş. Raporda 49 ile numaralandırılmış ‘Balyoz ekler 2’ diye bir şey var. Evimden çıkan ‘Balyoz ekler 2’ diye CD var.”

Heyete; imaj alma raporunda yer alan 49 No’lu CD ve evinde el konulan CD’ye dair fotoğrafı gösterdi. Mahkeme başkanı “Ayrı CD mi bunlar” dedi.

Baransu, “İkisi de benim evden çıkan. İkisi aynı.”

Baransu; “devletin gizli belgesi, Egemen Harekat Planı diyorlar ya, avukatlara verilebilir mi?” dedi, mahkeme başkanı “konamaz” dedi. Mahkeme başkanı; “neden eklemeler var CD’de” sorusunu yöneltince; Baransu, “Oyun bozuldu” dedi.

Müşteki kısmındaki Ahmet Yavuz’un müdahalesi üzerine avukat Figen Albuga Çalıkuşu “Çıkan haberler Egemen Harekat Planı ile ilgili değil” dedi. Bilirkişi raporu da olduğunu söyledi. Baransu ise, “Sizin yargılandığınız yerde müşteki olmadan otursam savunmanızı bölsem ne dersiniz?” dedi. Baransu CD’ye dair savunmasına devam etti:

“Polis, evdeki CD’de ne olduğunu 22 Mayıs 2015’te bilebilir, daha önce bilemez. Polis fezlekesinin tarihi 2 Mart 2015. İmaj alınmamış CD’yi nasıl bildiğini, soracaksınız.”

Baransu’nun “Balyoz’da olmadı böyle skandallar” demesi üzerine; mahkeme başkanı ve “şikayetçi” Ahmet Yavuz’la aralarında şu diyalog yaşandı:

Mahkeme başkanı: 326 hakim tutuklandı

Baransu: Onu bana değil hakimlere, bakanlara, cumhurbaşkanına soracaksınız. Keşke empati yapabilseydim. Şu anki tecrübelerimle 10 yıl öncesine gidebilmiş olsaydım. Keşke Ahmet (Yavuz) beyleri daha fazla dinleseydim çıksam ilk ziyaret edeceğim kişi Suat (Aytın) beyin eşi olacak, kabul ederlerse Ahmet beyleri de..

Ahmet Yavuz: Ederiz, medeni insanlarız.

Baransu savunmasına devam etti:

“Savcı fezlekeyi imzalayıp tutuklamaya sevk diyor. Bunun imajının alınmadığını bilmiyor mu? Ev araması ve site kameralarının görüntülerini istedik, vermiyorlar. Balyoz’da da mobese görüntüleri yokmuş. Verilmiyorsa şüphe duymaya başladım artık.”

Baransu, eski eşinin evinde yapılan arama ve el konma işlemine dair konuştu. Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan ihbarın ardından kendisi gözaltındayken eski eşinin evinde arama kararı çıkarıldığını söyledi. Aramaya kendisinin götürülmediği gibi avukatına da haber verilmediğini anlattı.

Baransu’nun avukatı 15:20’de duruşmaya geldi.

Baransu, eski eşinin evinin kömürlüğünde “Balyoz ekler 1 ve 2” yazan CD’ler ele geçirildiğini söyledi.

“Bu CD’lerin imajı 11 Mart’ta alınıyor. Egemen Harekat Planı’nı benim evimde bulamadılar, onun evinde buldular. İddianame öyle diyor.”

Baransu, savunmasının tamamladığı kısmını mahkeme başkanına teslim etti. Savunmasına şöyle devam etti:

“Askeri planlarımızı Yunanistan öğrendi’ yalanı var. Tutuklama gerekçeme bu yazılmış. Savcı ‘CD’deki çok gizli bilgilerin Yunanistan devletinin eline ele geçmesinden dolayı Yunan basınında haber yapılması’ diyor. Taraf Gazetesi’nde ne zaman yayımlanmış, Yunan devletinin eline nasıl geçmiş? Taraf Gazetesi’nin yayımladığı savaş planı yok.

Yunan basınında iki yıl önce harita yayımlanmış, biz haberi iki yıl sonra yaptık, bundan suçlanıyorum.

Genelkurmay Başkanlığı, cumhuriyet başsavcılığına gönderdiği raporda ‘Yunanistan basını makaledeki haritaların Egemen Harekat Planı’ndaki haritalar olmadığı, benzerlik taşımadığı görülmüştür’ demiş. Yunanistan internet sitelerinde yer alan haberler, 2008’de yürürlükten kaldırılan Egemen Harekat Planı ile örtüşmemiştir’ diyor.”

Baransu’nun Genelkurmay Başkanlığı raporuna dair sözlerinin ardından karşılıklı konuşmalar şöyle yaşandı:

Ahmet Yavuz: Genelkurmay’ın açıklaması ‘2008’de yapılan Egemen Harekat Planı ile örtüşmemektir’ diyor.

Baransu: ‘İmha edilen ile örtüşmüyor’ diyor.

Mahkeme başkanı: Genelkurmay Başkanı bizde yok diyerek, 1. Ordu’dan Egemen Harekat Planı’nı istiyor. Gelmiş, inceleme yaptık diyor. (Genelkurmay’ın raporundan bölümü okudu)

Avukat Figen Albuga Çalıkuşu: Dava dosyamızda Atina’da yayımlanan makalenin Türkçe’si var.

Ahmet Yavuz: Biz intikam davası gütmüyoruz. Yanlış bilgi sahibiysek kendimizi düzeltiriz. Biz hapis yatarken bu haberlerin bir kısmının orada yer aldığı bilgisi bize geldi.

Avukat Albuga Çalıkuşu: Bu dosyanın içindekilere vakıf olabilseniz bu kadar zorlanmazdık.

Baransu: Taraf Gazetesi’nin hangi sayısında yayımlanmış? Bir savcı onu koymaz mı?

Ahmet Yavuz: (Genelkurmay belgesini okuyor) 40 yıl orduda kaldım böyle imza görmedim. Burada başka bir şey var. Bunu tekrar soruşturmamız gerekiyor bizim.

Avukat Yahya Engin: Onun konusu burası değil.

Baransu: Taraf Gazetesi’nin hangi sayısında Egemen Harekat Planı diye bir şey yayımladık? Yok. Daha neyle suçlanıyorum.

Ahmet Yavuz: 2003 plan seminerini dinlerseniz 22 saat sürer. 12 saati Egemen Harekat Planı’nın tartışıldığı bölümdür. Ses kayıtları yayımlandığında Egemen Harekat Planı ifşa ediliyor.

Baransu: Yapmayın.

Avukat Albuga Çalıkuşu: Yanlış bilgi veriyorsunuz.

Baransu: Hangi ses kaydı yayımlanmış, getirin. 10 yıldır bulamadılar.

Mahkeme başkanı saat 16.00 olduğunda ‘Savunmaya yarın devam edelim’ dedi. Baransu’nun savunmasını tamamlamak istemesi üzerine süre verdi.

“Sizi tenzih ederek söylüyorum. Bir proje mahkemede yargılanıyorum. Siyasi bir dava bu. Hukuki bir dava değil. Bu mahkeme bilinçli şekilde oluşturulmuş bir mahkeme. Hakim teminatı olmayan bir mahkeme bu. 30 hakim değişti.”

Baransu savunmasını bitirdi.


Mahkeme heyeti, duruşmanın; ertesi gün, 28 Ağustos 2019’da saat 10.00’da devam etmesine karar verdi.


Duruşma öncesi

Saat 10:00’da başlayacağı belirtilen celse 11:25’te başladı. Duruşma salonuna girerken bir sorun yaşanmadı.

Mahkeme salonu koşulları

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Salon penceresizdi ama klima açıktı. Salon serindi. Seyirciler için ayrılan alanda priz yoktu.

Duruşmaya katılım

Tutuklu sanık Mehmet Baransu duruşmaya katılan tek sanıktı. Yanında üç jandarma görevlisi vardı.

Sanık avukatları kısmında Baransu’nun avukatı Yahya Engin, tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, sanık Yıldıray Oğur’ın avukatı Gülçin Avşar vardı.

Müşteki kısmında ise “Balyoz Davası’nda” yargılananlardan Cemal Temizöz ve Ahmet Yavuz yer aldı.

Mehmet Baransu’nun eski eşinin tek seyirci olduğu duruşmayı dört gazeteci takip etti.

Genel gözlemler

Celsenin tamamında Mehmet Baransu’nun savunması alındı. Baransu, zaman zaman Mahkeme Başkanının yanına gelerek dosyalar sundu, dosyalar üzerinden açıklamalar yaptı. Mahkeme başkanı savunmayı bölmedi. Müşteki alanında oturan Ahmet Yavuz ve Cemal Temizöz zaman zaman savunmaya müdahale etti.

18. Standing - July 12, 2019


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.

Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 18. celsesi 12 Temmuz 2019 tarihinde görüldü.



Next Trial: Aug. 27, 2019, 10 a.m.


Yargılamanın bu duruşması iki gün sürmüştür. 11 Temmuz 2019 tarihinde yargılamanın 17. celsesi, 12 Temmuz 2019 tarihinde ise 18. celsesi görülmüştür. Celseler, ayrı ayrı raporlanmıştır.

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu; yargılamanın 18. celsesine, avukatı Yahya Engin ile birlikte katıldı. Tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ı avukatları Figen Albuga Çalıkuşu, Yıldıray Oğur’u ise avukatı Gülçin Avşar temsil etti.

Savcının talebi üzerine celse, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Baransu, savunmasına iddianamede yer alan polis ifadesi ile devam etti.

Baransu, “Egemen Harekat Planı’ ne bilmiyorum. Bavulda olan bir sürü şeyi iddianamelerden öğrendik. Bakamamıştık biz” dedi. Askeri savcılıkta verdiği ifadesinde “orijinal belgeleri imha ettiğini” söylediğinin iddia edildiğini aktardı. 2010’un şubat ayında verdiği bu ifadenin Ocak ayında verilmiş gibi gösterildiğini öne süren Baransu; “belgeleri yok ettikten sonra nasıl savcılığa teslim ettin” şeklinde bir çelişkinin ortaya çıkarıldığını ileri sürdü. Emniyette verdiği ifadede bu hataya dikkat çektiğini ancak bu tespitinin iddianamede aktarılmadığını ifade etti.

Baransu; 2 Mart 2015’te Emniyetteki sorgusunu anlattı. Bu sırada, sorulan bir soruyu saçma bulduğunu belirterek, “savcının polisin zeka problemi var galiba” dedi. Katılan Hüseyin Hançer, “Dünder beri sanık, huzurunuzda; bu ülkenin savcısına, hakimlerine hakaret ediyor. Biz çok karanlık dönemlerde, çok karanlık savcı, hakimlerce yargılandık, ağzımızdan böyle laf çıkmadı” dedi.

Baransu, 18. celsedeki savunmasında şunları da söyledi:

“Dört buçuk yıldır tutukluyum bu dosyadan. Ben fazlasıyla yattım zaten. Zaten Mersin’de örgüt üyeliğinden başka dosyadan tutukluyum. Allah soktu Allah çıkaracak beni. Ona inanıyorum. Hatalarım olmuştur. Özür de diledim. Fazlasıyla yattım. Yattım bitti, hatta alacağım var sizden” dedi.

Avukat Figen Albuga Çalıkuşu, bu davanın Taraf Gazetesi’nde yayımlanan balyoz haberleri davası olmadığını, devlete karşı suçlar suçlamasından yargılamanın yapıldığını söyledi. Müdahilliğin hukuki yararı olmadığını söyledi.

“Egemen Harekât Planı denilen belge var. Egemen Hareket Semineri Belgesi. Onun özünde ses kayıtları var, aynısı sahte olan Balyoz CD’sinde de var. Darbe var mı yok mu ayrı bir yargılama konusu. Hepimiz darbeye karşıyız. Eğmen Harekat Planı içinde gerçek ses kayıtları var. Bu Balyoz Davası değil. Egemen Harekat Planı Kozmik Oda’da saklanan plan. 2008’de zaten plan imha edilmiş. Yenisi ortada değil. Senet sahteyse ceza veremiyoruz.

Egemen Harekat Planı’nın orijinali yok mukayese yapma imkanı yok, bu nedenle gerçek olduğu belirlenemiyor. Egemen Harekat Planı olduğu varsayılan belgeler var ama bunlar yayınlaştırılmadı, Taraf Gazetesi’nde haber çıkmadı. Bavul teslim edildikten sonra savcılar tarafından ve bunun üzerinden ayrı bir soruşturma olarak yürütüldü.”

Yargılamaya “şikayetçi” sıfatıyla katılma talebinde bulunan emekli Albay Dursun Çiçek; “Sanık doğruları söylemiyor, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor. Balyoz ve Ergenekon’da, Taraf Gazetesi’nin misyonu 15 Temmuz’un hazırlık hareketleridir. Bizleri tasfiye ederek önünü açmıştır. Tutukluluğun devamını ve cezalandırılmasın istiyoruz” dedi.

“Şikayetçi” sıfatıyla katılma talebinde bulunan Suat Aydın ise “Bu davanın konusu Balyoz olmasa da sanığın ifadeleri Balyoz davasında yargılananları ilgilendiriyor” dedi.

Savcı, tutukluluk halinin devamını, kamu görevlerinine hakaret suçundan işlem için duruşmanın SEGBİS kayıtlarının cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesini istedi.

Baransu’nun avukatı mütalaaya karşı beyanında “terör örgütü” suçlamasıyla Mersin’de bir dava olduğunu, bu suçlamanın oradaki dava ile birleşmesi gerektiğini, bu suçlama ayrıldıktan sonra tutukluluğa gerekçe kalmayacağından tahliye talep etti.


Mahkeme, verilen aranın ardından kararını açıkladı.

Baransu’nun tutukluluk halinin devam ettirilmesine karar verildi.

Mahkeme; Baransu’ya bu yargılama kapsamında yöneltilen “silahlı terör örgütünüe üye olma” suçlamasının Baransu hakkında Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosya ile birleştirilmesine karar verildi.

Mahkeme ayrıca; Baransu’nun eski eşi, kayınpederi ve apartman görevlisinin tanık olarak dinlenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma tarihini 27-28-29 Ağustos 2019 olarak belirledi.


Duruşma öncesi

Önceki gün celsenin saat 10’da başlayacağı belirlenmişti. Ancak, Baransu; cezaevinden getirilmesinin uzun sürdüğünü belirtmişti. Mahkeme heyeti de Baransu hazır olduğunda celseye başlayacaklarını açıklamıştı. Bu yüzden duruşma 11.37’de başladı.

Bu süre içinde basın mensuplarının duruşma salonu önünde beklemesine izin verildi.

İzleyiciler, Baransu geldikten sonra salona alındı.

Mahkeme salonu koşulları

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Salon, penceresizdi.

Duruşmaya katılım

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu; yargılamanın 18. celsesine, avukatı Yahya Engin ile birlikte katıldı. Tutuksuz sanıklar Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ı avukatları Figen Albuga Çalıkuşu, Yıldıray Oğur’u ise avukatı Gülçin Avşar temsil etti.

Duruşmaya, yargılamaya “şikayetçi” sıfatıyla katılma talebinde bulunan emekli Albay Dursun Çiçik ve Hüseyin Hançer de katıldı.
Duruşmayı dört gazeteci, Baransu’nun eski eşi de izledi.

Genel gözlemler

Baransu, savunmasında; önceki celselere göre daha fazla iddianame üzerinden ilerledi. Savunmasına müdahale olmadı. Karar için verilen arada, katılan Suat Aytın ile sohbet ettikleri görüldü.

17. Standing - July 11, 2019


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.
Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 17. celsesi 11 Temmuz 2019 tarihinde görüldü.



Next Trial: July 12, 2019, 10 a.m.


Yargılamanın bu duruşması iki gün sürmüştür. 11 Temmuz 2019 tarihinde yargılamanın 17. celsesi, 12 Temmuz 2019 tarihinde ise 18. celsesi görülmüştür. Celseler, ayrı ayrı raporlanmıştır.

Yargılamanın 17. celsesine; tutuklu gazeteci Mehmet Baransu avukatı Yahya Engin ile birlikte katıldı.

Duruşmada; Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ı avukatları Figen Albuga Çalıkuşu, Yıldıray Oğur’u ise avukatı Gülçin Avşar temsil etti.

Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılamada sanık olan ve beraat eden Suat Aydın, Dursun Çiçek, Hüseyin Hançer, Ahmet Yavuz da duruşmaya katıldı.

Savcının talebi üzerine duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alındı.

Mehmet Baransu, duruşma salonuna hazırladığı dosyalar ile gelmişti. Duruşma, Baransu’nun savunmasıyla başladı.

Baransu, önceki duruşmalarda belirttiği noktaları özetledikten sonra iddianame üzerinden savunmasına devam edeceğini söyledi.

“Orijinal belgeleri imha ettiği yalanı atıldığını”, “Evindeki Balyoz CD’sini polisin koyduğunu” söyledi.

“Orijinal, gizli belgeleri imha etmediğini, Taraf Gazetesi’nde belge yayınlamadıklarını” söyledi. Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz “hikaye anlatıyorsun” diyerek araya girdi. Mahkeme başkanı Ali Günay, Ahmet Yavuz’a “sanık savunmasına devam etsin, siz de sükunetle dinleyin” dedi.

Mahkeme Başkanı; tutanağa, “sanığın 11 Temmuz 2019 ve 12 Temmuz 2019 tarihlerindeki duruşmalarında yargılamanın sürüncemede kalmaması için savunmasını tamamlaması hususunda uyarıldı” ifadelerini yazdırdı. Baransu; cezaevinde dosyayı inceleme için yeterli zaman verilmediğini, yargılamayı uzatmak istemediğini, kötü niyeti olmadığını söyledi.

Baransu’nun avukatı Yahya Engin, savunmayı bitirme taraftarı olduklarını, bir gün daha almaları gerekebileceğini, savunma hakkının kutsal olduğunu söyledi.

Baransu; Balyoz haberleri yayımlanmadan dokuz gün önce çocuğu olduğunu, çocuğunun tehlikeli bir doğumdan sonra yoğun bakıma alındığını ve uzun süre hastanede kaldığını anlattı. Böyle bir koşulda “kumpasın içinde olamayacağını” belirtti. Baransu, çocuğunun hastalığını tüm ayrıntıları ile aktardı.

Celse, verilen öğle arasından sonra devam etti. Hakim; önceki celselerde olduğu gibi bu celsede de “Balyoz belgelerinin” kendisine nasıl geldiğini sordu. Baransu ise; çocuğunun doğumu ve yoğun bakımda kalış süresinde para sıkıntısı çektiğini anlatarak “FETÖ’nün kendisine para verdiği” iddialarının doğru olmadığını söyledi.

Taraf Gazetesi’ne para istemeye gittiği sırada gazete binasının altındaki bir kafede bir adamın geldiğini, “Çok önemli” diyerek görüşmek istediğini söyledi. Hakimin, bu kişinin nasıl göründüğüne dair sorusu üzerine “Saçları uzundu, kendisini emekli asker olarak tanıttı, 1. Ordu’da çalıştığını, Ankara’ya tayini çıktığını, tahminen 50’li yaşlarında olduğunu, esmer, yüzünde iz olduğunu” belirtti.

“Elinde çok önemli darbe planı olduğunu söyledi. Valizle gelmiş. Dört tane cd gösterdi. Bunlarda 1. Ordu’daki darbe planı diye anlattı.”

Baransu, “Gazeteci olarak 1. Ordu’da darbe planı yapıldığı bilgimiz vardı. Mustafa Balbay’ın günlüklerinde var” dedi. Emekli asker Ahmet Yavuz, “Irak tezkeresi sırasında 1. Ordu’dan 2. Ordu’ya astsubay ve özel malzeme gönderildiğini” belirterek bu durumun darbe hazırlığı olarak yorumlandığını, ancak öyle olmadığını söyledi.

Baransu ve Yavuz arasında karşılıklı atışma olunca Mahkeme Başkanı “adam geldi, darbe planlandığını söyledi, valiz getirdi. Valizi almadan önce, elindeki CD’leri aldın sonra ne yaptın?” diyerek konuya dönülmesini istedi.

Baransu, “Gösterdiklerine baktım. Valizin içindekileri de hızlı hızlı tarıyordum. Tamam dedim ve aldım CD’leri. Gazeteye gittim” dedi. Belgelere detaylı bakmak için fırsatı olmadığını, kendisi para istemek için gazeteye gitmese CD’lerin başkasına da verilebileceğini söyledi.

Mahkeme Başkanı, Baransu’ya; şu soruyu yöneltti:

“FETÖ taktiğinde kendinden gördüklerini vitrine koymama şeyi var. Deşifre etmemek amacıyla. Bunun yerine kendilerinden olmayan, çalışkan, üzerine gidecek insanları kullanmış olabiliyor. ‘Mehmet’e giderse bu işin üzerine gider, böyle haberleri de sever, onu ön plana çıkarmış oluruz’ diye altyapılanma olduğunu düşünüyor musun?”

Baransu “bilmiyorum” diye yanıtladı. Mahkeme Başkanı, gazetecilerin gelen belgeleri nasıl haberleştirildiğini sordu.

Baransu, “Tek taktiği yoktur. Bazen araştırır doğrulatır haber yazarsınız. Bazen haber kaynağınıza güvenirsiniz, bazen doğrulatamazsınız. Taraf Gazetesi’nde bir tır belge var. Doğrulatamıyoruz. Meclis komisyon kursun ve araştırsın diye anlattım defalarca” dedi.

Belgeler geldiğinde Genelkurmay Başkanlığı’na ulaşamaz bir durumda olduklarını söyledi. CD’lere kısmen baktığını, herkesin bir şeylere baktığını, ses kayıtları ve diğer belgeleri karşılaştırdıklarını söyledi.

Baransu; “Beşiktaş Adliyesi’ne habere gittiği sırada savcı (…) ‘yayınladığınız haberlere suç duyurusunda bulunuyorlar, CD’leri almamız gerekiyor demesi’ üzerine CD’leri teslim ettiğini söyledi. 29 Ocak’ta ise CD’leri getiren kişinin “Sana tüm evrakları teslim etmek istiyorum” diyerek valizi verdiğini söyledi.

Gazeteye gelerek savcıyı aradığını; başka bir savcıyla görüştürüldüğünü, belgeleri teslim etmek istediğini söylediğini, isteği üzerine gönderilen polislerle belgeleri teslim ettiğini söyledi.


Mahkeme heyeti, Mehmet Baransu’nun tutukluluk halinin devam ettirilmesine karar verdi. Yargılamanın ertesi gün, 12 Temmuz 2019’da sürdürülmesine karar verildi.


Duruşma öncesi

Saat 10.00’da başlayacağı duyurulan duruşma 11.38’de başladı. Duruşmayı izlemeye gelenler, salonun bulunduğu koridorun dışında bekledi.

Mahkeme salonu koşulları

Mahkeme salonu, İstanbul Adliyesi’ndeki standart salonlardandı. Seyircilere 30 kişilik yer ayrılmıştı. Penceresizdi.

Duruşmaya katılım

Celseye; tutuklu gazeteci Mehmet Baransu avukatı Yahya Engin ile birlikte katıldı. Duruşmada; Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ı avukatları Figen Albuga Çalıkuşu, Yıldıray Oğur’u ise avukatı Gülçin Avşar temsil etti. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılamada sanık olan ve beraat eden Suat Aydın, Dursun Çiçek, Hüseyin Hançer, Ahmet Yavuz da duruşmaya katıldı.

Baransu’nun yanında üç jandarma vardı. Baransu’nun eşi ile katılan yakınlarının dışında, duruşmayı; dört gazeteci izledi.

Genel gözlemler

Mehmet Baransu’nun savunması ayrıntılı, takip etmesi zordu. Hakim, çoğu zaman ayrıntılardan ise dava konusuna dair sorulara yanıt verilmesi konusunda yönlendirmeye çalıştı. Katılanlar ile Baransu arasında zaman zaman karşılıklı atışma oldu. Mahkeme başkanı Baransu’yu zaman zaman ayağa kalkarak dinledi.

16. Standing - March 22, 2019


Kapatılan Taraf Gazetesi, 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren 9 gün boyunca; “2003 yılında TSK içinde darbe planları yapıldığı” iddialarına dair haberler yayınladı. Haberlerde, “Fatih Camii bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik” ve “1. Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye gündeminde ses getiren bu bir dizi haberde Mehmet Baransu, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un imzası vardı. Baransu; haberlere konu olan CD ve DVD’ler ve yaklaşık 5 bin sayfalık belgeyi bir bavul içerisinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili’ne teslim etti.

Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Balyoz” soruşturması başlatıldı. Kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen yargılama sürecinin sonunda komutanlar Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’nın da dahil olduğu 325 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama 2015 yılında yenilendi. 236 sanığın beraatine karar verildi.

Daha sonra aynı haberler, bir başka yargılamanın konusu oldu. Bu kez haberleri hazırlayan ve yayınlarla ilgili soruşturma başlatıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturmada; beraat eden “Balyoz Darbe Planı” davası sanıklarına “kumpas” kurulduğu iddia edildi.

Mehmet Baransu; soruşturma kapsamında, 2 Mart 2015’te gözaltına alındı. Evinde yaklaşık 23 saat arama yapıldı. Evindeki belgelere ve bilgisayarının hard diskine el konuldu. Emniyetteki gözaltı işlemleri yaklaşık 6 saat sürdü. Kendisine 28 soru yöneltildi. Gazetede yayınlanan belgelere ilişkin sorular karşısında, sokakta gördüğü bir kişinin kendisine habere konu belgeleri verdiğini anlattı. Bu kişiyi tanımadığını belirtti ancak kendisini emekli asker olarak tanıttığını aktardı. Muhabir olduğunu, gazetenin manşetlerini belirleme yetkisinin olmadığını ifade etti. Baransu Emniyet’te şu savunmayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri hareketlerini tehlikeye sokabilecek hiçbir belgenin çıktısını almadık, haber yapmadık, bavul içerisinde bana teslim edilen belgeler arasında buna benzer belgeler, savaş planları vardı.”

Baransu; Emniyet’teki sorgusunun ardından, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürüldü. Savcılık, Baransu’nun ifadesini almadı. Dosya üzerinden, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesine karar verdi. Tutuklama istemi; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “devletin güvenliğine, iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belgeleri yok etmek”, “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin etmek” ve “devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgeleri açıklama” iddialarına dayandırıldı.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise gözaltına alınmadı, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldılar.

Altan, gazeteci olarak sadece darbe planıyla ilgilendiğini; devletin ya da askerin gizli harekat planı ya da başka planlarıyla ilgili herhangi bir belgeye rastlamadığını söyledi.

Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve gazeteci olmayan bir kişi hakkındaki iddianame; İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 7 Haziran 2016’da tamamlandı.

276 sayfalık iddianamede; Taraf Gazetesi’nde yayımlanan haberler nedeniyle kendilerine “kumpas kurulduğu” iddia edilen ve kamuoyunda “Balyoz Darbe Planı” olarak bilenen yargılama kapsamında yargılanan emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Tümgeneral Ahmet Bertan Nogaylaroğlu, Albay Nedim Ulusan ile emekli albaylar Ahmet Zeki Üçok ve Hakan Büyük ile Genelkurmay Başkanlığı “şikayetçi” olarak yer aldı.

İddianamede; Ahmet Altan ile birlikte Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar; “Genelkurmay Başkanlığı’na ait ve çok gizli olduğu iddia edilen ‘Egemen Harekat Planı’nı’ edinmek ve yayınlamakla suçlandı.

Mehmet Baransu, iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 314/1 ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddelerine göre, “silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmekle” suçladı.

Baransu’ya, ayrıca; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamaları yöneltildi.

Hakkında toplamda, 35 yıldan 75 yıla kadar hapis cezası istendi.

Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ise iddianameyle; Türk Ceza Kanunu’nun 326/1, 327/1, 329/1 ve 43. maddeleri gereğince, “Zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etmek, amacı dışında kullanmak, hile ile almak veya çalmak”, “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin etmek” ve “zincirleme şekilde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamakla” suçlandılar.

Gazeteciler hakkında, ayrı ayrı, 20 yıldan 52 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılama 2 Eylül 2016’da İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma ile başladı. İlk duruşmaya Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ile birlikte tutuklu gazeteci Mehmet Baransu da katıldı.

İlk duruşmada Altan, Çongar ve Oğur duruşmalardan vareste tutuldu, yani duruşmalara katılma zorunlulukları kaldırıldı. Yargılamanın bundan sonraki duruşmalarında gazetecileri avukatları temsil etti.

Ancak Ahmet Altan bu duruşmadan yaklaşık 1 hafta sonra; 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişiminden önce katıldığı televizyon programındaki sözleri ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Söz konusu soruşturma kapsamında Eylül 2016’da tutuklanan Altan, o tarihten bu yana tutuklu olarak yargılanıyor.

Yargılamanın ikinci duruşması 23 Kasım 2016 tarihinde görüldü. Baransu, şu savunmayı yaptı:

“Devletin gizli bilgilerini açıklama suçlamasıyla 22 aydır tutukluyum. Haberimin arkasındayım. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları bile ‘darbe’ dediler. Başbakan Binali Yıldırım bile geçenlerde, Balyoz’la ilgili, ‘sapına kadar gerçek’ diye konuştu. Benim yaptığım haber suç ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da yargılanmalıdır.”

Yargılamanın 16. celsesi 22 Mart 2019 tarihinde görüldü.



Next Trial: July 10, 2019, 10 a.m.


  1. celse mahkeme heyetinin yerini almasıyla başladı.

Mahkeme başkanı, Mehmet Baransu’yu savunmasını bitirmesi konusunda uyardı. Baransu ise; 4 yıldır tutuklu olduğunu, yüzün üzerinde davadan yargılandığını, heyeti bu kadar sık değiştirilen bir mahkemeye tanıklık etmediğini söyledi. Heyet Başkanı; yargılandığı dosyalara ilişkin soru yöneltince Baransu, “Dosyadan haberdar olmadığınızı anlıyorum. Kaçıncı heyetsiniz? Ben böyle yargılama görmedim” dedi. Baransu, iki celse önce yaptığı savunmanın nerdeyse birebir aynısını yaptı. Heyet Başkanı da bu savunmayı dikkatle dinledi.

Baransu, heyetin hiçbir sorusuna doğrudan yanıt vermedi. Baransu, sık sık; suçlamalarla ilgili savunma yapması için uyarıldı. Şikayetçilerden emekli Tümgeneral İhsan Balabanlı, Baransu için; “Tek yönlü olarak demogoji devam ediyor. İtham ediyor” dedi. Baransu ise, “Bana her tür soruyu sorun. Hepsine yanıt veririm. Rahatsız oluyorsunuz söylediklerimden. Ben her şeyi biliyorum” karşılık verdi.

Duruşma görülürken bir kaç defa müştekiler ve sanık arasında buna benzer tartışmalar yaşandı. Mehmet Baransu müdafi avukat Yahya Engin, müvekkilinin savunmasına izin verilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

Mahkeme Başkanı, Baransu’ya sık sık; belgelerin neden ona geldiğini sordu. Heyet Başkanı, “Velev ki, senin anlattığın gibi. Bu bir darbe planıysa senin eline nasıl geldi?. Yüzlerce gazeteci var. O belgeler sana niye geldi” sorusunu yöneltti. Baransu ise şu yanıtı verdi:

“Benim kadar cesaretli gazeteci bulsalardı ona verirlerdi. Valla ben de merak ediyorum kimdi?”

Mahkeme Başkanının, “Sana kim getirdi bu belgeyi” sorusuna Baransu şu yanıtı verdi:

“Valla, bıktım bu sorudan. Görsem söyleyeceğim. Tanısam söyleyeceğim. FETÖ’cü yüzleri önüme koysalar, tanırım. Gazeteye giderken yolda tanıştığım biri tarafından verildi. O kişiyi tanımadığı söyledim. Ben de merak ediyorum. Kimler bunlar.”

12:20’de duruşmaya 14:00’e kadar ara verildi. Duruşma 14:14’te başladı. Baransu savunmasına şöyle devam etti:

“Balyoz’dan herkesin haberi vardı. AKP milletvekili Dengir Mir Fırat, Balyoz’dan sonra ‘Biz bunu biliyorduk’ dedi. 2004’de Hasan Cemal bununla ilgili yazılar yazdı.

Andıç belgesi, irtica eylem planı… Bir çok haber yaptım. Güneydoğu’da gitmediğim yer kalmadı. Herkesin korktuğu şeyleri yazıyorduk. 2007’de korkulurdu askerden. 2008’de Dağlıca haberi yaptım. Yaşar Büyükanıt çıktı beni tehdit etti. Temmuz’da askere gidecektim. Beni tehdit eden insanın birliğine gittim. Dedemin tırnağı olamazsınız dedim.

Bize o kadar belge geliyordu ki, toplasan bi kamyon eder. O kadar belge geliyordu. Birçok asker tanıyorum.”

Mahkeme Başkanının, “90’lı yıllarda FETÖ’nün askeri yapılanmasıyla ilgili hiç sana bilgi, ihbar gelmedi mi?”sorusuna Baransu şu yanıtı verdi:

“Gelseydi atarlardı zaten. Genelkurmay Başkanlığı uyumuş bu ülkede. Hanefi Avcı’ya dedim ki, kitabının bir yerinde bu Emniyet’in içinde 3-5 FETÖ’cü olduğunu söylüyorsun. Bu isimleri bana verin, ben yayınlayacağım.”

Mahkeme başkanı bunun üzerine “Keşke FETÖ’cüleri yazsaydın. Bunlar olmazdı” dedi.

Baransu, savunmasına gerekçeli karara müdahale yapıldığı yönünde iddialarla devam etti:

“Bir gerekçeli karar yazıldıktan sonra değiştirilebilir mi? Dava dosyamıza Balyoz davasına ilişkin konan gerekçeli karar farklı. Çünkü yazı dizimi okumuşlar ve lehime olacak noktaları dosyadan çıkartmışlar. Askeri savcılığa 26 Şubat 2010’da verdiğim ifadeyi dosyalara Ocak’ta vermişim gibi aktarıp, belgeleri savcıya teslim etmeden imha ettiğim öne sürüldü. İfademde ortaya çıkınca, kısıtlama kararında elle üzerinde oynayıp düzelttiler.”


Mahkeme heyeti, Baransu’nun tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 10-11 Temmuz 2019’a bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşmanın görüleceği salonun önünde; davaya müdahil olma talebinde bulunan şikayetçi emekli albaylar Dursun Çiçek, Suat Aydın, emekli tuğgeneral İhsan Balabanlı ve emekli amiral Kadir Sağdıç vardı. Baransu’nun eşi de salon önündeydi.

Baransu, önceki celselerde olduğu gibi duruşmaya jandarma eşliğinde, elinde savunmasında kullanacağı dosyaların olduğu bir poşetle, kelepçeli bir şekilde getirildi. 10:00’da başlayacağı duyurulan duruşma 10:50’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu büyüktü. Duruşmaya 6 izleyici katıldı. Mehmet Baransu’nun iki yanında jandarma bulunuyordu. İzleyiciler arasında da üç jandarma olduğu görüldü. Salonda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı için bir adet ekran vardı.

Duruşmaya Katılım

Tutuksuz yargılanan Ahmet Altan, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar katılmadı.

Duruşmaya; Yıldıray Oğur’un avukatı Gülçin Avşar, Yasemin Çongar’ın avukatı Melike Polat, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın avukatı avukat Figen Albuga Çalıkuşu ve Mehmet Baransu’nun avukatı Yahya Engin katıldı.

Salonda 6 izleyici vardı. Şikayetçi emekli albaylar Dursun Çiçek ve Suat Aydın; emekli tuğgeneral İhsan Balabanlı ve emekli amiral Kadir Sağdıç salondaydı. Emekli albay Dursun Çiçek, duruşmanın öğleden sonraki bölümüne katılmadı.

Bağımsız Gazetecilik Platformu P24 de davayı izledi.

Genel Gözlemler

Mahkeme Başkanı ve heyetin çok genç olduğu görüldü.

Duruşma esnasında Baransu, Mahkeme Başkanı’na yaşını sordu. Başkan, yaşının 31 olduğunu söyledi. Mahkeme Başkanı’nın iki kez Baransu için övücü sözler kullandığı görüldü.

Mahkeme Başkanı, Baransu’yu; savunmasının önceki savunmalarla aynı olan bölümlerini bile dikkatle dinledi. Fakat, “suçlamalarla ilgili olmayan savunma yaptığı” gerekçesiyle Baransu’yu uyardı.

Duruşma yaklaşık 6 saat sürdü.

Baransu savunmasında sık sık konu dışına çıktı, tekrara düştü. Baransu, sık sık duruşmaya şikayetçi olarak katılan emekli askerlerle tartıştı.

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial 18. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial 20. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial 21. Standing (Minutes of the Hearing)

Taraf Newspaper "Egemen Action Plan" Trial 25. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com