Yetkin Yıldız

FETÖ Media Organization

15 Temmuz darbe girişiminin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Fetullah Terör Örgütü – Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) medya yapılanması içerisinde yer aldıkları” iddiasıyla çoğunluğu gazeteci 35 kişi hakkında gözaltı kararı verili. Hakkında gözaltı kararı verilenlerin isimleri, ilk olarak hükümete yakın basın organlarında yayımlandı. Anadolu Ajansı gözaltı kararını “FETÖ’nün medya yapılanmasına operasyan” şeklinde duyurdu.

Soruşturma talimatı İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Fuzuli Aydoğdu tarafından verildi.

Yıldız da soruşturma kapsamında 24 Temmuz 2016’da İstanbul’da gözaltına alınıp tutuklandı.

Yıldız ile birlikte aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Nazlı Ilıcak, Seyit Kılıç, Cezmi Kalyoncu, Cuma Ulus, Bünyamin Köseli, Abdullah Kılıç, Yakup Sağlam, Cihan Acar, Bünyamin Köseli, Emre Soncan, Mustafa Erkan Acar, Habip Güler, Mehmet Gündem, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Haşim Söylemez, Ali Akkuş, Yakup Çetin ve Ufuk Şanlı gibi isimler de vardı. Bu isimler de çeşitli tarihlerde sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

Gazeteci Yetkin Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 27’si gazeteci 29 sanık hakkındaki iddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat Çağlak tarafından 16 Ocak 2017’de tamamlandı. İddianame 196 sayfadan oluşuyordu.

Savcı Çağlak, iddianamenin 112 sayfasında “Fetullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ-PYD)” ile ilgili yapılanmasına, kuruluş dönemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulunuyor. Benzer davalarda da böylesi değerlendirmeler kullanılıyor. Bu metinler benzer davalarda (FETÖ Medya Ana Davası gibi) ortak metinler olarak yargılamalarda karşımıza çıkabiliyor.

Yıldız ile ilgili bölüm iddianamenin 193’üncü sayfasında başlıyor. Bu bölüm Yıldız’ın Aktif Haber isimli sitenin genel yayın yönetmeni olduğu bilgisiyle başlıyor. Ardından Aktif Haber sitesi ile ilgili, “örgütün algı amaçlı kullandığı sitelerden olup yine örgütün karapropaganda hesabı olan fuatavni hesabının paylaşımlarını sık sık topluma duyurmuştur” değerlendirmesi yapılıyor.

Savcı Çağlak, Yıldız’ın Bank Asya’daki hesap hareketi oldğu bilgisini veriyor. Söz konusu bankaya soruşturma açılması sonrasında Fetullah Gülen’in çağrısıyla para yatırıldığı savunuluyor. Birçok davada aynı gerekçe delil olarak gösteriliyor. Yıldız’ın ev aramasında el konulan materyaller arasından daha sonra 27 Temmuz 2016’da çıkarılan 668 sayılı KHK ile kapatılan Aksiyon Dergisi’nin bir sayısına da el konulduğu kaydediliyor.

Sonrasında ise Yıldız’ın savcılık ve emniyetteki ifadesinin özetine yer veriliyor. Yıldız’ın ifadesinin satır başları şöyle:

“Aktif Haber sitesinde 2011 yılı mayıs ayında itibaren genel yayın yönetmeni olarak görev yaptığını, görev yaptığı dönemde ‘fuatavni’ denen Twitter hesabının yaptığı paylaşımlardan bir kısmını haber değeri taşıdığını düşündüğü için haber yaptıklarını, haber yaparken kaynak gösterdiklerini, suç işlenmiş ise haber kaynaklarının da suç işlediğini, tamamen gazetecilik refleksiyle hareket ettiklerini, 17 Temmuz 2016 tarihi itibariyle Aktif Haber sitesinden ayrıldığını, sosyal medyada yaklaşık 80-90 kişinin gözaltına alınacağının bir liste olarak yayınlandığını, bu listede adının olduğunu, yaptığı işten emin olduğu için kaçmadığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.”

Savcı Çağlak, bu tespitlerin ardından şu değerlendirmeyi yapıyor: “Örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunan Aktif Haber sitesinde genel yayın yönetmeni olarak çalışıp bu sitede örgütün karapropaganda hesabının söylemlerini topluma duyurması ve bu şekilde algı faaliyetlerine katılması, örgüt liderinin talimatları sonrası Bankasya’ya para yatırması ile yukarıda belirtilen şüphelinin sitedeki algı faaliyetlerinden sorumlu olduğuna dair serbest bırakılmış şüpheli beyanları dikkate alındığında şüphelinin örgüt adına internet sitesinden algı faaliyetlerinde bulunup örgüt üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.”

Bu kapsamda Yıldız’ın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep ediliyor. Yıldız ve diğer sanıklar hakkında hazırlanan iddianame sunulan 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

Yargılamanın ilk duruşmasında Yıldız’ın aralarında bulunduğu bazı isimler hakkında tahliye kararı verildi. Ancak henüz cezaevinden çıkmadan “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeni bir soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı. Ardından da tutuklandı. Bu soruşturma ile ilgili de hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı.

İkinci İddianame

İkinci iddianame İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından 5 Haziran 2017’de tamamlandı. Aynı mahkemeye sunularak, ikinci yargılama başladı. Ancak daha sonra bu iki yargılama da birleştirildi.

Bu iddianame ise 314 sayfadan oluştu. İddianame Köseli ile birlikte daha önceki iddianamede de sanık olarak yer alan 13 gazeteci hakkında hazırlandı.

Aynı şekilde iddianamenin ilk bölümü “FETÖ/PDY” yapılanması ve kuruluşunun yanısıra “hedef ve amaçlarına” dair 192 sayfalık değerlendirmeler yer aldı.

Savcı Fidan, Yıldız ve diğer sanıklarla ilgili yapılan iletişimin tespitinde iddianamedeki sanıkların örgütünün haberleşme aracı olarak kullandığı iddia edilen Bylock programıyla iletişimde kurduklarına dair kayıtların olduğunu belirtti. İddianamede gazetecilerin yurtdışı çıkış kayıtları, sosyal medya paylaşımları, banka hesaplarındaki hareketlilik de deliller arasında gösterildi.

Yıldız ile ilgili bölüm iddianamenin 245’inci sayfasında başlıyor. Önceki iddianamede olduğu gibi Yıldız’ın çalıştığı Aktifhaber isimli internet sitesinin “toplumda algı operasyonu ve karapropaganda yapmak için kurulduğu” savunuluyor. Aynı şekilde tekrardan Yıldız’ın Bank Asya’daki hesabındaki hareketliliğe yer veriliyor ve bunun Gülen’in çağrısı sonrası yapıldığı savunuluyor. Yıldız’ın eşi E. Y.’nin da söz konusu bankada ortak hesabının olduğu belirtiliyor.

Savcı Fidan, daha sonra iletişim tespitine dair sonuçlara yer veriyor. Burada Yıldız’ın bazılarında örgütün kendi içerisinde kullanmak için geliştirdiği iddia edilen Bylock programının da yüklü olduğu 19 kişiyle iletişiminin olduğu belirtiliyor. Söz konusu şahıslardan bazıları hakkında “FETÖ” soruşturma ve kovuşturması olduğu belirtiliyor. Yıldız’ın görüşme kaydının olduğu isimler arasında aynı dosya kapsamında yargılanan gazeteci Ahmet Memiş’in de ismi geçiyor.

Savcı Fidan bu tespitler ışığında Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 13 sanığı “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya unsurları” şeklinde değerlendirerek, şüphelilerin “Anayasal düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini hedef alan terör örgütüyle organik bağ içerisinde ve amaçları doğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz edecek şekilde örgütsel faaliyetlerde bulundukları” tespitinde bulundu.

Savcı Fidan, Yıldız ve diğer sanıkların “örgütün algı faaliyetlerine katılmış olmaları nedeniyle”, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçunu işlediklerini savundu. Bu kapsamda cezalandırılmalarını istedi. İddianamenin aynı mahkemede süren diğer dava ile birleştirillmesini talep ederek, iddianameyi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Gazeteci Yetkin Yıldız ile birlikte 27’si gazeteci 29 sanıklı davanın iddianamesi İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilerek, yargılanmaya başlandı. Davanın ilk duruşması için 27-31 Mart 2017 tarihi belirlendi.

İlk duruşmaya Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 26 tutuklu, bir tutuksuz sanık katıldı. Sanıklardan gazeteci Said Sefa ile Bülent Ceyhan ise firari oldukları için katılmadı. Duruşmaya tek tutuksuz sanık gazeteci Ünal Tanık’ın eşi M.T. de katıldı. Duruşma ise sanık ve izleyici sayısının çok olması nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nin zemin katındaki büyük salonda görüldü.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan gazeteciler Atilla Taş ve Murat Aksoy’un avukatı Ali Deniz Ceylan, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi iken Atilla Taş, Murat Aksoy, Mutlu Çölgeçen ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu hakkında tutuklama kararı verdiğini hatırlattı. Mevcut kanunlara göre soruşturmada görev yapan hakimin kovuşturmada görev yapamayacağını hatırlatan avukat Ceylan, mahkeme başkanı İbrahim Lorasdağı’dan dosyadan el çekmesini, el çekmediği takdirde reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, reddi hakim talebinin “usule uygun” olmadığı gerekçesiyle “oy birliği” ile reddetti.

Duruşma başlangıcında genelde olanın aksine jandarma görevlilerinin tavırları dikkat çekiciydi. Jandarmalar sanıklar ile yakınların birbirlerini görmelerini engelleyecek şekilde ayağa kalktı, mahkeme başkanının müdahalesi üzerine yeniden oturdu. Mahkeme başkanının sanık savunmalarına geçme acelesi dikkat çekti.

Çok sayıda dava olduğu yönünde açıklama yapan mahkeme başkanı Lorasdağı, avukatların reddi hakim talebini dinlemek istemedi. Sanıklardan Cihan Acar müdafii Gülşah Kaya, iddianame okunmadan savunmalara geçilmesi üzerine “İddianamenin okunmasını talep ediyorum. (Mahkeme başkanı tarafından sözünün kesilmesi üzerine) Duruşma böyle karşılıklı sürmez. Ben talepte bulunurum, siz karar veririsiniz. En azından iddianemeyi özetleme yükümlülüğünüz var” dedi, mahkeme cevap vermedi. İddianame okunmamasına rağmen tutanaklara “iddianame okundu” şeklinde geçmesine avukat Ömer Kavili “Yalan beyan olduğu kayıtlara geçsin” talebinde bulundu. Mahkeme heyeti cevap vermezken izleyiciler Kavili’yi alkışladı. Alkışlar üzerine mahkeme başkanı “Kimi alkışlıyorsunuz?” diye tepki gösterdi.

Kimlik tespitiyle devam eden duruşmada sanıklar savunma yaptı. Davanın ilk günkü oturumunda tutuklu gazeteci ve yazarlardan Ahmet Memiş, Abdullah Kılıç, Atilla Taş, Ali Akkuş ve Bayram Kaya savunmalarını yaptı.

Beş gün süren duruşmaların ardından 31 Mart günü Yıldız ile birlikte toplam 21 kişinin tahliye edilmesine karar verdi. Ancak tahliyeler gerçekleşmeden sekiz kişinin tahliyesine savcılıkça itiraz edildi. İtiraz İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi ve sekiz kişi cezaevinden henüz çıkmadan yeniden tutuklandı. Hakkında Yıldız ile birlikte tahliye kararı verilen diğer üç kişi ise bu kez “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla açılan yeni bir soruşturma ile gözaltına alındı. Yıldız ile birlikte 12 gazeteci iki haftalık gözaltı sürecinin ardından yeniden tutuklandı.

21 kişi hakkında tahliye kararı veren 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, hakimler Barış Cömert ve Necla Yeşilyurt Gülbiçim ise 3 Nisan 2017’de açığa alındı.

Davanın ikinci duruşması 27 Nisan 2017 tarihinde görüldü. Duruşmaya az sayıda gazeteci dışında izleyici alınmadı. Davanın üçüncü duruşması ise 6 Temmuz’da görüldü. Dava boyunca üçüncü kez değişen mahkeme heyeti, duruşma sonunda savcının mütalaası doğrultusunda tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Duruşma mahkeme başkanının mahkemeye ulaşan evrakları okumasıyla başladı. Duruşmada söz alan sanıklar ve avukatları “terör örgütü üyeliği” suçlamasını reddederek tahliyelerini talep etti.

Bu yargılama devam ederken “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yeniden tutuklanan Yıldız ile birlikte 13 gazeteci hakkında ikinci bir iddianame daha hazırlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan tarafından hazırlanan iddianame, önceki yargılamanın sürdüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İkinci iddianamenin kabülüyle birlikte Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 13 kişi hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 16 Ağustos 2017’de görüldü. Tutuklu sanıkların tümünün hazır bulunduğu duruşmada Mahkeme Başkanı Taner Akıncı, üye hakimler Emre Efe Şimşek ve Özlem Atuk Şimşek yerlerini aldı.

Yıldız, duruşmanın ikinci gününde savunma yaptı. Hakkında “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla hazırlanan ikinci iddianamenin “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla devam eden yargılama iddianamesinden farklı olmadığını söyledi. Yıldız, “Bir yandan örgüt üyeliği bir yandan da darbeye teşebbüs suçlamasına aynı delillerden yargılanıyorum” dedi.

Duruşma sonunda tutuklu yargılanan gazeteciler Bünyamin Köseli ve Cihan Acar’ın tahliyesine karar verildi. Ayrıca davanın Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 29 sanıklı “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla devam eden dava ile birleştirilmesine karar verdi.

Birleştirme kararı sonrası ilk duruşma 24 Ekim 2017’de görüldü.

Mahkemeye ulaşan Bank Asya ve ByLock kullanımına dair raporların okunmasından sonra sanık gazeteciler ve avukatları, kısaca söz aldı. Duruşma sonunda tutuklu yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Atilla Taş’ın tahliyesine karar verildi. Bu tahliyelerin ardından davada tutuklu yargılanan gazeteci sayısı 20’ye düştü.

Davanın bir sonraki duruşması ise 4 Aralık 2017’de görüldü. Tutuklu sanıklar hakkında tahliye çıkmazken, duruşma 6 Şubat 2018’e ertelendi. Savcı bu duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sundu.

Mütalaada Yıldız ile birlikte davada yargılanan 23 sanığın “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Aynı davada yargılanan gazeteciler Murat Aksoy ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile M.T.’nin ise “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılması istendi. Mütalaada ayrıca haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ve Bülent Ceyhan’ın dosyalarının ayrılması da talep edildi.

Savcı mütalaasının ardından söz alan avukatlar, dijital rapor ve diğer delillerin müvekkillerinin lehine olmasına rağmen cezalandırma talep edilmesine tepki gösterdi. Avukatların büyük bölümü ayrıca müvekkillerine yönelik “örgüt üyeliği” iddialarını sabit kılacak somut delillerin yer almadığına dikkat çekti.

Bu duruşmada tutuklu Halil İbrahim Balta’nın sağlık sorunları nedeniyle adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verildi.

Soruşturmanın genişletilmesi taleplerini reddeden mahkeme, diğer taleplerin esas hükümle birlikte karara bağlanmasını kararlaştırdı. Avukatların savunma için ek süre talebini kabul eden mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülmesine karar verdi.

Duruşmanın 22 Şubat 2018’de görülen duruşmasında Yıldız dışında bir grup gazeteci esas hakkındaki savunmalarını yaptı. Duruşma geri kalan gazetecilerin savunmalarının alınması için 7-8 Mart 2018 tarihine ertelendi. Yıldız, 8 Mart’taki son duruşmanın son oturumunda savunma yaptı. Mahkeme heyetinde başkan olarak Taner Akıncı üyeler Avni Kava ve Özlem Atuk Çıldır ile savcı Aydın Boztaş yer alıyordu.

Yıldız’ın savunmasının satır başlıkları şöyleydi:

“Ben sadece işimin, ekmeğimin, ailemin rızkının peşinde oldum. Bu dosyada bir yıldan beri tutuksuz yargılanıyorum ve benim yeniden tutuklanmamı ve cezalandırılmamı gerektirecek hiçbir delil yer almadı. Benim ilk tahliyeme karar veren heyet açığa alınmıştı, bugün onlar da görevlerine geri döndü.

“Tahliye edilmemin ardından dosyaya aleyhimde hiçbir delil girmemişken tutuklanmam ve örgüt üyeliği suçlamasıyla cezalandırılmam isteniyor.

“Fuat Avni’nin iddialarını Taha Akyol, Ahmet Hakan gibi yazarlar köşelerine taşıdı. O insanlar niye burada değil diye sormuyorum. Ben niye algı yaratma iddiasıyla burada yargılanıyorum, onu sorguluyorum. Devletin izniyle, devletin kanunlarıyla hizmet veren bir şirkette çalışmak nasıl örgüt suçu olur?”

Yıldız’ın müdafii Atıl Uğur da “Eğer örgüte adanmışlık olsaydı savcılık makamı deliller bulurdu. Aktif Haber sitesi için ‘örgüte aidiyeti tartışılmaz olan’ deniyor. Mahkeme kararı vardı da biz mi bilmiyorduk? Müvekkillim ana akım medya kurumlarına yaptığı başvurularda işe alınsaydı bugün burada olmayacaktı. Yıldız gibi özgürce kendi ülkelerinde çalışmak isteyen insanların umudunun kırılmaması için adalete uygun bir kararın çıkacağına inanıyoruz” dedi.

Savunmaların tamamlanmasının ardından sanıkların son sözleri alındı.

Kararda Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 23 kişinin “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla cezalandırılmasına hükmedildi.

Mahkeme, Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 12 sanığın “suçun işleniş özellikleri ve suça yönelik kastın yoğunluğu” nedeniyle yine “örgüt üyesi olmak” suçlamasından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Bu grupta yer alanlar şunlardı: Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Muhammed Sait Kuloğlu, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Mustafa Erkan Acar, Cuma Ulus ve D. A..

Ayrıca, “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla hapis cezası verilen 11 gazetecinin suçlamanın alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmalarına hükmedildi. Bu sanıkların isimleri ise şunlardı: Abdullah Kılıç, Bayram Kaya, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Yakup Çetin ve Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

Davada tutuksuz yargılanan Murat Aksoy da “örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aksoy ile birlikte Atilla Taş’a da aynı suçlamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Mahkeme, her iki sanığın da tutuksuzluğunun devamına hükmetti. Mahkeme heyeti Rotahaber’in genel yayın yönetmeni Ünal Tanık’ın eşi M. T.’nın da beraatine karar verdi.

Mahkeme ayrıca Yıldız ile birlikte tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin “hükmen tutuklu” olarak devamına karar verdi. Daha önce tahliye edilen sanıklardan Ali Akkuş’un da yeniden tutuklanmasına hükmedildi. Hakkında yakalama kararı bulunan firari sanıklar Said Sefa ile Bülent Ceyhan’ın dosyasının ayrılması kararlaştırıldı. Eski Zaman gazetesi çalışanı Emre Soncan’ın da dosyasının hakkındaki bir başka dava ile birleştirilmesi üzerine davada yargılaması yapılan sanık sayısı 26’ya düştü.

İstinaf Süreci

Davanın gerekçeli kararının açıklanmasının ardından istinaf mahkemesine temyiz başvurusunu yapıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 22 Ekim 2018 tarihinde vermiş olduğu kararında temyiz talebini reddederek, cezaları onadı. Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin de devamına hükmetti. Avukatların duruşma taleplerine karşın duruşmasız olarak verilen istinaf kararında, dosyada mevcut delillerin suçun ispatı bakımından yerinde ve yeterli olduğu ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu ifade edildi.

Yargıtay Süreci

İstinaf mahkemesinin temyiz başvurusunu reddetmesi üzerine bu kez Yıldız ile birlikte 23 sanığın cezalarının beş yıl sınırın üzerinde olması nedeniyle Yargıtay’a temyiz başvurusu yapıldı. Yargıtay Başsavcılığı, temyiz başvurusuna dair verdiği tebliğnamede temyize taşınan davanın reddedilmesini talep etti. Yargıtay Başsavcılığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını öne sürerek temyiz davasının esastan reddedilmesini ve gazetecilerin hükümlerinin onanmasını talep etti.

Dosya hala Yargıtay’da karara bağlanmayı bekliyor.

FETÖ Media Organization (Indictment)

FETÖ Media Organization (Reasoned Judgement)