Zana Bilir Kaya

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, Özgür Gündem Gazetesi hakkında çok sayıda soruşturma başlattı. Soruşturmalarda, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, Cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

Kaya’nın genel yayın yönetmenliği yaptığı dönemdeki soruşturmalar, gazetede yayımlanan haber ve yazılar gerekçe gösterilerek açıldı.

Bilir, hakkındaki suçlamalardan dolayı iki iddianame hazırlandı. Ancak atılı suçlama gerekçe gösterilerek gazetenin eski genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol ve sorumlu yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya hakkında da 13 ayrı iddianame hazırlandı. İddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Bu kapsamda; gazetenin eş genel yayın yönetmeni Hüseyin Aykol hakkında 10, İnan Kızılkaya hakkında 14 ve Zana Bilir Kaya hakkında 2 iddianame hazırlandı. Kaya’nın sanık olduğu iddinameler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam tarafından bir sayfa olarak hazırlandı.

Özgür Gündem Gazetesi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı. İddianamelerden 1’inde Hatip Dicle’nin, 10’unda Hüseyin Aykol’un, 14’ünde İnan Kızılkaya’nın, ikisinde de Zana Bilir Kaya’nın adı sanık olarak geçti.
Bilir’in sanık olduğu davanın iddianamesi Murat İnam tarafından bir sayfa olarak hazırlandı. 6 Aralık 2016’da tamamlandı. Mahkemeye sunulan iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nde çıkan yazı ve haberler suçlama konusu yapıldı.

Gazetenin, 12 Ağustos 2016 tarihli sayısının, 1. ve 12. sayfalarındaki “Ver Petrolü, Al Cephaneyi” , “Petrolü Al, Silahı Sat, Gazeteciyi Öldür” başlıklı yazısı suçlamalara dayanak gösterildi. İddianamede yazının içeriklerine yer verilmedi.

Savcı İnam, söz konusu yazıda Milli İstihbarat Teşkilatı’nı (MİT) aşağılama ve küçük düşürmeye yönelik ifadelerin olduğunu iddia etti. Yazının başka bir isim tarafından yazıldığını belirten savcılık, yazarın kimlik bilgilerinin bildirilmediğini iddia ederek Kaya hakkında soruşturma açıldığını belirtti.

Kaya’ya; TCK’nın 301/1-2 maddesinde düzenlenen “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi. Bu iddialar üzerinden dava açılması için gerekli olan Adalet Bakanlığı onayının da 7 Kasım 2016’da alındığı ifade edildi.

Savcı Murat İnam, Kaya’nın savunmasında söz konusu yayının düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde olduğunu beyan ettiğini aktardı ancak atılı suçtan cezalandırılmasını talep etti.

Gazeteciler İnan Kızılkaya, Zana Bilir Kaya ve Hüseyin Aykol’un sanık olarak yer aldığı 14 ayrı iddianamenin birleştirilmesi kararı sonrası yargılama, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Birleştirilen davaların ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Aralık 2016’da görüldü. Duruşmada savunma yapan tüm sanıkların avukatı Özcan Kılıç, şunları ifade etti:
“Haberler belli bir şahsa yönelik olarak yapılmış haberler değildir, genel olarak örneğin Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ismi geçmektedir. Bizce bu şekildeki anlatımlar 301. madde bağlamında suç oluşturmaz. Kaldı ki 301. Maddesi, AİHS ve Anayasanın 38. maddesine aykırılığı açıktır.

“Yapılan haberler ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir. Kaldı ki yapılan haberlerin doğruluğu da daha sonra anlaşılmıştır. Kamuyu ilgilendiren hususlarda haber yapılmasının suç olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

“Tüm bu hususlar ve yazılı savunmalarımızda belirttiğimiz hususlar dikkate alınarak müvekkillerin beraatine karar verilmesini talep ediyoruz.”

Yargılama, sanıklar arasında yer alan siyasetçi Hatip Dicle’nin yurtdışında bulunması nedeniyle uzun süredir devam ediyor.

Yargılamanın onuncu duruşması, 20 Aralık 2018’de görüldü. Duruşmada hakim Nursel Bedir salonda olan gazetecilere hangi basından olduğunu sordu. Hatip Dicle’ye tebligat gönderildiğini fakat yanıt alınamadığı için duruşmada bir şey olmayacağını bu yüzden salonda bulunmalarına gerek olmadığını söyledi. “Yine de tabi siz bilirsiniz” dedi.

Yargılamanın 11’inci duruşması 28 Mart 2019’da görüldü. Duruşmada söz alan avukat Özcan Kılıç’ın önceki savunmalarını tekrar ettiklerini beyan etti.

Hakim Nursel Bedir, Hatip Dicle’nin yurt dışında olduğu, bu nedenle ifade veremediğinin söylendiğini ancak bu konuda ne bir mazeret dilekçesi verildiğini ne de avukatının duruşmaya katılarak bir beyanda bulunduğunu söyledi.

Hakim Bedir ardından da avukat Kılıç’a, Hatip Dicle’nin avukatının telefonunun kendisinde bulunup bulunmadığını sorarak, “Arayalım buradaysa gelip mazeret neyse bildirsin ya da bir beyanda bulunsun. Böyle olunca yakalama kararı çıkarmaktan başka çare kalmıyor” dedi.

Sorduğu telefon numarasıyla ilgili olumsuz yanıt alan hakim Nursel Bedir, duruşmayı sonlandırdı.

Yargılamanın 12’inci duruşması 28 Mart 2019’da görüldü. Bu duruşmada, aynı gerekçeyle ertelendi.

Yargılamanın 13’üncü duruşması 16 Mayıs 2019’da görüldü. Duruşmada hâkim Nursel Bedir, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda oluşan “zincirleme suç”a ilişkin hükümler içeren 43. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı, ek savunma hakkı verdi.

Bedir, Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına ve infazının beklenmesine karar verdi.

Yargılamanın 14’üncü duruşması 10 Ekim 2019 tarihinde görüldü. Bu duruşmada da mahkeme başkanı Nursel Bedir, dosyadaki başka sanık Hatip Dicle hakkında var olan tutuklama kararının yerine getirilmemesinden kaynaklı, yakalama kararının infazını beklenilmesine karar verdi.

Yargılamanın 15’inci duruşması 6 Şubat 2020’de görüldü. Bu duruşma da sanık Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının infazının tamamlanmadığı gerekçesiyle ertelendi.

Yargılamanın 16’ıncı duruşması 2 Haziran 2020 tarihine bırakıldı.

15. Standing - Feb. 6, 2020


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesindeki yazılar nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ayrı ayrı soruşturmalar başlatıldı. Açılan davalar sonrasında 14 iddianame, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Hatip Dicle için bir, Hüseyin Aykol için 10, İnan Kızılkaya için 14 ve Zana Kaya için iki iddianame hazırlandı. İddianamelerde, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

Dava kapsamında Kürt siyasetçi Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama kararının infazı bekleniyor.

Davanın bir sonraki duruşması 2 Haziran 2020’de görülecek.



Next Trial: June 2, 2020, 10 a.m.


Gazeteci İnan Kızılkaya’nın gazeteciler Hüseyin Aykol ve Zana Bilir’le birlikte yargılandığı bu duruşmadan hemen önce, nöbetçi yayın yönetmeni Can Dündar ile birlikte Özgür Gündem’de yayımlanan bir yazı nedeniyle yargılandığı başka bir duruşma vardı.

Ardarda görülen bu iki duruşma toplam dört dakika sürdü.

Can Dündar’la birlikte “hakaret” suçlamasıyla yargılandığı duruşmanın ardından Dündar’ın avukatı salondan çıktı.

Hakim Nursel Bedir, bu dosyada sanık olarak yer alan siyasetçi Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının henüz infaz edilmediğini söyledi ve kararı yazdırmaya başladı. Duruşma sona erdi.


Mahkeme, sanık Hatip Dicle hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 2 Haziran 2020 saat 10.00’a bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşmadan hemen önce, aynı mahkemede İnan Kızılkaya’nın Özgür Gündem’de yayınlanan bir yazı nedeniyle “hakaret” suçlamasıyla yargılandığı başka bir dava vardı.

Duruşma Salonu

Duruşma salonunda izleyiciler için altı sandalyelik yer ayrılmıştı. Sadece iki muhabir takip ettiği için yer sorunu yaşanmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yaklaşık iki dakika sürdü.

14. Standing - Oct. 10, 2019


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesindeki yazılar nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ayrı ayrı soruşturmalar başlatıldı. Açılan davalar sonrasında 14 iddianame, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Hatip Dicle için 1, Hüseyin Aykol için 10, İnan Kızılkaya için 14 ve Zana Kaya için 2 iddianame hazırlandı. İddianamelerde, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

Dava kapsamında Kürt siyasetçi Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama kararının infazı bekleniyor.



Next Trial: Feb. 6, 2020, 10:10 a.m.


Avukat Özcan Kılıç’ın talebi doğrultusunda duruşma bir saat erken başladı. Sanık gazetecilerin katılmadığı duruşmada, mahkeme başkanı Nursel Bedir, dosyadaki başka sanık Hatip Dicle hakkında var olan tutuklama kararının yerine getirilmemesinden kaynaklı, yakalama kararının infazını beklenilmesine karar verdi.

Avukat Kılıç’ın talebi olmaması üzerine mahkeme hakimi Bedir, duruşmayı 6 Şubat 2020’ye bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi salona girişte barikat yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın görüldüğü salon ufak bir salondu. Salonda, izleyiciler için 10 kişilik oturma yeri ayrılmıştı. Avukat ve sanıklar için de ayrı ayrı yerler hazırlanmıştı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kişi ve kurum olmadı.

13. Standing - May 16, 2019


Özgür Gündem gazetesindeki haberler nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılından başlayarak farklı farklı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı.

Hatip Dicle’nin iddianamelerden 1’inde, Hüseyin Aykol’un 10’unda, İnan Kızılkaya’nın 14’ünde ve Zana Kaya’nın da 2’sinde sanık olduğu davalar açıldı. Gazeteciler Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Hatip Dicle’ye Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle, “Devletin Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama”, “Devletin Emniyet Güçlerini Alenen Aşağılama”, “Devletin Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ayrı ayrı açılan 14 dava birleştirilerek tek dava halinde görülmeye başlandı. Birleştirilen davaların ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Aralık 2016’da görüldü.



Next Trial: Oct. 10, 2019, 11:05 a.m.


Duruşma gecikmeli olarak başladı. Mahkemede hakim Nursel Bedir, görevliydi.

Hatip Dicle hakkında yakalama kararının infaz edilmediği görüldü.

Avukat Özcan Kılıç’a ek savunması soruldu.

Kılıç, TCK 301. maddenin tartışmalı olduğunu ve yeniden düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunu anlattı. Müvekkillerinin suç işleme kastı ile hareket etmediklerini belirtti. Beraat talep etti.


Mahkeme başkanı Hatip Dicle hakkında çıkarılan yakalama emrinin devamına ve infazının beklenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma ise 10 Ekim 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi salona girişte barikat yoktu.

Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşma, küçük, seyircilere altı sandalye ayrılan, penceresiz bir salonda görüldü.

Duruşmaya Katılım

10.20’de başlayacağı duyurulan duruşma, 10.44’te başladı.

Duruşmayı dört gazeteci ve ikisi avukat üç izleyici takip etti. Sanıklar duruşmaya katılmadı

12. Standing - March 28, 2019


Özgür Gündem gazetesindeki haberler nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılından başlayarak farklı farklı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı.

Hatip Dicle’nin iddianamelerden 1’inde, Hüseyin Aykol’un 10’unda, İnan Kızılkaya’nın 14’ünde ve Zana Kaya’nın da 2’sinde sanık olduğu davalar açıldı. Gazeteciler Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Hatip Dicle’ye Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle, “Devletin Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama”, “Devletin Emniyet Güçlerini Alenen Aşağılama”, “Devletin Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ayrı ayrı açılan 14 dava birleştirilerek tek dava halinde görülmeye başlandı. Birleştirilen davaların ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Aralık 2016’da görüldü.



Next Trial: May 16, 2019, 10:20 a.m.


Duruşma mahkemede görülen önceki davaların sarkması nedeniyle ilan edilen saati 11.45 yerine 12.15’te başladı.

Duruşmanın hemen başında Avukat Özcan Kılıç ile hâkim Nursel Bedir arasında, bir önceki dosyada verdiği bir karar nedeniyle esprili bir diyalog yaşandı. Avukat Kılıç, kendi duruşma sırasını beklerken izlediği davada kararını açıklayan Hâkim Bedir’in vekalet ücretleriyle ilgili hükmünü övdü. Kılıç, bu konuda başka mahkemelerce farklı bir yol izlendiğini söyledi. Mahkemenin Hâkimi Bedir’in ise, kanundaki usulün aynı olduğunu ve kendisinin de buna göre karar verdiğini söyledi. Ardından da duruşma başladı.

Hâkim Nursel Bedir, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda oluşan “zincirleme suç”a ilişkin hükümler içeren 43. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı, ek savunma hakkı verdi.

Ardından da sanık avukatı Özcan Kılıç’a talep ve beyanını sordu. Avukat Özcan Kılıç, ek savunma için süre talep etti.

Daha sonra hâkim ara karar vererek duruşmayı sonlandırdı.


Mahkeme ek savunma için sanıklar müdafiine süre vererek duruşmayı erteledi.

Bir sonraki duruşma 16 Mayıs 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde hiçbir faaliyet, destek ya da protesto gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun durumu, davanın tarafları ve izleyenler açısından yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Sanıkların katılmadığı duruşmaya sadece Hüseyin Aykol, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın müdafii Avukat Özcan Kılıç katıldı. Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile iki gazeteci takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma, hâkimin avukat ile karşılıklı sohbeti ve anlayış sergilediği tutumu nedeniyle gerginlikten uzak geçti. Önündeki dosya yoğunluğu nedeniyle son derece hızlı bir şekilde ilerleyen ancak usûli hiçbir işlemi atlamayan hâkimin, bu esnada avukat ile de sohbet edebilmesi dikkat çekiciydi. İzleyenler açısından duruşmada hiçbir bir engel çıkarılmadı, mahkeme salonunda dizüstü bilgisayar gibi elektronik aygıtların kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmedi.

11. Standing - Feb. 21, 2019


Özgür Gündem gazetesindeki haberler nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 2016 yılından başlayarak farklı farklı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu savcılarından Murat İnam, Umut Tepe ve Celal Sarıdere tarafından 14 ayrı iddianame hazırlandı. Hatip Dicle’nin iddianamelerden 1’inde, Hüseyin Aykol’un 10’unda, İnan Kızılkaya’nın 14’ünde ve Zana Kaya’nın da 2’sinde sanık olduğu davalar açıldı.

Gazeteciler Hüseyin Aykol, İnan Kızılkaya ve Zana Bilir Kaya ile Hatip Dicle’ye Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle, “Devletin Askeri Teşkilatını Alenen Aşağılama”, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama”, “Devletin Emniyet Güçlerini Alenen Aşağılama”, “Devletin Emniyet Teşkilatını Alenen Aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ayrı ayrı açılan 14 dava birleştirilerek tek dava halinde görülmeye başlandı. Birleştirilen davaların ilk duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 8 Aralık 2016’da görüldü.



Next Trial: March 28, 2019, 11:45 a.m.


Duruşma saat 12.00’da başladı. Hakim Nursel Bedir önceki celsede birleşen dosya kapsamında Hatip Dicle’nin, Diyarbakır’da talimatla ifadesinin alınması için yazılan müzekkereye cevap geldiğini ve ifadesinin yine alınamadığını bildirdi.

Önceki savunmalarını tekrar ettiklerini beyan ettiğini belirtten avukat Özcan Kılıç ile hakim Nursel Bedir arasında şöyle bir diyalog yaşandı:

Hakim Bedir, Hatip Dicle’nin yurt dışında olduğu, bu nedenle ifade veremediğinin söylendiğini ancak bu konuda ne bir mazeret dilekçesi verildiğini ne de avukatının duruşmaya katılarak bir beyanda bulunduğunu söyledi.

Ardından avukat Kılıç’a, Hatip Dicle’nin müdafiinin telefonunun kendisinde bulunup bulunmadığını sorarak, “Arayalım buradaysa gelip mazeret neyse bildirsin ya da bir beyanda bulunsun. Böyle olunca yakalama kararı çıkarmaktan başka çare kalmıyor” dedi.

Sorduğu telefon numarasıyla ilgili olumsuz yanıt alan hakim Nursel Bedir, duruşmayı sonlandırdı.


Savunması alınmayan Hatip Dicle hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 98. ve 199. maddeleri uyarınca yakalama kararı çıkarıldı.

Bir sonraki duruşma, 28 Mart 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde hiçbir faaliyet, destek ya da protesto gösterisi gerçekleşmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun durumu, davanın tarafları ve izleyenler açısından yeterliydi.

Duruşmaya Katılım

Sanıkların katılmadığı duruşmaya sadece Hüseyin Aykol, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya’nın müdafii avukat Özcan Kılıç katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmada izleyenler açısından herhangi bir engel çıkarılmadı, mahkeme salonunda dizüstü bilgisayar gibi elektronik aygıtların kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmedi.

10. Standing - Dec. 20, 2018


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesindeki yazılar nedeniyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ayrı ayrı soruşturmalar başlatıldı. Açılan davalar sonrasında 14 iddianame, İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleştirildi.

Hatip Dicle için 1, Hüseyin Aykol için 10, İnan Kızılkaya için 14 ve Zana Kaya için 2 iddianame hazırlandı. İddianamelerde, “Hükümeti, yargı organlarını veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “Türk milletini, cumhuriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.



Next Trial: Feb. 21, 2019, noon


Hakim Nursel Bedir salonda olan gazetecilere hangi basından olduğunu sordu.

Hatip Dicle’ye tebligat gönderildiğini fakat yanıt alınamadığı için duruşmada bir şey olmayacağını bu yüzden salonda bulunmalarına gerek olmadığını söyledi. “Yine de tabi siz bilirsiniz” dedi. Tutanak yazılırken, avukat Özcan Kılıç ve hakim arasındaki diyalog sıcaktı. Hatta Kılıç, espri yaparak yazılan talimata yanıt alınmadığı için duruşmada bir şey olmayacağını bildiğini fakat basının baskısıyla geldiğini söyledi. “Gelmesem, gelmedi yazarlar” dedi.

Hatip Dicle’nin ifadesinin alınması için Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılmasına ilişkin ifade alınması için duruşma 21 Şubat 2019 tarihine bırakıldı.

Duruşma beş dakika kadar sürdü.


Sanık Mehmet Hatip Dicle için Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimatta yanıt alınamadığı için talimat duruşması 21 Şubat 2019 tarihine bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Gündem duruşmasından önce, aynı gün Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alican Uludağ ile Duygu Güvenç’in yargılandığı davanın duruşması da İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Gazeteci Alican Uludağ savunma yaptı. Salonun önünde bu duruşmayı bekleyenler de bulunuyordu. Fakat kendilerinden sonra görülen duruşmaya katılmadılar. Bunda duruşmada bir şey olmayacağının bilinmesinin etkili olduğunun notunu düşelim.

Duruşmaya Aykol, Kaya, Kızılkaya ve Dicle katılmazken avukatları Özcan Kılıç hazır bulundu. Mahkeme salonunun girişinde bariyerler yoktu. Duruşma 11:35’de başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu küçük ve havasızdı. Fakat hakim, kâtip, izleyenler ve sanık avukatı dışında kimse olmadığı için salonun küçük olması sorun arz etmedi. Salonda iki tane büyük dev ekran televizyon vardı.

Duruşmaya Katılım

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteciler duruşmayı izledi. Duruşmada, jandarma ekipleri ve emniyet görevlileri yoktu.

Genel Gözlemler

Hakim Nursel Bedir, avukat Özcan Kılıç’la ve gazetecilerle şakalaştı. Bir başka gazeteci duruşmasında tanıdığımız Bedir, görülen duruşmada bilinenin aksine sıcaktı. Zabıt tutulurken avukat Özcan Kılıç, hakime siyasetçi Hatip Dicle için çıkarılan yakalama kararının ardından aynı isimle bir kamyon şoförünün gözaltına alındığını gülümseyerek anlattı. Gözaltına alınan kişinin savcılık ifadesi sırasında hakkında yakalama kararı bulunan Kürt siyasetçi Hatip Dicle olmadığı anlaşılmıştı.

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 11. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Kaya-Aykol- Kızılkaya / Özgür Gündem Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial

İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin Özgür Gündem Gazetesi’ni kapatma kararı üzerine polis, 16 Ağustos 2016’da gazetenin İstanbul’daki binasına baskın yaptı. Zana Bilir Kaya, gazete binasında gözaltına alınanlar arasındaydı. Kapatma kararının ardından Özgür Gündem, Ekim 2016’da 675 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile bir kez daha kapatıldı. 15 Temmuz darbe girişimin ardından uygulanmaya konulan Olağanüstü Hal yönetiminde Meclis’in onayına başvurulmadan yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler ile pek çok basın yayın kuruluşu kapatılmıştı.

Baskın sırasında gözaltına alınan 20’si gazeteci 22 kişi 18 Ağustos 2016’da savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Ancak Zana Bilir Kaya, gazetenin yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya ile birlikte 22 Ağustos 2016’da tutuklandı.

Haklarındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe tarafından 9 Kasım 2016’da tamamladı. İddianame; 23 Kasım 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

31 sayfalık iddianame, Özgür Gündem Gazetesi’nin “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” üzerine kuruldu. İlk 13 sayfa, ifadeler ve kimlik bilgilerinin yanı sıra gazetedeki yazılar, haberler, ev aramalarında el konan kitaplardan oluştu.

18 sayfada ise; Özgür Gündem Gazetesi, “PKK/KCK, basın faaliyetlerinin önemi”, gazetede fotoğraf ve beyanları yer alan “PKK/KCK/HPG/MLK-P/KONGRA-GEL mensubu olduğu iddia edilen kişiler” hakkında bilgiler ve bu kişiler hakkında yayınlanan haberler sıralandı.

Köşe yazılarının suçlamalara delil olarak sıralandığı iddianamede tüm sanıklar hakkında hep aynı iddialarda bulunuldu:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…“

İddianamede Zana Bilir Kaya ile ilgili bölüm yaklaşık bir sayfadan oluştu. Kaya’nın suçlamaları kabul etmediğini belirttiği savcılık savunması özetlendi. Burada şu ifadeler öne çıktı:

“Tamamıyla haber kaynaklarına dayanarak muhalif bir anlayışla haber yaptıklarını, sosyal medyada PKK/KCK örgütünün dağ kadrosunda bulunan yöneticilerinin yazılarını bulup gazetede yayınladıklarını, buradaki amaçlarının kesinlikle örgütün propagandasını yapmak olmadığını, farklı bir perspektiften haberi okuyucuya sunmayı uygun gördüklerini, buradaki amaçlarının farklı görüşteki insanların görüşlerinin kamuoyu nezdinde tartışılması olduğunu…”

“Başka yayın organlarının da (Yeni Şafak, Sabah vb.) gazetelerinin haberlerini kullandıklarını, gazetenin arşivinde yasaklı yayınların araştırma amaçlı bulunduğunu, Abdullah Öcalan’a ait fotoğrafların bulunduğu gazetelerin eski nüshalarının panoya asılı vaziyette olduğunu, gazetenin yayın politikasını PKK/KCK terör örgütünün belirlemediğini, inisiyatifin sorumlu yazı işleri müdürü ile genel yayın yönetmeninde olduğunu, üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği ve diğer suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini beyan etti.”

İddianame ile Zana Bilir Kaya’ya; Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 maddesi doğrultusunda “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma”, 302/1 maddesi doğrultusunda “Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma”, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi doğrultusunda “Terör Örgütünün Propagandasını Yapma”, Türk Ceza Kanunu’nun 220/1, 2, 8. maddeleri doğrultusunda “Örgüt Kurucusu ve Yöneticisi; Örgüte Üye Olma; Örgüt Propagandası Yapma” suçlamaları yöneltildi.

Böylece Kaya hakkında, TCK 302/1 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet, TCK 314/2 kapsamında 10 yıldan 15 yıla kadar, TCK 220/1,2,8 kapsamında 4 yıldan 12 yıla kadar ve TMK 7/2 kapsamında 1 yıldan 5 yıla kadar hapsi istendi.

Kaya hakkında istenen toplam ceza, bir ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıldan 32 yıla kadar hapis cezası oldu.

‘Özgür Gündem Ana Davası’ yargılamasının ilk duruşması 29 Aralık 2016’da başladı.

Zana Bilir Kaya, İnan Kızılkaya ile birlikte tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi’nden “personel ve araç olmadığı” gerekçesiyle duruşmaya getirilmedi. Mahkeme heyeti, sanıkları duruşmada hazır etmeyen kamu görevlilerinin tespiti için suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi. Zana Bilir Kaya hakkında, duruşmaya katılmasa da tahliye kararı verildi.

Kaya; yargılamanın 2 Ocak 2016 tarihli ikinci duruşmasında, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek şu savunmayı yaptı:

“Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptığım zaman dilimi içerisinde gazetede yapılan üç haberin iddianameye konu edildiği anlaşılmaktadır. Yapılan bu üç haber de açık kaynaklardan derlenen bilgilerden hareketle hazırlanan haberlerdir. Yapılan haberlerin ve gazetecilik faaliyetinin tümü anayasayla güvence altına alınan basın yayın faaliyeti kapsamında yapılan gazetecilik faaliyetidir. Gazetenin bütün süreçleri yasaldır ve savcılık denetimine tabidir. Bir gazetecinin salt genel yayın yönetmeni olması nedeniyle bir basın faaliyetinden dolayı suçlanamayacağını düşünüyorum. Beraatımı talep ederim.”

Davanın 10’uncu duruşması 10 Ekim 2018 tarihinde görüldü. Bu duruşmada, mahkeme heyetinde Ahmet Uğuz (Başkan), Ali Özcan ve Emine Çakır (üyeler) ile savcı Aydın Boztaş görev aldı.

Duruşmada Mahkeme Başkanı Ahmet Uğuz, dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Bir sonraki duruşma 17 Ocak 2019 gününe bırakıldı. Bu duruşmada mahkeme heyetinde değişiklik olduğu görüldü. Ali Özcan’ın yerine Abdullah Ok görev aldı. Duruşmada dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, ek süre istedi. Özcan Kılıç, şunları söyledi:

“Özgür Gündem Gazetesi’nin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Davanın 10 Nisan 2019’da görülen 12’inci duruşmasında, önceki iki duruşmada görev alan savcı Aydın Boztaş’ın yerine, Hakan Gökalp Uçan görev aldı. Avukat Özcan Kılıç, dijital inceleme raporlarına ilişkin beyanda bulundu. Özgür Gündem Gazetesi’nin içinde bulunduğu 6 katlı binanın tamamında arama yapıldığını ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem’e ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Bir sonraki duruşma ise 3 Temmuz 2019 tarihine bırakıldı. Duruşmada savcı ve mahkemeye heyetinde bir değişiklik olmadı. Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirerek, yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

28 Kasım 2019 tarihli duruşma, esas hakkındaki mütalaasını açıklayacak savcının izinde olduğu gerekçesiyle 13 Ocak 2020 tarihine ertelendi.

Bu duruşmada mahkeme heyeti Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Emine Çakır ve Murat Tuncer’den oluştu. Önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı Hakan Gökalp Uçan, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. Savcı Uçan, Kaya’ya basın yayın yoluyla ve zincirleme şekilde “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasını yöneltti. Kaya için 1 yıl 9 aydan 9 yıl 4 aya kadar hapis cezası istendi.

Yargılamanın son duruşması 14 Şubat 2020 tarihine ertelendi. Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Haklarında suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Zana Bilir Kaya; İnan Kızılkaya, Kemal Sancılı ve Eren Keskin’in avukatları esas hakkındaki mütalaa karşısında savunma için ek süre istedi. Mahkeme, talebi kabul etti. Kaya, Kızılkaya, Sancılı ve Keskin’in yargılama dosyasının ayrılmasına karar verildi. Bu sanıklar için duruşmayı erteledi.

Ancak mahkeme Necmiye Alpay ve Bilge Aykut’un beraatine karar verdi. Aslı Erdoğan’ın ise “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlarından beraatine, “terör örgütü propagandası” suçundan ise yargılamanın düşmesine karar verdi.

16. Standing - Feb. 14, 2020


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı. Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti. 31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı Tepe, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine sekiz yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak” gösterdiğini, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Necmiye Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması bekleniyordu. Ancak duruşma savcısı izinde olduğu için duruşma 13 Ocak 2020’ye ertelendi.

13 Ocak’ta esas hakkında mütalaasını sunan savcılık, Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya için “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası”; Eren Keskin ile İnan Kızılkaya için “örgüt üyeliği”nden ceza verilmesini; Bilge Aykut ve Necmiye Alpay’ın beraatini istedi. Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüler davanın karar duşumasında Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Emine Çakır ve Murat Tuncer’den oluşan mahkeme heyeti görev yaptı. Duruşma savcısı Hakan Gökalp Uçan idi.

40 dakika gecikmeli başlayan duruşmanın başında mahkeme başkanı, bir önceki celsede savunmalar için ek süre verdiklerini anımsattı.

İlk olarak söz alan Eren Keskin, mütalaaya katılmadığını belirtti. Keskin özetle şunları söyledi:

“Ben silahlı örgüt üyesi değil, insan hakları savunucusuyum. Ömrümde elime silah almadım. Ben Kürt sorunu, Kıbrıs ve Ermeni meseleleri hakkında resmi ideolojiden farklı düşünüyorum. Özgür Gündem Gazetesi bombalandı, defalarca kapatıldı. Benden dayanışma için genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazmak istediklerinde seve seve kabul ettim. Bunu Musa Anter’e, Ferhat Tepe ve diğerlerine gönül borcum için yapıyorum. Devletin sürekli fikri değiştiği için çözüm sürecinde, 2013’te bu gazeteye dava açılmıyordu; ben de terörist olarak görülmüyordum. Hakkımda 17 yıl 2 ay hapis cezası var. Yurtdışına gidebilirdim ama gitmedim. Sizlerle aynıyım, hukukçuyum, aynı okullarda okuduk. Örgüt üyesi kararının nasıl verilebileceğini biliyorum. Bununla ilgili Yargıtay’ın içtihatları var biliyorsunuz. Bu içtihatlarda kişinin örgüte iradesini teslim etmesinden bahsediliyor. Ben kimseye irademi teslim etmedim, etmem de. Örgüt üyelerinin avukatlığını yaptım ama üye değilim. Düşüncelerim sebebiyle kimseye hesap vermek zorunda değilim.”

Ardından söz alan Necmiye Alpay, savcının kendisi hakkında beraat istediğini hatırlattı. “Bu beraat talebi, bu davada bize verilen zararı ortadan kaldırmıyor” diye konuştu.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın ardından İnan Kızılkaya, ‘Özgür Gündem geleneğinden’,
‘Kürt basın’ tarihinden bahsetti. Kızılkaya şöyle konuştu:

“Kamuoyunun, bir meselenin farklı boyutlarını, muhataplarının ağzından öğrenme hakkı yadsınamaz. Dolayısıyla yapılan iş gazeteciliktir, başka bir şey değil. Metnin tematik analizi dışında, bir haberden kim nasıl bir okuma yapar ve ne tür siyasal çıkar sağlar ya da umar sorusu, gazetecinin temel alacağı bir yöntem değildir. Hiçbir gazeteci de bu durumdan dolayı sorumlu tutulamaz ve yargılanamaz. Davaya konu olan, sorumlu olduğum dönemde, bu özellikler dışında hiçbir habere, yazıya ve görsel malzemeye yönelik bir itiraz yok. İddianamede hiçbir habere yalanlama, maddi delillerin çarpıtıldığına dair suçlama yok. Suçlamalara konu olan yorum, analiz, haber ve röportajlardır. Toplumun merak ettiği güncel sorunlarda halkı, okuru bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetleridir. Devlete vergi veren, mali kaynakları belli olan, mali ve yargısal denetime tabi tüzel bir kurumun yasadışı ilişkileri olduğunu iddia etmek akla ve izana muhtaçtır” diye konuştu. Beraatını talep etti.

Zana Bilir Kaya, gazetecilik mesleğinin hakimlik mesleği gibi kamusal bir görev olduğunu belirtti. Toplumun gerçeği öğrenmesi amacıyla haber alma ve yapmasının, gazetecinin hakkı olduğunu dile getirdi. Hakkındaki suçlamaların genel geçer ve soyut suçlamalar olduğunu ifade etti. Kaya, “Ben sadece gazetecilik örgütü mensubuyum. Yaptığımız haberler iktidarı rahatsız edebilir, basının görevlerinden biri iktidarı denetlemektir. İktidar eleştirildi diye yargılanmamız kabul edilemez” dedi.

Avukat Erdal Doğan, müvekkili Aslı Erdoğan’ın savunmasını okudu. Erdoğan yazılı beyanında, iddianamedeki yazılarının rastgele seçildiğini belirtti; bu yazıların farklı dillere çevrilip yayınlandığını, şiddet karşıtı metinler olduğunu söyledi.

Avukatlar esas hakkında savunmalar için süre talep etti. Savcı mütalaasında soruşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin reddedilmesini, süre talebinin ise kabulünü istedi.

Mahkeme başkanı tüm sanık ve avukatlarına son beyanlarını sordu. Ekleyecek bir şeyleri olmadığını söylediler. Duruşmaya karar için ara verildi.


Haklarında yakalama emri bulunan ve henüz ifadesi alınmamış olan Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun dosyalarının ayrılmasına,

Yazar Aslı Erdoğan’ın “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarında beraatine, “örgüt propagandası” suçlaması yönünden de Basın Kanunu’ndaki dört aylık sürenin aşılması sebebiyle düşmesine,

Necmiye Alpay ve Bilge Aykut’un tüm suçlamalardan beraatine,

Savunma için ek süre talep eden Zana Kaya, Eren Keskin, Kemal Sancılı ve İnan Kızılkaya’nın süre talebi olduğundan, dosyanın ayrılmasına ve ayrı bir dosyada yargılanmasına devamına karar verildi.

Bu dosyanın duruşma tarihi henüz belli olmadı.


Duruşma Salonu

Duruşma salonunda yaklaşık 50 kişilik izleyici alanı vardı. Duruşmayı yaklaşık 60 kişi izledi.
Mahkeme başkanı mikrofon kullanarak konuştu, söyledikleri izleyici alanından rahatlıkla duyuldu. Savcı ise mikrofon kullanmadı, söyledikleri anlaşılmadı.

Avukatlar için ayrılmış masada tek bir mikrofon vardı. Duruşmaya katılan 11 avukat mikrofonu bazen elden ele geçirerek, mikrofonun kablosunun yetmediği zamanlarda ise yer değiştirerek savunma yapmak zorunda kaldılar.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı Sınır Tanımayan Gazetciler Örgütü, Af Örgütü Türkiye, Af Örgütü Almanya, Uluslararası Af Örgütü, Medya ve Hukuk Derneği; Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi, Eşit Haklar için İzleme Derneği, milletvekilleri Ahmet Şık, Züleyha Gülüm ve Sezgin Tanrıkulu ile birlikte gazetciler takip etti.

Genel Gözlemler

Saat 10.24’te izleyiciler salona alındı. Mahkeme heyeti ise saat 10.40’ta salona girdi ve duruşma başladı. Saat 12.20’de kararın açıklanmasıyla duruşma sona erdi.

Duruşma devam ederken (saat 11.17’de) savcı yerinden kalkarak 1-2 dakikalığına duruşma salonundan çıkıp geri geldi.

Mahkeme başkanı karar için ara verdiğinde tüm seyirciler dışarı çıkarıldı ancak savcı salonda oturuyordu.

Karar için verilen ara 10 dakika sürdü. Baktığı diğer davalarda karar ve/veya ara karar açıklarken basının ve gözlemcilerin salonda bulunmasına izin vermeyen hakim Ahmet Uğuz, bu davada kararı açıklarken izleyicilerin salona girmesine izin verdi.

15. Standing - Jan. 13, 2020


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı. Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti. 31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı Tepe, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine sekiz yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak” gösterdiğini, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Necmiye Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması bekleniyordu. Ancak duruşma savcısı izinde olduğu için duruşma 13 Ocak 2020’ye ertelendi.

13 Ocak’ta esas hakkında mütalaasını sunan savcılık, Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya için “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası”; Eren Keskin ile İnan Kızılkaya için “örgüt üyeliği”nden ceza verilmesini; Bilge Aykut ve Necmiye Alpay’ın beraatini istedi. Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.



Next Trial: Feb. 14, 2020, 10 a.m.


Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Emine Çakır ve Murat Tuncer’den oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla 15. Duruşma saat 10.00’da başladı.

Duruşmaya sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpa ve Eş Genel Yayın Yönetmeni, avukat Eren Keskin katıldı.

Bir önceki duruşmada izinde olan duruşma savcısı Hakan Gökalp Uçan, esas hakkındaki mahkemeye sundu. Mütalaanın sekiz sayfadan oluştuğunu belirten savcı Uçan, avukatlara bunun hepsini mi yoksa özetini mi mahkeme salonunda okumasının istediklerini sordu. Avukatlar özet ve sanıklar hakkında istenen cezaların okumasının yeter olacağı yanıtını verdi.

Savcı Aslı Erdoğan ile Zana Bilir Kaya’ya “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası”; Eren Keskin ile İnan Kızılkaya’ya “örgüt üyeliği”nden ceza verilmesini istedi. Bilge Aykut ve Necmiye Alpay’ın beraatini istedi. Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ifadeleri alınmadığı için dosyaları ayrılmasını talep etti.

Ardından mahkeme başkanı sanıklara ve sanık avukatlarına mütalaaya karşı beyanlarını sordu. Necmiye Alpay bu aşamada bir diyeceği olmadığını söyledi.

Eren Keskin ise esas hakkında mütalaaya karşı ek süre istedi. Mütalaanın Türkiye iç hukukuna aykırı olduğunu söyleyen Keskin, “Bizi düşman olarak görüyorsunuz” dedi. Yıllardır insan hakları savunuculuğu yaptığını ve eş genel yayın yönetmenliği görevini gazeteye yönelik baskılara karşı dayanışma amacıyla üstlendiğini hatırlattı. Hakkında birçok dava açıldığını söyleyen Keskin, “silahlı terör örgütüne üyelik” suçlamasının kendisine ilk defa yöneltildiğini ve bu ağır suçlama karşısında savunma hazırlamak için süre istedi.

Ardından söz alan avukatı Gülizar Tuncer, müvekkili Eren Keskin’in gazeteci değil, avukat olduğunu hatırlattı. Fiilen gazetenin yayın yönetmenliğini yapmadığını belirtti. “Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne demek olduğu yargı işleyişinde unutuldu. Sıkıyönetim mahkemeleri bile bu suçlama için delil arardı. Siz neyle suçladığınızı bilmiyorsunuz” diye konuştu. Tuncer, Özcan Kılıç ve diğer avukatlar, esas hakkında mütalaaya karşı savunma için süre istedi.

Mütalaa

  • Özgür Gündem gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Aslı Erdoğan’ın gazetede yayınlanan dört yazısı nedeniyle “terör örgütü propagandası suçunu basın yayın yoluyla zincirleme işlemek” (TMK 7/2) suçlamasıyla cezalandırılması ve “Silahlı terör örgütüne üyelik” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından beraati istendi.

  • Gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in gazetede yayınlanan dört yazısı ve genel yayın yönetmeni olması nedeniyle “silahlı terör örgütü üyesi olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçlamasıyla cezalandırılması istendi; “örgüt propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan yazılar nedeniyle “silahlı terör örgütüne üye olmak” (TCK 314/2 ve TMK 5/1) suçundan cezalandırılması istendi; “örgüt propagandası” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya’nın gazetedeki görevi ve gazetede yayınlanan 11 yazı nedeniyle “basın yoluyla zincirleme örgüt propagandası” (TMK 7/2) suçlamasından cezalandırılması istendi; “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem gazetesi yazarı ve yayın danışma kurulu üyesi Necmiye Alpay’ın silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt propagandası yapmak” ve “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçlamalarından cezalandırılmasına yer olmadığı belirtildi.

  • Özgür Gündem gazetesi yazarları ve yayın danışma kurulu üyeleri Ragıp Zarakolu ve Filiz Koçali’nin ise savunmaları alınmadığı için dosyalarının ayrılması istendi.


Savunma için süre talebini kabul eden mahkeme, bir sonraki duruşmanın 14 Şubat 2020 günü saat 10.00’da görülmesine karar verdi.


Duruşma Öncesi

Özgür Gündem Ana Davası, o gün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen tek duruşmaydı. Salona açılan barikatlarda herhangi bir sorun yaşanmadı, gazeteciler ve avukatlar duruşma salonunun önüne sorunsuz geçti.

Duruşmaya Katılım

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Medya ve Hukuk Derneği (MLSA), Mezopotamya Ajansı, Evrensel gazetesinden gazeteciler ve birçok adliye muhabiri duruşmayı izledi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. Duruşmaya yaklaşık 15 kişi katıldı.
Mahkeme başkanı ve savcı mikrofonu kullanarak konuştu, konuşulanlar izleyici bölümünden rahatlıkla duyuldu.

Genel Gözlemler

Duruşma saatinde başladı ve yaklaşık 15 dakika sürdü.

Savcının mütalaayı okumasının ardından avukat Gülizar Tuncer mütalaayı eleştiren bir konuşma yaptı. Mahkeme başkanı Uğuz, birkaç kez Tuncer’in sözünü keserek “Savunma sınırlarını aşmayın” uyarısında bulundu.

Mahkeme heyeti karar verirken salonu boşaltmadı. Mahkeme başkanı önce 29 Ocak tarihini önerdi. Avukatlar iki haftanın mütalaaya karşı savunmaları hazırlamak için çok kısa bir süre olduğunu belirtti. Mahkeme başkanı duruşmanın 1 ay sonra görülmesine karar verdi.

14. Standing - Nov. 28, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında gözaltı kararı çıkardı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı ise 2 Ocak’ta tutuklandı. Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti. 31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem Gazetesi’nin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia edildi. “PKK/KCK/HPG/MLKP/KONGRA-GEL mensubu” olduğu iddia edilen kişiler hakkında gazetede yayımlanan haberler bu iddiaya delil olarak sunuldu. Gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” suçlaması yönelten savcı Tepe, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait altı kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine sekiz yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarın “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak” gösterdiğini, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirdiğini ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Necmiye Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.

Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Davanın 28 Kasım 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması bekleniyordu. Ancak duruşma savcısı izinde olduğu için duruşma 13 Ocak 2020’ye ertelendi.



Next Trial: Jan. 13, 2020, 10 a.m.


Abdullah Ok başkanlığında üye hakimler Emre Çakır ve Murat Tuncer’den oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla duruşma başladı. Sanıklardan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyesi Necmiye Alpay, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Eş Genel Yayın Yönetmeni, avukat Eren Keskin duruşmaya katıldı.

Katılan sanık ve avukatların tutanağa geçirilmesinin ardından mahkeme başkanı, geçici olarak atanan duruşma savcısı Orhan Biçicioğlu’na mütalaasını sordu. Savcı, bu kapsamlı dosyaya bakan savcının izinde olduğunu söyleyerek ek süre talep etti.

Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine yargılanan gazeteciler, bu aşamada bir söyleyecekleri olmadığını ifade etti.

Eren Keskin ise sözlerinin tutanağa geçmesini istediğini söyledi ve 28 Kasım 2015’te öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’yi anarak konuşmaya başladı. “Dava üç yıldır devam ediyor. Bugün mütalaa verilecek diye geldik, üç yıldır bekliyoruz. Duruşma günü belliydi, hepimiz hazırlandık. Bir sonraki duruşmanın yakın bir tarihe verilmesini talep ediyorum” dedi.

Avukat Erdal Doğan da en baştan beri beraat istediklerini, mütalaanın bir an önce verilmesini beklediklerini söyledi.

Mahkeme başkanı, duruşmaya ara vermeden kararını açıkladı.


Duruşmaya bakan savcı izinde olduğu için Cumhuriyet Savcılığı’nın ek süre talebini kabul eden mahkeme, bir sonraki duruşmanın 13 Ocak 2020’de görülmesine karar verdi.


Duruşma öncesi:

Çağlayanda’ki İstanbul Adliyesi binasının 4. katındaki ağır ceza mahkemelerine açılan barikatlarda görevli güvenlik görevlileri değişmişti. Duruşma öncesi gözlemcilerin ve basının barikatlardan geçişinde bir sorun yaşanmadı.

Duruşma salonunun önü avukatlar, gazeteciler ve gözlemcilerle doluydu.

Duruşmaya katılım:

Duruşmayı izlemeye yurtdışından gelen heyetler arasında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists, EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (International Federation of Journalists, IFJ), Uluslararası Basın Ensttitüsü (International Press Institute, IPI), gazeteciler Tim Dawson, Marta Barcenilla Escaño, hukukçu Anna Adamska – Gallant vardı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Medya ve Hukuk Derneği (MLSA) ve Mezopotamya Ajansı’ndan gazeteciler de duruşmayı izledi.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu yaklaşık 35 kişilikti. 3-4 kişi duruşmayı ayakta izledi.

Kürsüde mikrofon olmasına rağmen mahkeme başkanının ve savcının konuşmaları izleyicilerin bulunduğu bölümden güçlükle duyuluyordu.

Duruşma:

Duruşma 10.42’de başladı. Yaklaşık 13 dakika sürdü.

Mahkeme başkanı ve duruşma savcısı bu duruşmada değişmişti. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti üyesi olan hakimlerden biri mahkemenin yeni başkanı olarak görev yapıyordu. Bu duruşmada mütalaasını vermesi beklenen savcının ise izinde olduğu belirtildi.

13. Standing - July 3, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Nov. 28, 2019, 10:30 a.m.


Duruşma, önceki celse belirtildiği gibi 09.30’da başladı. Yaklaşık 5 dakika süren duruşmada sanıklar Eren Keskin ve Necmiye Alpay ile 6 avukat hazır bulundu. Duruşmada, ilk olarak Eren Keskin söz alarak, beraatını istedi. Necmiye Alpay’da söz alarak beraatını talep etti. Ardından söz alan Avukat Erdal Doğan, davanın çok uzadığını dile getirerek, yargılanan herkesin beraatını talep etti. Doğan, dava ile düşünce ve ifade özgürlüğünün yargılandığının belirtti.

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayarak, mahkeme heyetine sunmak için ek süre talep etti.


Mahkeme heyeti, savcının süre talebini kabul etti. Duruşma 28 Kasım 2019 tarihine, saat 10.30’a ertelendi.


Mahkeme Salonu Koşulları

Duruşmanın yapıldığı salon normal büyüklükteki bir duruşma salonuydu. SEGBİS için iki ayrı TV ekranı kuruluydu. İzleyci, avukat ve sanıklar hakkında da oturma yerleri mevcuttu.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı izleyen kimse olmadı.

Genel Gözlemler

Yaklaşık beş dakika süren duruşmada olağanüstü herhangi bir durum yaşanmadı.

12. Standing - April 10, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin dokuz yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: July 3, 2019, 9:30 a.m.


Saat 10:25’te duruşmanın başlaması için Ahmet Uğuz başkanlığındaki mahkeme heyeti tutuklu yargılanan imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’ya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmak istedi. Ancak Sancılı’nın tutulduğu Edirne Cezaevi’ne yapılan görüntülü aramaya cevap veren cezaevi görevlisi, “Sancılı’nın duruşmaya katılmak için kurumdan (cezaevi yerleşkesinden) ayrıldığını” söyledi.

Salonda yaşanan kısa süreli şaşkınlığın ardından mahkeme heyeti salondan ayrıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra, saat 10.40’ta, tutuklu sanık Sancılı’nın adliye nezaretinde tutulduğu anlaşıldı. Sancılı saat 10.53’te kelepçeli bir şekilde mahkeme salonuna getirildi ve duruşma başladı.

Sancılı, dosyadaki dijital materyallerin kendisine ulaştırılmadığını ve bu nedenle inceleyemediğini söyledi. Tahliyesini talep etti.

Tutuksuz yargılanan Eş Genel Yayın Yönetmeni ve avukat Eren Keskin “Bu gazetenin yayın yapmasını desteklemek için künyedeki genel yayın yönetmenliği hanesine ismimi yazdırdım, suç olduğunu da düşünmüyorum” diye konuştu.

Duruşmada hazır bulunan iki sanığın ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, imtiyaz sahibi Sancılı’nın başka bir davadan hüküm giydiğini ve “kaçma şüphesinin” ortadan kalktığını söyleyerek, bu davadan tahliyesini istedi.

Kılıç dosyadaki dijital inceleme raporlarına da değindi. Özgür Gündem’in içinde bulunduğu 6 katlı binanın tamamında arama yapıldığını ancak binanın sadece ikinci katının Özgür Gündem’e ait olduğunu söyleyen Kılıç “Kayyum her şeye el koyduğu için bu malzemeleri inceleyip kime ait olduğunu belirleyemiyoruz” dedi.

Kılıç ayrıca Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyasının İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ana davayla birleştirilmesini talep etti; tek tek farklı mahkemelerde görülen tüm bu davaların gazetenin yayın politikası ile ilgili olduğunu ifade etti.

Kılıç’ın ardından, Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan söz aldı. Avukat Doğan, müvekkilinin evinde yapılan arama sonucu el konulan ve iddianamede sıralanan “malzemelerin” suç teşkil etmediğini ve tamamen yasal olduğunu söylerken, bu malzemeler arasında çok sayıda kitabın da sıralandığını ifade etti, “Bir yazarın evinde bu kitapların bulunması normaldir” dedi.
Duruşma savcısı, dosyanın geldiği aşama ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak Kemal Sancılı’nın tahliyesini mütalaa etti.

Duruşmaya karar için ara verildi.


Mahkeme, avukatların talebi üzerine Eş Genel Yayın Yönetmeni Eren Keskin’in İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyanın Özgür Gündem ana davasıyla birleştirilmesi talebini kabul ederek, bu konuda 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

Ayrıca 11 Mayıs 2018’den bu yana tutuklu bulunan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başka bir davada hakkında verilen mahkumiyet kararı Ocak 2019’da kesinleşen Özgür Gündem gazetesi imtiyaz sahibi Kemal Sancılı’nın bu davadan tahliyesine karar verildi.


Duruşmaya Katılım

Duruşmaya tutuksuz sanıklardan sadece avukat Eren Keskin katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşmanın saat 9:45’te başlaması öngörülüyordu. Önceki beş duruşmanın sarkması nedeniyle saat 10:25’te duruşma salonuna girildi. Ancak önce SEGBİS’le bağlanılmaya çalışılan tutuklu sanık Sancılı’nın cezaevinde değil, adliyede olduğu anlaşılması 15 dakika sürdü.

Sancılı saat 10:53’te duruşma salonuna getirildi ve duruşma başladı. Yedi dakika süren duruşmanın ardından saat 11:00’da karar için ara verildi. Saat 11:08’de karar açıklandı ve duruşma sona erdi.

11. Standing - Jan. 17, 2019


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede 4 köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: April 10, 2019, 9:15 a.m.


Başlaması saati 09:15 olarak belirlenen duruşma, önceki duruşmadaki sarkma nedeniyle saat 09:35’te başladı.

Taraflar ve izleyiciler salona alındığında Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Abdullah Ok, ve Emine Çakır’dan oluşan mahkeme heyeti ve duruşma savcısı Aydın Boztaş kürsüdeki yerlerini almıştı. Mahkeme heyeti başkanı katılanları belirleyerek zapta geçirdikten sonra, dosyaya ilişkin gelişmeleri duyurdu.

Tutuksuz yargılananlardan İnan Kızılkaya karar için ara verildiği sırada duruşmaya geldi; Kemal Sancılı ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

Başkan Ahmet Uğuz, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İnan Kızılkaya ve Kemal Saygılı hakkında, 2017/77 esas sayılı dosyanın, bu yargılama ile irtibatı nedeniyle dosyanın birleştirilmesi için muvaffakiyetlerini sorduğunu belirtti. Mahkeme heyeti başkanı, dosyanın geldiği aşama nedeniyle, yargılamanın söz konusu dosya ile birleştirilmesine muvaffakiyet vermediklerini açıkladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emanetince, soruşturma başladığı sırada el konulan materyallerinin yargılananlara iade edildiğini bildiren mahkeme heyeti başkanı, emniyetin dijital materyallerin incelenmesine ilişkin raporunun da geldiğini ifade etti.

Ardından Kemal Sancılı’nın tutuklu bulunduğu cezaevine SEGBİS bağlantısı yapıldı. Bağlantının beklendiği sırada mahkeme heyeti başkanı Ahmet Uğuz ve üyelerden Dr. Abdullah Ok, yer olmadığı için müştekilere ayrılan kısma oturan Avukat Erdal Doğan ile şakalaştı ve bir başka dava hakkında sohbet etti.

Ardından SEGBİS bağlantısı sağlanınca heyet başkanı sanıklardan Kemal Sancılı’ya dijital materyallerin incelenmesine ilişkin rapora karşı beyan ve savunması olup olmadığını sordu. Cezaevine ulaşmadığı için raporu inceleme ve avukatlarıyla bu konuda görüşme fırsatı bulunmadığını söyleyen Sancılı, tutuklu kaldığı sürenin göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Ardından avukatlar söz aldı. İlk olarak beyanda bulunan tüm sanıklar müdafi Özcan Kılıç, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı için 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce sorulan birleştirme görüşüne olumlu yanıt verilmesini talep etti ve müvekkilleri hakkında bir birleştirme talebinin daha bulunduğunu ifade etti.

Ardından dijital materyallerle ilgili beyanda bulunan Avukat Özcan Kılıç, henüz raporu inceleyemediklerini, çok hacimli bir rapor olduğunu belirterek, şu hususları bildirdi:

“Özgür Gündem gazetesinin bulunduğu bina dört katlı ve gazete bu binanın sadece iki katında. Polis baskını gerçekleştiğinde binanın tamamı mühürlendi ve polis o binada gazete dışında bulunan 2-3 şirketteki bilgisayar ve dijital materyallere de el koydu. Dolayısıyla bu gelen raporda hangi bilgisayar ve dijital materyallerin Özgür Gündem’e ait olduğunu belirleyip, inceledikten sonra savunma yapacağız.”

Avukat Kılıç bu konuda mahkemeden süre istedi.

Özcan Kılıç, müvekkillerinden Kemal Sancılı’nın tutukluluğunun da artık infaza dönüştüğünü ifade ederek tahliyesini talep etti.

Daha sonra Necmiye Alpay’ın müdafilerinden Avukat Adil Demirci söz aldı ve dijital materyallerle ilgili raporda kendileriyle ilgili bir husus bulunmadığını, bu aşamada bir talepleri olmadığını dile getirdi.

Eren Keskin ve İnan Kızılkaya’nın müdafilerinden Avukat Gülizar Tuncer de dijital materyallerin incelemesine ilişkin rapora ilişkin savunmalarını incelemelerini müteakiben yapacaklarını belirterek süre talep etti.

Ragıp Zarakolu ile Bilge Aykut Contepe’nin avukatı Sennur Baybuğa da bu aşamada bir talep ve beyanları olmadığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan ise, yargılamanın müvekkilinin yaşamı üzerindeki olumsuz etkisinden söz ederek, şu ana kadar verdikleri dilekçelerin iddianameye yönelik savunmalarını içerdiğini belirtti ve CMK’nın 223. maddesinde düzenlenen “derhal beraat kararı” verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti daha sonra savcının mütalaasını alarak ara karar için duruşmaya ara verdi.


Mahkeme heyeti Kemal Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bunun gerekçesi olarak da sanığın adli kontrol tedbirini ihlal ederek, Yunanistan sınırında bir botta üç kişiyle birlikte yurt dışı kaçma hazırlığında yakalanmasını, kaçma şüphesinin yanı sıra kuvvetli suç şüphesi bulunmasını gösterdi. Tutukluluğun devamı yönündeki karara İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazda bulunulabileceği hatırlatıldı.

Dijital materyallere ilişkin rapora karşı savunma yapabilmeleri için avukatlara süre tanınmasına hükmeden mahkeme, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı hakkındaki birleştirme taleplerinin de avukatlarının beyanı dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesine karar verdi.

Tutukluluk incelemesinin 14 Şubat ve 15 Mart 2019 tarihlerinde heyetçe dosya üzerinden yapılması kararını veren mahkeme duruşmayı, 10 Nisan 2019 tarihine, saat 09:15’e bıraktı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesinde herhangi bir basın açıklaması, destek ya da protesto gösterisi yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunun fiziksel koşulları izleyiciler için yeterliydi ancak dokuz sanık bulunan davada savunma avukatlarına ayrılan bölüm yetersiz kaldı. Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, müşteki avukatlarına (bu davada müşteki yok) ayrılan tarafa, savunma avukatlarının karşısına oturdu. Bu durum mahkeme heyeti başkanı ve üyeler ile avukat Doğan arasında şakalaşmalara yol açtı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmayı yargılananlardan Aslı Erdoğan’ın annesi ile destek için gelen birkaç kişi ve gazetecilerden oluşan yaklaşık 15 kişi takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşmada herhangi bir gerginlik yaşanmadı. Duruşmayı izleyenlere ve duruşma salonunda dizüstü bilgisayar gibi aygıtların kullanımına bir sınırlama getirilmedi.

10. Standing - Oct. 10, 2018


Özgür Gündem gazetesi 16 Ağustos 2016’da İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca başlatılan 2016/95651 No’lu soruşturma kapsamında gazetenin 9 yöneticisi ve yazarı hakkında da gözaltı kararı çıkarıldı. Polis tarafından gazetenin İstanbul’daki binasına baskın düzenlendi.

Hakkında gözaltı kararı çıkarılan dokuz kişi; Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ile Yayın Danışma Kurulu Üyeleri Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu ve Bilge Aykut Contepe’ydi.

Aslı Erdoğan 19 Ağustos’ta, İnan Kızılkaya ve Bilir Kaya 22 Ağustos’ta, Necmiye Alpay gözaltı kararına istinaden teslim olduğu 31 Ağustos’ta, Kemal Sancılı 2 Ocak’ta tutuklandı.

Eren Keskin, 25 Ağustos 2016’da gözaltı kararına ilişkin ifade vermeye gittiği savcılıkça tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Aynı gün mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Bilir Kaya 29 Aralık 2016’da, İnan Kızılkaya ve Kemal Sancılı 31 Aralık 2017’de tahliye edildi. Kemal Sancılı 11 Mayıs 2018’de tekrar tutuklandı.

Cumhuriyet Savcısı Umut Tepe 2016/4148 No’lu iddianameyi 9 Kasım 2016’da tamamladı. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 23 Kasım 2016’da kabul etti.

31 sayfalık iddianamede Özgür Gündem gazetesinin, “PKK/KCK terör örgütünün basın organı olarak hareket ettiği” iddia ediliyor. Bu iddianın dayanağı olarak da PKK/KCK/HPG/MLKP/ KONGRA-GEL mensubu olduğu belirtilen kişiler hakkında gazetede yer alan haberler sıralanıyor.

Bu şekilde gazeteyi, “PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü” olmakla suçlayan savcı, gazetenin yazar ve yöneticileri hakkında ise şu “akıl yürütmeyi” yapıyor: “İdeolojisi PKK/KCK terör örgütünün sözcüsü olan bir gazetede bilerek İmtiyaz Sahibi/ Yayın Danışma Kurulu Üyesi olarak yer almasının örgütün nihai amacını desteklediği, örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı olduğu…”

Savcı, Abdullah Öcalan ve Duran Kalkan’a ait 6 kitap ile gazete binasındaki aramada bulunan Abdullah Öcalan resmi ve Kürt siyasi tarihi üzerine 8 yayını da iddialarının delilleri arasına koydu.

İddianamede Aslı Erdoğan’ın dört köşe yazısına yer veren ve bunlardan alıntı yapan savcı, yazarı, “terör örgütü mensubunu sivil vatandaş olarak göstermek”, güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonlarını eleştirmek ve “güvenlik güçlerinin sivil halkı katlettiği algısını okuyucuya aktardığını” belirtiyor. Savcı, Erdoğan’ın yazılarından yaptığı çıkarsama ve onun eleştirilerinden hareketle de “PKK/KCK terör örgütünün nihai amacını desteklediği ve örgüt adına hareket ettiği” suçlamasını öne sürüyor.

Necmiye Alpay’ın ise “Kendi Özgürlüğünü Kendisi Yaratan Gazete” başlıklı 5 Haziran 2016 tarihli yazısına iddianamede yer veren savcı, yazıdaki “Özgür Gündem geleneği, kirli savaşın önde gelen kurbanlarından biri” şeklindeki ifade nedeniyle suçlamalarda bulunuyor. Savcı, Alpay’ı, “Özgür Gündem gazetesinin savunuculuğunu yaparak terör örgütünün yayın organı olarak hareket eden gazeteyi ve gazetenin geçmişini sahiplenmek” ile suçluyor.

İddianamede dört köşe yazısına yer verilen Eren Keskin de alıntı yapılan bu yazılarında “PKK/KCK propagandası yapmak”, “militanca beyanlarda bulunmak” ve “örgüte taraftar toplamaya çalışmak” ile suçlandı. Bir dönem gazetenin Eş Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Keskin’in, PKK/KCK yöneticilerinin gazetede mahlasla yazı yazdığı yönünde bilgisi olmadığı da iddianamede yer aldı. Savcı, ifade zaptından “terör örgütü” ifadesinin çıkarılmasını isteyen ve bir hak savunucusu olarak hiçbir örgüt için bu nitelemeyi kullanmadığını açıklayan Eren Keskin ile ilgili, “terör örgütünün kalem silahşörü” ifadesini kullandı.

Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun da suçlamalara dayanak oluşturulan yazılarına yer verilen iddianamede, Genel Yayın Yönetmeni Bilir Kaya’nın PKK/KCK örgütünün yöneticileri hakkındaki haberleri neden yaptıkları sorusuna yanıt olarak anlattığı anlaşılan ifadelerine yer verildi. Ayrıca Bilir’in, haber kaynaklarıyla ilgili yöneltildiği anlaşılan bir soruya cevabıyla, gazete binasında bulunan kitaplara ilişkin açıklaması da iddianamede yer aldı.

İddianamede, gözaltına alındığı ve nezarethaneye götürüldüğü süreçte kolluğun hakaret ve darbına uğradığını anlatarak kayda geçirdiği savunmasına yer verilen İnan Kızılkaya’nın, “Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olmasının dahi örgütün nihai amacını desteklediğinin ve örgüt adına hareket ettiğinin kanıtı” olduğu ileri sürüldü.
Davanın görülmesine 29 Aralık 2016’da İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.

Yargılananlardan Aslı Erdoğan savunmasında, gazetenin yayın politikasının belirlenmesinde bir yetki ve sorumluluk taşımadığını, sadece yazılarından sorumlu olduğunu anlatarak, gazetenin künyesinde Danışma Kurulu Üyesi olarak adının bulunmasına rağmen fiilen bu görevi yapmadığını söyledi. Gazetede mahlas ile yazan kişileri bilme olanağı bulunmadığını anlatan Erdoğan, savaş karşıtı, anti militarist olduğunu, meşru müdafaa için dahi olsa insan öldürmeyi kabul etmediğini belirterek, suçlamaları reddetti.

Gazeteci olduğunu, habercilik kurallarına uyduğunu savunmasında anlatan İnan Kızılkaya ise, gazetenin PKK’nın yayın organı olduğu yönündeki suçlamaların hiçbir somut delili bulunmadığını işaret ederek, suçlamaları reddetti.

Bilir Kaya ise savunmasında, iddianamedeki suçlamalara konu haber ve yazılardan sadece üçünün kendisinin genel yayın yönetmeni olduğu döneme ilişkin olduğunu anlatarak, bunların da açık kaynaklardan derlenen ve basın özgürlüğü kapsamında habercilik faaliyeti olduğunu anlattı.

Necmiye Alpay da savunmasında, basın özgürlüğünü savunmak için üstlendiği Danışma Kurulu Üyeliği’nin ve Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliğinin sembolik olduğunu belirterek suçlamaları reddetti.

Eren Keskin ise mahkemedeki savunmasında iddianamede yer verilen suçlamalara konu yazılarının tarihlerinin belli olduğunu, o tarihlerde herhangi bir soruşturma açılmadığını hatırlattı. Faili meçhullere karşı olduğunu ve ömründe şiddeti savunmadığını vurgulayarak, üyelik iddiasını ve suçlamaları reddetti.

Bilge Aykut Contepe de davadaki suçlamalara ilişkin savunmasında, gazeteye 5 yıl öncesine kadar ekoloji sayfası hazırladığını, bu çerçevede bir teklif üzerine Danışma Kurulu Üyesi olmayı kabul ettiğini anlattı. Danışma Kurulu olarak hiç toplantı yapılmadığını, görevinin sembolik olduğunu ifade eden Contepe, suçlamaları reddetti.

Özgür Gündem imtiyaz sahibi Kemal Sancılı ise davanın 4. duruşmasında yaptığı savunmasında 2015 yılının Eylül ayından kapandığı tarihe kadar gazetenin imtiyaz sahibi olduğunu anlattı.

Bugüne kadar 10 celsesi görülen davada Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Bilir Kaya 29 Aralık 2016’daki ilk duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldılar. Erdoğan ve Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı tedbirleri ise davanın 22 Haziran 2017’deki duruşmasında kaldırıldı. İnan Kızılkaya ise 31 Ekim 2017’deki duruşmada yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Eren Keskin hakkında uygulanan adli kontrol tedbiri de 22 Haziran 2017’de görülen duruşmada kaldırıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Kemal Sancılı da 31 Ekim 2017’de yurt dışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesinin ardından, Yunanistan sınırındaki askeri yasak bölgede “kaçma hazırlığında” yakalanması üzerine 11 Mayıs 2018’de adli kontrol tedbirine uyulmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklandı.

İkamet ettiği İsveç’te istinabe yoluyla ifadesi alınacak olan Ragıp Zarakol’un hakkındaki yakalama kararı ise 4 Haziran 2018’de kaldırıldı. Davada yargılanan Filiz Koçali hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Davanın 3 Temmuz 2019’da görülen son duruşmasında savcının mütalaasını sunması için süre talebi kabul edilerek, duruşma 28 Kasım 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Jan. 17, 2019, 9:15 a.m.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özgür Gündem Ana Davası’nda mahkeme heyeti, Ahmet Uğuz başkanlığında üye hakimler Ali Özcan ve Emine Çakır’dan oluştu. Duruşma kimlik kontrollerinin yapılması ile başladı. Başkan Ahmet Uğuz, duruşmaya katılanların bilgisinin duruşma öncesinde verilmesini, böylece zaman kaybedilmeyeceğini ifade edince sanık avukatlardan biri itiraz etti. Bunun üzerine başkan Uğuz, “Alınganlık yapmayın. Biz burada yargılama yapıyoruz. Duruşmaya kimlerin geldiğini takip edecek değiliz” dedi. Duruşma boyunca, bu diyalog dışında münakaşa yaşanmadı. Heyet, kısa süren duruşma boyunca mahkemeye karşı ilgiliydi.

Mahkeme başkanı Ahmet Uğuz dijital inceleme raporlarının klasör halinde dosyaya sunulduğunu ifade etti. Avukatlara bu raporların incelenip incelenmediğini sordu. Sanık avukatları raporu henüz inceleme fırsatı bulamadıklarını kaydetti.

Beyanlara geçildi. Dava kapsamında tutuksuz yargılanan gazeteci İnan Kızılkaya, dijital inceleme raporlarını henüz incelemediğini, inceledikten sonra beyanda bulunacağını söyledikten sonra talebi olmadığını ifade etti.

Tutuksuz yargılanan yazar Necmiye Alpay’da raporları henüz incelemediğini söyledi ve “Diyeceğim bir şey yok” diyerek beyanını kısa tuttu.

Tutuksuz yargılanan bir diğer isim Eren Keskin ise şunları söyledi: “Eski beyanımı tekrar ediyorum. Yargılama Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırıdır. İfade özgürlüğümüz ihlal edilmiştir. Kendi yazmamış olduğum bir yazı sebebiyle yargılanıyorum.”

Bu esnalarda tutuklu yargılanan Kemal Sancılı, Edirne F tipi kapalı Cezaevi’nden SEGBİS bağlantısı ile bekletiliyordu. Mahkemenin kendisine söz vermesiyle, salonda bulunanlara selam ve saygılarını iletti. Öncelikle dijital inceleme raporlarının kendisine henüz ulaştırılmadığını bu yüzden inceleme fırsatının oluşmadığını ifade etti. Yazılı ve sözlü beyanını tekrar ettiğini fakat bir ekleme yapmak istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin, basın kanunun 11. Maddesinin incelemesini talep ederek tahliyesini talep etti.

Sanık beyanları alındıktan sonra avukatlara soruldu. İlk sözü sanık müdafii Av. Özcan Kılıç aldı. Kılıç, öncelikle dijital inceleme raporlarının henüz incelemediklerini, incelemeyi yaptıktan sonra beyanda bulunacaklarını belirtti. Avukat Özcan Kılıç, dosyada sanık olmayan birçok insanın dijital eşyalarına el konulduğunu ve bu eşyaların kaybolduğunu, el konulan eşyaların akıbeti için merci bulamadıklarını, İstanbul 5. Asliye Mahkemesine ve 13 Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunduklarını fakat sonuç alamadıklarını ifade ederek mahkemeden iadesini istedi. Kılıç, Sancılı’nın uzun süredir tutuklu bulunduğunu, kaçarken yakalandığı için mahkemenin haklı gerekçeleri olduğunu fakat içerde bulunduğu süre boyunca cezasının infaza dönüştüğünün belirterek tahliyesini talep etti.

Kılıç, bunun dışında Eren Keskin’in yurt dışı yasağına değindi. İstanbul Baro Başkanı Adayı ve İHD Genel Başkanı olan Keskin’in çalışmalarını yapabilmesi için yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti.

Aslı Erdoğan’ın avukatı Erdal Doğan, iddianameden sonra dosyaya giren dijital materyallerin yeni bir delil olarak nitelendirilmesinin CMK’nın 160. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ifade ederek incelemesi biten dijital materyallerin sanığa iadesini talep etti.

Diğer sanık avukatları, raporları ineceledikten sonra beyanda bulunacaklarını, bu aşamada bir diyeceklerinin olmadıklarını söylediler.

Eren Keskin müdafii avukatı Gülizar Tuncel, Eren Keskin için şunları söyledi:
“Eren Keskin 30 yıldır avukatlık yapan bir meslektaşımız. Ailesi, yakınları bu ülkede yaşıyor. Bu topraklardan ayrılacağı yok. Hakkında yürütülen soruşturmalar var. Bir yere gitmedi. Kendisi aynı zamanda baro seçimlerinde baro başkan adayıdır ve İnsan Hakları Derneği’nin eş başkanıdır. İnsan haklarının korunmasına yönelik faaliyetlerine devam edebilmesi için eş başkan olduğu derneğin uluslararası devlet ve kurumların panel, konferans gibi davetlerine katılma yönünde bir takım görev ve zaruretleri vardır. İnsan haklarıyla ilgili yürüttüğü çalışmaları bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Sürdürdüğü avukatlık mesleğinde kamuoyunu aydınlatma görevi vardır. Bundan devlet hoşlanmayabilir ama bu bir sorumluluktur. Bütün bunları yapabilmesi için yurt dışı yasağının kaldırılmasına yönelik talebimizi tekrarlıyoruz.”


Mahkeme heyeti, kararında Sancılı’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Eren Keskin hakkında verilen “yurtdışına çıkış yasağı” şartının kaldırılmasına ve Filiz Koçali hakkındaki yakalama emrinin devamına karar verildi.

Bir sonraki duruşma 17 Ocak 2019 günü saat 09:15’e bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Davanın onuncu duruşması İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceği biliniyordu. 09.45’de başlayacağı duyurulan duruşma 10:30 sularında başladı. Duruşma üçüncü sıradaydı. Mahkeme salonuna güvenlik bariyerlerinde sorun yaşanmadan girildi. Öyle ki girişlerde kimlik dahi sorulmadı. Sanık avukatları, sanıklar ve davayı izleyecek gazeteciler duruşma salonu önündeydiler. Bekleme süreci boyunca sohbetler yapıldı. Giriş güvenliği dışında bekleme salonunda kolluk görülmedi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkemenin görüleceği duruşma salonu katılımın da fazla olmadığı göz önüne alınırsa yeteri kadar büyüktü. Duruşmayı izlemek üzere salon dışında bekletilen olmadı. Salonda SEGBİS bağlantısı için bir adet televizyon ve izleyiciler, avukatlar, sanıklar ve gazeteciler için ayrı ayrı oturma yerleri vardı.

Duruşmaya Katılım

Salonda müdafii avukatları, heyet ve sanıklar dışında 20 kişi kadar izleyici vardı. Duruşmada dava kapsamında tutuksuz yargılanan Necmiye Alpay, Eren Keskin, İnan Kızılkaya ve avukatları hazır bulundu. Sanıklardan Aslı Erdoğan’ın annesi de duruşmayı izleyenler arasındaydı. Tutuklu yargılanan Kemal Sancılı ise hapishaneden SEGBİS ile katıldı. Mezopotamya Ajansı, Evrensel Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) duruşmayı izledi. Duruşma günü ayrıca yine aynı gazeteye destek vermek amacıyla nöbetçi genel yayın yönetmenliği kampanyasına katılan gazetecilerin duruşması olduğu için katılımda bölünmeler yaşandı.

Genel Gözlemler

Davada mahkeme heyetinin sanıkları ve avukatları dinlediği görüldü. Duruşma 10-15 dakika sürdü. Tutuksuz yargılanan sanıklar ve müdafi avukatları beyanlarını kısa tuttu. SEGBİS bağlantısında sorun yaşanmadı. Ara karar için 5 dakika ara verildi. Duruşma tarihi ve saatinin uygun olup olmadığı sorulduktan sonra tarih kesinleştirildi.

Özgür Gündem Main Trial (Indictment)

Özgür Gündem Main Trial 10. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 12. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 13. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 14. Standing (Minutes of the Hearing)

Özgür Gündem Main Trial 15. Standing Download