Zeynep Kuray

KCK Media Trial

20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyasına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci ve medya çalışanı evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alındı.

Kuray da İstanbul’da sabaha karşı gözaltına alınarak, Vatan Emniyet’teki Terörle Mücadele Şubesi’ne (TMŞ) götürüldü. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından yürütülen soruşturma kapsamında “kısıtlılık-gizlilik kararı” alındığı söylenerek gözaltındaki gazetecilere ve avukatlarına suçlamalar hakkında bilgi verilmedi.

Yedi kişi savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Kuray’ın da aralarında bulunduğu 42 gazeteci tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Kuray gözaltı işlemleri sırasında başsavcılığa verdiği ifadede yaklaşık 6 yıldır serbest gazetecilik yaptığını, BirGün gazetesinde muhabir olarak çalıştığını, bazen ANF’ye de haber yaptığını, herhangi bir örgüt ile bağlantısı olmadığını, PKK’nin Basın Komitesi adı altında bir örgütlenmesinin olduğu hususunu inandırıcı bulmadığını söyledi ve suçlamaları kabul etmedi.

24 Aralık 2011’de Kuray ve 35 gazeteci tutuklandı. Kuray, Bakırköy Kadın Cezaevine götürüldü.

İddianame İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından 27 Nisan 2012’de tamamlandı. İddianamede özetle, “KCK/PKK Basın Komitesi” ve “Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekîtiya Ragihandina Demokratik – YRD)” Kürt medyasının yayın politikasını ve haberleri yönlendirdiği savunuldu. İddianamede 44 gazeteci ve medya çalışanı “örgüt yöneticisi olmak” ya da “örgüt üyesi olmak” ile suçlandı.

İddianamede “KCK/PKK’nin Basın Komitesi’nin, örgütün medya ağında hiyerarşiyi sağlamlaştırmak için 2001’den bu yana düzenli toplantılar düzenlediği, Basın Konferansları’nın zamanla YRD Konferansları’na dönüştüğü”, “Basın Komitesi’nin Kürdistan devleti kurulması doğrultusunda yayın politikası oluşturmayı hedeflediği” değerlendirmeleri yer aldı.

Gazetecilik faaliyetleri “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “devletin imajını bozacak haberler”, “Türk devletini sıkıntıya sokacak haberler”, “örgütsel gazetecilik”, “bağımsız bir gazeteci tarafından bu haberlerin yapılmasının mümkün olamayacağı”, “bilgisayarda bulunan fotoğraflarla devlet büyüklerine hakaret edildiği” gibi değerlendirmeler sıralandı.

800 sayfalık iddianamenin 37 sayfasında KCK/PKK yapılanması anlatıldı. Bu bölümde savcının tespitleri ile yakalanan ya da teslim olan üç örgüt üyesinin ve üç gizli tanığın ifadelerine yer verildi. Bunların yanısıra Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmeler ve avukatların kendi aralarındaki yazışmaların dökümleri de yer aldı.
Sonraki 100 sayfada ise Kürt medyasının tarihçesi, 1970’lerden bu yana yayın yapan gazete, dergi, radyo, televizyon ve internet siteleri ve bu medyaların örgütle ilişkisine dair iddialara yer verildi. Başta DİHA, ANF, Azadiya Welat ve Roj Tv olmak üzere birçok medya kuruluşunun “KCK/PKK’nin amaçları doğrultusunda yayın yaptığını iddia eden savcılık, delil olarak bu medya kuruluşlarının birbirinden alıntıladığı haberleri, görüntü, yazı ve röportajlar, gizli tanık ifadeleri, şüpheli ifadeleri ve KCK Sözleşmesi’nde basın-yayınla ilgili bölümler gösterildi.

Gazetecilerin haberleri, gazetecilik faaliyetleri, Roj TV ve ANF gibi medya kuruluşlarıyla çalışmaları ya da haber aktarımı yapmaları suç delili olarak değerlendirildi. İddianamenin 650 sayfası 44 gazeteciyle ilgili bireysel değerlendirmelerden oluştu.

Dicle Haber Ajansı (DİHA), Fırat Basım Yayım Dağıtım Şirketi, Gün Matbaa (Azadiya Welat, Denge Welat, Özgür Gündem, Yeni Demokratik Toplum, Yeni Demokratik Yaşam, Yeni Demokratik Ulus gazeteleri; Özgür Halk, Demokratik Modernite, Yurtsever Gençlik dergilerinin basıldığı matbaa), Fırat Haber Ajansı (ANF), Azadiya Welat gazeteleri, Özgür Gündem ve öncesinde Türkçe olarak yayınlanan günlük ve haftalık gazeteler, Roj Tv, Medya Tv, Mezopotamya Radyo’nun da aralarında bulunduğu çeşitli yayın organları ve haber siteleri “KCK/PKK’nin basın yayın organları” arasında sıralandı.

Zeynep Kuray ile ilgili 38 sayfalık bölüm, iddianamenin 707. Sayfasında başlıyor.

Bu 38 sayfanın 17 sayfasını Kuray’ın ANF’deki haber editörüyle ve haber kaynaklarıyla yaptığı telefon konuşmalarının tapeleri oluşturdu. Kuray’ın telefonu dinlenirken, bir haber kaynağıyla görüşmesi esnasında sivil polisler tarafından fiziki takibe de alındığı da iddianamede ortaya çıktı.

Savcı, dosyada bulunan Kuray’a ait 39 adet telefon görüşmesinin incelenmesi sonucunda, Kuray’ın “(ANF editörü) İsmet Kayhan’a bağlı olarak çalıştığını” iddia etti. Kuray’ın “örgütün amaç ve hedeflerinin paralelinde haberler yapmaya özen gösterdiğini” öne süren savcı, Kuray’ın “Türk Devletini sıkıntıya sokacak, kamuoyu önünde küçük düşürecek haberler peşinde koştuğu, bunu da talimatlata göre yaptığı” gibi değerlendirmelerde bulundu.

İddianamede yer verilen Kuray imzalı ANF haberleriyle ilgili değerlendirmelerde “haberin ANF’de yayınlandığı”, “haberin Zeynep Kuray tarafından yapıldığı” gibi açık bilgiler tekrarlandı. İddianame savcısuu Bilal Bayraktar, Kuray’ın haberleri için “örgütsel haber” tanımını kullanırken, Kuray’ın “kamuoyunda karışıklığa yol açacak, toplumu provoke edecek haberler yapmaya çalıştığını” ve “toplumsal olaylarda ANF görevlisi olarak yer alarak, propaganda yapan haberlere kaynaklık yaptığını” savundu.

Ev aramasında ele geçirilen malzemeler iddianamede şöyle sıralandı: * Laptop, hard disk, flash bellek, hafıza kartı, el yazısı notlar, 20 not defteri, CD/DVD’ler, ajanda, cep telefonui sim kart * CD kabı içinde, üzerinde “Mehmet Arık” yazılı, imzalı döküman * Abdullah Öcalan’a ait “Kürdistan’da Halk Kahramanlığı”, “Demokratik Uygarlık Manifestosu”, “Kapitalist Uygarlık”, “Özgürlük Sosyolojisi” başlıklı kitaplar * Kürdistan Ulusal Kurtuluş Problemi ve Çözüm Yolu başlıklı kitap

Kuray’ın muhabirlik yaptığı ANF’nin haber müdürü ve haber kaynaklarıyla takip ettiği/araştırdığı haberler konusunda yaptığı telefon görüşmelerinin tapeleri iddianamede şöyle sıralandı:
1- 18 Aralık 2011’de ANF haber müdürü İsmet Kayhan’ın Zeynep Kuray’ı arayarak, Bingöl’de öldürülen ve İstanbul Adli Tıp’a getirilen HPG’lilerin cenazeleriyle ilgili haber kaynaklarından bilgi almasını istediği telefon konuşması.
2- 18 Aralık 2011’de Kuray’ın Kayhan’dan sonra Adli Tıp’ta çalışan haber kaynağı ile telefon görüşmesi. İddianamede Kuray’ın haber kaynağının ismi ifşa edildi.
3- 18 Aralık 2011’de Kuray’ın Adli Tıp’ta görevli doktorla buluşma yerini konuşmak için yaptığı telefon görüşmesi.
İddianameye göre, bu telefon görüşmelerinin ardından Kuray sivil polisler tarafından takip edilmeye başladı ve fiziki takip sırasında Kuray ile doktorun buluşması kayda alındı. Polisler Kuray ve haber kaynağını saat 17.50’den 23.55’e kadar takip etti.
4- 18 Aralık 2011’de Kuray’ın ANF editörü Kayhan’ı arayarak haberi yolladığını söylediği telefon görüşmesi.
Saat 17.50’den 23.55’e kadar Kuray’ın her hareketinin listelendiği iddianamede 1-2-3-4 nolu tapelerle ilgili değerlendirmede “Kuray’ın topladığı bilgilerin ANF isimli haber ajansına iletmesi sonucunda”, “8 HPG’linin cenazesi neden İstanbul’a götürüldü?” başlığıyla haberleştirildiği söylenirken, haberin iki paragrafına yer verildi. Kayhan’ın “Basın Komitesi Avrupa Sorumlusu ve aynı zamanda ANF yöneticisi” olduğu iddia edildi. Kuray da “Kayhan’ın talimatı üzerine” haber kaynağına ulaşmakla suçlandı. Kuray’ın haber kaynağından “kaynağım” şeklinde bahsettiği de iddianamede vurgulandı. “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kimyasal silah kullandığına dair kamuoyunu manipüle edecek, halkın bir bölümünü devlete karşı kışkırtacak bir haberin yapıldığı” ifadeleri kullanıldı.
5- 25 Ekim 2011’de Van Belediyesi’nden bir kişinin Van depremine yardım kampanyası hesap numaralarıyla ilgili bilgi verdiği ve güncellenen hesap numaralarını ANF ve Roj Tv’ye iletmesini istediği telefon görüşmesi.
6- 25 Ekim 2011’de Kuray’ın 5 nolu tapedeki bilgiyi ANF editörü Kayhan’a aktardığı ve Kayhan’ın bu bilgi güvenilir olmadığı için hesap numaralarını ANF’de yayınlamayacağını söylediği telefon görüşmesi. Görüşmede Kayhan’ın “Sen gazetecisin. Sen haberini attın. Ben girmiyorum haberini. Bu kadar” dediği görülüyor.
Savcı 5-6 numaralı tapelerle ilgili değerlendirmesinde, “Kuray’ın örgüte müzahir kitleye duyurulmak amacıyla kendisine ulaştırılan hesap numarasını örgütün Avrupa sorumlusu Kayhan’a bildirdiği” ifadelerini kullanıyor.
7- 25 Ekim 2011’de Kuray’ın bir kişiyi arayarak “seni yurtdışından televizyon arayacak” dediği kısa telefon görüşmesi.
Savcılık değerlendirmesinde “örgütün yurtdışından yayın yapan Roj Tv’den kendisini arayacaklarını haber verdiği” şeklide yer aldı.
8- 6 Kasım 2011’de Kuray’a gelen bir toplu bayram mesajı. Mesajda Van depreminden bahsediliyor.
Savcı değerlendirmesinde “Van ilinin de içinde olduğu bölgenin Kürdistan olarak nitelendirildiği görülmüştür” dedi.
9- 25 Kasım 2011’de Kuray’ın ANF editörü Kayhan’ı arayarak KCK operasyonunda gözaltına alınan üç avukata savcılık sorgusunda avukat hakkı tanınmadığını bildirdiği ve savcının ismini verdiği telefon görüşmesi.
Savcı Kuray’ın KCK soruşturması boyunca “adliyede bulunduğunu, savcılıkla şüpheli müdafiileri arasında yaşandığı iddia edilen sorunları eş zamanlı olarak örgütün yayın organına bildirdiğini” söyledi. Kuray’ın telefonda “savcı pislik yapıyor” dediği vurgulandı ve “soruşturma savcısının ismini vermek suretiyle örgütün yayın organlarınca savcının hedef gösterilmesine sebebiyet verdiğini” savundu.
10- 5 Temmuz 2009’da Kuray’ın DİHA’dan bir muhabiriyle takjip edecekleri eyleme dair konuşması.
Savcılık değerlendirmesinde, eylemde “PKK/KONGRA-GEL lehine slogan atıldığı”, molotof atıldığı söylenirken, Kuray’ın “bu eylemi önceden haber almak suretiyle DİHA sorumlusuna ilettiği” savunuldu.
11- 11 Aralık 2009’da Kuray’ın bir DİHA muhabirine eyleme gelip gelmeyeceğini sorduğu telefon görüşmesi.
Savcılık bu eylemde DTP il binası önünde toplanan 50-60 kişinin Öcalan lehine slogan attığını, trafiği yola kapattığını ve çevik kuvvet tarafından dağıtıldığını belirtti.
12- 27 Aralık 2009’da DİHA’dan bir muhabirle takip edecekleri bir eyleme dair telefon görüşmesi.
Savcı Kuray’ın DİHA muhabirini “eyleme yönlendirdiğini”, basın açıklamasının ardından eylemcilerin bir kısmının görevlilere taş ve molotofla saldırdığını, bir TOMA’nın yandığını söyledi.
13- 3 Ocak 2010’da bir DİHA muhabiri ile haber takibi yapılacak bir eylemle ilgili telefon görüşmesi.
Savcı “bu kez DİHA sorumlusunun eyleme Kuray’ı yönlendirdiğinin görüldüğü” değerlendirmesinde bulundu.
14- 30 Temmuz 2011’de Kuray’ın bir kişiyi arayarak, ANF’de yayınlanan “Arşivlerden derlediğimiz bu fotoğraflar 1984-99 yılları arasındaki gerilla mücadelesinden kesitler içeriyor” başlıklı haberdeki toplu fotoğrafta kızının olup olmadığını sorduğu telefon görüşmesi.
Savcı, bu haberde örgüt üyelerine ait 74 fotoğrafın yayınlandığını söylerken, “Kuray’ın X isimli şahsı bu fotoğraflara bakması için aradığı, bu şahsın Havin ismindeki bir kızı ile ilgili görüşme olduğu görülmüştür” ifadelerini kullandı.
15- 30 Temmuz 2011’de Kuray’ın aradığı şahsın onu geri arayarak, erkek kardeşinin fotoğrafta olduğunu söylediği, Kuray’ın da fotoğrafın yüksek çözünürlüklü versiyonunu ANF’den temin edebileceğini söylediği konuşma.
Savcı, Kuray’ın “terör örgütü mensuplarının fotoğrafını gösterdiği, söz konusu fotoğrafları ‘müdürüm’ dediği Kayhan’dan temin edebileceğini söylediği görülmüştür” dedi.
16- 2 Kasım 2011’de Kuray’ın ANF’den Erdal Er’i arayarak, kendisinin ANF muhabiri olduğunu yanında bulunan BDP Van milletvekili Özdal Üçer’e teyit etmesini istediği telefon görüşmesi.
Savcı “ANF’de çalışan Erdal’ın Kuray’ın verdiği haberle ilgili Özdal Üçer’e bilgi verdiği, Üçer’in Kıray’ı tanımadıklarını söylemesi üzerine, Erdal’ın ‘tamam bir şey yok, bizim arkadaşımız’ diyerek Zeynep’i refere ettiği görüşmüştür” dedi.
17- 11 Aralık 2011’de ANF editörü Kayhan ile önce haberler ve yol masraflarıyla ilgili yapılacak ödemeyle ilgili, ardından da habercilik refleksi ve haber öncelikleriyle ilgili yaptıkları telefon görüşmesi.
Savcı Kuray’ın “halk için çalıştığını, sadece para için çalışmadığını söylediğini” belirtirken, “Kuray’ın örgütsel haberler yapmaya çalıştığını ifade ettiğini” de ekledi.
18- 13 Aralık 2011’de Kuray’ın ismi belirtilmeyen bir kişiyle yaptığı kısa görüşme.
Savcı Kuray’ın konuştuğu kişinin kod isim kullandığını söyledi.
19- 14 Aralık 2011’de ANF haber müdürü ile ANF’ye gönderdiği haberlerin geç girildiğine dair telefon görüşmesi.
Savcı, Kuray’ın görüştüğü haber müdürünün “örgütün yine Avrupa’da önemli üyelerinden” olduğunu savundu.
20- 17 Aralık 2011’de ANF editörü Kayhan ile “Devlet terörüyle 40 günlükken tanıştı” başlıklı haberi yolladığına ve o esnada araştırdığı diğer haberlere (bunlardan biri THY’de taciz iddiası, diğerleri anlaşılmıyor) ilişkin telefon görüşmesi.
Savcı, Kuray’ın “Kayhan’ın talimatıyla haber yaptığı, haberlerinde genel amacın Türk Devletini zora sokacak, küçük düşürecek haberler olduğu” değerlendirmesinde bulundu.
21- 18 Aralık 2011’de İstanbul Adli Tıp’a HPG’lilerin cenazelerinin getirilmesini araştırırken H. isimli, kim olduğu belirtilmeyen bir şahısla yaptığı telefon görüşmesi.
Savcı, Kuray’ın “örgüt mensuplarının ne şekilde öldükleri ve niye İstanbul’a getirildiklerini araştırdığını, ölen kişilerden gerilla diye bahsettiğini” belirtti.
22- 18 Aralık 2011’de İstanbul Adli Tıp’a HPG’lilerin cenazelerinin getirilmesini araştırırken başka bir haber kaynağıyla yaptığı telefon görüşmesi.
Savcı “yine aynı konuyu takip ettiği görülmüştür” değerlendirmesinde bulundu.
23- 19 Aralık 2011’de ANF editörü İsmet Kayhan’a Adli Tıp’a getirilen cenazeler hakkında topladığı bilgileri ilettiği görüşme.
24- 19 Aralık 2011’de Adli Tıp’a getirilen cenazeler hakkında başka bir kaynakla yaptığı görüşme.
25- 19 Aralık 2011’de ANF editörü Kayhan’ı arayarak, Öcalan’ın avukatlarının darp edilmesiyle ilgili bir haber gönderdiğini söylediği telefon görüşmesi.
Savcı, Kuray’ın “kamuoyunda karışıklığa yol açacak, toplumu provoke edecek haberler yapmaya çalıştığını” savundu.

Kuray’ın e-postaların incelenmesine ilişkin bölümde, ANF editörü Kayhan ile e-posta aracılığıyla yaptığı 3 görüşmeye ve Kayhan’ın başka bir gazeteciye Kuray’ın Alp Kuray’la akrabalık ilişkisini sorduğu bir e-posta görüşmesine iddianamede yer verildi.
Savcı, Kayhan’ın Zeynep Kuray’a “Zeynep” diye hitap etmesi ve Kuray’ın haber kaynaklarıyla konuşurken “Fırat Haber Ajansı’ndan Zeynep Kuray” olarak kendisini tanıttığını vurguladı.
Kuray’ın Kayhan ile 1356 kez MSN üzerinden iletişime geçtiği, KCK Basın dosyasındaki 18 gazetecinin daha Kayhan ile irtibatta olduğu ifade edildi.

Kuray’ın örgüt propagandası içerdiği iddia edilen haberleri şöyle sıralandı:
1- 30 Nisan 2011’de ANF’de yayınlanan “Kamuoyu sahip çıkmazsa, katil polis aklanacak” başlıklı haberi.
2- 10 Ekim 2011’de ANF’de yayınlanan “İşte KCK Suçları: Çadır kurmak, namaz kılmak, açıklama yapmak” başlıklı haberi.
3- 15 Aralık 2011’de ANF’de yayınlanan “PKK’li tutsak Hüseyin Karakaş’a sürgün eziyeti” başlıklı haberi.
4- 8 Aralık 2011’de ANF’de yayınlanan “Varolmayan örgütten tutuklandılar” başlıklı haberi.
5- 5 Aralık 2011’de ANF’de yayınlanan “Cezaevinde jiletli bıçaklı işkence” başlıklı haberi.
6- 1 Aralık 2011’de ANF’de yayınlanan “Savcının itiraz gerekçesi: Şansımızı deneyelim dedik” başlıklı haberi
7- 28 Kasım 2011’de ANF’de yayınlanan “Kılıç: Avukatlar talimat aldı ise neden Öcalan’la görüştürüldü?” başlıklı haberi
8- 27 Kasım 2011’de ANF’de yayınlanan “Avukatların şoförüne Tuncay Günay soruları” başlıklı haberi.
9- 18 Kasım 2011’de ANF’de yayınlanan “Ercan Kanar: Türkiye gözaltı devletine dönüştü” başlıklı haberi.
Savcı, haberlerdeki “ortak paydanın”, örgüt propagandası yapılması olduğunu söyledi. Bunun yanısıra “KCK operasyonlarının siyasi operasyon olarak”, “operasyonları yürüten hakim, savcı ve emniyet mensuplarının da siyasi komplo üreten kişiler olarak gösteren ibareler bulunduğu” ifade edildi. “Özellikle devletin yargı ve emniyet birimlerini kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya, bu suretle KCK operasyonlarının yanlışlığını ortaya koymaya çalıştığının görüldüğü” ifadeleri kullanıldı.

Ev aramasında el konulan elektronik cihazların incelenmesi sonucu iddianameye eklenen haber metinleri ve fotoğrafları şöyle sıralandı:
1- “Tüm Muhalifler Devrimci Karargah Torbasında” başlıklı Zeynep Kuray imzalı haberin metninin bulunduğu dosya.
2- Türklere ve Türklüğe hakaret içerdiği iddia edilen iki ayrı metin (başkası tarafından kaleme alınmış.)
3- Kuray’ın çok sayıda imzalı haberinin metin dosyaları ve haber fotoğrafları.
Savcı haberlerin örgütün hedefleri doğrultusunda olduğu, fotoğrafların da “örgütsel fotoğraf” olduğu değerlendirmesinde bulundu.
4- Kuray’ın Kürt meselesine ilişkin haberler metinleri.
Savcı değerlendirmesinde Kuray’ın “örgüt mensuplarına gerilla dediğini” vurguladı. “Sözde Kürtlere yapılan asimilasyonun anaokuluna kadar indiği, Emniyet mensuplarının sözde Kürt ve Alevi insanlara işkence yaptığı, ırkçı davrandığı gibi bölücü ve provokasyon amaçlı haberler” ifadesini kullandı.
5- Çeşitli gösteri ve mitinglerde çekilmiş fotoğrafların, gerilla fotoğraflarının ve Balyoz kapsamında tutuklanan emekli Orgeneral Çetin Doğan ile yapılan röportajın fotoğrafları.
6- İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu tarafından hazırlanan 67 sayfalık rapor.
7- ÇED raporu
8- Farklı şehirlerde çekilmiş gösteri ve yürüyüş fotoğrafları
9- Hrant Dink anması fotoğrafları (İddianamede “Hrant Dink’in ölüm yılı kutlamaları” olarak ifade edildi).
10- CHP milletvekili Mehmet Sevigen ve BDP milletvekili Sebahat Tuncel’in resimleri.
11- TKP’nin NATO protestosu görüntüleri
12- BDP’nin “Ne kadar boykot, o kadar demokrasi” sloganıyla yaptığı yürüyüşün fotoğrafları
13- Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, BDP, ESP ve EMEP yetkililerinin katıldığı “Kürt Sorununda Muhataplık Konusu ve Demokratik Özerklik” başlıklı panelden fotoğraflar.
14- Akademisyen Büşra Ersanlı’nın resimleri
15- 19 Aralık Hayata Dönüş operasyonundan resimler
16- Öcalan’ın resimleri
17- Hrant Dink cinayeti şüphelilerinin mahkemeye getirilişi esnasında yapılan gösterilerin fotoğrafları,
18- 1 Mayıs fotoğrafları
19- BDP’nin düzenlediği gösterilerin, mitinglerin fotoğrafları
20- Kayıp yakınlarının düzenlediği gösterilerin fotoğrafları
21- Medeniyetler İttifakı 2. Forumu başlıklı toplantıdan fotoğraflar
22- Hrant Dink sanığı Ogün Samast fotoğrafları
23- Çeşitli sendika ve sivil toplum örgütlerinin eylemlerinden fotoğraflar (farklı hard disk, flash bellekler ve CD’lerden çıkan çok sayıda fotoğraf)
24- Silivri Ceza İnfaz Kurumu içerisinden fotoğraflar
25- İşçi Partisi yöneticileri basın açıklaması yaparken çekilmiş fotoğraflar
26- İsrail’i Filistin saldırılarına ilişkin fotoğraflar
27- İstanbul Üniversitesi’ne atanan rektör Yunus Söylet’e karşı yapılan protestoların fotoğrafları
28- Hrant Dink soruşturmasıyla ilgili BDP vekilleri Gülten Kışanak ve Ahmet Türk’ün de olduğu protesto görüntüleri
29- Metin Göktepe’ye ilişkin fotoğraflar
30- Halk Cephesi ve grevlere ilişkin fotoğraflar
31- CHP vekili Mehmet Sevigen ve bağımsız vekil Ufuk Uras’ın belediyenin kaçak yapılaşmasına karşı yaptığı basın açıklamasından fotoğraflar
32- Hrant Dink davası müdahil avukatlarından Hakan Karadağ’ın cenaze töreninden fotoğraflar
33- DİSK mitinglerine ait fotoğraflar
34- Öğrenci Kolektifleri’nin Galatasaray önündeki oturma eyleminden fotoğraflar
35- Hasan Ocak ile ilgili düzenlenen gösterilerden fotoğraflar, mezar başında anma eylemlerinden fotoğraflar
36- Halkların Kardeşliği için Geçlik Platformu ve KESK mitinglerinden fotoğraflar
37- İlhan Selçuk cenaze görüntüleri
38- Avrupa Sosyal Forumu fotoğrafları
39- Zeynep Kuray ile BDP vekili Gülten Kışanak’ın birlikte fotoğrafları
40- Adli Tıp önünde yapılan eylemlerin fotoğrafları
41- Üniversite öğrencilerinin harçların kaldırılması talebiyle yaptığı gösterin fotoğrafları
42- “Ergenekon” başlıklı Word belgesi.
43- Silivri Cezaevi önünde yapılan basın açıklamalarının fotoğrafları
44- Halkevleri eylemlerinde fotoğraflar
45- Arçelik direnişinden fotoğraflar
46- Halklar ve Özgürlükler Cephesi’nin “Ortak düşman Amerika’dır” eyleminden fotoğraflar
47- “Yaşatmak için öldüler” başlıklı bir belgesel
48- “Siyasi partilerden ortak çağrı”, “Seçim barajı kaldırılsın” başlıklı bildirilerin metinleri
49- Çevik kuvvetin gözaltı yaptığı anların fotoğrafları
50- Newroz kutlamalarının fotoğrafları
Savcı bu uzun listeye, evde yapılan aramada daha önce yasaklanmış yayınların da ele geçirildiğini ekledi. El yazısı notların da “örgütle irtibat halinde olduğuna dair notlar” olduğunu savundu.

Zeynep Kuray’ın takip ettiği ve haberleştirdiği eylemler de iddianamede sıralandı. Savcılık, Foto Film Şube Müdürlüğü’nce eylem görüntülerinin incelendiğini ve Kuray’ın eylemlere “grubun içinde katıldığının göründüğünü” savundu. Kuray’ın takip ettiği eylemlerle ilgili haberleri ANF’ye geçtiğini vurgulayan savcı, haberleri manipüle ederek “Kürt kökenli vatandaşları kitlesel eylemler yapmaları için provoke ettiğini” iddia etti.

İddianamede Kuray’ın katıldığı eylemler ve ardından ANF’de yayınlanan haberler şöyle sıralandı:
1- 2 Kasım 2008’de Beyoğlu’nda Öcalan’ın tecridine karşı düzenlenen protesto ve
ANF’de yayınlanan 2 Kasım 2008 tarihli “İstanbul’da polis DTP’lilere saldırdı”, “İstanbul’da protestocular yollara barikat kurdu” ve “Tarlabaşı ve Taksim’de 33 gösterici gözaltına alındı” başlıklı haberler.
2- 5 Aralık 2012’de Beyoğlu’nda Demokrasi İçin Birlik Hareketi’nin eylem ve “İstanbul’da ‘Demokratik Çözüm İstiyoruz’ Yürüyüşü” başlıklı ANF’de yayınlanan haber.
3- 16 Ocak 2011’de BDP’nin düzenlediği basın açıklaması ve eylem sonrasında yaşananlara ilişkin” Tarlabaşı ve Dolapdere savaş alanına döndü” başlıklı ANF’de yayınlanan Kuray’ın çektiği fotoğrafların kullanıldığı haber.
4- 27 Mart 2011’de İstanbul Demokratik Kent Konseyi ve BDP’nin desteğiyle, Gezi Parkı’nda çadır kurarak yapılan eylem ve eylemle ilgili bilgileri ANF ve Roj Tv’ye aktarması. (Haberin başlığı ve adresi iddianamede yer almadı)
5- 4 Nisan 2011’de KCK tutuklamalarına karşı Beyoğlu’nda gerçekleşen eylem ve eylemle ilgili bilgileri ANF ve Roj Tv’ye aktarması. (Haberin başlığı ve adresi iddianamede yer almadı)
6- 19 Nisan 2011’de Diyarbakır’da görülecek KCK davasıyla eşzmanlı olarak İstanbul’da Taksim Meydanı’nda düzenlediği eylem ve ANF’de yayınlanan “İstanbul’da şiddetli çatışmalar” başlıklı haberi; ANF’de o gün yaşananlarla ilgili yayınlanan “Helikopterlerden gaz bombası atıyorlar”, “Polis gaz odasına çevirdi” başlıklı, Kuray’ın çektiği fotoğrafların kullanıldığı haberler.
7- Şırnak Uludere’de 12 kişinin öldürülmesine karşı 16 Mayıs 2011’de gerçekleşen, milletvekillerinin de katıldığı eylem ve ANF’de yayınlanan “İstanbul’da binlerce kişi 12 gerilla için ayağa kalktı” başlıklı Kuray’ın çektiği fotoğrafların kullanıldığı haber.
8- 21 Ağustos 2011’de BDP’nin Beyoğlu’nda düzenlediği eylem ve ANF’de yayınlanan “Taksim’de Valilik OHAL İlan Etti” başlıklı Kuray’ın fotoğraflarının kullanıldığı haber.
8- 1 Ekim 2009’da Kadıköy’de Dünya Barış Günü için düzenlenen eylem ve ANF’de yayınlanan “İstanbul’da 1 Eylül mitingine müdahale” ve “Polis barış gününü savaş gününe çevirdi”, “Kadıköy’de polis şiddetinin görüntüleri” başlıklı Kuray’ın çektiği fotoğrafların kullanıldığı haberler.
10- 18 Ekim 2011’de PKK lideri Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmemesi nedeniyle Beyoğlu’nda düzenlenen protestolar ve ANF’de yayınlanan “Sırrı Süreyya Önder: Kürtler olunca kimlikleri topluyorlar” başlıklı Kuray’ın çektiği fotoğrafların kullanıldığı haber.

İddianamenin Kuray’la ilgili bölümünde gizli tanık Bahar’ın beyanlarından da kısa bir bölüm de yer aldı. Buna göre, Kuray’ın ismi “Basın Komitesi’nde faaliyet gösteren isimler” arasında geçti. Gizli tanık Bahar’ın Kuray’la ilgili “Sarp Kuray’ın kızıdır. Özgür Gündem, ANF ve DİHA için haber yapar. İsmet Kayhan ile irtibatlıdır” şeklinde beyanına yer verildi.

Savcı, Kuray ile ilgili hukuki değerlendirme bölümünde Kuray’ın örgütün Basın Komitesi’nde faaliyet gösterdiği iddiasını, ANF’de muhabir olması ve ANF editörü Kayhan ile 1356 görüşme yapmasıyla açıkladı.

Bu bölümde Kuray’ın Aralık 2011’de Bingöl’de öldürülen ve İstanbul Adli Tıp’a getirilen 8 HPG’linin cenazesiyle ilgili araştırma yaptığı bir kez daha vurgulandı. “Örgütün lehine olacak haberleri yaparken özellikle toplumda nefreti ve şiddeti körükleyici haberler yapmaya özen gösterdiği” ve “bu araştırmayı Kayhan’dan aldığı talimatla yaptığı” ifadeleri kullanıldı.
Savcı Bayraktar, Kuray’ın “haberi yaparken de bir gazeteci gibi davranmayıp tamamen kendisine verilen talimata uygun olarak önceden ulaşılan sonucu teyit etmeye çalıştığını” öne sürdü. Kuray’ı “KCK operasyon haberlerini, operasyonlar Kürt vatandaşlara yapılıyormuş şeklinde vermek suretiyle örgüt propagandası yapmak”la suçladı. “Toplumsal olaylarda ANF görevlisi olarak yer alarak, propaganda yapan haberlere kaynaklık yaptığı”, “haberlerin tamamında imzası bulunduğu” değerlendirmesinde bulundu.

Anadilde savunma hakkı tartışmalarının damga vurduğu yargılamalar, 10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı. 26 Mart 2014’ten 11 Ocak 2018’e kadar ise Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 duruşma görüldü.

Zeynep Kuray’ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar, günlerce süren duruşmalar için farklı cezaevlerinden Silivri’ye getirilip götürüldü.

Yargılamanın başında, anadilde savunma taleplerinin reddedilmesi üzerine duruşma salonunda protestolar gerçekleşti, ardından KCK’den tutuklu tüm tutuklu gazeteciler ve avukatlar açlık grevine başladı. Sanıklar kimlik tespitinde Kürtçe ve Zazaca cevap vermeye devam etti. Kuray da kimlik tespitlerinde Kürtçe cevap verdi.

Duruşmalarda sık sık tartışmalar yaşandı, protestolar gerçekleşti, avukatların mikrofonları kapatıldı, salon boşaltıldı. 15. Ağır Ceza Mahkemesi, seyirciler, avukatla ve sanıklar hakkında mahkemeyi alkışla protesto ettikleri için ya da “savunma sınırlarını aşan ve suç teşkil eden sözleri” iddiasıyla 6 kez suç duyurusunda bulundu.

44 sanık hakkındaki 800 sayfalık iddianamenin ve dosyaları birleştirilen iki sanık hakkındaki 185 sayfalık iddianame 6 duruşma boyunca dönüşümlü olarak iki TRT spikeri tarafından çoğunlukla boş salona okundu. Ocak 2013’te başka bir mahkemede yargılanan iki kişinin daha dosyası ve 187 sayfalık iddianamesi KCK basın davasıyla birleştirildi. İddianamelerin okunması 22 Nisan 2013’teki 12. Celsede tamamlandığında 37 tutuklu sanıktan 11’i tahliye edilmişti.

Bu duruşmada avukatların sanıkların savunmaları için getirdikleri Kürt Enstitüsü’nden (Enstîtuya Kurdî) tercümanlar da hazır bulundu. Tüm sanıklar adına hazırlanan 25 sayfalık Kürtçe savunmayı, tutuklu sanıklardan DİHA editörü Ertuş Bozkurt mahkeme salonunda okudu.

Ortak savunmanın ardından tutuklu sanıklar bireysel savunmalarını yaptılar. Tutuklu sanıkların savunmaları 18 Haziran 2013’teki 17. Celsede tamamlandı. Avukatların beyanlarının ardından 25 Eylül 2013’teki 19. Celsede tutuksuz sanıklar da savunmalarına başladı.

26 Nisan 2013’te görülen 15. Celsede, Kuray’ın müdafiilerinden avukat Tamer Doğan söz alarak iddianamenin tapelerden gizli tanık ifadelerinden ve haberlerden oluştuğuna dikkat çekti ve “iddianamede yer alan ‘sözde’ kelimeleri çıkartıldığında, sanıkların gazeteci olduğunun ispatıyla karşılaşıldığını” söyledi.

Müvekkili Kuray’ın sanıklar arasındaki tek ANF muhabiri olduğunu, “ANF’nin de tıpkı Özgür Politika ve Roj TV gibi yurtdışında, yani Avrupa da bulundukları ülkelerin kanunlarına göre, yasal bir şekilde kurulmuş bir kurum” olduğunu ve “yasadışı” bir kurum olmadığını ifade etti. Türkiye’de bir merkezi bulunmayan bu yayın kuruluşunun haber müdürü İsmet Kayhan’la müvekkili Kuray’ın 1356 telefon görüşmesi yapmasının olağan olduğunu belirtti.

İddianamede bir muhabirin haberleri konusunda çalıştığı kurumun haber müdüründen talimat almasının bir suçlamaya dönüşmesini eleştiren Doğan, müvekkili Kuray’ın bu dava kapsamında tutulduğu cezaevinden habercilik yapmaya devam ettiğini söyledi.

Kuray’a “devleti uluslararası kamuoyunda küçük düşürmek, devleti zor duruma sokmak olarak” gibi suçlamalar yöneltildiğini hatırlattı ve “zaten bu dosyanın tamamı devleti zor duruma sokuyor” diye konuştu.

Doğan, iddianamede Kuray’ın Adli Tıp’taki haber kaynağının iddianamede ifşa edilmesine de tepki gösterdi. Önceki duruşmalarda (1) bu konuya dikkat çektiklerini hatırlatırken, Kuray’ın haber kaynağının ifşa olmasının ardından başka bir şehre sürüldüğünü söyledi.

“İddianamedeki düşmanca dili çıkarırsak müvekkilin gazeteci olduğu zaten ispatlanmıştır” diyen Doğan, 17 aydır tutuklu bulunan Kuray’ın tahliyesini istedi.

Mahkeme, sanıklardan Sadık Topaloğlu ve Kuray’ın “tutuklu kaldıkları süre ve mevcut delil durumu göz önüne alınarak” tahliyesine karar verdi. Kuray hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı, Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 10 Temmuz 2014’te görülen ilk duruşmada kaldırıldı.

Kuray savunmasını 3 Aralık 2013’te görülen 27. celsede yaptı. Mahkeme başkanı Alçık tüm sanıklara isim ve soyadlarıyla hitap ederken, Kuray’dan “Zeynep” diye bahsetmesi ve bu şekilde hitap etmesi, tutanaklara da yansıdı.

Savunmasına kimlik tespiti sırasında Kürtçe konuşmasını açıklayarak başlayan Kuray, “Benim için varlığı, yaşama hakkı inkar edilen her dil benim dilimdir” derken, anadilinin önemini Fransa’da geçen çocukluğundan örnekler vererek anlattı.

Ardından Türkiye’de yargı sistemindeki sorunlara değinmek istediğini belirten Kuray, Pozantı Cezaevinde çocuklara yönelik istismardan, Hrant Dink cinayetine, cezasız kalan birçok olaydan örnekler verdi.

Tutukluluk sebeplerinin sadece gazetecilik faaliyetleri olduğunu söyleyen Kuray, anaakım medyanın “Kürt meselesini gerçekleriyle yansıtmak yerine, devletin dezenformasyonunu yayarak” haberleştirdiğini, bu nedenle anaakım medyaya Öcalan’ın mektupları manşete taşındığı için gazetecilik ödülü verilirken, Kürt medyası çalışanlarının aynı haberler nedeniyle yargılandığını ifade etti.

Hakkındaki iddialara değinen Kuray, bir muhabirin haber müdürüyle sık görüşmemesinin mümkün olmadığını, haber müdürü Kayhan’la çok sayıda görüşme yapmış olmasının normal olduğunu anlattı. “Talimatla haber yapma” iddiaları konusunda ise, gazetecilerin haber toplantıları yapmasının ve haber müdürlerinin muhabirlere önerilerini sunmasının, işin yapılma şekli olduğunu açıkladı.

İddianamede suçlamaya dönüştürülen ve “talimatla haber yapmak” olarak nitelendirilen diyalogların “herhangi bir haber müdürü ve herhangi bir muhabir arasında çeşitli konularda her gün defalarca yaşanan bir iletişim şekli” olduğunu vurguladı.

Kayhan’ın Adli Tıp’a getirilen cenazelerle ilgili kendisinden istediği bilgilerin, bir gazetecinin böyle bir durumda zaten sorgulaması gereken hususlar olduğunu anlatan Kuray, Kayhan ile aralarındaki kişisel tartışmaların dosyaya 1800 sayfalık tapeler halinde eklendiğini de söyledi. Malatya’da öldürülen sekiz HPG üyesinin cenazesinin Malatya’daki değil, İstanbul’daki Adli Tıp’a getirilmesinin olağan bir durum olmadığını, haber değeri taşıdığını, cenazeleri gören aileler ve milletvekillerinin endişelerinin olduğunu ve bu kişilerin kimyasal silahla öldürüldüğü iddiasının araştırılması gerektiğini anlattı.

Kayhan’la bu konuda görüştükten sonra bir gazeteci olarak konuyu araştırmaya başladığını ve önce İHD’yi, sonra Adli Tıp’taki haber kaynağını aradığını anlattı. Konuyla ilgili basın açıklamalarını nasıl takip edeceklerini konuşmak için DİHA’daki meslektaşıyla telefon görüşmesi yapmasının normal olduğunu; anaakım medya ajansları gibi polis telsizleri ve özel araçları olmadığını ifade etti.

Kuray, meslektaşlarıyla telefon görüşmesinin iddianameye girmesine “Uyuyor musun, nerede kaldın, gibi yaptığımız kısa kısa görüşmeleri de koymuşlar. Yani burada ne aradıklarını ben anlayamadım. Ne demek istiyorlar? Biz mi organize ediyoruz, ona mı getirmek istiyorlar? O zaman delilini getirecek, getiremiyorsa böyle saçma sapan bir telefonu koymanın nedeni yok” diye tepki gösterince, mahkeme başkanı Alçık Kuray’ı “Savunmanın sınırlarını aşıyorsun Zeynep, savunmanı yap ama öyle sağa sola sataşmanın bir anlamı yok” diyerek uyardı.

Kuray hakkındaki delil olarak gösterilen hususlara tek tek değindi. ANF’de yayınlanan toplu gerilla fotoğrafındaki bir kişinin kızı olup olmadığını sorduğu kişiyle (14 numaralı tape) daha önce bu konuda röportaj yaptığını, savcının dikkatini çekmesi gereken hususun aralarındaki telefon görüşmesi değil, bu kişinin halen kızının kemiklerini arıyor olması olduğunu ifade etti. Van depreminin ardından muhabir olarak bölgeye gittiğini, yardım kampanyasının hesap numarası ile ilgili (5 numaralı tape) ve BDP milletvekiline ANF muhabiri olduğunu teyit etmesiyle ilgili (16 numaralı tape) görüşmelerin bununla ilgili olduğunu anlattı.

Haber müdürüyle ona yapılacak ödemeleri, yayın politikası öncelikleri, takip edilmesi/araştırılması gereken haberler gibi konuları konuşmalarının işinin bir parçası olduğunu ve iddianamede yer alan tapelerde de bunların gazetecilik faaliyeti olduğunun açıkça anlaşıldığını söyledi. Ev araması sonucu iddianameye delil olarak eklenen onlarca dokümana da değinen Kuray, savcının hiçbir şeyi araştırmadan iddianamede sıraladığını, Doğan Kitap’ın Fransızcadan Türkçeye çevrilen bir kitabının bile iddianameye delil olarak konulduğunu belirtti. Yüzlerce gazetecinin takip ettiği eylemlerde fotoğraflarının çekildiğini, Kürt medyası çalışanlarının fişlendiğini söyledi.

İddianamede belirtilen yüzlerce fotoğraf dosyasının, bir fotomuhabiri olarak oluşturduğu kişisel arşivi olduğunu da vurguladı.

Kuray’ın savcının iddialarına tepki göstermesi ve “saçma” demesi üzerine, mahkeme Alçık müdahale etti ve aralarında bir süre sözlü tartışma yaşandı. Alçık, Kuray’a “Şov yapıyorsun, başka bir şey yaptığın yok” diye müdahale etti. Ardından Kuray, iddianamede yer alan ve gazeteci olarak takip ettiği eylemlerle ilgili açıklamalarına devam etti.

Mahkeme başkanının savcılık ifadesini sorması üzerine, Kuray okuduğu ifadenin savcının diliyle yazıldığını, kendisinin ifadesinde söylediği tüm beyanların tutanağa geçirilmediğini belirtti.

Mahkeme başkanının Kuray’a Adli Tıp’taki kaynağının ismini okuyarak bu delili sorması üzerine, Kuray haber kaynağını deşifre eden emniyet hakkında suç duyurusunda bulunacağını, kaynağının başka bir ile sürüldüğünü söyledi.
Mahkeme başkanının saydığı diğer delillerin (telefon görüşmeleri ve takip ettiği eylemler) hepsinin fişleme belgeleri olduğunu, fotoğraf arşivlerinin ve not defterlerinin kendisine iadesini istediğini ifade etti.

Mahkeme başkanının ardından söz alan duruşma savcısı İsmail Işık, Kuray’a “Savunmanızda sizin gibi düşünmeyen başka gazete çalışanlarını itham edip eleştirdiniz. Benim yaptığım tarz haber yapmıyorlar, dediniz. Devamında da ‘Onların yaptığı gazetecilik değildir, benim yaptığım gazeteciliktir, dediniz. Peki siz silahlı terör örgütü PKK’nın katliamları hakkında hiç haber yaptınız mı” diye sordu.

Avukat Ruşen Mahmutoğlu “Bu soruya cevap vermek zorunda değil, böyle bir soru olamaz” diyerek müdahale etti.

Mahkeme üyesi hakim Kazım Kahyaoğlu, Kuray’a “KCK/PKK Basın Komitesi”ni gözaltına alınmadan önce duyup duymadığını sordu. Kuray, “Sadece Habertürk’te böyle bir şema yayınlamışlar, avukatlar gözaltına alındıktan sonra bize söyledi. İlk defa orada duydum” dedi.

Üye hakim Alpaslan Uz da Kuray’a “Kayhan’ın ve ANF’nin PKK ile bağlantılı olduğu” konusunda bir bilgisi olup olmadığını sordu. Kuray “bunu söyleyen emniyettir, onun önyargısıdır. ANF bir haber sitesidir” dedi. Uz, Kuray’a dosyası sonradan eklenen sanıklardan, ANF haber müdürü İsmet Kayhan hakkındaki iddianamede yer alan, Kayhan ile Kuray arasında geçen görüşmelerin tapelerini sordu. Kuray, Kayhan’ın kendi hayatı hakkında söylediklerinden oluşan bu tapelerle ilgili savunmayı, Kayhan’ın avukatının yapacağını söyledi.

Ardından müdafii Ruşen Mahmutoğlu söz alarak, müvekkilinin medyada hedef gösterildiğini söyledi, atılı suçla bağı olmayan hususların dosyadan çıkarılmasını istedi.

Müdafii Feyzi Çelik de söz alarak sadece başlık olarak geçen bazı belgeler konusunda sanığın detaylı beyanda bulunması için ek savunma hakkı verilmesini, suç konusu olmayan arşiv, materyal benzeri belgelerin iadesini istedi. Mahkeme başkanının, sanığın savunmasını “hakkınızda yasal işlemde bulunurum” diyerek iki kez kesmesinin, savunma hakkının kısıtlar nitelikte olduğunu ifade etti. Kuray’ın ANF’deki editörü Kayhan ile görüşmelerinin içeriğine bakıldığında, tamamının haberle ilgili olduğunu ve fikir ayrılıkları içerdiğini söyldi. Kuray’ın Kayhan’ı sık sık eleştirdiğinin göründüğünü, bir örgütsel bağ olsaydı bu ilişkinin bu şekilde olamayacağını anlattı.

Duruşma, diğer tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam etti. Kuray’ın savunmasını yaptığı 8. faslın 6 Aralık 2013’te görülen son celsesinde (29. celse) savcı sanıklardan Sultan Güneş Ünsal ve Zeynep Kuray hakkında suç duyurusunda bulunulmasını mütalaa etti. Mahkeme de “savunma sınırlarını aşan sözleri nedeniyle” duruşma tutanaklarının çözümü yapıldıktan sonra savunmalarının bütünü göz önüne alınarak gereğinin yapılması için Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına müzakere yazılmasına karar verdi.

13 Ocak 2014’teki 30. celsede, avukatlar gündemdeki Özel Yetkili Mahkemelerin lağvedileceğine dair tartışmaların bu mahkemeyi de tartışmalı hale getirdiğini söyleyerek, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamanın durdurulmasını ve tutukluların tahliyesini talep etti. Mahkeme bu talebi reddetti ancak 21 Şubat 2014’te ÖYM’lerin kanun değişikliğiyle tamamen kaldırılmasının ardından yargılama 10 Temmuz 2014’ten itibaren Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. ÖYM’lerin kaldırılmasının ardından geri kalan tüm tutuklu sanıklar tahliye edildi. Kuray’ın da aralarında bulunduğu 37 sanık hakkındaki yurtdışına çıkış yasağı da bu duruşmada kaldırıldı.

Avukatlar kaldırılan ÖYM’lerdeki yargılamaların meşruiyetini kaybettiğini, bu yargılamaların ağır ceza mahkemelerinde devam etmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi ve İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı anayasaya aykırılık iddiasının incelenmesi için Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi. AYM’den cevap gelmesi için iki duruşma bekleyen mahkeme, 16 ay sonra AYM’den cevap gelmediğini söyleyerek davaya kendisi bakma kararı aldı.

Avukatlar AYM kararının beklenmesi ve tüm sanıkların beraat taleplerini ilerleyen duruşmalarda da tekrar etti. Sonraki duruşmalarda da avukatlar, yargılama İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınana kadar soruşturma, kovuşturma ve yargı aşamasında yer alan kolluk görevlileri, savcılar ve hakimlerin çoğunun 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklu ya da firari olduğunu söylerken, hepsi hakkındaki hukuki işlemlerin dosyaya eklenmesini istedi. Mahkeme bu talebi kabul ederken, sanık gazeteciler hakkında şimdiye açılan tüm kovuşturma ve soruşturmalarının da dosyaya eklenmesine karar verdi.

46 sanıktan sadece firari sanık İsmet Kayhan mahkemede savunmasını yapmadı. Delil ikamesi de henüz gerçekleşmedi.

Dosyaya, soruşturma-kovuşturma aşamasında görev alan emniyet görevlileri hakkında İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyanın eklenmesi bekleniyor. Aynı zamanda İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazı bekleniyor.

Davanın 16. duruşması 9 Mayıs 2019’da görüldü.

Davanın 17. duruşması 22 Ekim 2019’da görüldü. Bir sonraki duruşma 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görülecek. Eylül 2012’den bugüne süren davada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını halen vermedi.

_(1) 8 Şubat 2013’teki 11. Celsede avukat Veysel Ok, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, haber kaynaklarının gizliliğiyle ilgili Hans Martin / Belçika kararından bahsetti ve şöyle konuştu:

“Sayın Yargıçlar burada tutuklu bulunan birçok gazeteci arkadaşımıza savcılık sorgusunda ve gerekse iddianamede haber kaynakları, haberler, haber kaynakları ile yapılan görüşmeler, haberi ulaşırken kullandığı yöntemler, haber amaçlı yurt dışına çıkışlar delil olarak sunulmuştur. Gazeteci arkadaşlarımızın ifade etmek istediği şey bu deliller ile ve bu iddianame ile fikirlerinin sorgulandığı, mesleklerinin sorgulandığı, niyetlerinin sorgulandığı, haberlerinin sorgulandığı ve nihayetinde hayatlarının sorgulandığıdır. Bu durumun Basın Kanununun 12. maddesine, Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu meslektaşlarım defalarca ifade etti.

“Sayın Yargıçlar özce gazetecilerin haber kaynakları gizli olduğunun ve korunması gerektiğini, gazetecilerin iş yerlerinde ve konutlarında yapılan aramalarda her belgeye el konulamayacağını ısrarla sizlere ifade ettik. Bu hususla ilgili sizlere dava esasını ilgilendiren önemli bir ulusal üstü hukuk belgesinden bahsetmek istiyorum. Gazetecinin bilgi kaynaklarını açıklamama ilkesi ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin gazetecinin bilgi kaynağının açıklamama hakkına ilişkin tavsiye kararı. Bu tavsiye kararında yine Türkiye Cumhuriyetinin de imzası bulunmakta.

“Bu tavsiye kararı diyor ki; özgür olarak ve engellenmeksizin icra edilecek gazetecilik faaliyetinin ifade özgürlüğü hakkına yerleşik bulunduğunu ve kamuoyunu ilgilendiren meseleler hakkında halkın bilgilenmesi hakkının temel bir ön koşulu olduğu. Devamla gazetecilerin bilgi kaynaklarının korunması, gazetecilik faaliyetinin ve özgürlüğün yanı sıra ifade özgürlüğünün temel koşulu olduğu. Yani gazetecilerin haber kaynakları ile yapılan görüşmeler, yaptığı yurtdışı çıkışlar, evlerinde ve konutlarında yapılan aramalar aynı zamanda ifade özgürlüğüne bir müdahaledir. (…) Bir gazeteciye bilgi sağlayan kişiye ise kaynak denir. Bir kaynağın adı, kişisel verisi, sesi veya görüntüsü bir gazetecinin bir kaynaktan aldığı haberin nasıl elde edildiği, bir kaynak tarafından gazeteciye verilmiş olan haberin yayınlanmamış kısımları veya yayınlanmış kısımları, gazetecinin kişisel verileri ve meslek faaliyetleri. Bunların hiçbirisi delil olarak kullanılamaz. Oysaki iddianamede tüm delillendirmeler haberlerle, haber kaynakları ile ilgilidir. Açık bir şekilde anlamanız için daha net söylersek hukuka aykırı olarak elde edilmiş olduklarından iddianame içerisindeki tüm haber kaynaklı delillerin çıkartılması gerekmektedir.”_

17. Standing - Oct. 22, 2019


Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının 2012’de bugüne yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

İddianameyi 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar hazırladı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti.

Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı.

26 Mart 2014’ten 9 Mayıs 2019’a kadar Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 duruşma görüldü.

Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının yedi yıldır “örgüt yöneticiliği” veya “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği” (KCK) operasyonunda 49 kişi evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

27 Nisan 2012’de hazırlanan iddianamede, gazetecilik faaliyetleri savcılık tarafından “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “eyleme gazeteci görünümünde katılmak”, “devletin imajını bozacak /devleti sıkıntıya sokacak haberler”, “Şüphelinin gazetecilik faaliyeti yapmayıp, örgütün ekmeğine yağ süren nitelikte haberler yaptığı görülmüştür” gibi ifadeler kullanıldı.

Türkiye tarihinin en kalabalık gazeteci yargılaması ve toplu gazeteci yargılamalarının ilk örneği olarak değerlendirilen “KCK Basın” davasında yargılanan 46 gazeteci ve medya çalışanından 37’si 9 ay ile 2,5 yıl arası tutuklu kaldı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Mahkeme üç gün süren ilk faslın ardından, “sanıkların duruşmadaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği” gibi gerekçelerle Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaların, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki mahkeme salonuna taşınmasına karar verdi.

21 Şubat 2014’te kanun değişikliğiyle özel yetkili mahkemelerin tamamen kaldırılmasının ardından, yargılama 26 Mart 2014’ten bu yana Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Halen esas hakkında mütalaa açıklanmadı.

Davanın 18. duruşması 25 Şubat 2020’de görülecek.



Next Trial: Feb. 25, 2020, 10:30 a.m.


İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 17. duruşmada, Hakan Türkön başkanlığında üye hakimler Halide Yazıcı ve Ayşegül Yazıcı Yılmaz’dan oluşan mahkeme heyeti görev yaptı.

Bir önceki duruşmada, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesi talebi, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti. İki duruşma arasında, İstinaf Mahkemesi, Genç hakkındaki iki dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesine resen karar verdi. Duruşma, bu kararın dosyaya eklenmesiyle başladı. Yeni dosya eklendiği için Genç’in tekrar savunma sunması istendi. Avukat Özcan Kılıç, Genç’in savunması için Diyarbakır’da hazır edileceğini ifade etti.

Sanıklardan Ziya Çiçekçi hakkında “terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçlamasıyla İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesi için muvafakat (kabul etme) yazısı geldi. Avukat Özcan Kılıç da dosyaların birleştirilmesi talebinde bulundu.

Avukat Mehtap Acar Ulus, FETÖ suçlamasıyla yargılanan ve etkin pişmanlıktan yararlanan bir emniyet müdürünün (Yunus Dolar) müvekkili Çağdaş Ulus’un sahte delillerle tutuklandığına dair ifadelerinin olduğunu belirtti ve bu konudaki delilleri mahkemeye sundu. Müvekkili Ulus’un dosyasının ayrılmasını talep etti.


Mahkeme, sanıklardan Yüksel Genç’in bir sonraki duruşmada savunmasını sunmak üzere Diyarbakır’da bir mahkemede SEGBİS’le hazır edilmesi için talimat yazılmasına karar verdi. Çağdaş Ulus’un dosyasının ayrılması talebini reddetti. Ziya Çiçek’in dosyasının birleştirilmesi talebini de reddetti.

İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine de karar veren mahkeme bir sonraki duruşmanın 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görüleceğini açıkladı.


Duruşma öncesi:

Duruşma öncesi gazetecilerin bir kısmının barikattan geçip mahkeme salonu önünde beklemesine izin verildi. Mahkeme salonu önü kalabalıklaştıktan sonra ise barikattan geçişler kapatıldı. İki gazetecinin salon önüne girişine duruşma başladığı ana kadar izin verilmedi. Gazeteciler ve güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Gazetecilerden biri, güvenlik görevlisine “keyfi davrandığını” söyledi. Bunun üzerine güvenlik görevlisi barikatı kapatarak “Sadece senin geçişine izin vermiyorum, keyfi değil mi” dedi. Duruşmanın başlamasıyla, güvenlik şefi gelerek, gazetecilerin içeri girişini sağladı.

Mahkeme salonu koşulları:

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve duruşmada konuşulan hiçbir şey izleyici bölümünden duyulmadı.

Duruşmaya katılım:

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Mezopotamya Haber Ajansı, P24 ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Duruşma:

Duruşma öngörülen saatten 40 dakika sonra başladı, 25 dakika sürdü.

Salona girdikten sonra yaklaşık 10 dakika boyunca mahkeme katibi dosyayla ilgili telefonda konuştu. İzleyici bölümünden sadece “Burası terör mahkemesi değil” cümlesi duyuldu. Avukatlar, konuşmanın sanıklardan Yüksel Genç’in İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava dosyasının KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesiyle ilgili olduğunu açıkladı.

Duruşma başladığında, avukatlardan biri başka bir adliyede de duruşması olduğu için ayrılacağını ifade etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı öfkelendi, birkaç dakikalık bir tartışma yaşandı.
Mahkeme karar için ara verdiğinde salon boşaltıldı. Beş dakika sonra salonun kapısı açıldı. Mahkeme başkanının bir sonraki duruşma tarihini söylemesiyle duruşma sona erdi.

Mahkeme heyeti üyelerinden biri değişmişti. Mahkeme başkanı erkek, heyetin iki üyesi kadın hakimdi.

16. Standing - May 9, 2019


Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının 7 yıldır yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik KCK operasyonunda 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

İddianameyi 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar hazırladı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti.

Çağlayan Adliyesi’nde başlayan duruşmalar, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki duruşma salonuna taşındı.

26 Mart 2014’ten 9 Mayıs 2019’a kadar Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 duruşma görüldü.

Kürt medyasından 46 gazeteci ve medya çalışanının yedi yıldır “örgüt yöneticiliği” veya “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı dava.

Süreç 20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj TV başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği” (KCK) operasyonunda 49 kişi evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alınmasıyla başladı.

27 Nisan 2012’de hazırlanan iddianamede, gazetecilik faaliyetleri savcılık tarafından “örgütsel faaliyet” olarak tanımlanırken; iddianamede “sözde gazetecilik”, “eyleme gazeteci görünümünde katılmak”, “devletin imajını bozacak /devleti sıkıntıya sokacak haberler”, “Şüphelinin gazetecilik faaliyeti yapmayıp, örgütün ekmeğine yağ süren nitelikte haberler yaptığı görülmüştür” gibi ifadeler kullanıldı.

Türkiye tarihinin en kalabalık gazeteci yargılaması ve toplu gazeteci yargılamalarının ilk örneği olarak değerlendirilen “KCK Basın” davasında yargılanan 46 gazeteci ve medya çalışanından 37’si 9 ay ile 2,5 yıl arası tutuklu kaldı.

10 Eylül 2012’den 3 Mart 2014’e kadar Özel Yetkili 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde (32 celseden oluşan 10 fasıl) gerçekleşti. Mahkeme üç gün süren ilk faslın ardından, “sanıkların duruşmadaki tavır ve davranışları, duruşma salonunun yetersizliği” gibi gerekçelerle Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaların, 12 Kasım 2012’de Silivri yerleşkesindeki mahkeme salonuna taşınmasına karar verdi.

21 Şubat 2014’te kanun değişikliğiyle özel yetkili mahkemelerin tamamen kaldırılmasının ardından, yargılama 26 Mart 2014’ten bu yana Çağlayan Adliyesi’ndeki İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

Davanın bir sonraki duruşması 22 Ekim 2019’a bırakıldı.



Next Trial: Oct. 22, 2019, 10 a.m.


Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için 10 dakika süren duruşma boyunca katılımcılar çok az şey duyabildi. Daha sonra duruşma tutanağından edinilen bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün sanık Dilek Demiral’ın pasaportu üzerindeki şerhin kaldırılması şeklindeki işlemlerin devam ettiği yönünde cevabı dosyaya eklendi. Ayrıca KCK Basın soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dosyanın (2018/273) derdest olduğuna dair cevap ve duruşma zaptı örneği de mahkemeye ulaştı. Avukat Özcan Kılıç, Ocak 2019’da görülen bir önceki duruşmada bu davanın akıbetinin öğrenilmesini talep etmişti.

Mahkeme heyeti Hakan Türkön (Başkan), Ayşegül Yazıcı Yılmaz, Sevil Çalışkan Koçkuzu’dan oluştu.

Mahkeme başkanı Türkön, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir dava açıldığını ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendilerine birleştirme kararı gönderdiğini söyledi. Türkön, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti olarak birleştirmeye muvafakat (onay) vermediklerini söyledi.

Duruşma savcısı Ahmet Eryeli, bu duruşmada da esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı; eksiklerin giderilmesini mütalaa etti.

Mahkeme ara vermeden, kararını açıkladı.


Sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyayla birleştirilmesini kabul etmeyen mahkeme, dosyayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi.

Bir sonraki duruşmanın 22 Ekim 2019 saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Avukatlar ve iki muhabirin salona girmesinin ardından salonun kapısı kapandı. Bundan birkaç saniye sonra mahkeme salonunun kapısına vardığımda, kapının önünde durarak içeri girmeme engel olan güvenlik görevlisi, hangi duruşmaya geldiğimi sordu. Ardından KCK Basın duruşmasının henüz başlamadığını söyleyerek, içeri giremeyeceğimi ifade etti. Birkaç dakikalık tartışmanın ardından, güvenlik görevlisi kapıyı açtı.

Davanın 16. celsesinde mahkeme üyelerinden biri değişmişti.

Duruşmaya katılım

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Mezopotamya Haber Ajansı, P24, MLSA ve TGS’den muhabir/avukatlar duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için izleyici alanından sadece sanıklardan Yüksel Genç’in dosyası ile ilgili konuşmalar ve bir sonraki duruşma tarihi duyulabildi.

Duruşma 10 dakika sürdü.

15. Standing - Jan. 11, 2019


20 Aralık 2011’de sabaha karşı, İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Adana ve Diyarbakır’da Dicle Haber Ajansı (DİHA), Özgür Gündem gazetesi, Fırat Haber Ajansı, Roj Tv başta olmak üzere Kürt medyası çalışanlarına yönelik “Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) operasyonunda” 49 gazeteci evlerine ve medya kuruluşlarına düzenlenen polis baskınlarında gözaltına alındı. Yedi gazeteci savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, 42 gazeteci mahkemeye sevk edildi. 24 Aralık 2011’de altı gazeteci mahkemede serbest bırakıldı, 36 gazeteci tutuklandı.

KCK Basın Davası iddianamesi 27 Nisan 2012’de İstanbul Cumhuriyet Savcısı Bilal Bayraktar tarafından hazırlandı. 808 sayfalık iddianamede özetle, KCK/PKK Basın Komitesi ve Demokratik Aydınlanma Birliği’nin (Yekitiya Ragihandina Demokratik – YRD) Kürt medyasının yayın politikasını ve haberleri yönlendirdiği savunuldu ve 49 gazeteci örgüt yöneticiliği ya da örgüt üyeliği ile suçlandı.

Davanın ilk duruşması, 36 gazetecinin tutuklanmasından 8,5 ay sonra, 10 Eylül 2012’de gerçekleşti.

Gazeteciler Çağdaş Ulus ve Cihat Ablay 13 Eylül 2012’de; Çiğdem Aslan ve Oktay Candemir 16 Kasım 2012’de; İsmail Yıldız, Pervin Yerlikaya, Zuhal Tekiner, Ziya Çiçekçi, Çağdaş Kaplan, Ömer Çiftçi ve Saffet Orman 8 Şubat 2013’te; Zeynep Kuray ile Sadık Topaloğlu 26 Nisan 2013’te, Ömer Çelik ve Selahattin Aslan 19 Haziran 2013’te; İrfan Bilgiç ve Fatma Koçak 27 Eylül 2013’te; Nilgün Yıldız 6 Aralık 2013’te; Nahide Ermiş 14 Ocak 2014’te; Dilek Demiral, Sibel Güler ve Ayşe Oyman 3 Mart 2014’te; Mazlum Özdemir, Şeyhmus Fidan, Hüseyin Deniz, Nevin Erdemir, Semiha Alankuş, Kenan Kırkaya, Mehmet Emin Yıldırım ve Haydar Tekin 27 Mart 2014’te; Ramazan Pekgöz, Nurettin Fırat, Turabi Kişin, Yüksel Genç, Davut Uçar, Ertuş Bozkurt 12 Mayıs 2014’te tahliye edildi ve davada tutuklu sanık kalmadı.

Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasının ardından, dava Temmuz 2014’te İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlandı.

Sanık avukatları, daha önce Özel yetkili savcılıklarca açılmış soruşturma ve davaların özel yetkileri kaldırılan Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yürütülmeye devam edilmesine itiraz etti ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurulmasını talep etti.

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Kasım 2014’te dosyayı AYM’ye gönderdi. 10 Nisan 2015 ve 10 Eylül 2015’teki duruşmaları AYM kararının gelmesi için erteleyen İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Ocak 2016’da görülen duruşmada AYM’nin dosya ile ilgili kararını açıklamamasını gerekçe göstererek davalara kendisi bakma kararı aldı.

Yeniden görülmeye başlanan davanın 15. son duruşması 11 Ocak 2019’da görüldü. Bir sonraki duruşma 9 Mayıs 2019’da görülecek.



Next Trial: May 9, 2019, 1 p.m.


Hakan Türkon başkanlığında üye hakimler Ayşegül Yazıcı Yılmaz ve Halide Yazıcı’dan oluşan mahkeme heyetinin yerini almasıyla KCK Basın Davası’nın 15. duruşması başladı. Duruşma 10 dakika sürdü.

Avukat Hasan Erdoğan, müvekkili Kenan Kırkkaya hakkındaki yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Avukat Özcan Kılıç da KCK Basın soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davanın (2018/273) akıbetinin öğrenilmesini talep etti.


1- İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/273 Esas sayılı dosyasının ne aşamada bulunduğunun ilgili mahkemeden sorulmasına,
2-Sanıklardan Kenan Kırkaya müdafii avukat Hasan Erdoğan, sanık Fatma Koçak müdafii avukat Senem Doğanoğlu, sanık Kenan Kırkaya müdafii avukat Nuray Özdoğan’ın mazeretlerinin kabulü ile kendilerine yeni duruşma gününün tebliğine,
3- Sanıklardan Kenan Kırkaya vekaletname sunan avukat Nuray Özdoğan’ın adı geçen sanık müdafii olarak davaya kabulüne
4- Sanık Dilek Demiral adına vekaletname sunan avukat Zelal Pelin Doğan’ın adı geçen sanık müdadii olarak davaya kabulüne,
5-Sanıklardan İsmet Kayhan hakkında savunmasmın tespiti maksadıyla Mahkememize getirilmek veya SEGBİS vasıtasıyla hazır edilmek üzere çıkartılan yakalama emrinin infaz edilmesinin beklenilmesine,
6-Sanıklardan Kenan Kırkaya hakkında daha önce verilmiş ve UYAP sisteminde kalmış bir yurt dışı çıkış yasağı işlemi bulunup bulunmadıgmın kalemce kontrolü ile böyle bir kayıt varsa kaldırılması için gerekli işlemin yapılmasına,
7-Bu nedenle duruşmanın 9 Mayıs 2019 günü saat 13:00 bırakılmasma karar verildi.


Duruşma Öncesi

Duruşma öngörülen saatte başladı. Öncesinde sanık gazeteciler ile duruşmayı takibe gelen gazeteciler sohbet etti. Duruşma öncesi herhangi bir destek açıklaması yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve sözleri katılımcılar tarafından duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya iki sanık ve dokuz avukat katıldı. Dört muhabir duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yıllardır sürdüğü, halen esas hakkında mütalaa verilmediği ve davada ilerleme olmadığı için duruşmaya katılım çok düşüktü.

KCK Media Trial (Indictment)

KCK Media Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

KCK Media Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)