Ziya Çiçekçi

Journalist Ziya Çiçekçi was born in Bingöl Kığı in 1974. He studied at Istanbul Aydın University, Department of Local Government. He stepped into journalism at Günlük newspaper in 2007.

Subsequently he served as the concessionaire and managing editor of Özgür Gündem newspaper, later shut down by a State of Emergency decree law. On August 16th, 2016, the newspaper was “temporarily closed” by a court order, and was subsequently closed permanently by a Decree Law issued under the State of Emergency (OHAL), which was declared after the military coup attempt of July 15th, 2016. During the State of Emergency, a number of media outlets were closed with decree laws issued by the government, without the approval of the Turkish parliament.

In December 2011, he was taken into custody and arrested under the trial popularly known as “KCK Press”. He was placed in Kandıra F-Type Closed Prison No. 1 and released at the hearing dated February 8th, 2013. In this trial, Çiçekçi is charged with “membership of an armed terror organization” and “violating the Law on Meetings and Protest Rallies”, facing 10 to 19 years in prison in total. The prosecutor’s office did not present the judicial opinion as to the accusations although the trial began back in September 2012.

Furthermore, a lawsuit was brought against Çiçekçi in 2015 on charges of “spreading propaganda of a terror organization” with the articles he penned for the weekly supplement of Özgür Gündem newspaper, Demokratik Ulus. On April 11th, 2018, Istanbul 13th High Criminal Court sentenced Çiçekçi to 3 years and 9 months in prison. This court verdict was upheld by the court of appeal on January 17th, 2019. Çiçekçi filed an appeal with the Court of Cassation.

Ziya Çiçekçi - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial

Gazeteci Ziya Çiçekçi hakkında Ekim 2018 yılında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma, Çiçekçi’nin sosyal medya hesabından “terör örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla yürütüldü.

Çiçekçi, soruşturma aşamasında gözaltına alınmadı, emniyete giderek ifade verdi. Çiçekçi, paylaşımların kendisine ait olmadığını belirterek, suçlamayı kabul etmedi. Çiçekçi’ye suçlama olarak yöneltilen paylaşımlar, Yeni Özgür Politika Gazetesi’ne ait sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlar idi. Çiçekçi’nin gazetenin yazı işleri müdürü olduğu iddiasıyla paylaşımlardan Çiçekçi sorumlu tutuldu. Ancak söz konusu paylaşımların yapıldığı gazete Almanya’da yayın bir yapan gazete idi.

Soruşturma sonunda; Çiçekçi’ye “basın yoluyla zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla iddianame hazırlandı. İddianame, 22 Mayıs 2019 tarihinde tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

Gazeteci Ziya Çiçekçi hakkındaki iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlandı. Üç sayfadan oluşan iddianame; 22 Mayıs 2019 tarihinde tamamlanarak mahkemeye sunuldu.

İddianamede Çiçekçi’nin Almanya’da yayımlanan Yeni Özgür Politika Gazetesi’nin yazı işleri müdürü olduğu iddia edilerek, gazeteye ati Twitter hesabının kullanıcısı olduğu ileri sürüldü. Bu hesaptan 2017 yılında yapılan birçok paylaşım iddianamede delil olarak gösterildi. Paylaşımlarda “PKK ve KCK kurucuları ve üyelerine dair paylaşımlar yapıldığı” ileri sürüldü.

Çiçekçi’nin “KCK Basın Davası” kapsamında 2011-2013 yılları arasında tutukluyken yazılan biyografisinin söz konusu hesap üzerinden paylaşılması nedeniyle hesabın kendisine ait olduğu ileri sürüldü.

İddianamede Çiçekçi’nin ifadesine de yer verildi. Çiçekçi, biyografide yer alan bilgilerin kendisine ait olduğunu, biyografisinin anlatıldığı paylaşımın 2011-2013 yılları arasında cezaevinde tutuklu bulunduğu sırada yazdığını ve siyasi partilerle gazete cemiyetleri ile paylaştığını aktardı. Bu hesaptan yapılan paylaşımların kendisi tarafından yapılmadığını ve yayın organıyla ilgisinin bulunmadığını belirtti. Savcı, Çiçekçi’nin savunmasının “suçtan ve yaptırımdan kurtulmaya yönelik olduğu” iddiasında bulundu.

İddianamede, emniyet tarafından yapılan inceleme sonucunda Çiçekçi’nin suç teşkil eden paylaşımlarının ve açık kimlik bilgilerinin tespit edildiği ve durumun açık kaynak araştırma raporuna bağlandığına yer verildi.

İddianamede, Çiçekçi; Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2-1-2 ve Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddelerinde düzenlenen “zincirleme şekilde, basın ve yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmakla” suçlandı. Hakkında bir yıl 10 ay 15 günden 13 yıl bir ay 15 güne kadar hapis cezası istendi. Ayrıca, TCK’nin 53’üncü maddesinde düzenlenen “belirli haklardan yoksun bırakma” yaptırımın da uygulanması talep edildi.

İddianame, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Gazeteci Ziya Çiçekçi hakkında “basın yoluyla zincirleme şekilde terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla hazırlanan iddianame; İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Yargılamanın ilk duruşması için 26 Eylül 2019 günü belirlendi. Çiçekçi ve avukatları ilk duruşmaya katılmadı. Duruşmada söz alan iddia makamı, Çiçekçi hakkında ifadesinin alınmasına yönelik yakalama kararı çıkarılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, Çiçekçi’nin savunmasının alınıp serbest bırakılmasına yönelik olarak yakalama kararı çıkardı.

Yargılamanın ikinci duruşması, 27 Aralık 2019 tarihinde görüldü. Duruşmaya katılan olmazken, yakalama kararının infazının beklenmesi için duruşma ertelendi.

Yargılamanın üçüncü duruşması, 17 Nisan 2020 tarihine bırakıldı. Ancak, duruşma Koronavirüs pandemisi nedeniyle alınan tedbirler kapsamında görülmeden ertelendi.

Yargılamanın dördüncü duruşması 19 Haziran 2020 tarihinde görüldü. Çiçekçi, bu duruşmaya da katılmadı. Mahkeme, hakkında çıkartılan yakalama kararının infazının beklenmesi için duruşmayı erteledi.

Yargılama, 11 Aralık 2020 tarihinde görülecek altıncı duruşma ile devam edecek.

Ziya Çiçekçi - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial (Indictment)

Ziya Çiçekçi - “Propaganda of Terrorist Organization in Successive Intervals” Trial (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial

49 journalists and media professionals working for “Kurdish media” outlets, namely Dicle News Agency (DİHA), Özgür Gündem Newspaper, Fırat News Agency (ANF) and Roj TV were arrested in the early morning hours on December 20th, 2011, with police raids on their homes or media outlets in Istanbul, Ankara, Izmir, Van, Adana and Diyarbakır.

Özgür Gündem’s concessionaire and managing editor Ziya Çiçekçi was among those taken under custody on December 20th, 2011.

The journalists and media professionals thus detained were taken on the next day to the Istanbul Police Department’s Anti-Terror Branch on Vatan Avenue, Istanbul.

The investigation was conducted by Istanbul Public Prosecutor. A “confidentiality / restriction order” was issued regarding the case. As a result, the journalists in custody were initially unable to learn the charges against them.

Seven of the journalists and media professionals taken into custody were released on December 23rd, 2011 following the prosecutor’s inquiry.

However, 42 journalists and media professionals including Ziya Çiçekçi were referred to the court with a request for their arrest.

According to the indictment, at his interrogation at the prosecutor’s office, Çiçekçi stated that he worked at Özgür Gündem newspaper for one year and Günlük newspaper for 2.5 years as concessionaire, and that he also doubled as the managing editor of these two newspapers. Çiçekçi stated, “He did not participate in any meeting organized by PKK in Northern Iraq, did not receive any aid from PKK, and did not accept the charges”.

35 journalists and media professionals including Çiçekçi were arrested on December 24th, 2011. Çiçekçi was placed in Kandıra F-Type Closed Prison No. 1.

The indictment against 44 journalists and media professionals including Ziya Çiçekçi was completed on April 27th, 2012 by Istanbul Public Prosecutor’s Office.

In the indictment, it was claimed that the so-called “KCK / PKK Press Committee” and “Democratic Enlightenment Union” (Yekîtiya Ragihandina Demokratik - YRD) guided the editorial policy and news coverage of the “Kurdish media”.

Dicle News Agency (DİHA), Fırat Publishing and Distribution Company, Gün Printing House (which printed the newspapers Azadiya Welat, Denge Welat, Özgür Gündem, Yeni Demokratik Toplum, Yeni Demokratik Yaşam, Yeni Demokratik Ulus and the magazines Özgür Halk, Demokratik Modernite, Yurtsever Gençlik), Fırat News Agency (ANF), Azadiya Welat Newspaper, Özgür Gündem Newspaper and other daily and weekly newspapers in Turkish; as well as various media or news outlets, including Roj TV, Medya TV, and Mezopotamya Radio, were listed among “KCK / PKK’s media outlets” in the indictment.

The indictment added that “KCK / PKK’s Press Committee has been holding regular meetings since 2001 to consolidate the hierarchy within the organization’s media network, and Press Conferences have transformed into YRD Conferences over time”, and that “The Press Committee’s editorial policy focused on establishing the state of Kurdistan”.

Journalistic activities were presented as “terror group’s activities” in the indictment. The indictment made frequent use of allegations and definitions such as “so-called journalism activities”, “news designed to denigrate the state”, “terror group-driven journalism”, “an independent journalist would not have penned such news stories” and “the photographs found in the computer denigrated state officials”.

37 pages of the 800-page indictment were dedicated to explaining the “KCK / PKK structure”; this section featured the arguments of the prosecutor as well as statements by three members of the organization and three secret witnesses who were captured or had surrendered. In addition, Abdullah Öcalan’s talks with his lawyers and the latters’ correspondence with each other were also included.

The next 100 pages offered a history of the “Kurdish media”. There were claims regarding the relationship between the organization and the newspapers, magazines, radios, televisions and web sites going back to the 1970s.

The prosecution claimed that many media outlets, especially DİHA, Fırat News Agency (ANF), Roj TV, were “broadcasting to serve the purposes of KCK / PKK”. The news, images, articles and interviews shared among these media outlets; statements of secret witnesses and suspects; and “KCK Charter’s sections related to the press” were presented to support these claims.

Journalists’ news stories, journalistic activities and coverage for media outlets such as Roj TV and ANF were presented as criminal activities.

In the indictment, 44 journalists and media employees were charged with “membership or leadership of a terrorist organization”.

The section about Özgür Gündem’s managing editor and concessionaire Ziya Çiçekçi extended across 4 pages of the indictment (pages 476-480).

The prosecutor accused Çiçekçi of “penning news stories to shape the public agenda according to the instructions of the terror organization, and exchanging illicit money with other members of the organization”. Çiçekçi’s money transfers to distribution companies such as Fırat Distribution and Turkuvaz Distribution, with which the newspaper works, were also presented as evidence in the indictment. Regarding this evidence, the prosecutor claimed “As can be understood from these money transfers and their amounts, he played a role in collecting the revenues generated by organizational activities conducted in the media by the press committee”.

The texts and music found in Çiçekçi’s house and phone were also presented as evidence.

The indictment listed among the evidence material found during the search of Çiçekçi’s house: hard disk, CD, cassette, student and press cards, handwritten postcards sent from Tekirdağ Prison, handwritten notes, photocopies from the magazine “Çağdaş Zülfikar”, two issues of the magazine “Çağdaş Zülfikar” dated 1995, a 2001 issue of Özgür Gündem newspaper’s supplement “The Third Birth”.

In the indictment, it was stated that Çağdaş Zülfikar magazine was banned in 1995 by Istanbul 1st State Security Court, and that Özgür Gündem newspaper’s supplement “Third Birth” was banned by Istanbul 6th State Security Court.

It was stated that some of the seized documents included expressions such as “Kurdistan” and “taking action against oppression”.

It was stated that the CDs and DVDs included footage from May 1st rallies and a celebration in a stadium, which showed “banners by PKK/HPG” and photos of Abdullah Öcalan.

Under the title “archive records”, the indictment dwelled upon Çiçekçi’s trial at İstanbul 12th High Criminal Court in 2010.

Unlike the sections on other defendants, the section on Çiçekçi did not include any wiretapping records.

However, Çiçekçi’s telephone conversation with a person, whose surname was not given, in October 2011 was listed among the evidence. It was stated that in this conversation Çiçekçi asked his interlocutor to raise money for Özgür Gündem newspaper. Regarding this meeting, the prosecutor alleged that “it was seen that attempts were made to raise money for the newspaper in illegal ways.”

Under “the statements of witnesses with ties to the organization, secret witnesses and suspects”, the indictment included the secret witness Batuhan Yıldız’s claim that “Ziya Çiçekçi was a member of Press Committee.”

The indictment claimed that Çiçekçi was a member of “KCK Press Committee’s Turkey executive board.” The following charges were leveled against Çiçekçi, who was accused of “penning news stories to shape public agenda according to the instructions of the terror organization”:

“He engaged in illicit money traffic with other members of the organization, money collected by other members of the organization was transferred to him, he participated in an illegal demonstration spreading PKK propaganda…”

In the indictment Çiçekçi was accused of “membership of an armed terror organization” as per Turkish Penal Code Article 314/2, facing 5 to 10 years in prison. However, the prosecutor requested that the prison sentence be extended by half as per Anti-Terror Law Article 5, which means that Çiçekçi faces 7 months to 15 years in prison on charges of “membership of an armed terror organization”.

Çiçekçi is also accused of “violating the Law no. 2911 on Meetings and Protest Rallies”, by “participating in a meeting or protest rally with a weapon or by covering the face to conceal one’s identity”.

However, after the indictment against Çiçekçi was drafted in 2011, this law was amended in 2015. In 2011, this crime required 2 to 5 years in prison; however after the amendment, it was changed to “2 years 6 months to 4 years in prison”.

According to the legislation, in such cases “the legal provision that favors the defendant is taken into consideration.” Accordingly Çiçekçi is charged with “membership of an armed terror organization” and “violating the Law on Meetings and Protest Rallies”, facing 10 to 19 years in prison in total.

Furthermore, the prosecutor demanded that Çiçekçi be deprived of certain rights pursuant to Turkish Penal Code Article 53.

The “KCK Press Trial”, marked by debates on the right to defense in the mother tongue, was held at 15th High Criminal Court with Special Authority (10 episodes consisting of 32 sessions) from September 10th, 2012 to March 3rd, 2014. The hearings started at Çağlayan Courthouse and were moved to the courtroom in the Silivri campus on November 12th, 2012.

From March 26th, 2014 to January 11th, 2018, 15 hearings were held at Istanbul 3rd High Criminal Court located in the Çağlayan Courthouse.

Defendants detained in different prisons, including Çiçekçi, the concessionaire and managing editor of Özgür Gündem newspaper, were brought to Silivri for the hearings planned to last many days. After the trials ended, they were taken back to their prisons by road.

At the beginning of the trial, protests took place within the courtroom upon the rejection of requests for defense in the mother tongue. Afterwards, all journalists detained under the “KCK” investigation and their lawyers started a hunger strike. Defendants continued to respond in Kurdish and Zazaki during ID confirmation.

Frequently debates and protests erupted during the hearings, lawyers’ microphones were turned off, and the courtroom was evacuated upon the orders of the judge. 15. High Criminal Court filed six charges against the audience, lawyers and defendants for allegedly “protesting the court by applause” or “making statements that go beyond the limits of defense to constitute crime”.

It took six hearings to read out loud the 800-page indictment about 44 defendants, and the 185-page indictment against two other defendants whose files were merged with the main case. The indictments were read out in turns by two TRT announcers, mainly to an empty hall. When the reading out of the indictments was completed at the 12th session on April 22nd, 2013, 11 of the 37 prisoners had been released.

In the 12th session on April 22nd, 2013, translators from the Kurdish Institute, which the lawyers had invited for interpretation from Kurdish were also in attendance. DİHA editor Ertuş Bozkurt, one of the detained defendants, read out the 25-page Kurdish defense drafted on behalf of all defendants. Detained defendants presented their individual defenses after this joint defense. The defense of the detained defendants was completed at the 17th hearing on June 18th, 2013. The defendants who were not detained commenced their defenses at the 19th hearing on September 25th, 2013, after the completion of the statements of lawyers of the detained defendants.

Taking the floor at the seventh hearing of the trial on November 16th, 2012, lawyer Özcan Kılıç indicated that the prosecutor presented as a crime the fact that Özgür Gündem newspaper’s concessionaire Ziya Çiçekçi collected the money acquired through the subscription system of a newspaper distribution company. He added that Çiçekçi is a person who pays his taxes, has registered his employees in the insurance system, and is engaged in completely legal activities.

The 11th session of the trial took place on February 8th, 2013. Çiçekçi was one of the seven defendants released at this hearing.

At the 18th session on June 19th, 2013, lawyer Özcan Kılıç talked about their application to the European Court of Human Rights (ECHR). He stated that as a result of this application regarding the arrest of 36 journalists, the ECHR asked for a written defense from the government.

Presenting his defense at the 23rd hearing on October 30th, 2013, Çiçekçi said “In the indictment everything related to Kurds and Kurdish have been criminalized by placing before them the adjective ‘alleged’”. He added that “this indictment is designed to destroy the culture of fraternity and peaceful coexistence, and is tantamount to a document of slanders, rather than an indictment.”

Stating that the indictment uses the expression “alleged” close to 700 times, Çiçek said “I know the prosecution will file a criminal complaint against me, but I have to call this indictment an ‘alleged’ indictment.”

Drawing attention to the ongoing “solution process”, Çiçekçi said that “the court can make a great contribution to peace by acquitting those arrested under the KCK trials.”
Çiçekçi indicated that a piece of “evidence” presented against him was the fact that the phone numbers of two individuals arrested under “KCK main trial“ were registered among his telephone contacts. He said that he knew one of these individuals for 30 years and that the other was a relative of his. He stated that Özgür Gündem newspaper was distributed by Çalık Group’s Turkuvaz Distribution, which also distributes the (pro-government) Sabah newspaper, and even this fact was associated with criminal activity in the indictment. Çiçekçi stated that this distribution company was described as an “organization” in the indictment.

Çiçekçi indicated that even a letter sent to him by his girlfriend in 1997 as he was doing his military service was included in the indictment, and added “The prosecutor could not find any evidence, and tried to manufacture some. This is a truly forced effort”.

He said that the documents described as photocopies of the magazine Çağdaş Zülfikar were court documents, since he was tried about this issue and the trial had ended.

He added that the accusation of “Securing illicit money transfers to the organization” was based on a phone call about donations for the victims of the Van earthquake. He indicated that all money which is sent to and from the newspaper’s bank account is documented and that they have contracts with distribution companies.

Çiçekçi also stated that he was accused of “violating the Law no. 2911 on Meetings and Protest Rallies” for participating in a May 1st rally where organizational slogans were chanted and banners were raised, and indicated “I don’t have a single photo taken during that rally, because I am the one who took the photos”.

He said that he was not responsible for the flags and banners raised during the rally, and that he simply took pictures as a journalist.

Upon a question of the president of the court, Çiçekçi said “All the accounts of the company since 1.5 years have been checked, and there is no irregularity”.

The court ordered to file a criminal complaint with Silivri Chief Prosecutor’s Office about Çiçekçi, due to statements he used about the indictment, such as “document of slanders” and “phony scenarios”.

The 30th hearing of the trial took place on January 13th, 2014. At the time, there was a heated public debate about whether the Courts with Special Authority were going to be abolished. Lawyers argued that this debate made controversial the court which conducted the “KCK Press” trial. Due to this reason, lawyers demanded that the proceedings at

Istanbul 15th High Criminal Court be suspended and that the detainees be released. The court rejected this demand.

Courts with Special Authority were indeed abolished with a law that came into force on February 21st, 2014.

The last hearing of the “KCK Press Trial” at İstanbul 15th High Criminal Court with Special Authority was held on March 3rd, 2014. The file was then transferred to the Istanbul 3rd High Criminal Court.

Six detained defendants including Çiçekçi were released on May 12th, 2014 as a result of the routine detention examination, by the order of the 3. High Criminal Court. As such, there remained no detained defendant in the trial.

The trial began on July 10th, 2014, at Istanbul 3rd High Criminal Court in Çağlayan Courthouse.

The ban on the traveling abroad of 37 defendants was lifted in the first hearing at Istanbul 3rd High Criminal Court.

At the second hearing on November 5th, 2014. At the 10th hearing, Judge ordered that the journalists’ passports be annulled as per a State of Emergency Decree Law.

The lawyers said that upon the abolition of Courts with Special Authority, the trial had lost its legal grounding. They argued that the continuation of these proceedings at high criminal courts was against the Constitution. The Istanbul 3rd High Criminal Court indeed referred the file to the Constitutional Court on allegations of unconstitutionality. The court waited for a response from the Constitutional Court for two hearings. The Constitutional Court sent no answer to the court for 16 months. The court then decided to continue the trial.

In the subsequent hearings, the lawyers reiterated their demand for waiting for the Constitutional Court’s ruling and the acquittal of all defendants. Lawyers said that most of the law enforcement officers, prosecutors and judges involved in the investigation and prosecution of the trial before the trial was transferred to Istanbul 3rd High Criminal Court were now under arrest or on the run after the July 15th military coup attempt. Lawyers demanded that the legal measures taken against these individuals be included in the file. The court accepted this request. However, the court also ruled that all the other investigations and prosecutions concerning the journalists would also be included in the file.

Of the 46 defendants, only İsmet Kayhan, who is on the run, has not presented his defense in court. Even the “evidence assessment” phase has not been completed yet.

Judicial information about the officials involved in the investigation and prosecution phase has yet to be included in the file. İsmet Kayhan has not been arrested.

The 16th hearing of the trial took place on May 9th, 2019. The prosecution has still not submitted its opinion as to the accusations although trial began in September 2012.

The 18th hearing was held on February 25th, 2020. Çiçekçi did not attend this hearing.

The 19th hearing of the trial took place on July 2nd. The president of the court stated that the writ sent to the General Secretariat of Council of Judges and Prosecutors (HSK) about the progress in the trial was added to the case file. Accordingly, HSK demanded information from the court for the disciplinary investigation against Bilal Bayraktar, a prosecutor dismissed for alleged “membership of the Fethullahist Terror Organization.” Bayraktar was the prosecutor in charge of indictment and hearings at KCK Press Trial. Journalist Çağdaş Ulus’ lawyer Mehtap Acar Ulus stated that her client was included in the trial via manipulation. She demanded that his file be separated from the collective file and Ulus be acquitted. The court ruled to await the execution of the arrest warrant against İsmet Kayhan, who lives abroad.

The trial was adjourned until December 1st, 2020.

ECHR Proceedings

The European Court of Human Rights (ECHR) rejected the journalists’ application concerning this file in November 2019, pointing to non-exhaustion of domestic remedies -namely, the filing of an individual application with the Constitutional Court. However, at the time the journalists were arrested and had filed an application with ECHR, it was not yet possible to file an individual application with the Constitutional Court in Turkey. Therefore, the requirement of exhausting the individual application to the Constitutional Court before applying to ECHR did not exist yet.

19. Standing - July 2, 2020


Duruşma, gelen evrakların tutanağa geçirilmesiyle başladı.

Mahkeme heyeti başkanı; Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Sekreterliği’nden bu yargılamanın geldiği aşama ile ilgili bilginin istendiği yazının dosyaya eklendiğini açıkladı. Buna göre, HSK; “Fethullahçı Terör Örgütü üyesi olduğu” iddiasıyla meslekten çıkarılan savcı Bilal Bayraktar ile ilgili disiplin soruşturması için mahkemeden bilgi istiyordu. Savcı Bayraktar, “KCK Basın” yargılamasının soruşturma ve iddianame savcısıydı.

Gazeteci Çağdaş Ulus’un avukatı Mehtap Acar Ulus, Çağdaş Ulus’un bir manipülasyon yoluyla bu davaya dahil edildiğini söyledi. Çağdaş Ulus hakkındaki dosyanın, bu dosyadan ayrılmasını ve Ulus’un beraatini talep etti.

Hakimler ve Savcılar Kurulu‘nun (HSK) savcı Bilal Bayraktar hakkındaki disiplin soruşturması kapsamında, “KCK Basın” yargılamasıyla ilgili gelişmelerin ve kararın HSK Genel Sekreterliği’ne bildirilmesine yönelik yazı, dosyaya eklendi.

“FETÖ üyesi olduğu” iddiasıyla meslekten çıkartılan savcı Bayraktar, “KCK Basın” dosyasının da soruşturma ve iddianame savcısıydı.

Çağdaş Ulus müdafii avukat Mehtap Acar Ulus, müvekkili hakkında beraat talebiyle yazılı beyan sundu. Ulus’un dosyasının KCK Basın dosyasından ayrılmasını talep etti.

Diğer sanık müdafiileri, bu aşamada bir talepleri olmadığını söyledi.


Mahkeme, Çağdaş Ulus’un dosyasının ayrılması yönündeki talebini reddetti.

HSK’nın iddianame savcısı Bilal Bayraktar hakkında yürüttüğü disiplin soruşturması için, yargılamanın her aşamasının HSK Genel Sekreterliği’ne bildirilmesine karar verildi.

Ayrıca, sanıklardan yurtdışında ikamet eden İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının yerine getirilmesinin beklenmesine karar verildi.

Yargılamanın, 1 Aralık 2020 tarihinde görülecek 20. duruşma ile devam etmesine karar verildi.


Duruşma Öncesi

Güvenlik görevlisi, bariyerlerin geçilmesine izin verdi. Duruşma öncesi salonun önü boştu. Avukatlar tam duruşma saatinde, salonun önüne geldi.

Avukatlardan birinin beklenmesine karar verildi. Avukatın, o sırada başka bir mahkemede karar beklediği için geciktiği belirtildi.

Duruşma 10 dakika gecikmeli başladı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonunda yaklaşık 25 kişilik oturma alanı vardı. “Koronavirüs” pandemisi karşısında alınan tedbirleri kapsamında, sosyal mesafenin sağlanması için sandalyelere birer aralıkla bantlar çekilmişti.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan gözlemciler katıldı.

Genel Gözlemler

Duruşma 18 dakika sürdü.

Pandemi nedeniyle izleme alanında fiziksel mesafe önlemleri alınmıştı ancak salonda bulunan mahkeme başkanı, iki heyet üyesi, savcı ve katip arasında sadece bir mahkeme heyeti üyesi maskesini takıyordu.

Mahkeme başkanı duruşma boyunca mikrofonunu kullanmadı ve kısık sesle konuştu. Söyledikleri izleyiciler tarafından duyulmadı.

18. Standing - Feb. 25, 2020


Duruşma öngörülen saatten 10 dakika sonra başladı, karar için verilen 5 dakikalık ara dahil, toplam 35 dakika sürdü.

Duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılması beklenen Yüksel Genç, mahkeme salonunda hazır bulundu. Genç, yaptığı savunmayı ayrıca yazılı olarak da sundu.

Genç savunmasında, hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve daha sonra “KCK Basın” ile birleştirilen dosyanın iddianamesine tepki gösterdi. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) kuruculuğuyla suçlandığı bu dosyadaki deliller arasında hakkındaki teknik takip delillerinin de gösterildiğini, ancak kendisinin o tarihlerde “KCK Basın” davasından tutuklu olduğunu açıkladı.

DTK’da 2009-2011 arası görev yaptığını ve DTK’nın yasadışı bir yapı olmadığını söyledi, suçlamaları reddetti. TBMM Anayasa Komisyonu’nun DTK’dan resmi olarak görüş istediğine dair belgeyi mahkemeye sundu.

Sanıklardan Hüseyin Deniz de salonda hazır bulundu. Deniz bu aşamada söyleyecek bir şeyi olmadığını ifade etti.

Ardından Çağdaş Ulus’un avukatlığını üstlenen eşi sözü aldı. Ulus’la 5 senedir tanıştıklarını, çocuklarının 1 yaşında olduğunu ancak bu davanın halen devam ettiğini söyledi. Ayrıca eşi Ulus’un 2011’de gözaltına alınmadan birkaç ay önce zorunlu askerlik hizmetini yerine getirdiğini anlattı; teröristlikle suçlanmasına tepki gösterdi. Dosyasının ayrılmasını talep etti.

Ardından söz alan diğer tüm sanıklar müdafii Özcan Kılıç, öncelikle Yüksel Genç’in duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti. Sanıklardan Ziya Çiçekçi hakkında açılan başka bir dosyanın birleştirilmesini de istedi.

Kılıç, müvekkillerinin DTK üyesi olmakla suçlandığını, ancak DTK’nın yasadığı bir yapı olmadığını anlattı. DTK’nın yasadışı bir örgüt olup olmadığının tespit edilmesini talep etti.

Avukat Kılıç, “KCK Basın’ dosyasının soruşturma aşamasında gözaltına alınan, o dönem AFP (Agence France Presse, Fransız Haber Ajansı) muhabiri Mustafa Özer’in MİT ajanı olduğunun ortaya çıktığını” iddia etti. İlk başta şüpheli listesinde yer alan ancak şu an dosyada bulunmayan Özer’in mahkeme huzurunda dinlenmesini talep etti.

Mahkeme karar için 5 dakika ara verdi.


Mahkeme sanıkların ve müdafilerinin tüm taleplerini reddetti.

İsmet Kayhan hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verdi.

Bir sonraki duruşma 2 Temmuz 2020 saat 10.00’da görülecek.


Duruşma Öncesi

Duruşmadan birkaç dakika önce polis barikatı açılarak gazetecilerin salon önüne geçişine izin verildi.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu yaklaşık 30 kişilikti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve duruşmada konuşulan hiçbir şey izleyici bölümünden duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanık müdafii olarak sekiz avukat katıldı. Duruşmayı; Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), P24 ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcileri takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma öngörülen saatten 10 dakika sonra başladı, karar için verilen 5 dakikalık ara dahil, toplam 35 dakika sürdü.

Duruşma devam ederken, bir sonraki duruşmanın SEGBİS bağlantısı kuruldu ve SEGBİS’le bağlanan kişi kendi duruşmasını bekledi.

Duruşma esnasında mahkeme başkanının sanıklardan Yüksel Genç’e “sen” diyerek hitap etmesine bir avukat itiraz etti. Mahkeme başkanı “Bu sen-siz tartışması yıllardır sürüyor” dedi ve “sen” ifadesinin sıkıntılı bir ifade olmadığını söyleyerek duruşmaya devam etti.

Mahkeme karar için ara verdiğinde salon boşaltıldı. Ancak savcının salonda oturuyordu. 5 dakika sonra salonun kapısı açıldı. Mahkeme başkanının bir sonraki duruşma tarihini söylemesiyle duruşma sona erdi. Mahkeme başkanı erkek, heyetin iki üyesi kadın hakimdi.

17. Standing - Oct. 22, 2019


Bir önceki duruşmada, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesi talebi, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti.

İki duruşma arasında, İstinaf Mahkemesi; Genç hakkındaki iki dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesine resen karar verdi.

Yargılamanın 17. duruşması, bu kararın dosyaya eklenmesiyle başladı. Yeni dosya eklendiği için Genç’in tekrar savunma sunması istendi. Avukat Özcan Kılıç, Genç’in savunması için Diyarbakır’da hazır edileceğini ifade etti.

Sanıklardan Ziya Çiçekçi hakkında, “terör örgütü yayınlarını basmak ve yayınlamak” suçlamasıyla İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmesi için muvafakat (kabul etme) yazısı geldi. Avukat Özcan Kılıç da dosyaların birleştirilmesi talebinde bulundu.

Avukat Mehtap Acar Ulus, FETÖ suçlamasıyla yargılanan ve etkin pişmanlıktan yararlanan bir emniyet müdürünün, müvekkili Çağdaş Ulus’un sahte delillerle tutuklandığına dair ifadelerinin olduğunu belirtti ve bu konudaki delilleri mahkemeye sundu. Müvekkili Ulus’un dosyasının ayrılmasını talep etti.


Mahkeme, sanıklardan Yüksel Genç’in bir sonraki duruşmada savunmasını Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi üzerinden (SEGBİS) sunmak üzere Diyarbakır’da bir mahkemede hazır edilmesi için talimat yazılmasına karar verdi.

Çağdaş Ulus’un dosyasının ayrılması yönündeki talebi reddetti. Ziya Çiçekçi’nin dosyasının birleştirilmesi talebini de reddetti.

İsmet Kayhan hakkındaki yakalama kararının infazının beklenmesine de karar veren mahkeme bir sonraki duruşmanın 25 Şubat 2020 saat 10.30’da görüleceğini açıkladı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öncesi gazetecilerin bir kısmının barikattan geçip mahkeme salonu önünde beklemesine izin verildi.

Mahkeme salonu önü kalabalıklaştıktan sonra ise barikattan geçişler kapatıldı. İki gazetecinin salon önüne yaklaşkasına duruşma başladığı ana kadar izin verilmedi.

Gazeteciler ve güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Gazetecilerden biri, güvenlik görevlisine “keyfi davrandığını” söyledi. Bunun üzerine güvenlik görevlisi barikatı kapatarak “Sadece senin geçişine izin vermiyorum, keyfi değil mi” dedi.

Duruşmanın başlamasıyla, güvenlik şefi gelerek, gazetecilerin içeri girişini sağladı.

Mahkeme Salonu koşulları

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve duruşmada konuşulan hiçbir şey izleyici bölümünden duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya sanık müdafii olarak altı avukat katıldı. Duruşmayı, P24 ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcileri ve gazeteciler takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma öngörülen saatten 40 dakika sonra başladı, 25 dakika sürdü.

Salona girdikten sonra yaklaşık 10 dakika boyunca mahkeme katibi dosyayla ilgili telefonda konuştu. İzleyici bölümünden sadece “Burası terör mahkemesi değil” cümlesi duyuldu.

Avukatlar, konuşmanın; sanıklardan Yüksel Genç’in İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava dosyasının KCK Basın dosyasıyla birleştirilmesiyle ilgili olduğunu açıkladı.

Duruşma başladığında, avukatlardan biri başka bir adliyede de duruşması olduğu için ayrılacağını ifade etti. Bunun üzerine mahkeme başkanı öfkelendi, birkaç dakikalık bir tartışma yaşandı.

Mahkeme karar için ara verdiğinde salon boşaltıldı. Beş dakika sonra salonun kapısı açıldı. Mahkeme başkanının bir sonraki duruşma tarihini söylemesiyle duruşma sona erdi.

Mahkeme heyeti üyelerinden biri değişmişti. Mahkeme başkanı erkek, heyetin iki üyesi kadın hakimdi.

16. Standing - May 9, 2019


Mahkeme Başkanı, mikrofon kullanmadığı için 10 dakika süren duruşma boyunca katılımcılar çok az şey duyabildi.

Daha sonra duruşma tutanağından edinilen bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün sanık Dilek Demiral’ın pasaportu üzerindeki şerhin kaldırılması şeklindeki işlemlerin devam ettiği yönünde cevabı dosyaya eklendi.

Ayrıca “KCK Basın” soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen yargılamanın devam ettiğine dair cevap ve duruşma zaptı örneği de mahkemeye ulaştı. Avukat Özcan Kılıç, Ocak 2019’da görülen bir önceki duruşmada bu davanın akıbetinin öğrenilmesini talep etmişti.

Mahkeme Başkanı, sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir dava açıldığını ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendilerine birleştirme kararı gönderdiğini söyledi. Mahkeme Başkanı, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti olarak birleştirmeye onay vermediklerini söyledi.

Duruşma savcısı, bu duruşmada da esas hakkındaki mütalaasını açıklamadı; eksiklerin giderilmesini mütalaa etti.

Mahkeme ara vermeden, kararını açıkladı.


Sanıklardan Yüksel Genç hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyayla birleştirilmesini kabul etmeyen mahkeme, dosyayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdi.

Bir sonraki duruşmanın 22 Ekim 2019 saat 10.00’a bırakılmasına karar verildi.


Duruşma Öncesi

Avukatlar ve iki muhabirin salona girmesinin ardından salonun kapısı kapandı. Kapı kapandıktan sonra gelen izleyicilerin içeri alınmasına zorluk çıkarıldı.

Duruşmaya katılım

Duruşmaya altı avukat katıldı. Duruşmayı; P24, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan temsilciler ve muhabirler takip etti.

Genel Gözlemler

Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadığı için, izleyici alanından sadece, sanıklardan Yüksel Genç’in dosyası ile ilgili konuşmalar ve bir sonraki duruşma tarihi duyulabildi.

Duruşma 10 dakika sürdü.

15. Standing - Jan. 11, 2019


Duruşma saatinde başladı ve 10 dakika sürdü.

Avukat Özcan Kılıç “KCK Basın” soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın akıbetinin öğrenilmesini talep etti.


“KCK Basın” soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın akıbetinin sorulmasına karar verildi.

Dava, 9 Mayıs 2019 gününe bırakıldı.


Duruşma Öncesi

Duruşma öngörülen saatte başladı. Öncesinde sanık gazeteciler ile duruşmayı takibe gelen gazeteciler sohbet etti. Duruşma öncesi herhangi bir destek açıklaması yapılmadı.

Mahkeme Salonu Koşulları

Mahkeme salonu katılımcı sayısına göre genişti. Mahkeme başkanı mikrofon kullanmadı ve sözleri katılımcılar tarafından duyulmadı.

Duruşmaya Katılım

Duruşmaya iki sanık ve dokuz avukat katıldı. Dört muhabir duruşmayı haber/rapor amacıyla takip etti.

Genel Gözlemler

Duruşma yıllardır sürdüğü, halen esas hakkında mütalaa verilmediği ve davada ilerleme olmadığı için duruşmaya katılım çok düşüktü.

“KCK Press” Trial (Indictment)

“KCK Press” Trial 15. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 16. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 17. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 18. Standing (Minutes of the Hearing)

“KCK Press” Trial 19. Standing (Minutes of the Hearing)

Press in Arrest is a database, monitoring, documentation and collective memory study of Press Research Association.
+90 (312) 945 15 56 | pressinarrest@gmail.com

Creative Commons License
Licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.